Köşe Yazısı

Alevilik, Atatürkçülük ve Türk’ün Vicdanı

Süleyman Sazak
Süleyman Sazak
3 dk Sesli Dinle 3

Habererk’in kıymetli okuyucuları, merhaba…

Büyük bir ailenin, güçlü ve hür bir sesin parçası olmak benim için heyecan verici. Hem site yönetiminden hem de sizlerden gelen o sıcak ve samimi "hoş geldin" mesajlarına, en kalbi duygularımla "hoş bulduk" diyorum.

Burada, doğruları konuşacağımız, fikir sancısı çekeceğimiz ve meselelere farklı pencerelerden bakacağımız uzun soluklu bir yolculuğa başlıyoruz. Kalemimiz, hakikat arayışında bir fener, gönlümüz ise bu milletin birliği için bir harç olsun istiyoruz.

İlk yazımda; gündelik siyasetin toz dumanı arasında kaybolan ama bizi biz yapan asıl mayaya, bu toprakların en derin meselelerinden birine, vicdanımıza dokunmak istedim.

Buyurun, başlayalım…

-----------------------------------------------------------

Alevilik, Atatürkçülük ve Türk’ün Vicdanı

Türkiye’de bazı kavramlar vardır; üzerine çok konuşulur ama az anlaşılır.

Alevilik de onlardan biri.

Kimi sadece bir mezhep sanır.

Kimi ideolojik bir kimlik.

Kimi de politik bir cephe.

Oysa Alevilik, bunların hiçbirine sığmayacak kadar eski ve derin bir kültürdür.

Çünkü Alevilik, sadece bir inanç biçimi değil; Türk’ün tarih boyunca taşıdığı ahlâkın, törenin ve vicdanın Anadolu’daki devamıdır.

Bağlamayı susturduğunuzda geriye bir mezhep kalmaz.

Ama o bağlamayı dinlediğinizde, Orta Asya’dan kopup gelen bir hafıza konuşur.

Cem meydanındaki eşitlik, kadınla erkeğin yan yana duruşu, “eline, beline, diline sahip ol” öğüdü, lokmanın paylaşılması…

Bunlar Arap çöllerinin değil, Türk bozkırlarının karakteridir.

Alevilik, İslam’ın Türkçeleşmiş halidir.

Yani bir ithal kimlik değil, yerli bir kültürdür.

***

Tarihsel hafızayı hatırlayalım.

Osmanlı’nın son yüzyıllarına kadar Aleviler: sürgün gördü, fişlendi, “makbul” sayılmadı. Devletle aralarındaki mesafe hep korku ve güvensizlikle doluydu.

Sonra Cumhuriyet geldi. Ve ilk kez şu cümle kuruldu: “Bu ülkede herkes eşit yurttaştır.”

İşte kırılma noktası buydu.

Çünkü Cumhuriyet, Alevilere bir imtiyaz vermedi; ama ilk defa eşitlik verdi.

Bazen en büyük lütuf, ayrıcalık değil, adalettir.

Bu yüzden Alevilerin Atatürk’e bağlılığı ideolojik değil, tarihseldir.

Bir parti tercihi değil, bir güvenlik duygusudur.

Atatürk onlar için sadece bir lider değil, “artık kapımız gece çalınmayacak” demektir.

Bu çok derin bir duygudur.

***

Dikkat ederseniz, Alevilik ile Atatürkçülük arasında doğal bir karakter uyumu vardır.

Alevilik aklı ve irfanı öne çıkarır.

Atatürk “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” der.

Alevilikte ruhban sınıfı yoktur.

Atatürk laikliği getirir.

Alevilikte kadın–erkek birlikte ibadet eder.

Cumhuriyet kadınlara siyasal haklar tanır.

Alevilik paylaşımı savunur.

Cumhuriyet halkçılığı.

Yani bu yakınlık politik bir ittifak değil, zihniyet akrabalığıdır.

***

Fakat bir yanlışı da düzeltelim...

Bugün yapılan en büyük hata şudur: Aleviliği bir ideolojinin aparatı haline getirmek.

Alevilik ne bir partidir, ne bir sol fraksiyon, ne de etnik bir karşıtlık hareketi.

Aksine, Anadolu Türkmenliğinin en köklü damarlarından biridir.

Aleviliği Türklükten koparmaya çalışan anlayış, tarih bilmez.

Çünkü Alevilik zaten bu toprağın, bu milletin öz malıdır.

Türk kültürünün vicdanı gibidir.

***

Ben meseleyi şöyle görüyorum; Alevilik, bu milletin ahlâkıdır.

Atatürkçülük ise bu ahlâkın modern devlete dönüşmüş halidir.

Biri kültürdür.

Biri siyasettir.

Ama ikisi de aynı yerden beslenir: “Adalet duygusundan.”

Belki de bu yüzden, Anadolu’da bir cemevine girince de, bir Cumhuriyet törenine katılınca da aynı hissi yaşarsınız… Aynı kelime dolaşır havada: “Eşitlik.”

Çünkü bu topraklarda en kadim talep budur.

Ve galiba Türk milleti, bütün kavgalarına rağmen, en çok bunu aramaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Aysun Fakı

    Bu yazı sadece bir analiz değil, bir hafıza hatırlatması. Aleviliğin vicdanını ve Cumhuriyet’le kurduğu derin bağı çok güçlü anlatmışsınız. Dilinize, kaleminize emeğinize sağlık..

  • Alp Demir

    Bu gün ülkemizin yaşadığı sorunların tamamı Atatürk'ün ilkelerinden sapmış olmamızdandır. Ona dönmekten başka çıkar yolumuz yoktur.

  • Av. Nilay Sazak Şeker

    Atatürk’ün izinde, Cumhuriyet’in ışığında ve Aleviliğin insancıl özünde birleşmek; bu ülkenin en büyük zenginliğidir. Bizlere düşen, bu değerleri senin gibi kıymetli kalemlerin desteğiyle geleceğe taşımaktır. Yazınız için tebrik ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum.

Bu Yazıyı Paylaş