İran'da Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından Mesud Pezeşkiyan yeni cumhurbaşkanı oldu.

TRT Haber’den Selami Kökçam, seçim sonuçlarını değerlendirdi.

Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor. İran’da cumhurbaşkanı seçiminde aday olmak isteyenler, Anayasa Koruyucular Konseyi’nin olurunu almak zorunda. Konsey adayların rejime bağlılığı ile siyasi, ahlaki ve dini sabıkalarını inceliyor ve buna göre onay veriyor.

İbrahim Reisi’nin ölümünün ardından başlayan süreçte de Anayasayı Koruma Konseyi yalnızca 6 kişinin adaylığına izin verdi. İçlerindeki tek reformist aday Cumhurbaşkanı seçilen Pezeşkiyan’dı.

Konsey ılımlı muhafazakar eski İran Meclisi Başkanı Ali Laricani, eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ve reformistlerin adaylarından Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri’yi veto etti.

TRT Haber’e konuşan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Bilgehan Alagöz, Anayasa Koruyucular Konseyi üzerinden siyaset mühendisliği yapıldığını, pek çok önemli ismin veto edildiği nihai listede Pezeşkiyan isminin dikkat çektiğini dile getiriyor.

Alagöz’e göre her ne kadar dini Lider Ali Hamaney’in gönlündeki aday başka bir isim olsa da Pezeşkiyan’ın adaylığından yana taraftı.

Bu durumu son yıllarda ülke içinde yaşanan gelişmelere bağlıyor Alagöz ve şöyle açıklıyor;

“2022’de Mahsa Emini’nin şüpheli ölümü sonrası ülkede ortaya çıkan gösteriler, başörtüsü zorunluluğuna istinaden başlayan protestolar sert bir şekilde bastırıldı. Bu da halk içinde büyük fay hatlarını tetikledi. Bu nedenle, özellikle 7 Ekim sonrası Orta Doğu'da İsrail'le ortaya çıkan gerginliğin de tesiriyle ülke içinde birlik ve bütünlüğün tekrar tesis edilmesi gerekiyordu."

İran’da 2022’de ülke içerisinde başlayan huzursuzluklar zaman zaman şiddetini artırırken, rejimin de yumuşak karnı olarak görüldü. Mahsa Emini protestoları ve başörtüsü konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, rejimi daha kırılgan hale getirdi.

Bu nedenle Reisi sonrası yapılacak seçimler oldukça önemliydi. Zira hem ülke içerisinde birlik sağlanabilir hem de olası İsrail-ABD cepheleşmesinde rejimin elini güçlendirebilirdi.

Anayasayı Koruma Konseyi 80 adaydan yalnızca 6 kişiye adaylık izni verdi.

Konsey reformist kanadı Pezeşkiyan üzerinde mutabakat yapmaya zorlarken, muhafazakar kesimi Said Celili ve Kalibaf arasında seçim yapmaya zorladı.

Reformistlerin en son Hasan Ruhani’yi desteklediğini ve sonrasında ötekileştirilen bu kesimin Pezeşkiyan ile bir şekilde yine sistem içinde kendilerine yer bulduklarını ifade eden Alagöz, muhafakar tarafta parçalı bir yapı olduğunu belirtiyor.

Kamala Harris, İsrail Filistin sorununa nasıl bakıyor? Kamala Harris, İsrail Filistin sorununa nasıl bakıyor?

Garibaf'ın temsil ettiği geleneksel muhafazakarlarla Celili’nin temsil ettiği direniş ekseni söylemini benimseyen muhafazakar yapı arasında (Paydari denilen yapı) önemli bir rekabet olduğuna dikkat çeken Dr. Alagöz, rekabetin Hamaney sonrası dönem üzerine olduğunu ifade ediyor;

“Bu rekabetin önemli bir ayağını Dini Lider Hamaney sonrası döneme ilişkin senaryolar oluşturuyor. Kalibaf tarzı muhafazakarlar daha çok Devrim Muhafızları Ordusuyla iç içe geçmiş bir siyaseti ve devrim rehberliğini öngörürken, Celili’nin temsil ettiği siyasetin daha devrimin kurucu ilkelerine bağlı, daha sivil ve dini bir elitizm üzerinden gelecek kurgusu içinde olduğunu da belirtmemiz gerekir. Bu sebeple de muhafazakarlar arasındaki bölünmenin bir süre daha devam edeceği söylenebilir.”

Editör: Habererk Haber Merkezi