HEYKELİ DİKİLECEK KAYNANA

Evden ilk şehir dışına çıkan bendim ve 30 km uzaktaki köyünden başka bir yer görmeyen annem için Ankara Fizan kadar uzaktı. Annemin duası tuttu. O melek üç yıl sonra çıktı karşıma ve 22 yıl hiç kaldırmadı kanatlarını üzerimden.

HEYKELİ DİKİLECEK KAYNANA

Üniversite için Eskişehir’den Ankara’ya gelirken, canım annem arkamdan  “melekler korusun” diye dökmüştü suyunu.  Evden ilk şehir dışına çıkan bendim ve 30 km uzaktaki köyünden başka bir yer görmeyen annem için Ankara Fizan kadar uzaktı.  Annemin duası tuttu.   O melek üç yıl sonra çıktı karşıma ve 22 yıl hiç kaldırmadı kanatlarını üzerimden.

22 yaşındaydım tanıştığımızda. Önce anaçlığı çekti beni kendine, sonra bilgeliği. Yoksa insan annesinden başka bir kadına hiç bu kadar kolay anne der mi?  Böyle bir kadının yetiştirdiği adamı kaçıramazdım;  anasına bakıp oğlunu almam uzun sürmedi!  Onların evine taşınıverdim.  Anne, baba  ve iki kardeş…  Beş yıl yaşadık birlikte.   “Kızım  deli misin!  Bu devirde olacak şey mi” diye akıl veren arkadaşlarım  onu tanıdıkça akıl almaya gelir oldular kapımıza.  “Askerden dönen olur, karısı ölen olur” sözü bakımlı olmanın mottosu olmuştu kızlar arasında.  “Deliler” sınıfından “şanslılar” sınıfına atlayıverdim.

Sayesinde çocuk da yaptım gazetecilik de. İlk torununu kucağına verdiğimde şimdi yaşadığım yaştaydı.  Evleri tek şartla ayırdık.  Kardelen her istediğinde, görecekti  onu . Gece 3’lerde babaanne diye tutturacağı hiç gelmemişti aklımıza… 9 yıl sonra sil baştan yaşadık her şeyi,  Eren onun verdiği cesaretle katıldı aramıza. “Kardeşsiz olmazdı” zira… Öyle yüce bir sevgiyle sevdi ki onları… Günlerce eve uğramasam da hiç kalmadı gözüm arkamda. “Keşke öğretmen olsaydın “ siteminin de tek nedeni vardı. Daha üç aylıkken kaybetmişti annesini. Kendisini büyüten anneannesine bin minnet duysa da,  hiç sarılamadığı annesinin dolmamıştı boşluğu. Kimse annesiz kalmasın diye uğraşması o yüzdendi belki de. Çevremdeki herkesin annesi oldu. Öyle yakışıyordu ki bu rol ona, kendi çocuklarımın yanında bile hiç çalmaya  kalkışmadım;  yıllarca  “çakma anne” olarak dolaştım da yanında, hiç mutsuz olmadım.

Anılar anılar…  Bir sabah kahvaltıda gece eve kaçta geldiğini sorduğum kocam, “2’de” deyince atlayıvermişti üstüne:  “Ezan okunuyordu oğlum, namaza kalktıydım ben!”  “Anne, sen benim annem misin, onun annesi mi”  laflarına attığı kahkaha hala kulaklarımda. Anlaşmıştık; boşanırsak bende kalacaktı annesi!

Önceki gün arkadaşlarının yanına uğurladık meleğimizi. Oğlum üç gündür koluna sardığı tülbentini kokluyor. Kızımın eli  kulağına taktığı küpelerinde sürekli… O ise annelerine sarılamayan çocukları toplamıştır etrafına şimdi, iskambil kağıtları elinde,  bayramda torunlarıyla oynadığı eşek oyununu öğretiyordur. 

Şehriban Oğhan ( hürriyet muhabiri)

Güncelleme Tarihi: 19 Ağustos 2017, 15:04
YORUM EKLE