ABD Ordusu Paralı Askerleşen Orduya Dönüştü

Washington, bugün kendi başkentinde küresel elitlere hizmetkârlığını bir adım daha ileri taşımıştır. ABD ordusu, “ulusal güvenlik” söylemiyle Ortadoğu’daki işgalci hedeflerini genişleterek paralı asker konumuna gelmiştir. Deniz Piyadeleri, İsrail’in bölgesel jandarmalığı rolünü üstlenmiştir.
ABD askeri okullarında ciddi ahlaki çöküş yaşanmakta, ordu içeriden çözülmektedir. Kendi sınırlarını koruyamayan Pentagon, küresel elitlerin “Büyük Sıfırlama” (Great Reset) ajandası uğruna gençlerini tabutlarla evlerine göndermektedir. Türkiye’nin milli güvenliğini de göz ardı eden kirli ittifakları, aslında ABD hegemonyasının sonunu işaret etmekte; hegemonyaları artık can çekişmektedir.
Beyaz Saray’da Saray Entrikaları Ve Stratejik Körlük
Trump yönetimindeki ABD’nin karar alma mekanizması, rasyonel devlet aklından uzaklaşarak dünya için tehlikeli gösteri sahnesine hapsolmuştur. Basın açıklamalarında sergilenen dalkavukluk görüntüleri, Trump’ın megalomanisini beslerken sahadaki gerçekleri perdeleyen hayali zafer söylemleri adeta mafya tiyatrosuna dönüşmüştür. Stratejik körlükleri, yalnızca Amerikan yönetimini değil, tüm dünyayı küresel felaketin eşiğine sürüklemektedir. Kendi istihbaratına da güvenmediği için kağıttan kaplan olduğunu tüm dünyaya ilan etmektedir. Görünen o ki Washington, artık kendi yalanlarına inanmaktadır.
İran Harekatı Pentagon İçin Teknik İntihar
Askeri açıdan değerlendirildiğinde, İran’a yönelik olası kara harekâtı planı, Pentagon için tam anlamıyla lojistik çöküş anlamına gelmektedir. İran’ın nükleer kapasitesi, en gelişmiş Amerikan bombalarının dahi ulaşamayacağı derin granit sığınaklarda korunmaktayken, Trump’ın “donanmalarını yok ettik” yönündeki iddiası ise sahadaki füze ve insansız hava aracı gerçekleri karşısında tamamen asılsızdır.
Pentagon’un mühimmat depoları, Ukrayna ve Kore gibi bölgelere yapılan sevkiyatlarla büyük ölçüde boşalmışken, modern savaş koşullarında hantal gemilerle yürütülecek operasyonlar, binlerce Amerikan askerinin hayatına mal olabilecek teknik intihar niteliğindedir. Mühimmat stoklarının, İran’ın savunma kapasitesinden çok daha hızlı tükeneceği açıktır ve süreç, küresel askeri üstünlüğün artık yalnızca illüzyondan ibaret olduğunu göstermektedir. İflas kaçınılmaz görünmektedir.
Bombardıman Altında Birleşen Halkın Sarsılmaz Milli İradesi
Batı’nın tasarladığı rejim değişikliği beklentileri, İran halkının ulusal egemenlik bilinci ve direnci karşısında etkisiz kalmaktadır. Bombardıman altındaki kitleler, ideolojik ayrılıklarını bir kenara bırakarak dış saldırılara karşı sarsılmaz bir birlik oluşturmaktadır. Yönetim karşıtı kesimler dahi, vatan savunması söz konusu olduğunda devletin yanında yer almaktadır.
Sokaklarda ve sığınaklarda gelişen toplumsal dayanışma, Batı’nın öngördüğü iç isyanın aksine anti-kolonyal direnişe dönüşmektedir. Dışarıdan uygulanan yaptırımlar ve askeri müdahaleler, toplumu zayıflatmak yerine daha radikal savunma hattına yöneltmektedir. Bu sosyolojik kenetlenme, Amerikan emperyalizminin toplum dinamiklerini anlamaktaki başarısızlığını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Halk, teslim olmamaya kararlı görünmektedir.
Küresel Domino Etkisi Ve Nükleer Barut Fıçısı
Çatışmanın coğrafi sınırları, Ortadoğu’yu aşarak tüm Avrasya’yı ateşe sürükleyecek domino etkisini tetiklemektedir. İtalya’daki gizli mühimmat depoları ve NATO dışı operasyonlar, Avrupa kamuoyundan saklanan karanlık ajandanın parçasıyken, nükleer güce sahip bölge ülkelerinin sürece dahil edilmesi, tüm coğrafyayı adeta nükleer barut fıçısına dönüştürmektedir. Geçmişteki kuşatma stratejileri ise bugün, nükleer silahların gölgesinde yürütülen dünya savaşı provası haline gelmiştir.
Bu savaş, yalnızca bölgesel çatışma değil, küresel güvenlik mimarisinin bütünüyle çöküşüdür. ABD’nin sorumsuz hamleleri, müttefiklerini bile nükleer felaketin eşiğine getirerek küresel güvenliği tamamen ortadan kaldırmaktadır. Dünya artık uçurumun kenarında durmakta ve tehlike her zamankinden daha yakın görünmektedir.
Türkiye İçin Pragmatik Ve Dinamik Stratejik Hamleler
Ankara, Washington’un kontrolsüz çöküşünü stratejik avantaja dönüştürmelidir. ABD artık müttefik değil, bölgedeki varlığıyla Türkiye’nin bekasına tehdit oluşturan hasım güç konumundadır. İlk adım olarak, güney koridorunda Amerikan destekli terör unsurları fiilen ortadan kaldırılmalıdır. İncirlik ve Kürecik gibi üslerin statüsü, milli güvenlik öncelikleri doğrultusunda ivedilikle askıya alınmalıdır.
Türkiye, Avrasya ve Ortadoğu ekseninde kendi stratejisini oluşturarak enerji ve ticaret yollarında tam egemenliğini ilan etmelidir. Batı’nın nükleer baskısına karşı savunma sanayisinde tam bağımsızlık hedefi hızlandırılmalıdır. Çöken ABD imparatorluğunun enkazı altında kalmamak adına Ankara, bölgesel liderliğini yeni nesil stratejilerle pekiştirecek güç unsurlarını devreye sokmalıdır. ABD’siz tam bağımsızlık artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Yazarın Diğer Yazıları
- Arabuluculukta Pakistan’ın Stratejik Kaldıracı ve Türkiye’nin Konumu
- Ortadoğu Hafızanın Coğrafyası: Bombaların Öldüremediği Kadim Kaleler
- Körfez’in İkiyüzlü Güvenliği: İhanet ve Üsler Gerçeği
- Mutfaktaki Görünmez El: F-35’ler Cüzdanınızı Nasıl Boşaltıyor?
- Vileda Sopalı Stratejik Körlük ve Medya Dezenformasyonu
- Masa Üstündeki Klasör; Ay yıldız Karargahı
- İran’ın Dijital Kıyamet Senaryosu Körfez Bölgesini Karanlığa Gömüyor
- Ortadoğu’da Kutsal Savaş Siyaseti ve Küresel İnanç Kuşatması
