Yatırımda 20 yıllık fetret devri: Sermaye dip yaptı
Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı sermaye girişleri 2,7 milyar dolara gerileyerek son yirmi yılın en düşük performansını sergiledi.

Türkiye ekonomisinin dış finansman kaynakları arasında hayati öneme sahip olan doğrudan yabancı yatırımlar (DYY), 2026 yılı başı itibarıyla alarm verici bir seviyeye geriledi.
Açıklanan son verilere göre, net doğrudan yatırım girişleri 2,7 milyar dolar seviyesinde kalarak son 20 yılın en zayıf tablosunu ortaya koydu.
Geçmişin Görkeminden Bugünün Durgunluğuna
Bu düşüşün vahametini anlamak için Türkiye’nin yakın ekonomi tarihine bakmak yeterli oluyor.
2007 yılında 26,3 milyar dolar ile tarihi bir zirve yapan ve Avrupa Birliği üyelik süreciyle küresel devlerin radarına giren Türkiye, o dönemde sanayiden finansa kadar geniş bir yelpazede milyar dolarlık imzalar atıyordu. Ancak gelinen noktada yatırım tutarının 2007 zirvesinin yaklaşık on kat gerisinde kalması, yapısal bir değişim ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı.
Sanayi Değil Gayrimenkul Odaklı Dönüşüm
Haberin içeriğindeki en dikkat çekici detaylardan biri, gelen sınırlı sermayenin niteliği oldu. Hizmetler ve imalat gibi istihdam oluşturan katma değerli alanlara yönelik yabancı sermaye iştahı zayıflarken, toplam girişlerin önemli bir kısmını gayrimenkul alımları oluşturmaya devam ediyor.
Verilere göre, yurt dışı yerleşiklerin net gayrimenkul alımı 163 milyon dolar seviyesinde gerçekleşirken, bu durum "kalıcı yatırım" yerine "mülk odaklı" bir akışın baskın olduğunu gösteriyor.

Küresel Riskler ve Sektörel Daralma
Yatırımlardaki bu sert fren sadece yerel değil, küresel gelişmelerle de paralellik gösterdi.
Dünyanın en büyük nikel üreticilerinin arzı kısma kararı, Fed’in faiz politikalarındaki belirsizlikler ve Orta Doğu’da yeniden alevlenen jeopolitik gerilimler, yatırımcıların güvenli liman arayışını artırdı.
Türkiye özelinde ise yatırım iklimindeki belirsizlikler ve yüksek enflasyonla mücadele süreci, uluslararası sermayenin "bekle-gör" politikasına geçmesine neden oldu.
Gelecek Perspektifi: Çıkış Yolu Nerede?
Ekonomistler, 2024 ve 2025 yıllarında atılan normalleşme adımlarının meyvelerinin henüz doğrudan yatırımlara yansımadığına dikkat çekiyor. Uzmanlar, "20 yılın en düşük seviyesinden çıkışın yolu, sadece portföy yatırımları (sıcak para) değil, uzun vadeli ve teknoloji odaklı üretim tesislerinin Türkiye'ye çekilmesinden geçiyor" değerlendirmesinde bulundu.
Mevcut tablo, Türkiye'nin küresel yatırım pastasından aldığı payı artırmak için çok daha agresif ve güven verici bir reform ajandasına ihtiyaç duyduğunu kanıtlıyor.
