Odatv’de yer alan habere göre; İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partinin teşkilatlarında yaşanan sıkıntılar sonrası geçen yıl A takımını değiştirmişti. 

Koray Aydın’dan teşkilat görevini almış kendisine bağlamıştı. Akşener parti içerisindeki huzursuzluğu seçim öncesi bitirebilmek için kongre kararı aldı. İl ve İlçelerdeki revizyon kararı parti içerisinde genel seçimleri örseledi ve ilçelerde hakimiyet kurmak isteyenler güç gösterisine girdi.

Genel Başkan Meral Akşener’i en çok Ankara ve İzmir'deki kongre süreçleri üzdü. İzmir’de ve Ankara’daki parti yöneticiler için “ülke büyük bir seçime giderken, kendi menfaatlerini düşünenleri bizler gördük. Umarım genel başkan’da görmüştür” yorumları yapıldı. 

Ankara İl Başkanlığı için Koray Aydın, Serdar Tunç’u destekliyordu. İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz ise Avukat Batuhan Yılmaz’ı destekliyordu. Genel merkezde yaşanan bu bölünmeler ve güç savaşı Koray Aydın ve Uğur Poyraz’ın tartışması, Akşener’in hastanelik olmasına neden oldu. Sonuç olarak her iki yöneticinin desteklediği aday yarıştan çekildi ve öneri üzerine İyi Parti Kurucular Kurulu üyesi Faruk Köylüoğlu İl Başkanı olarak Akşener’den onay aldı. 

İZMİR’DE İL KONGRESİ “KANGRENE” DÖNDÜ 

İzmir’de İYİ Parti İl Başkanlığına tam altı aday talip oldu. Adaylık yarışına İzmir Milletvekili Müsavat Dervişoğlu’nun danışmanı resmi olarak adaylığını açıklamasa da ilçeleri gezerek İl Başkanlığı’na talip olduğunu ifade etmişti. İzmir İl yöneticilerini ikiye bölen bu durum karşısında İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray da İl Başkanlığı için bir adayı destekleyince İzmir Kongresi “kangrene” dönüştü. İl yöneticileri “Demokrasi” içerisinde bir kongre yaşanmasını adayların delegeler tarafından seçilmesi gerektiğini ifade ederken aslında sürecin “Demokrasiden yoksun yürüdüğünün” altını çiziyorlardı. Tıpkı Ankara’da yaşanan güç savaşı, İzmir Milletvekilleri tarafından da yaşanmaya başlandı. İYİ Parti İzmir İl teşkilatında rahatsızlıklar artınca Genel Merkez Müsavat Dervişoğlu ile bir görüşme gerçekleştirip İzmir’in bir an önce toparlanmasını istedi. Beş erkek aday karşısına Müsavat Dervişoğlu MHP’de birlikte siyaset yaptığı Ülkü Doğan’ı aday olarak işaret edince dört aday adaylıktan çekilip Doğan’ı destekleme kararı aldı. 

İddialara göre İYİ Partili Aytun Çıray’ın desteklediği aday olan Sinan Bezircilioğlu ile Müsavat Dervişoğlu’nun desteklediği aday Ülkü Doğan ile birlikte seçime iki aday kaldı. Bu akşam saat 17:00’a kadar Bezircilioğlu adaylıktan çekilmezse 22 Ocak’ta gerçekleşecek kongrede iki İzmir milletvekilinin adayları yarışacak. 

Partililer kendilerine şu soruyu soruyor; “Genel Başkan müdahil olmayacaksa neden teşkilatları kendine bağladı?”  

Bu durumdan memnun olmayan Akşener’in kongreye katılmayacağı ve İzmir’de hiçbir adayı desteklemediği alınan bilgiler arasında. 

MHP’de Sinan Ateş istifaları 160 bine dayandı! MHP’de Sinan Ateş istifaları 160 bine dayandı!

CHP’DE ATAMA 

İzmir’de CHP ön seçimle alınan kararlara saygı duyan ve örgütün çalışmak istediği adayı desteklemesi ile bilinir. Milletvekili olmak için İl başkanlığı görevini bırakan Deniz Yücel aslında örgütün çalışmak istediği bir isim değildi. 2020 yılında gerçekleşen kongreye Deniz Yücel ile tek aday olarak gidildi. 655 delegeden 611’i oy kullandı. 253 oy alan Deniz Yücel İl Başkanlığı görevine devam etti. 

Deniz Yücel’in beş yıllık il başkanlığı döneminde Menemen Belediyesi’nin AKP’ye geçmesi, Menderes, Gaziemir, Foça ve Torbalı belediyelerinde yaşanan sorunların çözümsüz bırakılması CHP tabanında büyük rahatsızlıklar yarattı. Deniz Yücel, milletvekili aday adayı olacağı için İl Başkanlık görevini bıraktı. 

CHP İzmir’de çok adaylı il kongresine hazırlanırken Oğuz Kaan Salıcı’nın desteklediği iddia edilen örgüt tarafından tanınmayan genel merkezde Kılıçdaroğlu önderliğinde MYK kararı ile Şenol Aslanoğlu atandı. 

Atama, İzmir CHP’de mutsuzluk yaratırken bir de yönetim listesi değişti. Eski yöneticilerden sadece altı kişi yeni yönetimde yer bulabildi. Bu da artık CHP’de hiçbir şeyin aynı olmayacağının göstergesi. 

Peki Kritik bir seçime gidilirken tabanı küstürmek ne kadar doğru? 

Her iki Genel Başkan demokrasinin önemini sürekli vurgularken İzmir’de yaşananlar her iki partideki kongre ve atama süreçleri için “Demokrasi nerede” sorusunu sordurtmuyor mu?