Panelistler Ortadoğu ve İdlib meselesine değinerek askerlerimizi şehit eden rejim unsurlarının arkasında Rusya’nın olduğunu ifade etti. Panelistlerden, “Ortadoğu’nun Cahşları” kitabının yazarı şehit lider, Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol ve dava arkadaşı Hakkı Öznur konuşmasında şunları söyledi

SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ

Mübarek Regaip kandilini idrak ettiğimiz 27 Şubat günü 36 vatan evladımız Rus emperyalizmi ve onun maşası Esad güçlerinin düzenlediği alçak saldırıda şehit düşmüşlerdir. 3 Şubat 2020 ile 27 Şubat 2020 arasında 54 vatan evladımız, Mehmetçiğimiz Rusya ,İran destekli rejimin güçlerinin hava ve kara saldırıları sonucunda şehadet mertebesine ulaşmışlardır. Katil rejim güçleri ambulansları bile vurmuştur.

Türkiye'yi Suriyeleştirme senaryosu devam ediyor. Küresel bir cepheye karşı, devletimiz çetin bir mücadele veriyor. Suriye ve Irak’tan dolayı ülkemiz açık hedef halinde.

Milli güvenliğimiz tehdit altındadır. Gün birlik ve beraberlik günüdür. Tek yürek, tek yumruk olmalıyız. Siyasi partiler kavgaları, çekişmeleri, didişmeleri bir kenara bırakmalıdır. Hem mecliste hem her yerde ortak milli tavır ortaya koymalıdır.

–Ana muhalefet başta olmak üzere bütün partiler siyasetçiler bu acılı günlerde üsluplarına, söylemlerine konuşmalarına, dikkat etmelidir. Siyasi çekişmeleri bir tarafa bırakarak Türkiye’nin milli güvenliği noktasında herkes tek yürek olmalıdır.

Sözün bittiği yerdeyiz; herkes siyasi çekişmeleri bir tarafa bırakmalı. Gün devletimizin, kahraman ordumuzun yanında olma tam destek verme günüdür.

ASKERİMİZİ ŞEHİT EDEN SALDIRILAR LAZKİYE’DEKİ RUS ASKERİ ÜSSÜNDE PLANLANMIŞTIR

Rus Hava Kuvvetleri’nin desteğiyle 24 Ocak’tan itibaren rejim güçleri üç cepheden büyük bir kara ve hava taarruzuna girişmiştir. Esad rejimi güçlerini askerlerimizin üzerine saldırtan Rusya’dır.
Suriye’yi arka bahçesi olarak gören, askeri üstleri, askerleri bulunan Rusya’nın, generalleri askerlerimize yönelik hava ve kara saldırılarını planlamakta ve yönetmektedir.

Esad güçlerine her türlü askeri desteği veren Rusya’dır Rusya ve İran’ın desteğiyle Esad rejimi Türk askerinin üzerine hain saldırılar düzenlemektedir. Rusya, Suriye'deki hava saldırıları için Lazkiye kentindeki Hmeimim hava üssünü kullanıyor.

27 Şubat'ta Rejim Uçaklarının Arasında Bal Gibi, Buz Gibi Rus Uçakları da Vardır. 36 askerimizin şehit düştüğü yer yani askeri birliklerimizin bulunduğu yerler Rusya tarafından bilinmekteydi.. Sahadaki yetkilileri ile koordine edilmesine rağmen bu saldırı gerçekleştirilmiştir.

Suriye ordusu, Rusya’nın desteğiyle Aralık’tan beri İdlib’de vura vura ilerliyor. Türkiye’nin ikazlarına rağmen Suriye ordusu, Rusya ve İran desteğiyle saldırılarına devan etmektedir

Moskova'dan binlerce kilometre uzakta, Suriye topraklarında cirit atan, karadan, havadan, denizden bombalar yağdıran bir Rus ordusu var. Binlerce km öteden gelen Rus uçakları burnumuzun dibine kadar geliyor, Suriye topraklarını istediği gibi kullanıyor, istediği yerleri, havadan, denizden bombalıyor, binlerce sivil insanı katlediyor yetmiyor ,Türkiye’yi tehdit etmeye kalkıyorlar…

Rusya Eylül 2015 tarihinde yeni bir askeri atılım yaparak Suriye’ye yüklü oranda mühimmat, tank ve uçak takviyesi yapmıştır Şu an itibarıyla, 15 bin Rus askeri de Suriye’ye kara operasyonlarına katılmak üzere geçmiştir. 2020 itibariyle Suriye’de 56 Rus jeti, 16 helikopter, S 300 füzeleri ve değişik tipte Rus tankları bulunmaktadır.

RUSYA’NIN “HATAY” PROJESİ BAAS PROJESİDİR

İdlib merkezli yaşanan gelişmeler, Doğu Akdeniz-Karadeniz hattında yaşanan son gelişmeler Rusya’nın oynadığı iki yüzlü oyunu ortaya koymuştur. İdlib'den geri çekilirsek Hatay'dan olmamız kaçınılmazdır.

Rejim güçleri stratejik M4 ve M5 otoyollarında kontrolü ele geçirmek istiyor Bu gerçekleştiği takdirde, dev bir Rus hava üssü bulunan, Akdeniz kıyısındaki Lazkiye ile Hama ile Halep arasındaki bağlantı yeniden sağlanmış olacak.

RUSYA’NIN BİR SONRAKİ HEDEFİ KIBRIS

Emperyalist Rusya İdlib üzerinden Türkiye’yi test etmeye çalışıyor. Suriye düşerse, Rusya’nın geleceği yer Kıbrıs olur. Kıbrıs Rus üssü olur. Rusya ‘Evet’ demeden, Suriye rejiminin adım atması mümkün değil. Rusya, Esad'ın İdlib'deki cinayetlerinin arkasında duruyor. İşgalci Rusya Akdeniz’de sıcak sularda stratejik bölgeleri garanti altına almaya çalışmaktadır. Bunu, ilerleyen dönemlerde bölgenin servetlerini yağmalamak ve bölgede yaşanan çatışmalarda etkin bir rol oynamak için yapmaktadır. İdlib denilen küçük bir mıntıkaya sıkışmış bulunan milyonların perişanlık ve faciası ne Rusya’nın derdinde ne de İran’ın ve Beşar’ın ne de Amerika’nın.

Rusya’nın şımarıkça ve aldırmazca davrandığı açık. Kafkasya’nın işgalcisi, Orta Asya’daki diktatörlük rejimlerinin hamisi Rus sömürgeciliği şunu iyi bilmelidir: Türkiye yolgeçen hanı değildir. Türkiye egemenliğinin ihlal edilmesine asla izin vermez. Rusya değil, hangi ülke olursa olsun Türkiye hiç bir saldırı ve ihlali karşılıksız bırakmaz.

Türkiye güney sınırlarının Rusya ve İran tarafından işgalini kaldıramaz. Rusların Kırım, Suriye ve Akdeniz'de Türkiye'ye yönelik baskıları Türkiye’ye sökmez. Sonuçları esas Rusya ve onun işbirlikçileri için ağır olacaktır.

SURİYE RUSYA’NIN ORTADOĞU’DAKİ SON KALESİDİR

Suriye Ortadoğu’nun fay hattıdır. Rusya ve ABD için çok önemlidir. Rusya ve Çin için Suriye, rakipleriyle mücadelede önemli bir mevzidir.

Suriye Ortadoğu’ya girmek için tek kapıdır. Rusya için Suriye’yi kaybetmek Ortadoğu’ya açılan pencerenin kapanması anlamına gelir. Rusya bu yüzden büyük silah sevkiyatı ile Esad rejimini güçlendirmektedir. Kremlin’in Suriye savaşına dâhil olmasıyla birlikte Ortadoğu’da uluslararası güçler dengesi değişmiştir.

Rusya ilk kez eski Sovyet coğrafyası dışında bir askerî harekâta girişmiştir. Üstelik bu adımı, Ortadoğu gibi kaynayan bir kazanın içine dalarak Suriye’de atmıştır.

Rusya Suriye’de yaşanan gelişmeler karşısında izlediği politikayı bir ‘küresel varoluş’ politikası olarak görmektedir. Nitekim bir Rus askeri uzman 8 Şubat 2012’de Moskova Times'a verdiği demeçte “Suriye Rusya'nın Orta Doğu'daki (Doğu Akdeniz'deki) son kalesidir. Eğer bu kale de kaybedilirse Rusya ikinci sınıf bir ülke konumuna düşecektir” diyerek bu durumu açıkça itiraf etmiştir.

Bu nedenle Rusya, Suriye’deki olayların başından bu yana Esad yönetimine her platformda en güçlü desteği vermektedir. Rusya’nın Suriye’ye destek vermesi için birçok neden sıralanabilir, ancak bunların en önemlisi Rusya’nın eski Sovyet toprakları dışındaki tek deniz üssü olan Tartus deniz üssüdür.

Rusya, Suriye’de hep vardı ve 50 yıl öncesinde Cezayir, Libya, Mısır, Suriye, Irak ve Güney Yemen gibi ülkeler Sovyet Rusya’nın ideolojik ve savunma şemsiyesi altında sayılırken, şimdi Rusya’nın elinde sadece Suriye kalmıştı ve Doğu Akdeniz’deki bu tek üssü yitirmek istemeyecekti.

RUSYA AÇISINDAN SURİYE HERHANGİ BİR ÜLKE DEĞİLDİR

Ortadoğu uluslararası güçlerin sömürü ve çatışma alanı. Basra Körfezi’nde egemenlik mücadelesi devam ediyor. Dünya egemenlerinin küresel desteğiyle Ortadoğu’ya bahar gelmeyeceğini herkes çok iyi bilmelidir. Emperyalist güçlerin, Ortadoğu’ya müdahalesi devam etmektedir. NATO destekli İngiliz planları devreye sokulmaya çalışılıyor. Bölgedeki kaos en çok terör devleti İsrail’in işine geliyor, sanki herkes İsrail’e çalışıyor.

Rusya açısından Suriye herhangi bir ülke değildir. Ortadoğu güç mücadelesinin merkez ülkesidir. Bugün Rusya, Akdeniz’e gönderdiği savaş gemileriyle yetinmeyip, İran ve Irak üzerinden Suriye’ye geçirdiği savaş uçakları ve helikopterleriyle, var gücüyle Suriye’yi bombardıman ediyor.

Rusya var gücüyle işbirlikçisi Esad’a her yönlü destek veriyor. Çünkü Esad rejimi yaşarsa Doğu Akdeniz’den çıkmayacağını hesap ediyor. Kıyı bölgelerin tamamı Rusların elinde. Lazkiye'deki ve Hama'daki havaalanları onların elinde. Buraya çok modern uçak ve silahlar getirdiler.

Esad rejiminin İran'la birlikte en büyük destekçisi Rusya’dır. Her gün Suriye'ye asker – silah takviyesi yapan, gelişmiş hava savunma sistemleriyle birlikte onlarca savaş uçağını Akdeniz kıyısındaki Tartus ve Lazkiye'de konuşlandıran Rusya, Esad rejimini ayakta tutmaya çalışıyor.

Putin için Kırım Karadeniz'de, Lazkiye ise Akdeniz'de bayrak gösterme alanıdır. Rusya, uçak düşürülmesini gerekçe göstererek bölgeye yığdığı orantısız deniz ve hava gücünü böylece kamufle etmiş bulunmaktadır.

TARTUS ÜSSÜ, RUSYA İÇİN DOĞU AKDENİZ DE ÖNEMLİ BİR MERKEZDİR

Suriye’de Esad ve BAAS yönetiminin yıkılması, Rus emperyalizminin Ortadoğu’daki menfaatlerine zarar vereceği için Moskova, Şam yönetimine askeri, siyasi, ekonomik desteğini sonuna kadar sürdürmektedir. Esad’ın devrilmesi demek, her şeyden önce Suriye’deki iktisadi yatırımlarını ve askeri açıdan çok önemli olan Tartus’taki deniz üssünü kaybetmek demektir. Tartus üssü Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki en önemli askeri yeridir ve Rusya için stratejik öneme sahiptir.

Suriye’nin Lazkiye’den sonra ikinci büyük liman şehri olan Tartus’taki Sovyet deniz üssü, 1971’de imzalanan anlaşmayla kurulmuştu. Akdeniz’deki tek Sovyet üssüydü.

Moskova ve Şam arasında askeri, teknik iş birliği 1956’da başlamıştı. Suriye ordusu, silahlarının yüzde 90’ını Ruslardan alıyordu. Hava savunma sistemini Ruslar kurmuştur 64 yıldır Şam ile Moskova arasında ikili anlaşmalar vardır.

Tartus deniz üssü 1977 yılından bu yana Sovyet ve Rus donanması tarafından kullanılmaktadır. Tartus üssünün 2011 yılında modernizasyonunu yeniden tamamlanmasıyla Rusya Deniz Kuvvetleri'nin Akdeniz’de büyük bir güç elde etmiştir.

Doğu Akdeniz gibi jeopolitik önemi artan bir coğrafyada stratejik önemi haiz böyle bir üs Rusya için çok önemlidir. 2006 yılında Tartus üssüyle ilgili olarak imzalanan anlaşmayla Rusya aynı zamanda Suriye’nin en büyük silah tedarikçisi haline gelmiştir.

Rusya’nın Suriye’ye destek vermesi için birçok neden sıralanabilir, ancak bunların en önemlisi Rusya’nın eski Sovyet toprakları dışındaki tek deniz üssü olan Tartus deniz üssüdür.

Rusya'nın, Suriye ile Soğuk Savaş yıllarına dayanan bir müttefiklik ilişkisi de bulunmaktadır. Suriye rejimi ise Tartus deniz üssünü Rusya'ya açarak, hem kendisini yabancı güçlere karşı korumaya almış, hem de Rusya'nın önemli bir silah müşterisi olmuştur. Modern Suriye ordusu subaylarının birçoğu, Rusya'da eğitim almıştır.

Rusya’nın iki büyük gücü vardır. Birincisi ordusu, ikincisi donanmasıdır. Rusya, deniz kuvvetlerine bu yüzden önem vermektedir. 1980 yılında Hafız Esad, Sovyetleri ziyaret ederek önemli görüşmeler yapmış ve Rusya ile 20 yıllık dostluk ve müttefiklik anlaşması imzalamıştır.

Rusya Cenevre, Astana, Soçi görüşmelerinde de, BAAS rejimin yanında yer almış, muhalif gruplara tepki göstermiştir.

EMPERYALİST RUSYA 50 YILIN PLANLARINI YAPIYOR

Rusya, Suriye operasyonuyla önünü açmaya çalışıyor. Önümüzdeki 50 yıl için Irak ve Suriye'ye yerleşmenin planını yapıyor. Rus faşisti Putin’in yeniden Sovyet İmparatorluğu’nu canlandırmak, Sovyetler Birliği'ni diriltmek gibi kirli bir emeli vardır. Putin’in daha önce katıldığı bir TV programında yaptığı konuşma, Rusya’nın neyi, niye yaptığını özetliyor aslında.

TV programında sunucu Putin’e soracağı soruya “Eski bir KGB ajanınsınız” diye başlayınca Putin uyarıyor: “Eski KGB ajanı diye bir şey yoktur. KGB ajanını her zaman ajandır” diyor. Yani Çarlık Rusyası, SSCB ve bugün Rusya Federasyonu. Bu isimlerin önemi yok diyor Putin.

Yeni kızıl/faşist çar ve “Tiranlığa özenen Putin unutmasın Türkiye kendi hukukunu savunmaya devam edecektir. Asıl terörist Afganistan’da, Suriye’de, Ukrayna’da, Gürcistan’da yaptıkları alenen işgal ve terör olan Rusya’dır. KGB casusu Putin eski Sovyet misyonu üzerinden Doğu Akdeniz’e hakim olmak için Suriye üzerinden çalışıyor

BEŞİNCİ KOL ÇEVRELER, KREMLİN VE ŞAM TROLLERİ FİRAVUN ESAD’A KATİL PUTİN’E LAF SÖYLETMİYOR

Esad rejimi unsurlarınca sahada Mehmetçiklerimiz şehit ediliyor. Ülkemizdeki kremlin ve Şam trolleri Esad ve Putinsever güruh Mehmetçiklerimiz için şehit demekten bile kaçınıyor. Esad rejimine ve katil diktatör Putin’e laf söyletmiyorlar. Pekin’in uydusu karanlık çevre, Esad zalimine karşı mücadele edenleri terörist, BAAS rejiminin katliamlarını meşru göstermeye çalışıyor.

Rus Beşinci kol faaliyetleri hız kesmeden devam ediyor. BAAS ve Putin rejimini eleştiren tek bir söz cümle haber göremezsiniz. Bu beşinci kol çevrelere göre ‘Esad yönetimiyle masaya oturulmalı. Aksi takdirde sorun çözülmez.’

İdlib vilayeti, ülkenin kuzeybatı köşesinde, Türkiye sınırında yer alıyor. Moskof destekli Esad rejimi unsurlarınca sahada Mehmetçiklerimiz şehit ediliyor. Esad ve Putinsever güruh Mehmetçiklerimiz için şehit demekten bile kaçınıyor. Esad rejimine ve katil diktatör Putin’e laf söyletmiyorlar. Pekin’in uydusu karanlık çevre, Esad zalimine karşı mücadele edenleri terörist, BAAS rejiminin katliamlarını meşru göstermeye çalışıyor.

Askerlerimizi şehit eden Esad güçleri, beşinci kol çeteler tarafından günahsız ve tertemiz gösterilmeye çalışılıyor. Katil Esad ve destekçiler kayıplar verdikçe, yerli Şebbihalar da öfkeden kuduruyor.
Atlantik’in ötesinden gelen ABD’ye, Suriye’ye postu kuran Rusya’ya, tepki göstermeyecekler, Türkiye’nin bekası için şehitler veren kahraman ordumuza “Suriye’de ne işin var çık” diyeceksiniz. Esas Rusya’nın, İran’ın, Amerika’nın Suriye’de ne işi var?

Milli güvenliğimizi tehdit eden terör örgütlerine ve Suriye üzerinden ülkemize yönelik hain saldırılar düzenleyen Esad rejimine karşı yapılan operasyonları mücadeleyi eleştirenler asla masum değil; tam tersine emperyalizmin maşalarıdır.

PKK’nın “çukur terörü” ne destek veren zihniyet şimdide katil Esad rejimine destek vermekte. Devlet, hendekler kazan, barikatlar kuran, bölge insanının yaşam hakkını elinden almaya çalışan bölücü terör örgütüne karşı yapması gerekeni yapmış, terör örgütünün üstüne kararlılıkla yürümüştür.

Devletimiz sivil ve masum insanlar zarar görmesin diyerek her türlü hassasiyeti göstermiştir. Uzun süreye yayılan operasyonlar yüzünden 1181 vatan evladı şehit düştü.

Türk devletini katliamcı olarak gösteren bölücü açıklamaları yapanların bir kısmı bu seferde askerlerimizi şehit eden Esad güçlerine arkasındaki Moskof kafirine destek çıkmıştır.
Bakın 11 aylık süreçte ( 2015 Temmuz – 2016 Haziran) “Barış Akademisyeni” adı verilen beşinci kol grup bölücü terör örgütü PKK’yı bırakalım kınamayı, “ hendek ” eylemlerine arka çıkmışlardır.

Hendeklerin önünde “Keleştir silahımız, Nevruzdur bayrağımız. PKK’dır partimiz, TC’dir rakibimiz” denilerek Türkiye’ye kin kusan PKK terör örgütüne sahip çıkan vatan hainleri şimdide Esad firavununa, BAAS’ın şebbihalarına sahip çıkıyorlar.

ESAD KATİLİNİ “BARIŞ MELEĞİ “ CİNAYET ŞEBEKESİ ŞEBBİHALARI’DA “ÇİÇEK ÇOCUKLARI” OLARAK GÖSTERMEYE ÇALIŞIYORLAR

Apo itini, “Barış Meleği”, Zerdüşt PKK’yı “Barışsever”, teröristleri de “Çiçek Çocukları” gibi göstermeye çalışan kirli ve karanlık zihniyet şimdi de Esad zalimini, diktatör Putin’i “barış meleği” cinayet şebekesi, BAAS’ın şebbihalarını, rejim güçlerini “barışsever” olarak göstermeye çalışıyorlar.

Dünyanın en kanlı sivil katliamlarını yapan terör örgütüne ‘Çiçek Çocukları’ muamelesi yapan sözde akademisyenler, sözde aydınlar şindi’ de, yüzbinlerce masum ve sivil insanı katleden, askerimizi şehit eden, katil BAAS rejimine, katil Esad’a sahip çıkmaktalar.

Sol tandaslı, çoğu etnik ve mezhep ayrımcılığı yapan sicilleri bozuk, soğuk savaş döneminden kalma, bir kısmı onların ardılları olan sözde akademisyenler, ruhlarını şeytana satmış bu imzacılar, bebek katillerine hamilik yapmışlardır. Amerikancı, Batıcı, Soroscu, liberal ve solcu takımının işi gücü terör örgütlerini himaye etmek, devlete düşmanlık eden bildiriler yayınlamaktır.

Türkiye’nin milli güvenliğinin Suriye topraklarından başladığını ısrarla görmezden gelen bu sözde aydınlar, Katil Putin’in, Katil Esad’ın Türkiye’deki muhipleridir. Amerikancı PKK/ PYD ne ise Rusçu, İrancı, BAAS’çı zihniyette odur.

Bizi ne küresel diktatör ABD ne de mezhepçi; sahte anti-Amerikancı İran ilgilendirir. Türkiye ne Amerika'nın ne Rusya’nın ne Batılı ülkelerin ne de İran’ın isteğine göre hareket edemez. Ortadoğu’ya Türkiye merkezli bakmalıyız. Türkiye çok dikkatli davranmalıdır.