Köşe Yazısı

Siyasette Söylem ve Eylem Tutarsızlığı 

Mehmet Pamuk
Mehmet Pamuk
3 dk Sesli Dinle 1

Toplumlar, siyasi hareketleri ve liderleri yalnızca söyledikleri sözlerle değil, ortaya koydukları uygulamalarla değerlendirir. Bir düşüncenin, ideolojinin veya siyasi görüşün gerçek değeri, seçim meydanlarında dile getirilen sloganlardan çok, günlük hayatta ve yönetim anlayışında nasıl karşılık bulduğu ile ölçülür. Bu nedenle siyaset kurumunda güvenin temelini söylem ile eylem arasındaki uyum oluşturur.

Siyasi hayatın en önemli sorunlarından biri, savunulan değerlerle sergilenen davranışlar arasındaki çelişkilerdir. Muhafazakârlık, milliyetçilik, cumhuriyetçilik veya demokrasi gibi kavramlar yalnızca siyasi kimlik tanımları değildir; aynı zamanda belirli sorumlulukları ve ilkeleri de beraberinde getirir. Bu ilkelerle bağdaşmayan uygulamalar ortaya çıktığında ise toplumun siyaset kurumuna duyduğu güven zarar görebilmektedir.
Vatandaşlar artık yalnızca ne söylendiğine değil, ne yapıldığına da dikkat etmektedir. Bu nedenle siyasi hareketlerin inandırıcılığı, sahip olduklarını iddia ettikleri değerleri ne ölçüde hayata geçirebildikleriyle doğrudan ilişkilidir.


OLUMLU YANLAR
* Söylem ve eylem tutarlılığı toplumda güven duygusunu güçlendirir.
* Siyasi kurumların itibarı ve meşruiyeti artar.
* Seçmen ile siyasetçi arasındaki bağ kuvvetlenir.
* Demokratik kültürün gelişmesine katkı sağlar.
* Toplumda ahlaki ve kurumsal standartların yükselmesine yardımcı olur.


OLUMSUZ YANLAR
* Söylenenlerle yapılanların farklı olması güven kaybına yol açar.
* Toplumda siyasi kurumlara karşı umutsuzluk oluşabilir.
* İdeolojik kavramların içi boşalabilir.
* Seçmenlerde hayal kırıklığı ve temsil edilmediği duygusu ortaya çıkabilir.
* Kutuplaşma ve siyasi gerilimler daha da derinleşebilir.


SONUÇ
Siyasi ahlak, yalnızca doğru sözler söylemekten ibaret değildir. Esas olan, savunulan değerleri uygulamalarda da gösterebilmektir. Bir siyasi hareketin veya liderin güvenilirliği, mensubu olduğunu söylediği fikirleri günlük siyasi pratiğe ne ölçüde yansıttığıyla ölçülür. Toplumların güçlü demokrasilere ulaşabilmesi için söylem ile eylem arasındaki uyumun korunması büyük önem taşımaktadır.


PSİKOLOJİK PERSPEKTİF
İnsanlar, tutarlılığı güvenin temel unsurlarından biri olarak görürler. Bir kişi ya da kurumun söyledikleri ile yaptıkları arasında uyumsuzluk ortaya çıktığında zihinsel çatışma oluşur ve güven duygusu zedelenir. Siyasette de benzer bir süreç yaşanır. Vatandaşlar, savunulan ilkelerle uygulamalar arasındaki farkı gördüklerinde hayal kırıklığı yaşayabilir ve siyasal sisteme olan bağlılıkları zayıflayabilir. Bu nedenle tutarlılık, yalnızca siyasi değil aynı zamanda psikolojik bir ihtiyaçtır.


UYGULAMAYA DÖNÜK ÖNERİLER
* Siyasi söylemler somut uygulamalarla desteklenmelidir.
* Kamuoyu, liderleri sözlerinden çok icraatlarıyla değerlendirmelidir.
* Siyasi partiler kendi ilkelerine uygun davranıp davranmadıklarını düzenli olarak sorgulamalıdır.
* Şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmaları güçlendirilmelidir.
* Toplumda eleştirel düşünme kültürü teşvik edilmelidir.


OKUYUCUYA SORULAR
1. Sizce bir siyasi hareketin güvenilirliğini belirleyen en önemli unsur nedir?
2. Söylem ve eylem arasındaki uyumsuzluk toplumda hangi sonuçları doğurur?
3. Siyasi ahlakın güçlenmesi için vatandaşlara düşen görevler nelerdir?
4. Bir lideri değerlendirirken sözlerine mi, icraatlarına mı daha fazla önem veriyorsunuz?
5. Demokratik bir toplumda hesap verebilirlik nasıl güçlendirilebilir?
Unutmayın; güvenin inşa edilmesi yıllar alırken, kaybedilmesi bazen tek bir tutarsız davranışla mümkün olabilir.
Toplumlar güçlü liderlerden önce tutarlı kurumlara ihtiyaç duyar. Söylenen ile yapılan arasındaki mesafe ne kadar azalırsa, demokrasi ve toplumsal güven de o kadar güçlenir.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Herkesin Kutadgu Bilig okuması gerekiyor. Bütün siyasetçilerin bunu okuması şarttır. Sadece siyasetçilerin değil, bütün devlet ve iktidar görevlerinde bulunanların hepsinin. Bunun okullarda okutulması gerekiyor. Siyasal Bilimlerle ilgili bütün fakültelerde ders kitabı olmalıdır. Sorularınızın cevapları asırlar önce bilge Türkler tarafından düşünülmüş ve yazılı olarak kayda alınmış zaten. Zaten bilineni tekrar aramaya gerek yoktur. Siyasetçinin birinci görevi kendi ahlakını düzeltmektir. Kendi ahlakı düzgün olmayandan hayır gelmez. Daha kestirmeden bir şey söyleyelim. Birilerinin canını yaksa da doğrusu budur. Töreye geri dönmemiz gerek. Başka çıkış yok.!! Eğer bu milletin içinde töreyi kabul etmeyenler olacaksa da, artık onlarla yollarımızın ayrılması gerek.

Bu Yazıyı Paylaş