Nurculuk Bahane Soygun Şahane!
(Yeni Nesil FETÖ yapılanmaları ve yüzlerine geçirdikleri fonlu maskeler)
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından başlatılan geniş çaplı piyasa dolandırıcılığı soruşturması, Türkiye'de dini yapıların finansal ağları ve geçmiş dönem bağları üzerindeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Katılımevim ve Pusula Holding merkezli yürütülen, 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesini kapsayan bu soruşturmada, en çok dikkat çeken durum, “Nur Mektebi İlim ve Kültür Derneği” başkanı Uğur Akkafa’nın gözaltına alınması ve tutuklanması olmuştur. Aslında bu şaşırtıcı bir durum değildir. Yıllardır bu tür yapıların FETÖ’nün yeniden yapılanmasında aracı olarak kullanıldığı kamuoyunda binlerce kez yazılıp söylenmiştir. Kamuoyunda "faizsiz finans" ve "Nurculuk" söylemleriyle öne çıkan aktörlerin, milyarlarca liralık fon hareketleri ve FETÖ iltisakı iddialarıyla yargıya taşınması derinlemesine incelenmesi gereken bir ilişkiler ağını ortaya koymaktadır.
Yaşanan olaylara baktığımızda ister istemez “Nurculuk bahane, soygun şahane” demek zorunda kalıyoruz. Çünkü her seferinden milleti soyanlar her zaman milletin değer verdiklerini yüzlerine maske olarak geçirmekten çekinmiyorlar. Kur’an’ın “Allah ile aldatmayın/ Aldanmayın” ikazlarına uymayanlar (belki de Rabbimizin bir tokadı olarak) her adımda yüzüne maske geçiren bu istismarcılar tarafından aldatılıyor. Çünkü ayette Rabbimiz, “Başınıza gelen musibetler ellerinizle işlediklerinizden dolayıdır. “ (Şura, 30) buyurmaktadır.
MASAK ve SPK raporlarına yansıyan tespitlere göre, Katılımevim Tasarruflu Finansman A.Ş. bünyesinde gerçekleştirilen işlemler vasıtasıyla "piyasa dolandırıcılığı" suçu işlendiği şüphesi doğmuştur. Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın yurt dışına lüks varlık transferleri yaptığı, İsviçre’deki banka hesaplarına milyarlarca liralık nakit aktardığı ve Yunanistan’da mülk edinerek oturum izni aldığı saptanmıştır.
İslami finans ve yardımlaşma temaları altında toplanan tasarrufların arka planda borsa manipülasyonlarına, lüks tüketime ve yurt dışı finans ağlarına yönlendirildiğinin iddia edilmesi, soruşturmanın temel hukuki zeminini oluşturmaktadır.
UĞUR AKKAFA VE NUR MEKTEBİ
Fon yolsuzluğu soruşturmasında gözaltına alınan şüpheli listesinin merkezinde, sosyal medyada milyonlarca takipçisi bulunan Uğur Akkafa yer alması nurculuk adı altında yapılan istismarı da gündeme taşıdı. Akkafa’nın kurucusu ve başkanı olduğu İstanbul Ümraniye merkezli Nur Mektebi Derneği, daha önce de FETÖ iltisaklı kritik iddialarla gündeme gelmiştir.
Nur Mektebi Derneği, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından yayımlanan Olağanüstü Hal (OHAL) Kanun Hükmünde Kararnamesi (KHK) ile FETÖ iltisakı gerekçesiyle kapatılmış, ancak kısa süre sonra artık devreye hangi kudretli eller girdiyse bu karar kaldırılarak derneğin yeniden açılması sağlanmıştır.
Basına ve sosyal medya mecralarına yansıyan iddialara göre, FETÖ firarisi Cemil Tokpınar’ın yurt dışına kaçmadan önce kuruluşundan itibaren Nur Mektebi bünyesinde dersler verdiği ve dernek çevreleriyle yakın ilişkide olduğu öne sürülmüştü. Yine sosyal medyada neredeyse Hergün bu tür yapıların FETÖ’nün yeniden yapılanma merkezleri olduğu hususunda birlerce iddia yazılıp çizilmiştir. Buna rağmen bu yapıların denetimsiz şekilde devasa boyutlara gelene kadar herhangi bir denetime tabi tutulmaması da kafaları karıştırmaktadır.
YENİ NESİL NURCULUK!
FETÖ’nün 15 Temmuz sonrasında dershane, yurt ve vakıf ağlarının tasfiye edilmesiyle oluşan boşluk, sosyal medyayı etkin kullanan yeni nesil sözde "Nurcu" gençlik dernekleri tarafından doldurulmuştur. Burada istismarcıların yüzlerine geçirdikleri maske “Nurculuk” olmuştur. Said Nursi’nin peşinden gidenlerin kendilerine taktıkları bu sıfat değişik dönemlerde istismarlara kaynak olmuş ve maske olarak kullanılmıştır. Aynı maske 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ardından FETÖ’cüler tarafından da sık sık kullanıldığı ortaya çıkmıştı.
Yüzüne nurculuk maskesi geçirenlerin milleti nasıl dolandırdıkları meselesi hakkında güvenlik bürokrasisi tarafından bazı dikkat çeken faaliyetler tespit edilmiş ve kamuoyuyla paylaşılmıştır. Buna rağmen şimdiye kadar bir tedbirin alınmaması da aklımıza değişik istifhamların gelmesine sebep olmaktadır.
Sözler Köşkü, Hayalhanem, Maksat 114 gibi milyonlarca takipçisi olan YouTube kanallarına sahip yapıların kurucu figürlerinin geçmişte Nur Mektebi ortamlarında yetiştiği iddia edilmektedir. Yani Nur mektebi yeni nesil grupların kadrolarının yetişme alanı olarak seçilmiş ve nurculuk maske olarak kullanılmıştır. Yüzüne nurcu maskesi geçirerek örgütlenen bu yapıların İstanbul, Ankara, Mersin gibi şehirlerde ve Almanya gibi yurt dışı merkezlerinde edindikleri çok katlı binalar ile yüksek maliyetli faaliyetlerin finansman kaynakları, Katılımevim operasyonuyla birlikte MASAK ve savcılık incelemelerinin merkezini oluşturmuştur. Devasa bir boyuta gelene kadar bu tür yapıların incelenmemesi ister istemez akıllara başka sorular getirmektedir.
NURCU GRUPLARIN TEPKİSİ
Meydana gelen büyük yolsuzluk olayları sonrası bazı nurcu gruplar klasik savunma moduna geçerek şimdiye kadar hiç ses etmedikleri konuları öne sürmeye başlamışlardır. Mesela bir kısım nurcular, Uğur Akkafa ve bağlantılı derneklerin gerçek manada "Nurculuk" ile hiçbir bağı olmadığını savunmaktadır. Bu çevreler, söz konusu yapıların Risale-i Nur öğretisini şahsi menfaat, finans devşirme ve ticari nüfuz aracı olarak kullandığını ifade ederek "Para Mektebi" eleştirisinde bulunmuşlardır. Ancak bunu daha önce niçin yapmadıklarını açıklayamamışlardır. Aynı durum asrın münafığı Fetullah konusunda da yaşanmıştır. Fetullah’ın ihaneti ortaya çıkana kadar ona hoca diyenler daha sonra onun nurculukla alakası olmadığını açıklamışlardır. Hâlbuki Fetullah’a dizdikleri övgüler bugün bile arşivlerde çokça bulunmaktadır.
Bir diğer nurcu grup ise yaşanan usulsüzlüklerin cemaatlerin geneline mal edilmemesi gerektiğini, yürütülen soruşturmaların dini hassasiyeti olan insanları hedef alan toptancı bir algı operasyonuna dönüştürülmemesini savunmaktadır.
Aslına bakılırsa Uğur Akkafa ve Katılımevim çevresinde yoğunlaşan soruşturma, sadece bir borsa veya fon dolandırıcılığı vakası olmanın ötesinde anlamlar taşımaktadır. Mesele dini duyguların istismarı, cemaat maskesi altında yürütülen kontrolsüz finansal faaliyetler ve FETÖ’nün kripto ağlarının farklı adlar altında yaşamaya devam ettiği yönündeki şüphelerin adli makamlarca incelendiği karmaşık bir sürece işaret etmektedir. Olayın hukuki neticesi, Türkiye'deki cemaat-siyaset-finans üçgeninin gelecekteki denetim mekanizmaları açısından belirleyici bir emsal oluşturma potansiyeline sahiptir.
YAPILARIN ÖRGÜTLENME METOTLARI
Yeni nesil grupların ve "Nurcu" olarak adlandırılan modern derneklerin (Sözler Köşkü, Hayalhanem, Çay House, Nur Mektebi vb.) sosyal medya üzerindeki örgütlenme metotları, geleneksel dini cemaatlerin klasik tebliğ yöntemlerinden taban tabana zıt bir yapı sergilemektedir. Bu yapılar, geleneksel dini söylemleri modern dijital pazarlama teknikleriyle harmanlayarak özellikle Z kuşağı ve genç yetişkinler üzerinde güçlü bir etki alanı oluşturmuştur.
Bu yapıların sosyal medyadaki temel örgütlenme stratejileri, operasyonel mantıkları ve arka planındaki riskler şu başlıklar altında toplanmaktadır:
POPÜLER KÜLTÜR TUZAĞI
Klasik nurcu grupların ağır ve akademik dini dili yerine, yeni nesil gruplar sosyal medyanın hızına ve estetiğine uygun içerikler üretir. Çektikleri videolarda gençleri ellerinin içine almak için "Ateistleri Susturan Cevap", "Evrim Teorisinin Çöküşü", "Zina Yapanların Sonu" gibi merak uyandırıcı, kışkırtıcı veya doğrudan popüler kültüre hitap eden başlıklar işlenmektedir. Fikriyatı gelişmemiş ve meselelere hissi bakan gençlerin bu tür tuzaklara düşmemesi mümkün değildir.
Güncel diziler, popüler bilgisayar oyunları, rap müzik veya sosyal medya akımları dini bir mesajı aktarmak için birer kanca olarak kullanılır. Amaç, seküler veya dini hayattan uzak gençlerin algoritma aracılığıyla radarına girmektir.
KUSURSUZ PROFİL ALGISI
Geleneksel yapılardaki yaşlı, cübbeli ve otoriter "şeyh/hoca" figürü yerine, yeni nesil gruplarda modern giyimli, saç sakal bakımı yerinde, esprili ve hitabeti güçlü genç erkek figürleri ön plana çıkarılır. Bunlar dinleyicilerine bir otorite gibi değil, dert ortağı, abi veya en yakın arkadaş gibi yaklaşır. Videonun çekildiği ortamlar loş ışıklar, lüks dekorlar, kahve makineleri ve modern kütüphanelerle donatılarak gençlerin aidiyet hissetmek isteyeceği havalı bir atmosfere dönüştürülür.
Bu yapılar, YouTube, Instagram ve TikTok algoritmalarının nasıl çalıştığını çok iyi analiz eden profesyonel medya ekipleriyle çalışır. Dernek bünyesindeki yüzlerce/binlerce gençten oluşan WhatsApp veya Telegram grupları üzerinden, yüklenen yeni bir videoya anında binlerce beğeni ve yorum pompalanır. Bu sayede video, sosyal medya platformlarının "Keşfet" veya "Trendler" listesine organik olmayan bir mühendislikle sokulur.
Farklı kanallar birbirlerinin videolarına konuk olarak veya birbirlerini etiketleyerek kitle havuzlarını sürekli olarak büyütürler.
DİJİTAL PSİKOLOJİ
Sosyal medyanın oluşturduğu yalnızlık, gelecek kaygısı, sınav stresi veya ilişkisel problemler yaşayan gençler, bu yapıların en büyük hedef kitlesidir. Çekilen videolarda doğrudan fıkıh veya şeriat kuralları anlatılmaz; psikolojik bunalımlar, depresyon ve yalnızlık temaları işlenir. "Bunalımdan kurtulmanın yolları" adı altında gençlere dijital ortamda bir nevi manevi tedavi vaat edilir. Sosyal medya üzerinden gelen mesajlara (DM) organize ekiplerce anında yanıt verilerek gencin yalnızlık hissi istismar edilir ve dernek binalarına (dershane/köşk) davet süreci başlar.
Sosyal medya, bu tür gruplar için sadece bir vitrindir. Asıl örgütlenme, dijitalde yakalanan gencin fiziksel ortama çekilmesiyle tamamlanır. Sosyal medyada videoları izleyen ve etkilenen genç, şehirlerindeki "Sözler Köşkü", "Hayalhanem" veya "Nur Mektebi" gibi merkezlere çay içmeye, PlayStation oynamaya veya muhabbet etmeye davet edilir. İstenilen mekâna çekilen genç, burada sıcak bir kabul, yoğun bir ilgi ve aidiyet duygusuyla karşılanır. Bu aşamadan sonra genç aşamalı olarak Nurculuk derslerine ve itaatle oluşturulan ve insanların mankurtlaştırıldığı grubun hiyerarşisine dâhil edilir.
Milyonlarca takipçinin sağladığı güven ve "sadaka/zekât/hayır" söylemleri, devasa bir finansal kaynağa dönüştürülür. "Afrika'da su kuyusu açıyoruz, yetimlere yardım ediyoruz, medrese inşa ediyoruz veya tebliğ videolarımızın daha çok kişiye ulaşması için sponsor olun adı altında sosyal medya üzerinden düzenli bağış toplanır. Denetimden uzak olan bu dijital fonlama yöntemleri, Katılımevim ve Uğur Akkafa soruşturmasında da görüldüğü üzere, arka planda borsa manipülasyonları, holdingleşme ve lüks varlık edinimleri için bir finansal kaynak havuzu oluşturur. Burada nurculuk maskesi her aşamada devrededir.
Yeni nesil bu yapılar, geçmişte FETÖ’nün ışık evleri ve dershaneler aracılığıyla yürüttüğü insan devşirme faaliyetini, günümüzde YouTube stüdyoları, Instagram Reels videoları ve dijital algoritma manipülasyonları ile çok daha hızlı ve küresel bir ölçekte gerçekleştirmektedir. Vitrindeki sempatik, modern ve yardımsever dijital yüz, arka plandaki kontrolsüz finansal büyüme ve cemaat hiyerarşisini kamufle eden en güçlü kalkandır.
FETÖKULLİ TAKTİKLER HEP AYNI
Yüzlerine nurculuk maskesi geçiren yeni nesil "Nurcu" gençlik dernekleri (Sözler Köşkü, Hayalhanem, Nur Mektebi vb.), medya ve insan devşirme stratejileri açısından geçmişteki FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü) yapılanmasıyla çok ciddi yapısal benzerlikler taşırken, dijital çağın getirdiği imkânlar ve hedef kitle dinamikleri açısından da bazı keskin farklar barındırmaktadır.
İki yapının medya, propaganda, finansman ve insan kaynağı devşirme stratejilerinin karşılaştırması şu şekildedir:
Geçmişteki FETÖ Stratejisi Gazete (Zaman), dergi (Sızıntı), televizyon (Samanyolu TV) gibi geleneksel ve merkezi ana akım medya organlarını kullanırken Yeni Nesil Derneklerin Stratejisi YouTube, Instagram, TikTok, Telegram ve Spotify gibi merkeziyetsiz dijital sosyal medya platformları olmuştur.
FETÖ’de takım elbiseli, resmi, ağlayan, mistik ve otoriter "Hoca Efendi" figürü ile daha içe kapalı, ketum kadrolar yer alırken yeni nesil gruplarda Modern giyimli, saç-sakal bakımlı, esprili, lüks stüdyolarda kahve içen sempatik ve havalı abi modelleri rol almaktadır.
FETÖ, insan devşirmede Dershaneler, özel okullar, öğrenci yurtları ve "Işık Evleri" üzerinden fiziksel ve kurumsal ağları kullanırken yeni nesil gruplar Sosyal medya "Keşfet" algoritmaları, tık tuzakları ve "Köşk/Mektep" adı verilen dijital-fiziksel karma mekânları kullanmaktadır.
FETÖ’cüler hedef kitle yaklaşımı olarak Sınavlarda başarılı, zeki, dindar ya da muhafazakârlaşmaya meyilli başarı odaklı öğrencileri kullanırken yeni nesil gruplar Sosyal medyanın yalnızlaştırdığı, gelecek kaygısı, depresyon veya ilişki sorunu yaşayan her kesimden seküler/muhafazakâr gençleri kullanmaktadır.
FETÖ finansman ve para toplama hususunda himmet toplantıları, iş insanları dernekleri (TUSKON), zorunlu gazete abonelikleri ve geleneksel elden nakit akışı kullanırken yeni nesil gruplar Sosyal medya üzerinden kitlesel fonlama, Afrika'da su kuyusu bağışları ve Katılımevim örneğindeki gibi borsa/fon manipülasyonlarını kullanmaktadırlar,
FETÖ meşruiyet ve söylemlerinde Dinler arası diyalog, Türkçe Olimpiyatları, eğitim, hoşgörü ve bürokrasiye sızma (Altın Nesil) söylemini ileri sürerken yeni nesil gruplar Ateizm/deizm eleştirileri, iman kurtarma, psikolojik manevi tedavi ve faizsiz finans/helal kazanç vurgusunu kullanmaktadırlar.
FETÖ İLE YAPISAL BENZERLİKLER
Hem FETÖ hem de yeni nesil nurcu gruplar ağlarına düşürmek istedikleri gençleri ilk aşamada aşırı bir ilgi, şefkat, gruba aidiyet hissi ve özel olma duygusuyla kuşatır. FETÖ bunu yurtlarda ve evlerde yaparken, yeni nesil yapılar bu süreci DM (direkt mesaj) kutularında başlatıp "Köşk" sohbetlerinde tamamlar.
Bu yapılarda dışarıya karşı son derece demokratik, özgürlükçü ve neşeli bir vitrin sunulurken; içeriye giren genç adım adım istişare heyetlerine, abi hiyerarşisine ve sorgulanamaz bir bağlılık modeline (risale/hoca odaklı) tabi tutulur.
Bu tür yapılan meydana gelen olumsuzluklarda hemen mağduriyet algısına ve kuşatılmışlık psikolojisi sığınmakta oldukça mahirdirler. Kendilerine yönelik her türlü hukuki denetim, eleştiri veya soruşturmayı (Uğur Akkafa'nın tutuklanmasında olduğu gibi) direkt olarak "İslam'a, imana ve Risale-i Nur hizmetine yapılan bir saldırı" olarak nitelendirip tabanlarını konsolide ederler.
YENİ NESİL RİSKLER
FETÖ'nün bir gence ulaşıp onu kendi çizgisine çekmesi aylar süren bir yurt/dershane ilişkisi gerektiriyordu. Yeni nesil yapılar ise ürettikleri tek bir viral TikTok/Reels videosuyla aynı anda milyonlarca gencin zihnine girip onları dijital topluluklarına dâhil edebilmektedir.
FETÖ'nün matbaaları, TV kanalları ve binaları devlet eliyle fiziki olarak kapatılabiliyordu. Ancak yeni nesil yapıların binlerce farklı kişisel hesap üzerinden yürüttüğü merkeziyetsiz dijital yayıncılık ve kripto varlıklara/fonlara dayalı para trafiği, MASAK ve siber suç birimleri için takibi çok daha zor bir gri alan yaratmaktadır.
Yeni nesil cemaat yapılarının (Sözler Köşkü, Hayalhanem vb.) sosyal medyadaki en büyük kancası ve dijital örgütlenme stratejisinin temel taşı "Ateizm/Deizm çökerten" veya "Evrimi bitiren" video konseptleridir.
Gençleri avlamak için yaptıkları videolarda sıklıkla "Şu elimdeki tükenmez kalemin bile bir ustası varsa, koskoca evrenin nasıl bir yaratıcısı olmaz?" veya "Bir saray ustasız olmaz, bir harf kâtipsiz olmaz" gibi tekerlemeye dönmüş benzetmeler kullanılır.
Kendi delillerini desteklemek için bilimsel literatürden işlerine gelen cümleleri veya kelimeleri cımbızla çekerler.
Sosyal medyadaki en çok izlenen ve en tehlikeli kurgulardan biri de kanala davet edilen "ateist genç" videolarıdır. Karşıya oturtulan genç (ki bunlar genellikle ajanslardan seçilen oyuncular veya cemaatin kendi içinden tiyatral yeteneği olan kişilerdir), felsefi ve bilimsel olarak son derece zayıf, klişe argümanlar öne sürer. Karşısındaki cemaat lideri/abisi ise iki dakikalık bir konuşmayla bu genci susturur ve genç kameralar önünde ağlayarak Kelime-i Şehadet getirir.
Videolarda arkaya mikroskoplar, insan anatomisi modelleri, DNA sarmalı görselleri koyulur. Konuşmacı bazen üzerine beyaz bir laboratuvar önlüğü giyer veya eline kalın İngilizce biyoloji kitapları alır. İzleyicide, "Bu adamlar bilime çok hâkim, laboratuvarda araştırma yapıyorlar" algısı oluşturulur. Hâlbuki arkadaki kitaplar veya dekorlar sadece birer sahne aksesuarıdır; konuşmacıların hiçbirinin pozitif bilimler (biyoloji, fizik, kimya) alanında akademik bir geçmişi veya makalesi bulunmamaktadır.
Bu sahte bilimsel propagandanın nihai amacı gençleri bilimsel olarak aydınlatmak değil, "bilişsel çelişkiyi" çözerek güvenli liman oluşturmaktır. Modern dünyada internetle tanışan, sorgulayan ve cemaat kültüründen uzaklaşma eğiliminde olan gence şu mesaj verilir: "Aklındaki tüm o felsefi sorular, evrim teorileri, ateist argümanlar aslında çok saçma ve basit. Bak biz onları iki dakikada çürüttük. Sen sorgulamayı bırak, ait olduğun güvenli yere, cemaate, tarikata geri dön."
Bu sayede zihinsel kırılma yaşayan genç yeniden yapıya bağlanır ve bir önceki aşamalarda bahsettiğimiz fiziksel organizasyonun ve kontrolsüz finansal fonların (Katılımevim vb.) potansiyel birer neferi haline getirilir.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Eylül 2026 tarihi itibarıyla Uğur Akkafa'nın tutuklanması ve Katılımevim merkezli başlatılan makro nitelikteki borsa soruşturması, Türkiye’de geleneksel dini cemaat yapılarının yerini alan yeni nesil hibrit organizasyonların ulaştığı tehlikeli boyutları gözler önüne sermiştir. Finans, sosyal medya örgütlenmesi ve sahte bilimsel propaganda boyutlarının birleşimi, bu yapıların sadece inanç odaklı birer dernek değil; denetimsiz finansal güç devşiren, manipülatif yapılar olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu yeni nesil grupların üç sacayağı üzerinde yükseldiğini görmekteyiz:
1- Faizsiz finans, yardımlaşma ve İslami iktisat söylemleri vitrin olarak kullanılmıştır. Arka planda ise MASAK raporlarına yansıyan borsa manipülasyonları, lüks varlık transferleri ve holdingleşme pratikleri yürütülmüştür. Din, kontrolsüz milyarlarca liralık bir sermaye akışını maskeleyen bir kalkana dönüştürülmüştür.
2- Klasik cemaatlerin fiziksel insan devşirme yöntemleri, yerini YouTube stüdyolarına, Instagram Reelslara ve TikTok algoritmalarına bırakmıştır. Dijitalde yalnızlaşan gençler sevgi bombardımanı ile ağa çekilmekte, kurulan sahte samimiyet ilişkileriyle fiziksel "Köşk" ve "Mekteplere" davet edilerek cemaat hiyerarşisine eklemlenmektedir.
3- Gençlerin sorgulamaları, akademik yetkinliği olmayan figürler, laboratuvar önlükleri ve bilimsel dekorlar kullanarak şüpheci gençlerde sahte bir entelektüel güven duygusu oluşturmakta ve onları gerçeklerden uzaklaştırmaktadır.
TEHLİKELİ YAKLAŞIMLAR
Geçmişte FETÖ’nün dershaneler ve TV kanalları üzerinden yaptığı kitlesel hileli yönlendirme, bugün merkeziyetsiz hesaplar ve dijital platformlar üzerinden çok daha hızlı yürütülmektedir. Bu durum, siber suçlar ve güvenlik birimleri için takibi zor gri alanlar yaratmaktadır.
Faizsiz finans ve hayır işi adıyla toplanan yardımların borsa manipülasyonlarına veya şahsi lüks tüketime harcanması, toplumdaki yardımlaşma, inanç ve güven duygusunu temelden sarsmaktadır.
Sahte bilimsel propagandanın kitleselleşmesi, rasyonel düşünceden uzak, sorgulama yeteneği felç edilmiş ve manipülasyona açık bir gençlik profilinin doğmasına yol açmaktadır.
ATILACAK ADIMLAR
Bu karmaşık yapılarla mücadele etmek ve gençliği korumak amacıyla devlet, akademi ve sivil toplum nezdinde atılması gereken adımlar vardır. Bu adımlar gecikmeden ve her hangi bir engellenmeye uğramadan acil olarak uygulanmalıdır:
Dijital fonların takibi eksiksiz yapılmalıdır. Afrika'da su kuyusu, medrese yardımı veya tebliğ sponsorluğu adı altında sosyal medyadan toplanan kitlesel fonlar sıkı bir izleme sistemine tabi tutulmalıdır.
Finansal holding girişleri engellenmeli ve istismarlara kapı açılmamalıdır. Tasarruf finansman şirketlerinin (Katılımevim vb.) sermaye yapıları, cemaat/dernek ilişkileri açısından BDDK ve SPK tarafından düzenli olarak geriye dönük incelenmelidir. İnanç temalı finans kurumlarının parayı borsa manipülasyonlarına veya yurt dışı mülk edinimlerine aktarması ağır cezai yaptırımlara bağlanmalıdır.
Organize etkileşim manipülasyonu ile mücadele edilmelidir. BTK ve siber güvenlik birimleri, bu yapıların Telegram/WhatsApp grupları üzerinden sosyal medya algoritmalarını beğeni, yorum, eğilim listeleri inorganik olarak manipüle etmesini engelleyecek dijital denetim mekanizmaları geliştirmelidir.
Eleştirel dijital okuryazarlık eğitimi uygulanmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına, gençlerin sosyal medyadaki kurgusal videoları (örneğin kurgu ateist münazaralarını veya tık tuzaklarını) ayırt edebilmesini sağlayacak "Eleştirel Medya Okuryazarlığı" dersleri eklenmelidir.
AKADEMİK KARŞI-PROPAGANDA
Bu fonların istismar alanı açmamaları için akademik kanalların desteklenmesi gerekir. Gerçek bilim insanlarının, evrimsel biyologların, felsefecilerin ve ilahiyatçıların dijital mecralarda daha görünür olması sağlanmalıdır. Gençlerin sorularına rasyonel, bilimsel ve akademik dille cevap veren YouTube ve dijital medya projeleri teşvik edilmelidir.
Okullarda biyoloji derslerinde Evrim Teorisi ve mekanizmaları bilimsel birer gerçeklik olarak çarpıtılmadan anlatılmalı; felsefe derslerinde ise mantık safsataları ve kötülük problemi gibi konular gençlerin cemaat tuzaklarına düşmesini engelleyecek derinlikte işlenmelidir.
SOSYAL ALANLARIN KAMULAŞTIRILMASI
Gençlerin ücretsiz sosyalleşebileceği, internete erişebileceği, nitelikli vakit geçirebileceği belediye ve devlet destekli gençlik merkezleri, kütüphaneler ve sosyal tesisler artırılmalıdır. Cemaatlerin "Köşk" veya "Mektep" adı altında yarattığı yapay sıcak ortamlara alternatif, seküler ve güvenli kamusal alanlar inşa edilmelidir.
Meseleyi hülasa etmek gerekirse, Uğur Akkafa ve Katılımevim operasyonu, dini görünümlü yapıların modern çağda uğradığı dijital ve finansal mutasyonu deşifre etmiştir. Bu yapılarla mücadele, yalnızca adli bir operasyon olarak kalmamalı; finansal, dijital ve eğitimsel boyutları kapsayan topyekûn bir toplumsal savunma stratejisine dönüştürülmelidir. Aksi takdirde, isimler değişse de dijital ve finansal boşlukları kullanan yeni hibrit yapılar türemeye devam edecektir. Bu tür yapılardan da sofistike bir mantıkla meseleye yaklaşan ve yeniden yapılanma faaliyetlerine hız veren FETÖ’cüler daha çok yararlanacaklardır. Bu da 15 Temmuz’u tesirsiz kılacak bir girişimdir ve buna hiç kimsenin alan açmaya hakkı da yetkisi de yoktur. Bilerek veya bilmeyerek FETÖ’cülere alan açanlar kripto FETÖ’cülerdir ve yaptıkları da hainliktir.
Yazarın Diğer Yazıları
- Celalettin Rumi’nin kadın düşmanlığı!
- Kavram illüzyonistleri
- 12 Eylül Cuntasının Ülkücülere Zararları
- Osmanlı’dan Cumhuriyete Kürt İsyanları ve Çözüm Girişimleri (2)
- Osmanlı’dan Cumhuriyete Kürt İsyanları ve Çözüm Girişimleri (1)
- Terör bitecek Türkiye kazanacak
- Gidiyoruz birer birer! (Mustafa Verkaya Reisin Ardından…)
- MHP'de yaşananlar tasfiye mi, kadro yenileme mi?
