Kültür Bakan Yardımcısı Halûk Dursun ve Meryem A. Sinan’a teessüflerimle

Genç Memur-Sen ve Akademik Düşünce Eğitim ve Medeniyet “ADEM” toplulukları “Medeniyet Okumaları” çerçevesinde yaklaşık bir yıldır Fethi Gemuhluoğlu okumaları yapmış ve Türkiye genelinde Üniversiteler arası “Dostluk ve Vefa” konulu deneme yazma yarışması düzenlemiş.

Rahmetli Gemuhluoğlu’nun ölümünün 41. sene-i devriyyesi olan 5 Ekim târihinde Ankara’da bir anma programı düzenlenerek deneme yarışmasında dereceye giren gençlere ödülleri verilmiş.

Gemuhluoğlu’nun “Nâbi Can” diye hitap ettiği Eskişehir Milletvekili Nâbi Avcı, “Fethi Ağabeyi ve onun yücelttiği değerleri gençlere tanıtmak bâbında böyle bir iş yaptığı için Genç Memur-Sen’e teşekkür ediyorum.” demiş.

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Halûk Dursun ise “Gemuhluoğlu, gençlerle zaman geçirme ustası idi. Fethi Ağabey, bana göre kuşatıcı ve herkesi benimseyici özelliğiyle meşrep, meslek ve siyâsetin çok üzerine çıkarak bir muhabbet halkası oluşturmak sûretiyle bunu yapabilecek ender kişiliklerden bir tânesidir.” diye konuşmuş.

Mış miş diyorum, çünkü bu yazdıklarımı, Türkiye gazetesi yazarı ve aynı zamanda Gemuhluoğlu muhibbi olan Meryem Aybike Sinan’ın bugünki yazısından öğrendim.

Meryem Hanım, Genç Memur-Sen Genel Başkanı Eyüp Beyhan’a teşekkür edip öve öve bitirememiş. Kültürel meselelere kafa yoran, yarınki büyük Türkiye’nin özlemiyle etrâfındaki gençlerle birlikte birbirinden önemli çalışmalar yapan pırıl pırıl bir sendikacıymış. Ne varsa gençlerde varmış.

Meryem Hanım, kültür meselelerine kafa yoran bir öğretmen. Halûk Dursun ise Gemuhluoğlu’nu öğrendiğim hocam. Fakülteye başladığımda “Dostluk Üzerine” kitabını elime tutuşturdu. Su gibi içtim.

Gemuhluoğlu’ndan gençlere inanmayı, onlara güvenmeyi öğrendim. Bir genç için en doğru yol ne ise onu tavsiye etmeyi öğrendim. Bunun, millî bir vazife olduğuna inanıyorum.

Bir de yolda sarmaş dolaş genç bir çift görsem, “Allah, nikâh nasib etsin” demeyi öğrendim. Bunu siz de yapın. Her yaptığınızda Gemuhluoğlu’na bir Fâtiha gönderin. Kültür adamı olmak budur işte! Toplumun ve gençlerin ahlâkını dert edinmek budur işte! Duâ duâ duâ…

Geçenlerde bir arkadaşım aradı. Fakülteyi bitiren kızı, ne yapacağına karar verememiş. “Biraz da sen konuş.” dedi. Çok kitap okuyan, çok iyi yetişmiş, ahlâklı, prensip sâhibi bir genç kız. “Kerime teyze…” diye derdini anlatmaya başlar başlamaz, hiç tereddüt etmeden, “Yavrum, geç bunları! Akademik kariyer yapacaksın. Bu memleketin senin gibi gençlere ihtiyacı var.” dedim. “Ne kadar kararlısın.” diye şaşırdı. “Evet, çok kararlıyım.” dedim.

İşte bu kararlılığı, Gemuhluoğlu’ndan öğrendim. Çevremde sözümü dinleyip akademik kariyer yapan gençler var çok şükür.

Gemuhluoğlu, en çok gençlere inanıyordu. Belki de bu memlekette gençlere en çok inanan insan, Gemuhluoğlu’ydu.

E o zaman bu faaliyete sevinmem lâzım değil mi?

Ne faaliyete sevindim ne Halûk Bey’in konuşmasına ne de Meryem Hanım’ın yazısına. Üzüldüm, gerçekten çok üzüldüm.

Sebebini şöyle îzah edeyim:

Bir kaç yıl evveldi. Ankara’da kültür işleriyle uğraşan bir sivil toplum kuruluşuna üniversite öğrencisi genç bir kız geldi. Kendisini, “Genç Memur-Sen bilmem nesiyim” diye tanıtınca, “Yavrum, senin sendikada ne işin var?” diye sordum. Böyle bir tepkiyle ilk defa karşılaşmış olmalı ki çok şaşırdı. Yaptıkları kültürel faaliyetlerden bahsetmeye başlayınca, “Bunu söylemiyorum. Sen öğrencisin. Memur-Sen ise sendika. Hedef kitlesi memurlar. Senin sendikayla ne işin olur? Okuluna git. Kültürün peşindeysen buraya gel.” dedim.

Yanımızda, kurumun yöneticilerinden bir hanım vardı. Hemen araya girerek, sendikanın gençlere el atmasının ne kadar mühim olduğunu anlatmaya başladı. Politize olmuş bir kafaya ne anlatsanız boş! Sendika üyesi olan bu öğretmeni aşıp, daha şimdiden kendisini Meclis’te veya bürokraside iyi bir makamda hayâl eden genç memur-senciyi iknâ edemedim.

Gemuhluoğlu hayatta olsa sendikaya giden gençleri de onlara aferin diyenleri de affetmezdi. Belki de pataklardı.

İşte bu yüzden Gemuhluoğlu’nu iyi bilen Halûk Dursun ve Meryem Hanım’ın durumuna üzüldüm.

Nâbi Can’a gelince…

Siyâset çarkı, Nâbi Avcı’yı yükseltti ama Nâbi Can’ı öğüttü, attı.

Aziz okuyucular,

Böyle yazılara kanmayın. Gemuhluoğlu, sendikada öğrenilmez.

Çocuklarınızı, ocaklardan, cemaatlerden, tariklerden, sendikalardan uzak tutun. Dînin de kültürün de menbâı âiledir, kitaptır, kütüphânedir. Az öğrensin, doğru öğrensin.

Burası Türkiye! Daha dün politikacılarımız ve aydınlarımız, çocuklarınızı Gülen cemaatine göndermenizi tavsiye etmiyorlar mıydı? Cemaat, fetö çıktı. Çocuklar mahvoldu. Tavsiye edenler ise yeni tavsiyelerin peşindeler.

“Ne yapalım?” derseniz, Yahyâ Kemal’in annesinin yaptığını yapın. Bir Peygamber Efendimizi bir de Murad Efendimizi sevmeyi öğretin. Yâni dînini ve devletini (ve bayrağını)

İkisini gerçekten seven gençlerin içinden hâin ve gâfil çıkmaz!

YORUM EKLE
YORUMLAR
AYŞE SIDIKA
AYŞE SIDIKA - 2 ay Önce

Evella Selam Ederim….
Bu yazıyı ne maksatla kaleme aldığınızı bilmiyoruz. Ama bilinen bir şey var art niyetli olduğunuz. Fethi Gemuhluoğlundan dem vurmuşsunuz ama bu kin ve nefretiniz hiç de Gemuhluoğlu gibi bir üstadının çeşmesinden nasibinizi almamışsınız. Haluk Dursun hoca gibi kıymetli bir münevverin ahlaki derinliğinden ilham almamışsınız. Yazık yazık… Bu kininiz kime ve neye… Sahiden siz sendikayı tanıyor musunuz? Genç Memur sen’i biliyor musunuz? Oradaki yönetici arkadaşları tanıyor musunuz? Sahiden yasal bir yer olduğunu ve çalışma hayatıyla ilgili bir alan olduğunu biliyor musunuz? Sendikanın kurusucu yedi güzel adam şair, edebiyatçı, Gemuhluoğlu’nun dostlarından Mehmet Akif İnan olduğunu biliyor muydunuz? Genç Memur-Sen’in herhangi bir cemaat, tarikat, dernek olmadığını biliyor musunuz? 4688 sayılı yasayı bilir mi siniz? Sahiden kin ve nefretinizin kölesi olduğunuzun farkında mısınız? Bu yazınız Gemuhluoğnun neresine ve hangi söylemiyle uyuşuyor. Fethi Gemuhluoğlu birçok vakıf ve derneklerde görev almış, kurucusu olmuş bir insan. O dönem de sendika olmuş olsaydı eminiz ki o da orda olurdu.
Meryem hanım birisini veya birilerini övmüş…sahiden sizin zorunuza niye gitmiş ki…Tanıyor musunuz… onlarla mesainiz mi oldu… birlikte yolculuğunuz mu oldu…söylermisiniz tanımadığınız insanlar hakkında bu kadar kindar ifadeleriniz bırakın islamı, insanlığın neresine sığıyor…kendinize bide Müslüman rolü veriyorsunuz, siz değil Müslüman olsan olsan ancak Süs LİMAN olursun.
Hanım efendi…Gittiğin yol yanlış yol…Kin ve nefretle bir yere varamazsın…Buradaki gençler senin evladın da olabilir…senin yeğenin, kardeşin…Önemli olan ne yaptıkları…Güzel ve doğru işler yapıyorlarsa teşvik etmeniz, destek vermeniz gerekmez miydi. Ne işiniz var orda demeniz yerine ne iş yapıyorsunuz, ne faaliyetleriniz var demeniz gerekmez miydi?
Mehmet Akif İnan Bir düşünürdür. Bu sendikanın kurucusudur. Anlaşılan odur ki Akif İnanı tanımıyorsunuz… Tanımış olsaydınız bugün Memur-Sen ile ilgili Gençlerle ilgili bu kadar kindar bir absürd beyanınız olmazdı… Kültürden, sanattan, Edebiyattan, Felsefeden, sosyolojiden vb. ilmi ve sosyal dallardan uzak olduğunuz belli. Fethi Gemuhluoğlu’nu tanımış olsaydınız M. Akif İnan hocayı da tanımış olurdunuz. Mehmet Akif İnan’ı tanımış olsaydınız Genç Memur-Sen bir medeniyet okulu olduğunu bilirdiniz.
Bu kin ve nefret saçan alevli beyanınızla bir sürü hak ihlali yaptınız. Tanımadığınız insanlar hakkında tezviratta bulunmuşsunuz. Kim sizi yönlendiriyorsa kim sizi dolduruşa getiriyorsa sizi yanıltıyor, sizi günaha sürüklüyor. Yazık yazık…
Size bir ayet hatırlatacağım.... “Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına andolsun”… Bak yazdıklarından hesaba çekileceksiniz. Allah bunun hesabını mutlaka sizlere soracaktır. Genç Memur –Sen kültürel bir etkinlik yapmış, biriside programla ilgili izlenimini yazmış…Özetle güzel olduğunu gençlerin desteklenmesi gerektiğini ifade etmiş…neresi kötü bunun… “Sizden, hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun” Ayetini bilirmisiniz? Kötülükten sakındırmak…Fethi Gemuhluoğlu programını yapmak neresi kötü….
Eleştiri önemlidir. Ama saldırmak, değersizleştirmek, kin ve nefret kusmak edebin ve edebiyatın hiçbir yerinde yoktur. Bu çocuklara vatan haini muamelesi yapmak hangi vicdana sığıyor. Burada bir genç ilmi dallarda ihtisas yapıyor. Vatan,millet ve devlet sevgisi veriliyor. Medeniyet değerlerine yönelik bilinci artıyor. Aile eğitimi çok önemli… ama sosyal ortamların hepsini terör potasında değerlendirmeniz insani, İslami ve vicdani değildir. Yazık yazık….
Ahmet Haluk Dursun Hocaya ve Nabi hocaya, Meryem hocaya tehdit vari üslubunuz hiç şık olmamış..Bunlar ülkesi ve milleti için ter akıtan güzel insanlar. Yarının Türkiyesini emanet edeceği pırıl pırıl gençlerin elinde tutan emek veren Fethi Gemuhluoğlunun kıymetli dostlarıdır. Bu üslubunuz hangi nezakete sığmış…
Çok yazık…

Kerime YILDIZ
Kerime YILDIZ - 2 ay Önce

Ayşe Sıdıka Hanım (veya her kimseniz),
Edebiyattan, kültürden, sanattan, felsefeden uzak olmamı anlayışla karşılayın. Bizim gençliğimizde sendika yoktu. Sizler ne kadar şanslısınız!
A benim andavallı kızım!
Her tarafından cehâlet akan bu yorumunuz için çok teşekkür ederim. Böylece, “sendika politik bir yerdir, kültür işleri olmaz” tezimi kuvvetlendirdiniz. Ayşe Sıdıka gerçek adınızsa mesele yok. Ama değilse çok ciddi bir sorununuz var demektir. Adınızla ortaya çıkamayacak kadar birey olamamışsınız demektir. Dilerim, gerçek adınızdır.
Yavrum, bu yazıyı yazan birisi Âkif İnan’ı tanımıyor olabilir mi ki bana Âkif İnan’ı anlatıyorsunuz?
Gemuhluoğlu’nu anmak niye kötü olsun? O kadar politize olmuşsunuz ki yazımı anlamamışsınız. “Üniversiteli gençlerin sendika ile ne alâkası var?” sorumun cevâbını vermeniz lâzım.
Her şey tamam da yazıda adı geçen insanları nerede, nasıl tehdit ettiğimi anlayamadım. Siz hangi kelimemden, hangi cümlemden anladınız bilemedim.
25 yıllık memûriyet tecrübem var. Sendikacıları çok ama çok iyi tanıdığımdan emin olun. Sendika deyince midem bulanacak kadar iyi tanıdım.
Son olarak, Türkçeniz zâten kötü de dil ve imlânız, gerçekten çok kötü. Biliyorum sendikada öğretmezler. Bir ara sendika faaliyetlerinden fırsat bulursanız, nerede büyük harf, nerede virgül, nerede üç nokta kullanılır, bir bakın. Tehditle teessüf arasındaki farkı da öğrenin.
E mi benim andavallı ve dahî sendikalı kızım!

AYŞE SIDIKA
AYŞE SIDIKA @Kerime YILDIZ - 2 ay Önce

Kerime Yıldız Hanım(veya her kimseniz)
Ben yine söze selam ile başlayayım…Evvela Selam…
Tezviratınıza, kin ve nefret kusan karalamanıza bir birey olarak yanlış yolda olduğunuzu hatırlatmak niyetiyle size bir cevap yazdım. Cevabımıza yine nezaketten, edep ve edebiyattan uzak alevli cümlelerle karşılık vermişsiniz. Bu saldırganlığınız, alaylı üslubunuz bir suçluluk psikolojisidir. Çünkü size yazılan yazıda ne kadar cahil olduğunuzu anladınız. Anladığınız için kin ve kibrinizden ötürü bizi cehaletle suçlamışsınız. Eminiz ki şuan foyanız ortaya çıktığı için çıldırıyorsunuz. Her tarafınızdan cehalet fışkırıyor. Cehalet akan yorumumuz için teşekkür etmişsiniz….Yani cehaletimi deşifre ettiğiniz için teşekkür ederim demişsiniz. Eeee bir kez daha söyleyeyim SÜS LİMAN ABLAM her cümlenizde kin, nefret ve cehalet fışkırıyor.
Genç Memur-Sen’i bilmeden, Üniversiteli öğrencilerin sendikayla ne işi var sorusunu cahil cahil sorarsınız. Genç Memur-Sen’in hangi yasa ve mevzuat çerçevesinde kurulduğunu bilmiyorsunuz. Genç Memur-Sen niçin kuruldu ve ne iş yapar bilmiyorsunuz. Mevzuatı ve hukuki metni bilmiyorsunuz. Dünya çalışma örgütlerinin gençlik çalışmalarıyla ilgili bilginiz birikiminiz yok. Uluslararası gençlik örgütleriyle yapılan çalışmaları bilmiyorsunuz. Genç Memur-Sen sendikacılık mı yapıyor veya yapıyorsa hangi hizmet kolunda örgütlenmiş bilmiyorsunuz. Bilmiyorsun, Bilmiyorsun…. Ah be SÜS LİMAN ABLAM zerre kadar bilgiye sahip olmadan nasıl ahkam kesersiniz? Bilgi sahibi olmadan nasıl fikir sahibi oluyorsunuz? Yaşın büyük olduğunu düşünüyorum olsun, öğrenmemek suç değil bence en kısa zamanda öğrenirsen iyi olur.
SÜS LİMAN ABLAM,
Bize “andavallı” demişsin. Türk dil kurumuna göre andavallı; “Ahmak, aptal, beceriksiz, şaşkın, bön, görgüsüz (kimse)” demekmiş…Bu hakaretinize ve saldırganlığınıza aynı şekilde cevap verecek değilim. Ancak iki büyük üstadın tarihi sözleri benim size cevabımdır. Birincisi, Şair Nef’iye, Tahir Efendi isimin de bir kadı kelp demiş ve bunu Nef’i duymuş ve şu cevabı vermiş; Tahir efendi bana kelp demiş. İltifatı bu sözde zahirdir. Malikî benim mezhebim zira, İtikadımca kelp tahirdir. İkincisi, bu hakaretinize Mevlana’nın sözüyle vermek isterim “Her lafa verecek bir cevabım var elbet, lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene.”
SÜS LİMAN ABLAM,
Bir şey daha fark ettim. Sizin yazılarınızı eğer başkaları yazmıyorsa ne yazdığınızın farkında değilsiniz. Ne yazdığınızın farkında olamayacak kadar bunamışsınız. Akif İnan ve Fethi Gemuhluoğlu’nu tanıdığınızı ifade etmişsiniz. Bir kez daha soruyorum sahiden tanıyor musunuz? Tanımadığınızın siz bile farkında değilsiniz. İsmini duymuş olabilirsiniz, birkaç şiir ve yazısına hasbel kadar bakmış olabilirsiniz. Ama zerre kadar tanımıyorsunuz. Tanımış olsaydınız onun kurduğu ve açmış olduğu yolda nasıl kültür olmaz. Burası politik miş…Yesinler senin tezini…Tezmiş peh peh…Senin bu mahalleyle ilgin olmadığı o kadar açık ki…Bu iki kültür abidesi ve güzel insanları tanımış olsaydınız, kin, nefret saçan hakaretlerde bulunmazdınız.
25 yıl memuriyetiniz varmış. Sendikayı ve sendikacıları çok iyi tanıyormuşsunuz. Sahiden tanıyorsanız Genç Memur-Sen’i niye bilmiyorsunuz? Şayet biliyorsanız “Üniversiteli gençlerin sendika ile ne alâkası var?” sorusunun cevabı sizde vardır. Siz kendinizi yenilemediğiniz için, eski bilgilerinizle bugüne ahkam kesmişsiniz…Vah vah SÜS LİMAN ABLAM… Bilgi sahibi olmak ne erdemli bir şey…Bilgisiz olmak ne erdemsiz bir şey…Mideniz bulanıyormuş, ne diyelim şifalar dilerim…Elbette ki sendika ve sendikacıları eleştirebilirsiniz…Sendikacıların hepsi birer M. Akif İnan ve Fethi Gemuhluoğludur diyemeyiz. Siz Maide suresinin 8.ayetini bilir misiniz? “Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” Birisine olan nefretinizi niçin tamamına gösteriyorsunuz. Bu ayeti döne döne okumanızı ve düşünmenizi rica ederim.
İsmime gelince adım AYŞE..Egeliyim..Türküm…Müslüman’ım, Bayrağım’a, vatanıma, Kitabıma ve peygamberime sevdalıyım…Bozuk Türkçe ifadesine gelince şunu söyleyeyim ki en az senin kadar Türkçeye hakimim…
Bizi cahil, kendinizi entel-dantel görüyorsunuz ya vAllahi ona çok güldüm SÜS LİMAN ABLAM…Sana bir şey söyleyeyim sen buralarda harcanıyorsun..Dünyanın en prestijli yayınlarında yazmalısın.TRT vb.TV’lerde her gün yorum yapmalısın.. Sadece bu wep sitesinin takipçileri değil dünya senin fikirlerinden-ilminden(olmayan) faydalanmalı. Türk dünyasının feylesofu olarak düşüncelerinle insanlığı aydınlatmalısın… Şaka şaka… SÜS LİMAN ABLAM otur evinde düzgün birkaç kitap oku…Sosyoloji, Edebiyat, Sanat, Diplomasi, Felsefe, Çalışma ekonomisi, Hukuk, Fıkıh, Tarih, Tefsir, Hadis, Kelam vb. alanda sağlam okumalar yap…Torunlarına belki faydalı olursun…
“Tehditle teessüf arasındaki farkı da öğrenin” demişsin. Bunu fark etmeyecek kadar bunak değiliz. Bakın SÜS LİMAN ABLAM siz teessüf bildirmek istemişsiniz ama o kadar dindar görünümlü kindar birisi olmuşsunuz ki kurduğunuz cümlelerin tehdit içerdiğinin farkında bile değilsiniz. Türkiye’nin birçok meselelerine kafa yormanız gerekirken Meryem hocaya, Ahmet Haluk Hocaya, Nabi Hocaya teessüfler bildirmek, Memur-Sen’e, Genç Memur-Sen’e, Fethi Gemuhluoğlu programına kin ve nefretle saldırmanız mı aciliyet arz ediyordu. Türkiye’nin başka sorunları yok mu? Madem köşe yazarısınız…
Bak SÜS LİMAN ABLAM…Benden yaş olarak büyüksün…Ama bu sana hakaret etme hakkı vermez…Ben bir birey olarak size edep ve edebiyat dairesi içerisinde yanlış yolda olduğunuzu söyledim. Bu gidişat doğru yol değildir. Bu yazdıklarını tarafsız birkaç kişiye okuttur. Milletin hakkına tecavüz ediyorsunuz. Sadece bunu yapma diyoruz. Çok mu şey istiyoruz…Gidiniz ve kırdığınız insanlardan helallik dileyiniz.
Wep sitesinde yayınlanan yazınızı(siz mi başkalarımı yazıyor bilmiyoruz) tekrardan bir okuyunuz. Size yazdığım ilk cevabı da okuyunuz. Belki vicdanınız yumuşar. Anladığım kadarıyla birilerinden çok nefret ediyorsunuz, topyekün saldırıyorsunuz. Bunun doğru olmadığını söylüyoruz. Sendikacılara ve sendikaya yönelik eleştirileriniz varsa muhataplarına iletiniz. Ancak genç Memur-Sen ve gençlere yönelik saldırganlığınıza binlerce genç size cevabı olacak. Bu pabuç öyle ucuz değil. Genç Memur-Sen Türkiye’nin 81 ilinde örgütlü, Tüm kamu üniversitelerinde öğrenci topluluklarıyla devasa bir gençlik örgütüdür. Öyle itibarsızlaştırmak kimsenin haddi değil.
“Üniversiteli gençlerin sendika ile ne alâkası var?” sorunuzun cevabını elbette ki Genç Memur-Sen yönetici arkadaşları arayıp sorarsanız size daha geniş bilgi verirler. Ama bilmenizi isterim ki üniversiteli öğrenciler Genç Memur-Sen de sendikacılık yapmıyor. Genç Memur-Sen’de sendikacılık yapmak için kurulan bir yer değildir. Her üniversiteli kamuya girme hakkı vardır. Kamuya girdikten sonra sendikaya üye olma hakkı vardır. Detay için lütfen yetililerden bilgi talep edin…
Ve selam…