Bahçeli'den Derin Analiz
Analiz: Selim Çoraklı
MHP lideri Devlet Bahçeli, çoğu zaman olduğu gibi bu kez de ezber bozan bilge yaklaşımlarıyla ülke sorunlarını cesur bir dille gündeme getirmeye devam ediyor. Bu çerçevede gündeme getirdiği, "Yürütmede Erdoğan, Yasamada Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye'de Cumhur İttifakı, Dünyada Türk Asrı" ifadeleri de yeni bir ufuk çizgisi oldu. Bu anlamlı söylem, Devlet Bahçeli'nin ve MHP'nin Cumhur İttifakı içerisindeki siyasi rolünü, devlet yönetim anlayışını ve uzun vadeli vizyonunu özetleyen stratejik bir slogan ve formüldür.
Bu derin anlamlar içeren analizin ne anlama geldiği ve arkasındaki tarihi/siyasi arka planı dikkatli bir şekilde birçok yönden ele alabiliriz.
Yürütmede Erdoğan
“Yürütmede Erdoğan” sözleri, 2017 yılındaki Anayasa değişikliği ile kabul edilen “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde” icra/yürütme yetkisinin tek başına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'da olduğunu kabul ve teyit etmektedir. Bu söz MHP'nin, bakanlık veya yürütme kadrolarında doğrudan yer alma arayışında olmadığını, liderliğin Erdoğan'da olduğunu açık biçimde vurgular.
Bahçeli’nin bu sözüyle aynı zamanda, "Yürütme bizde değil ve biz de yürütmeye talip değiliz. Biz devleti yönetmeye değil, denetlemeye talibiz." mesajı verdiği görülmektedir. Aslında bu söylem MHP'nin, "Söz konusu vatansa gerisi teferruattır." anlayışının bir yansımasıdır.
Yasamada MHP
Sayın Bahçeli’nin “Yasamada Milliyetçi Hareket Partisi” sözü ise, MHP'nin temel varlık gösterdiği alanın TBMM (Yasama) olduğunu ortaya koymuştur. AK Parti'nin Meclis'te tek başına çoğunluğu sağlayamadığı durumlarda, MHP'nin kilit ve dengeleyici rol oynayarak yasama süreçlerini yönlendirdiğini, kanunlaşma süreçlerinde denetleyici ve belirleyici bir güç olduğunu simgeler. Bu söz de MHP'nin daima Türk devleti ve milletini önceleyen anlayışının bir yansımasıdır.
Tarihi olarak MHP yasama ve bürokraside etkili olmayı sevmiştir. Devlet kadroları, güvenlik bürokrasisi, yargı ve meclisteki komisyonlarda bu ağırlığını görmek mümkündür.
Bahçeli üstü kapalı da olsa özet olarak “Yasamada MHP” derken şunları ortaya koymak istemektedir: "Bizim parti olarak asıl güç alanımız Meclistir. Cumhur İttifakı Meclis'te tek başına anayasa yapacak çoğunluğa sahip değil. 360 ve 400 oy için MHP'nin oyu hayati önem taşıyor. Yürütme bizde değil ama yasama olmadan yürütme topal kalır, yasama da biz olmadan tamam olmaz."
Türkiye'de Cumhur İttifakı
“Türkiye'de Cumhur İttifakı” söylemi, Ak Parti ile yapılan ittifakın sadece seçimlik bir iş birliği değil, devletin bekası ve istikrarı için kurulan "milli bir dayanışma bloğu" olduğunu ifade eder. İç siyasetteki temel omurganın bu ittifak üzerinden şekillendiğini savunur. Bu sözün iç cephe mesajı, “MHP'ye göre Türkiye'de normal bir ittifak yok, bir beka ittifakı var. Kurulan Cumhur İttifakını bir seçim ittifakı olmaktan çıkarıp bir devlet projesi olarak kodluyoruz. Bu, MHP'nin kurulduğundan beri savunduğu Komünizme, Kapitalizme, emperyalizme ve bölücülüğe karşı milliyetçi cephe fikrinin 2026 modelidir.” şeklindedir.
Dünyada Türk Asrı
Sayın Bahçeli’nin “Dünyada Türk Asrı” söylemi ise, MHP'nin Kızılelma düşüncesinin dışa aktarılmasından başka bir değildir. Bu söylem, “Türkiye Yüzyılı” ve “Türk Devletleri Teşkilatı” vizyonu doğrultusunda, 21. yüzyılın Türk dünyasının yükseliş çağı (Türk Asrı) olacağı hedefini ve dış politika vizyonunu dile getirir. Bu zaten MHP'nin temsil ettiği Turan fikrinin temel esaslarından biridir.
Söylemin belki de en ideolojik kısmı. MHP'nin klasik dış politikası "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne Türk dünyası" anlayışı oluşturmaktadır. Son yıllarda “Türk Devletleri Teşkilatının” kurulması, Azerbaycan zaferi, Kıbrıs politikası ile bu söylem pratiğe dökülmüştür. Sayın Bahçeli, “Dünyada Türk asrı” söylemiyle Cumhur ittifakını sadece iç siyasete hapsetmeyip, Türk dünyasına yönelik bir medeniyet projesine bağlamaktadır.
Söylemin Tarihi Arka Planı
Sayın Bahçeli’nin bu bilge söyleminin ortaya çıkışını ve mantığını anlamak için son yıllarda ülke çapında yaşanan kırılma noktalarına bakmak gerekir
Bu kırılma noktalarından biri ABD güdümlü FETÖ denen iblisi yapının kotardığı 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ve arkasından Cumhur İttifakı'nın ortaya çıkmasıdır.
MHP ve AK Parti arasındaki ilişki 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında köklü bir değişim ve gelişim geçirdi. Bahçeli, "devletin bekası" söylemini ön plana çıkararak parlamenter sistemden "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine" geçişin en önemli mimarlarından biri oldu.
Bu yaklaşım aynı zamanda ülkemizde sık sık tekrarlanan koalisyon modellerine karşı "Güç Birliği" arayışının yansımasıdır.
MHP, 1990'lı yıllardaki koalisyon hükümetlerinin oluşturduğu siyasi ve ekonomik krizlerin tekrar yaşanmaması adına, yürütmenin tek elde (Cumhurbaşkanı) toplanmasını ülkenin istikrarı için gerekli görmüştür.
MHP fikri misyonuna yakışır bir şekilde her zaman olduğu gibi ülkesi için büyük menfaatler sağlayacak "Denge ve Denetleme Rolü" de üstlenmiştir.
MHP, hükümette (yürütmede) resmi olarak bakanlıklar almayarak, Meclis'te (yasamada) kilit sandalye sayısı ile Cumhur ittifakının fikri, milliyetçi ve güvenlik odaklı çizgisini koruma görevini yerine getirmiştir. Sadece bu tavır bile MHP'nin her zaman ülke menfaatini parti menfaatinden yüksek tuttuğunu ispatlamaya yeter.
Hülasa etmek gerekirse, Devlet Bahçeli bu anlamlı bilgece sözleriyle, MHP seçmenine ve kamuoyuna, "Biz iktidar ortağıyız ancak amacımız bakanlık paylaşmak değildir. Biz her zaman devletin menfaatini öne çıkarırız. Yasamada devleti ve ittifakı dengelemek, yürütmede Erdoğan'ı desteklemek ve Türkiye'yi küresel bir güç (Türk Asrı) yapmak bizim fikrimizin esaslarındandır." mesajını vermektedir.
MHP'nin Tarihini Bilmek
Bahçeli'nin bu bilge cümlesi dışarıdan tek tek bakınca basit bir görev dağılımı gibi duruyor gibi görünse de mesele MHP tarihiyle birlikte okununca çok katmanlı bir strateji mesajı olduğunu ortaya çıkarıyor.
MHP'nin tarihini bilenler bu sözün yeni olmadığını anlar. Bu çerçevede MHP'yi anlamak için bazı tarihi damarları bilmek gerekir.
Bunlardan birincisi MHP'nin kurucu lideri ve fikir babası Alparslan Türkeş'in devlet ve parti anlayışıdır. Çünkü kurulduğundan beri MHP kendini sıradan siyasal bir parti olarak değil, "devletin sigortası" olarak tanımlamıştır. Bu düşünce 1970 yıllarında söylenen, "Biz iktidar için değil, devletin bekası için varız." sözünde kendini göstermiştir. MHP tarihi boyunca doğrudan iktidar olmaktan çok, iktidarlara istikamet çizme konumunda olmuştur. 1975 ve 1977 Milliyetçi Cephe hükümetlerinde ortak olup kritik bakanlıkları alması, 1999 yılında DSP-MHP-ANAP koalisyonunda en çok oy alıp devleti yönetmesi bu çerçevede değerlendirilecek stratejik yaklaşımlardır.
1997 yılında kurucu lider Türkeş'in vefat etmesinin ardından MHP'nin liderliğini yapan Devlet Bahçeli döneminde de MHP'nin en büyük önceliği “önce vatan menfaati” anlayışı devam etmiştir. Sayın Bahçeli bu gerçeği sürekli olarak, "Önce ülkem ve milletim" diyerek ülke meselelerinin yanında olma stratejisini devam ettirmiştir.
MHP’nin, asrın münafığı Fetullah Gülen'in şeytani yapısı FETÖ tarafından kotarılan 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Sayın Erdoğan'a destek vermesi de aynı refleksin yansıması olmuştur.
Bu hususta önemli bir mesele de MHP'nin ideolojik çekirdeğinin “Turan ideali” olduğudur. Türkeş'in ortaya koyduğu nihai hedef “Türk dünyasının birliği” anlamına gelen Turan fikridir. Sayın Bahçeli'nin son yıllardaki "Türk Asrı ve Türkiye Yüzyılı" söylemleri de Turan idealinin güncel versiyonudur.
Neden Şimdi Söyledi?
Bahçeli’nin söylediği sözlerin zamanlaması de asla tesadüfle telif edilemeyecek kadar derin anlamlar içermektedir.
MHP seçmeni arasında sayıları az da olsa uzun süredir, "Biz AK Parti'nin gölgesinde kaldık" rahatsızlığı gözlenmiştir. Sayın Bahçeli bunlara karşı, "Biz yürütmede değiliz ama yasama bizde, ittifak bizsiz olmaz." diyerek MHP’nin stratejisinin şifrelerini taraftarlarına vermiştir.
Bu söylem zamanla AK Parti içinde gelişen, "MHP'ye çok alan açıldı" rahatsızlığı ve tartışmalarına da bir stratejik cevaptır. Bahçeli bu sözlerle, "Ben Cumhurbaşkanı'na rakip değilim ama Meclis'te ortağım, beni yok sayamazsın." diyerek gelişen menfi fikirlere de edebi bir üslupla gereken cevabı vermiştir.
Gündemde yeni anayasa süreci konuşulurken Bahçeli bu söylemleriyle aynı zamanda, "Anayasa Meclis'te yapılacak ve orada biz varız." mesajını da muhataplarına iletmiştir.
Sayın Bahçeli böyle stratejik davranarak 56 yıllık MHP tarihinin en başarılı taktiğini tekrarlamaktadır. Bu taktik, "İktidarı almadan iktidarda kalmak." şeklinde özetlenebilir. Sayın Bahçeli, Türkeş'in 1970’li yıllarda yaptığı gibi devlete eklemlenerek partiyi devletin bir parçası haline getirmek ve böylece baraj risklerinden korunmak istemektedir.
Sayın Bahçeli aslında bu söylemi ile bir yandan Sayın Erdoğan'ı şu zor süreçte vazgeçilmez ilan edip ittifakı çimentolarken, diğer yandan MHP'yi ittifakın beyni ve Meclis'teki kilit taşı olarak konumlandırmaktadır.
Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli liderliğinde oluşan Cumhur ittifakı, çok zor bir dönemden geçtiğimiz günümüzde ülkemiz için özellikle uluslararası alanlarda, savunma sanayisinde ve diplomaside milletimize ümit veren işlere imza atmaktadırlar.
Yazarın Diğer Yazıları
- Nurculuk Bahane Soygun Şahane!
- Celalettin Rumi’nin kadın düşmanlığı!
- Kavram illüzyonistleri
- 12 Eylül Cuntasının Ülkücülere Zararları
- Osmanlı’dan Cumhuriyete Kürt İsyanları ve Çözüm Girişimleri (2)
- Osmanlı’dan Cumhuriyete Kürt İsyanları ve Çözüm Girişimleri (1)
- Terör bitecek Türkiye kazanacak
- Gidiyoruz birer birer! (Mustafa Verkaya Reisin Ardından…)
