Gündem

Yurt Dışında Yatırım Vaadiyle Vatandaşın Parası Tehlikede: KKTC'de 150'den Fazla Mağdur İddiası!

KKTC, Dubai ve Karadağ'daki gayrimenkul projelerinde yüksek kazanç vaadiyle 150'den fazla kişinin mağdur olduğu iddia ediliyor. Maket üzerinden satılan teslim edilmeyen daireler yurt dışı yatırımlarındaki riskleri gündeme getirdi.
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
4 dk Sesli Dinle 0
Yurt Dışında Yatırım Vaadiyle Vatandaşın Parası Tehlikede: KKTC'de 150'den Fazla Mağdur İddiası!

Kıbrıs, Dubai ve Karadağ başta olmak üzere yurt dışındaki gayrimenkul projeleri, sosyal medyada yüksek kazanç ve kira garantisi vaatleriyle pazarlanıyor. Ancak cazip reklamlarla yatırım yapmaya yönlendirilen bazı vatandaşlar, ne satın aldıkları gayrimenkule ne de ödedikleri paralara kavuşabildiklerini öne sürüyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gündeme gelen son mağduriyet iddiaları, yurt dışı gayrimenkul yatırımlarında denetim ve yatırımcı güvenliği sorununu yeniden tartışmaya açtı.

CAZİP REKLAMLAR, BÜYÜK KAZANÇ VAATLERİ

Son yıllarda özellikle KKTC, Dubai ve Karadağ gibi bölgelerdeki gayrimenkul projeleri Türkiye’de yoğun biçimde tanıtılıyor.

Sosyal medya reklamları, otel toplantıları, yatırım seminerleri ve tanınmış isimlerin katıldığı organizasyonlarda vatandaşlara yüksek kira getirisi, kısa sürede değer artışı ve kazançlı yatırım fırsatları sunuluyor.

Ancak bu projelerin ne kadarının güvenilir olduğu, vaat edilen kira garantilerinin hangi hukuki güvencelere dayandığı ve yatırımcıların olası bir mağduriyet durumunda haklarını nasıl arayacağı yeterince tartışılmıyor.

Özellikle henüz inşaatına başlanmamış projelerin maketler, görseller ve yüksek kazanç vaatleriyle pazarlanması ciddi riskler barındırıyor.

KKTC’DE 150’DEN FAZLA KİŞİNİN MAĞDUR OLDUĞU İDDİA EDİLİYOR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne bölgesinde Ceyhun Tunalı İnşaat tarafından pazarlanan projelerden daire satın aldıklarını belirten 150’den fazla kişinin mağduriyet yaşadığı ileri sürülüyor.

İddialara göre vatandaşlar, satın aldıkları dairelerin teslim edilmemesi ve ödedikleri paraların iade edilmemesi nedeniyle büyük ekonomik kayıplarla karşı karşıya kaldı.

Mağdurlar, projelerin inşaatına başlanmadığını ve şirket yetkilileriyle iletişim kurmakta güçlük çektiklerini belirtiyor.

Bazı yatırımcıların ödedikleri bedellerin iadesi için ihtarname gönderdikleri, ancak taleplerine karşılık alamadıkları öne sürülüyor.

MERT BAŞARAN’IN KATILDIĞI SEMİNERLERDE TANITILDIĞI İDDİASI

Mağdurların dikkat çektiği bir diğer konu ise projelerin tanıtımında kullanılan isimler ve organizasyonlar.

İddialara göre söz konusu gayrimenkul projeleri, ekonomist Mert Başaran’ın konuşmacı olarak katıldığı seminerlerde de tanıtıldı.

Bazı yatırımcılar, bu toplantılarda yapılan sunumların ve oluşturulan güven ortamının satın alma kararlarında etkili olduğunu ileri sürüyor.

Ancak seminerlerde projelerin tanıtılmış olması, konuşmacıların şirketin ticari faaliyetlerinden veya ileri sürülen mağduriyetlerden hukuken sorumlu olduğu anlamına gelmiyor.

Bu nedenle tanıtım faaliyetlerinin kapsamı, yatırımcılara verilen güvenceler ve projelerin pazarlanmasında kimlerin hangi sorumlulukları üstlendiği yetkili makamlarca araştırılmalı.

VATANDAŞ PARASINI KAYBETTİKTEN SONRA YAPILAN SORUŞTURMA YETERLİ Mİ?

Yaşanan iddialar, Türkiye açısından çok daha önemli bir soruyu gündeme getiriyor:

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yurt dışındaki riskli gayrimenkul yatırımlarına yönlendirilmesi karşısında hangi önleyici tedbirler alınıyor?

Vatandaşların sosyal medya reklamlarıyla, yatırım toplantılarıyla ve yüksek kazanç vaatleriyle yurt dışındaki projelere yönlendirilmesi yalnızca bireysel bir yatırım tercihi olarak değerlendirilemez.

Çünkü burada söz konusu olan, aynı zamanda Türkiye’de kazanılmış millî servetin yurt dışına aktarılmasıdır.

Yatırımcıların mağdur edilmesi hâlinde ise yalnızca ailelerin birikimleri kaybolmuyor, ülkenin ekonomik kaynakları da zarar görüyor.

Vatandaş parasını kaybettikten, şirketlere ulaşılamaz hâle geldikten ve projeler ortada kaldıktan sonra başlatılan soruşturmalar, kayıpların geri alınmasını her zaman sağlayamıyor.

Asıl mesele, vatandaş dolandırıldıktan sonra suçluyu aramak değil, vatandaşın dolandırılmasını önleyecek mekanizmaları kurmaktır.

YURT DIŞINDA HAK ARAMAK DA AYRI BİR SORUN

KKTC’deki iddialar, yurt dışında gayrimenkul satın alan vatandaşların karşılaşabileceği hukuki güçlükleri de ortaya koyuyor.

Farklı hukuk sistemleri, dava masrafları, şirketlerin mali durumları ve sözleşmelerdeki hükümler, mağduriyetlerin giderilmesini zorlaştırabiliyor.

Yatırımcıların dava açma hakkı bulunsa bile paralarını fiilen geri alabilmeleri veya satın aldıkları gayrimenkullere kavuşabilmeleri her zaman mümkün olmayabiliyor.

Bu nedenle özellikle Türkiye’de reklamı yapılan yurt dışı projelerinin hukuki ve mali güvencelerinin açık biçimde ortaya konulması büyük önem taşıyor.

DEVLETİN GÖREVİ VATANDAŞIN BİRİKİMİNİ KORUMAKTIR

Türkiye’de ilgili kamu kurumlarının, tüketiciyi koruma mekanizmalarının ve reklam denetiminden sorumlu kuruluşların bu alandaki faaliyetleri daha görünür ve etkili hâle getirilmelidir.

Yurt dışı gayrimenkul projelerinin Türkiye’de pazarlanmasında yanıltıcı kazanç vaatleri, gerçeği yansıtmayan kira garantileri ve hukuki güvencesi bulunmayan satış uygulamaları titizlikle denetlenmelidir.

Vatandaşlara yalnızca yatırım fırsatları değil, yatırımın taşıdığı riskler de açıkça anlatılmalıdır.

Gerektiğinde kamuoyuna proje ve şirket bazında risk uyarıları yapılmalı, şikâyetler büyümeden değerlendirilmelidir.

HABERERK’TEN YETKİLİLERE ÇAĞRI

KKTC’de Ceyhun Tunalı İnşaat projelerine ilişkin ortaya atılan iddialar, ilgili makamlar tarafından bütün yönleriyle araştırılmalıdır.

150’den fazla kişinin mağdur olduğu yönündeki iddialar doğruysa, bu durum yalnızca bireysel bir ticari anlaşmazlık olarak görülmemelidir.

Türkiye ve KKTC’deki yetkili kurumlar, mağduriyet iddialarının aydınlatılması ve yatırımcıların hukuki haklarını kullanabilmesi için gerekli koordinasyonu sağlamalıdır.

Vatandaşın alın teriyle kazandığı para, cazip reklamların ve denetimsiz yatırım vaatlerinin insafına bırakılamaz.

Unutulmamalıdır ki birikimlerini kaybeden vatandaşlar için yıllar sonra sonuçlanacak bir soruşturma, kaybedilen serveti her zaman geri getirmiyor.

Devletin koruyucu gücü, vatandaşın parası kaybolduktan sonra değil, kaybolmadan önce hissedilmelidir.

Not: Haberde yer alan şirket, kişi ve mağduriyetlere ilişkin açıklamalar, tarafımıza aktarılan iddialara dayanmaktadır. İddialar kesinleşmiş yargı kararı niteliğinde değildir. İlgili şirketin ve adı geçen kişilerin cevap ve açıklama hakları saklıdır.

Bu Yazıyı Paylaş