Osmanlı devletinin çöküşü döneminde emperyalist ülkelerin amacı Küçük Asya denilen Anadolu yarımadasından Türk milletini söküp atmak ve geldikleri bozkırlara postalamaktı.

Sevr antlaşması bunun için dayatıldı.

İttihat ve Terakki’nin delileri, Kuvva-yı Milliyeciler bu dayatmayı def edip yeni bir devlet kurmayı başardılar. Bu devlet Lozan Antlaşması ile uluslararası arenada tanındı, hukuki zemini tartışmasız hale geldi.

Yeni devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim şekli parlamenter demokrasi oldu. TBMM’nin üstünde hiçbir güç tanınmadı. Cumhuriyet kurumlarla idare edildi, çok partili siyasi hayatla yoluna devam etti.

Gün geldi Cumhuriyet ve demokrasi ona inanmayanların eline geçti. Okullardan andımızın kaldırıldığı, resmi kurumlardan T.C. kısaltmasının çıkarıldığı, dağlardaki “Türk öğün, çalış, güven!” yazılarının silindiği, Türk düşmanlarının adlarının kurumlara verildiği, heykellerinin meydanlara dikildiği, hasılı Türklüğün ayaklar altına alındığı bu dönemde milliyetçiliği kimseye bırakmayan MHP, bu yanlışların karşısında durmak yerine bunları yapanlarla iş birliğine gitmeyi tercih etti. Bu işbirliği başta merhum Türkeş olmak üzere milliyetçi harekete gönül vermiş yüz binlerin mezarlarda kemiklerini sızlattı.

Tüm bu yaşananlardan daha elim ve daha vahim olmak üzere Cumhuriyetin şahitlik ettiğimiz yaklaşık son yirmi yılında sistem tartışmaları had safhaya çıktı. “Fabrika ayarlarıyla oynamayın!” ikazlarına kulak tıkandı. MHP-AKP işbirliği ile demokratik parlamenter sistemden tek adam sistemine geçildi. Ülkemiz demokratik ülkeler liginden öyle bir lige düştü ki başkanlık yemin törenine katılan ülkelerin adları bile nasıl bir lige düştüğümüzün göstergesi gibiydi: Bulgaristan, Gürcistan, Sırbistan, Katar, Sudan, Gine, Zambiya, Ekvator Ginesi, Gine Bissau, Somali, Moritanya, Gabon, Çad, Cibuti, Venezuela vd…

İşte bu elim ve vahim gelişmeler arasında, ilelebet payidar olması her Türk’ün birinci emeli olan Cumhuriyetin içine düştüğü açmazda milliyetçilerin daha aktif olmasını hedefleyen İYİ Parti kuruldu.

Yüzünü güneşe dönen ve aydınlığa yürüyen eğitimli insanların başını çektiği bu siyasi oluşumun temel ilkesi, Cumhuriyetin kurumları ile ve demokratik olarak yoluna devam etmesi oldu.

Yukarıda izah ettiğim gibi Cumhuriyetin değerlerini yıpratanlarla mücadele etmesi gereken milliyetçi(!)ler henüz kuruluş aşamasında İYİ Parti’yi hedef tahtasına oturttular. İftiraların gırla gittiği bu dönemde partinin ne hainliği kaldı ne fetöcülüğü. İftiralar genel başkanın namusuna kadar uzandı.

Şükür ki İYİ Parti, girmemesi için her türlü ayak oyununun sergilendiği seçimlere demokrasiye inanmış CHP’nin de desteğiyle girmeye hak kazandı. Basın yayındaki ambargoya ve hakkındaki iftiralara rağmen hatırı sayılır bir oy alarak TBMM’de 40’ın üzerinde vekille temsil edilmeyi başardı.

Kuruluşundan bugüne bu kısa ama yoğun süreçte şüphesiz ki parti içinde de birtakım yanlışlar yapıldı. Şimdi İYİ Parti kendisinin misyonunu daha belirgin hale getirerek Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olmayı ve ülkeyi düştüğü buhrandan çıkarmayı hedefliyor.

İYİ Parti milliyetçi dünya görüşü ve demokrat yönetim biçimi ile Türkiye’nin geleceğine talip oluyor.

***

İYİ Partinin hedefleri arasında yeniden parlamenter demokrasiye geçmek var.

İYİ Parti, yetkiyi tek adamdan alarak yeniden Türk milletinin en büyük temsil organı olan TBMM’ye verecek.

İYİ Parti, başkanlık sistemi yanlışının yaralarını parlamenter demokrasi ilacıyla saracak.

İYİ Parti, tek adamın karar verdiği değil kurumların işlediği Türkiye’yi yeniden inşa edecek.

İYİ Parti, şeffaflık ve denetlenebilirlik ilkeleriyle modern bir Türkiye kuracak.

İYİ Parti, haraç mezat satılan KİT’lerin hesabını soracak

***

İYİ Parti, demokrasiye inanıyor.

İYİ Parti, milliyetçi dünya görüşünü benimsiyor

İYİ Parti, “ben gidersem ülke çöker” anlayışından “biz gitsek bile ülke ebediyyen yaşar, çünkü kurumları çok güçlü, şeffaf ve denetlenebilir” anlayışına geçmek istiyor.

İYİ Parti, TBMM’nin üstünde güç tanımıyor.

İYİ Parti, sadakatin yerine liyakati getirmeyi planlıyor.

İyi parti üreten, ürettiğini satan, müreffeh bir ülke vaat ediyor.

İşte yukarıda saydığım ve sayamadığım sebeplerle iyi partinin vizyonu bu. Ben de sizlere “Yüzünü güneşe dön Türkiye” diyorum. İyi parti, “Milliyetçi demokrat” bir oluşumdur.

Esen kalınız.