Yılmaz Özdil, İmamoğlu davasının Ergenekon ve Balyoz davalarına benzerliklerini tek tek anlattı
Gazeteci Yılmaz Özdil, Ekrem İmamoğlu hakkında devam eden yargı sürecini geçmişteki Ergenekon ve Balyoz kumpaslarına benzeterek çarpıcı uyarılarda bulundu.
Türkiye’nin gündemine oturan Ekrem İmamoğlu davasında, sürecin Silivri’ye taşınması tartışmaları beraberinde getirdi.
Gazeteci Yılmaz Özdil, mahkemenin davanın tamamlanma süresine ilişkin öngörülerini ve lojistik zorlukları sert bir dille eleştirdi.
Özdil, yaşanan süreci "modern bir işkence" olarak tanımlarken, hafızalardan silinmeyen kumpas davalarıyla paralellikler kurdu.
"GİTMEYENLERİN BİLMEDİĞİ BİR İŞKENCE: 180 KİLOMETRE"
Davanın sadece hukuki bir süreç olmadığını, aynı zamanda fiziksel bir yıldırma politikası içerdiğini savunan Özdil, rakamlarla çarpıcı bir tablo çizdi.
Silivri Cezaevi’nin şehir merkezine uzaklığına dikkat çeken usta gazeteci, "Beşiktaş’tan giden bir avukat her gün 180 km, Pendik’ten giden ise tam 270 km yol kat etmek zorunda. Bu sadece bir yolculuk değil; aylar, belki yıllar sürecek bir işkence maratonudur" ifadelerini kullandı.

ERGENEKON VE BALYOZ HATIRLATMASI
Özdil, bu sürecin bir benzerinin geçmişteki kumpas davalarında yaşandığını hatırlattı. Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde avukatların ve ailelerin 5 yıl boyunca bu yolları aşındırdığını belirten Özdil, adalet arayışının nasıl bir fiziksel tüketime dönüştüğünü şu sözlerle aktardı:
“Balyoz ve Ergenekon kumpaslarında tam 800 duruşma yapıldı. O dönemde bu davaları takip eden avukatlar, kat ettikleri yolla en az birer kez dünyanın çevresini dolaşmış oldular. Şimdi aynı senaryo İmamoğlu davası üzerinden, medya ve CHP seçmenleri için devreye sokuluyor.”
DAVANIN GEÇMİŞİ VE "12,5 YIL" TARTIŞMASI
Hatırlanacağı üzere Ekrem İmamoğlu davası, YSK üyelerine hakaret iddiasıyla başlamış ve yerel mahkemenin verdiği mahkumiyet kararı sonrası istinaf aşamasına taşınmıştı.
Siyasi yasak riskini de barındıran bu süreç, kamuoyunda "yargı eliyle siyasi müdahale" olarak yorumlanmıştı. Mahkemenin sürecin tamamlanması için "12,5 yıl" gibi uç bir tahminde bulunması ise, davanın bir hukuk mücadelesinden çok, zamana yayılmış bir yıpratma stratejisi olduğu iddialarını güçlendiriyor.
Özdil’e göre, dün sadece tutuklu yakınlarının çektiği bu çile, artık tüm bir seçmen kitlesini ve hukuk camiasını kapsayan toplumsal bir baskı aracına dönüşmüş durumda.

EDİTÖR NOTU:
Yılmaz Özdil’in dikkat çektiği "mesafe ve zaman" vurgusu, Türkiye’deki büyük siyasi davaların sadece mahkeme salonlarında değil, adliye yollarında da bir "cezalandırma yöntemine" dönüştüğü gerçeğini bir kez daha gündeme taşımıştır.
Bakmadan Geçme
Avrupalı Demokratlar, İmamoğlu'nun hapis cezasına tepki gösterdi
İmamoğlu’na Verilen Karar Onanırsa Siyasi Yasak Geliyor
Atatürk Büstüne Balyozlu Saldırı!
İmamoğlu, Üsküdar'daki belediye başkan vekilliği seçimini eleştirdi
YENİ Parti’den net mesaj: Adayımız İmamoğlu
Murat Emir, İmamoğlu'nun kitabının toplatılmasına tepki gösterdi
