KURTULUŞ SAVAŞINA GİRİLECEĞİNDE TÜRKMENLER NELER YAŞADILAR

Abone Ol

Hayri kendi halinde herkesin yardımına koşan kasabada sevilen birisiydi.

Babası Hüseyin Medine Müdafaasında İngilizler ile iş birliği yapan Arap aşiretine üç arkadaşıyla birlikte esir düşmüş kızgın güneş altında yere çakılan kazıklar üzerine bağlanmıştı. Yaraları kabuk bağladıkça aşirettekiler gelip işkence yapıyorlar ve karıncalar yaraların üzerine hücum ediyorlardı. 

Hüseyin’in bir arkadaşı işkencelere dayanamayıp ölmüştü. Cesedi iki gün kızgın güneş altında kokuyordu. Hüseyin debelendikçe kazıklar yerinden oynamış, bağlı olduğu ipler gevşemişti. Gece yarısı iplerden kurtuldu arkadaşı Memiş’i iplerden çözdü ve kaçmaya karar verdiler. 

Gece karanlığında göz gözü görmüyordu. Ne kadar uzaklaştılar bilmiyorlardı. Gece kum fırtınası başlayınca bir birlerini kaybettiler.

Hüseyin döne dolaşa esir edildiği yere farkında olmadan varmıştı.

Aşiret mensupları onu baygın vaziyette buldular ve tekrar kazıkları daha büyük ve sağlam olarak yere çaktılar onu bağlayıp işkenceye başladılar.

Hemen ölmesin diye arada dudaklarını suyla ıslatıp pis su içiriyorlardı.

İşkence ve acılara fazla dayanamayan Hüseyin orada ruhunu teslim etti.

Memiş ise aylar sonra vatana gidebilmiş kurtulmuştu. İlk işi Hasan’ın kasabasına gitmek oldu ve başlarından geçen olayı Hasan’ın oğlu Turan’a anlattı.

….

Turan emperyalist güçlerin isteği ile silahları teslim etmiş askerden terhis edilmişti. Vatan işgal edilmiş işgale karşı çıkan vatanseverlerin olduğunu duymuştu.

Kasabanın ileri gelenlerinden Arap Abdi hükümet ile arası çok iyi ve civar köylerden vergi toplar vilayetten gelenlere teslim eder, birlikte konakta yer içer eğlenirlerdi.

Abdi esmer olduğundan ona Arap lakabını kasabalılar takmıştı.

Abdi’nin iki oğlu bir kızı vardı. Kızını yakın köyden bir ağanın oğluyla evlendirmiş, damadı askere çağrıldığında onun yerine köyde fakir birisine biraz para verip kütüğe kaydettirip askere göndermiş ve damadını asker olmaktan kurtarmıştı.

Oğullarının askerlik çağı geçse bile vilayetteki yetkililer ile arası iyi olduğundan oğullarını askere göndermiyordu.

Savaşta şehit düşenlerin mallarına mülklerine el koyuyor, kadın ve kızlarını güya himayesine alıyor ve tarlasında konağında çalıştırıyordu.

Mustafa Kemal ve arkadaşları Emperyalizme karşı mücadeleye başlayınca Turan kasabada birlikte askerlik yaptığı topal Veli ile dertleşirdi. Topal Veli’nin her şeyden haberi olurdu. Kasabanın hanında çalışıyordu. Ona gelen haberleri Turan’a anlattı.

Kasabada eli silah tutan Milli Mücadeleye katılmak isteyenleri tespit edip Milli Mücadeleye katılma kararı aldılar.

En büyük destekçileri kasabadaki ulu caminin imamıydı. Yavaş yavaş çoğalmaya başladılar ve camide yatsı namazından sonra istişare yapıyorlardı. Kimse şüphelenmiyor hatta toplananlara tarikatçı, padişahçı demeye başladılar.

Bu söylentiler onların işine geliyor ve gizlice eli silah tutanları tespit edip çoğalmaya başladılar. Fazla silahları yoktu. Eski dededen kalma kılıçlar kamalar vardı. Onlara silah gerekliydi.

Civar köyler kasabalardan toplanan silahlar İngilizlere teslim edilmek için Arap Abdi ağanın konağında saklanıyordu. Henüz görevliler gelip silahları teslim almamışlardı.

Arap Abdi, konaktan fazla çıkmaz iki karısı ve odalıkları ile gününü gün ediyordu. En büyük yardımcısı da Arnavut Rüstem idi. Rüstem ağanın sözünden çıkmaz marabaya kan kustururdu.

Ulu camideki son toplantıda karar alındı ve Arap Abdi ağanın konağındaki silahlar alınacak ve kasabaya yaklaşan Yunan birliklerine karşı mücadele verilecekti.

O gece toplantıya katılanların hiç birisi uyumadılar, oldukça heyecanlıydılar. Hırsızlık yağma bilmediklerinden konağa nasıl girip silahları nasıl ele geçireceklerini tartıştılar. 

Turan kararını açıkladı.

Gece yarısı herkes uyuduktan sonra konağın kapısını Arap Abdi’nin odalıklarından şehit eşi Makbule açık bırakacaktı. Arap Abdi ve ailesinin yemeklerine Topal Veli’nin verdiği ilacı katacak ve hepsi derin uykuda olacaktı. Gizlice görüştüler ve gece yarısı kamaları bellerinde konağın arkasına sakladıkları at arabasına silahları taşıyacaklardı. 

Sessizce konağa girdiler. Odalık şehit karısı da onlara yardım etti ve bütün silahları konaktan arabaya taşırken Arnavut Rüstem tıkırtılara uyandı ve eline tüfeğini alıp ambara geldi. Kapı açık ve içerde birileri silahları taşıyorlardı. 

Arnavut Rüstem içerdekilere nişan alırken Makbule eline geçirdiği kürek ile Arnavut’un kafasına vurdu. Bu arada Rüstem’in tabancası patladı.

Turan ve arkadaşları aceleyle kalan silah ve mermileri aceleyle alıp arabaya yüklediler ve oradan uzaklaştılar.

Silah sesine uyananlar olduysa da, Arap Abdi’nin deposunun soyulduğunu ertesi gün öğrendiler.

İki gün araba orman içinde saklandı. 

Turan ve arkadaşları hiçbir şey olmamış gibi günlük işlerinde oyalandılar.

….

Topal Veli depo baskınından sonra atına binip yakın kasabaya gitti. Orada Milli Mücadeleye katılan güvenilir arkadaşlarıyla görüşüp silahlarının olduğunu ve mücadeleye katılmak için kasabada hazır olduklarını söyledi ve ne yapmaları gerektiği konusunda talimatlar aldı kasabaya döndü.

Ulu caminin imamıyla görüştü ve mücadeleyi başlatmak için son toplantıyı yaptılar. 

Silahların kendileri tarafından depodan çalınmadığına inanılması için silahları yakın kasabadaki Milli Mücadele heyetine teslim ettiler, sadece kendileri kullanmak için birer silah ve mermilerini çok güvendikleri Türkmen aşiretine teslim ettiler.

Soygundan bir hafta sonra kasabaya Milli Mücadele heyetinden gelenler oldu ve askerlik çağında olanların derhal tespit edilip kendilerine katılmalarını aksi halde cezalandırılacaklarını söylediler.

Muhtar Arap Abdi ile görüştü ve istişarede bulundular. Arap Abdi korkmaya başlamıştı. İstanbul ile fazla görüşemiyor, vilayettekiler ise Milli Mücadeleye katılmışlardı. 

Korkularından güya Milli Mücadeleyi desteklediklerini söyleyip, kasabadaki ve civar köylerdeki eli silah tutan herkesin listesini verdiler. Bu listede Arap Abdi’nin oğulları, damadı, akrabaları ve bazı varlıklı ailelerin eli silah tutanları yoktu. Dağlardaki Türkmenlerin erkeklerinin hemen hepsi Milli Mücadeleye katılmak için adeta yarış halindeydiler. Osmanlı döneminde yok sayılmış, katledilmiş ve çoğu sürülmüş hep hor görülmüşlerdi. Cumhuriyette bir ışık görüyorlardı. Mustafa Kemal ve arkadaşlarına güveniyorlardı. Hep Mustafa Kemal’in yanında yer aldılar.

Ulu cami imamı ve Turan’ın bunlar aklına gelmemişti onca telaşeden sonra onlar da Milli Mücadeleye katıldılar.

Düşman bozguna uğradı, vatan kurtuldu.

Ankara’da meclis toplanmış ve ardından Cumhuriyet ilan edildi.

Kasabadan gidenlerin yarısı şehit olmuştu. Kasabaya dönenlerin bir kısmı sakat ve yaralıydı.

Turan hala dönmemişti ve onu da şehitler listesine yazmışlardı.

Arap Abdi hızlı bir Milli Mücadeleci olmuştu. Onun bu değişikliği kasabadakileri şaşırtmamış, her düzende herkese yalakalık yapan, kendi çıkarını düşünen birisiydi. İçki ve âleme düşkünlüğüyle ünlüydü.

Arap Abdi deposundaki silahların çalınmasında Turan’ın eli olduğunu ve hep ondan şüphelendiğini kendi adamları arasında söylenip durdu.

Turan gelmeyince ilk işi onun dünyalar güzeli hanımına göz dikti, haberler gönderdi. Turan’ın şehit olduğunu ve geçim zorluğu çeken karısını, kızını ve küçük oğlunu kendi himayesine alıp gözetmek istediğini, kabul ederse geçim sıkıntısı çekmeyeceklerini söylüyordu.

Turan’ın hanımı Asya saygın bir ailenin kızıydı. Gelen teklifleri şiddetle reddetti ve aç susuz kaldığı halde kimseye minnet etmedi. İki ineği ve birkaç tavuğu vardı ve onların ürünleriyle geçinmeye çalıştı.

Arnavut Rüstem’inde Turan’ın eşi Asya’da gözü vardı. Gizliden Asya’yı takip ediyor yalnız bir anını bekliyordu. 

Ankara’da meclis oluşturulmuştu, yeni vekiller seçilecekti ve Arap Abdi herkese yalakalık yapıyor, konağında yemekler veriyor âlemler düzeliyordu. 

Halkı sömüren, despot Arap Abdi yerine yardımsever bir Abdi Ağa olarak piyasaya çıkmış ve vekil olmak için her türlü dolap çeviriyordu.

Vekil olamamış ama kendini ileri gelenler arasına kendisi gibi dostları sayesinde sokmuştu.

Kasabaya gelen devletin ileri gelenlerini muhtarın sayesinde o misafir ediyor ve ağırlıyordu.

Arap Abdi’nin konağında Ankara’dan gelenler misafir edilmiş yenilip içiliyordu.

Arnavut Rüstem o gece görünmüyordu.

Sinsice gece Turan’ın kasabanın kenarındaki evine gitti ve Asya’ya sahip olmak için zorla evine girdi. Evde kıyasıya mücadele vardı ve Asya’nın on iki yaşındaki oğlu dedesinden kalma kama ile Arnavut Rüstem annesine saldırdığı sırada onu delik deşik etti.

Olay kasabaya bomba haber olarak yayıldı ve Ankara’dan gelen misafirlerde duydular ve olayı araştırdılar.

Neticede Arnavut Rüstem ağır yaralı olarak vilayete sevk edilmiş, Arap Abdi ve Muhtarın marifetleriyle Asya Rüstem’e tuzak kurdu diye karakola çekilmiş ve mahkeme edilecekti.

Bu olayı oldu bittiye getirmek isteyen Abdi Ağa imamın olaya el koymasını düşünememişti ve kasabadaki bazı insanlar ile görüşerek Ankara’dan gelen heyet ile görüşmek istedi. Abdi ağa ve Muhtar fırsat vermiyorlar onu engellemeye çalışıyorlardı.

İmam atına bindi ve misafirler yola çıkınca dörtnala onlara yetişti ve olayın yanlış olduğunu asıl olayı kasaba halkından dinlemelerini rica etti.

Asya’nın şehit Turan’ın eşi olduğunu ve namuslu dürüst birisi olduğunu, Arap Abdi ve kahyası Arnavut Rüstem’in Milli Mücadelede kullanılan, İngilizlerce toplanılan silahları Turan’ın aldığını ve Milli Mücadeleye verdiğini, soyunun asker kökenli olduğunu vs anlatınca heyet tekrar kasabaya döndüler.

Heyetin başındaki Yüzbaşı kasabanın ortasına halkın toplanmasını istedi. Herkes geldi. Abdi heyete yalakalık yapıyordu. Muhtar şaşkındı ve Ulu caminin imamı ve halktan bazı kişiler olayın gerçek yüzünü anlattılar.

Neticede Arap Abdi suç delili olmadığından ve yalakalarının sayesinde kendini kurtardı. Kâhyası Arnavut Rüstem tutuklanacak, iyileşince yargılanacaktı.

Turan’ın oğlu Cengiz’de okutulmak için heyet tarafından Ankara’ya götürüldü.

Turan yıllar sonra kasabasına döndüğünde çok şeyler değişmişti.

CHP den ayrılanlar olmuş, Menderes ve arkadaşları Demokrat Parti’yi kurmuşlar, Arap Abdi bu partinin ileri gelenleri arasına girmişti.

Arap Abdi sinsice Cumhuriyet aleyhtarlığı yapıyor ve milleti CHP’ye karşı kışkırtıyordu.

Malına mal katmış, kasaba büyümüş vilayet olmuştu. Vilayete ilk kurulan fabrikanın ortakları arasındaydı. 

Milli Mücadeleye katılan yaşlılar gaziler hor görülüyor, dertlerini hiçbir yere açamıyorlardı. Tam bir diktatörlük başlamıştı. 

Vilayette Arap Abdi resmi görevli olmasa da en etkili ve yetkili kişi durumuna gelmişti.

Turan bütün gelişmeler karşısında sabrediyordu. 

Sabır bir yere kadardı ve en son Arap Abdi’nin Türkmenlere dinsiz diye ağır hakaretleri karşısında isyan etti ve Arap Abdi’nin ortağı olduğu fabrikaya gitti.

Fabrika görevlileri onu içeriye almak istemediler. Daha da ileri giderek Arap Abdi’nin yetiştirmesi, Arnavut Rüstem’in büyük oğlu onu kapıda tartaklamaya kalkıştı.

Turan yaşlı olsa da yumruğu karşılıksız bırakmadı ve karşılık verdi.

Jandarmalar geldi Turan baskından dolayı tutuklandı.

Turan hapisteydi, hiç ummadığı bir zamanda Arap Abdi ziyaretine geldi: “Sen benim evimdeki silahları çaldın, sonra çetecilik yaptınız, padişaha karşı geldiniz işiniz bitti. Buradan seni çıkarttırmayacağım buralarda çürüyeceksin.” Dedi ve ilave etti: “Namusun da artık benim elimde” deyince Turan adeta çıldırdı.

Turan hapisten kaçmak için planlar yaptı ve Milli Mücadelede birlikte savaştığı arkadaşının oğlu gardiyandı onun sayesinde hapisten kaçtı.

İki gün dağlara çıktı Türkmenlerin arasında kaldı ve gece yarısı vilayete girdi.

Arap Abdi’nin konağına girdi.

Adaletin menfaat ve çıkara dönüştüğü bir dönemde adaleti kendisi yerine getirdi.

Arap Abdi’nin oğulları daha da zenginleşti. Turan bir hapishanede hayatını kaybetti. Buna dayanamayan karısı Asya hastalığa tutuldu ve vefat etti.

Yıllar bir birini kovaladı ve Arap Abdi’nin oğullarından birisi Adalet Partisinden vekil oldu. Damadı ise fabrikanın başına geçti.

Hepsinin çocukları okudular çoğu diplomat oldular ve ülke yönetiminde söz sahibiydiler.

İhtilaller oldu ve Arap Abdi’nin torunu, Arnavut Rüstem’in torunları Gürcü Teyub’un torunuyla birlikte Milli Mücadeleye karşı düşmanca saldırırken Türkler’i Anadolu’dan sürmek ve Türk adını yok etmek için var güçleriyle çalışmaktalar, her türlü fitne ve bölücülüğü yapmaktadırlar.

Turan’ın yatılı okulda okuyan oğluna ne mi oldu?

Okudu yurt dışında üniversitelerde tecrübesini arttırdı ve vatana döndü.

Bu durumları görünce Kuvayı Milliye’ye katılmış insanların torunlarıyla birlikte kadro oluşturmaktadırlar.

Mustafa Kemal’in yolunda yarım kalan hizmetleri hayata geçirmek için proje üretmektedirler.

Turan’ın oğlu Cengiz ise yeni oluşturulan Kuvayı Milliye Ruhu için gece gündüz demeden çalışmaktadır.

Müjde vermektedir milletine.

Zafer naralarının bir gün arşı inleteceği zamanı beklemektedirler.