Necmettin Erbakan’ın Atatürk ile ilgili konuşmasını daha önce dinlemediniz: İzlenme rekorları kırıyor Necmettin Erbakan’ın Atatürk ile ilgili konuşmasını daha önce dinlemediniz: İzlenme rekorları kırıyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'da 2012 yılında başbakanlığı döneminde Suriye içerikli yazdığı mektubu Sözcü Gazetesi Yazarı Saygı Öztürk gündeme getirdi.

Saygı Öztürk, "Devleti kim daha iyi tanıyor işte belgesi" başlıklı bugünkü yazısında, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun 24 Ağustos 2012'de Erdoğan'a mülteci sorununun çözümü için Suriye yönetimiyle temas kurulması gerektiğini ifade ettiği bir mektup gönderdiğini dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan'a "Sayın Başbakan" hitabıyla başladığı mektubunda, "Türkiye, barış ve uzlaşıdan yana bir politika izleyerek, şiddete son verilmesini sağlamalıdır. Zira, Suriye konusunda Türkiye'nin başka hiçbir ülkeyle kıyaslanamayacak kadar ağırlık ve etkisi vardır" ifadelerine yer verdi. Kılıçdaroğlu, o mektupta başta Suriye yönetimiyle temas kurulması olmak üzere 10 maddelik bir çözüm planı da sundu.

"ÖNERİLERİMİZİN HEPSİNİ REDDETTİ, ŞİMDİ KAPI KAPI GEZİYOR"

Öztürk, 10 yıl önceki mektuba ilişkin değerlendirmeleri sorulan Kılıçdaroğlu'nun "O dönem önerilerimizin hepsini reddetti. Şimdi, bütün ilişkileri düzeltmek için kapı kapı geziyor, yalvarıyor" dediğini yazdı.

Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Şimdi buradaki temel soru şu: Devleti kim iyi tanıyor, devletin çıkarlarını kim iyi savunuyor? Bizim ne kadar öngörülü olduğumuzu, devleti nasıl tanıdığımızı, Türkiye'nin çıkarlarını savunduğumuzu bir sayfalık mektupla dönemin başbakanı Erdoğan'a göndermişim. Mektubumda ülkenin turizmden, sanayiye, Ortadoğu politikalarına kadar dikkati çekmişim. O dönem önerilerimizin hepsini reddetti. Şimdi, bütün ilişkileri düzeltmek için kapı kapı geziyor, yalvarıyor.

"PUTİN'E GÖRÜŞME İÇİN YALVARIYOR"

Putin'e gidiyor yalvarıyor; (Beni görüştürün, beni barıştırın) diye. Hiçbir dönem Türkiye'nin itibarı bu kadar yerle bir edilmemişti. Niçin yaptın? Hani, (Tükürdüğün testiden, tastan sana su içirtirler) derler ya… Maalesef Türkiye'yi o noktaya getirdi. Bunu üzülerek ifade ediyorum. Bir de bu kişi, kendisini (dünya lideri) olarak tanıtıyor . Gittiği her kapıda yüzüne bakılmayan, gittiği her kapıda yalvarıp yakaran bir kişi. Bazen Mısır'a, bazen Suudi Arabistan'a gidiyor (Acaba bizi Mısır Devlet Başkanı'yla barıştırır mısınız) diye. Putin'e gidiyor, (Esad'la barıştırır mısınız) diye. Dış politikada bu kadar büyük itibarsızlığın yaşandığı hiçbir dönem görülmedi. Daha acı olanı ise koskoca Dışişleri Bakanlığı'nın tümüyle devre dışı bırakılmasıdır.."