Balkan göçmenlerinin Türklüğüne laf eden yandaş Profa Ertuğrul Özkök’ten öyle bir cevap geldi ki: Adının önünde Prof. unvanı var...

Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, Balkan göçmenlerinin Türklüğüne laf eden ORSAM Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal’a sert sözlerle cevap verdi.

banner311
Balkan göçmenlerinin Türklüğüne laf eden yandaş Profa Ertuğrul Özkök’ten öyle bir cevap geldi ki: Adının önünde Prof. unvanı var...

Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök bugünkü "Hadi biz Türkleştirildik ya sen 'Ne'leştirildin'" başlıklı yazısında Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal'ın "Balkan göçmenleri Türk değildir, Türkleştirilmiştir" şeklindeki sözlerine tepki gösterdi.

Ertuğrul Özkök, cevabında, "Balkan göçmenleri Türk değildir diyen profesör Ahmet Uysal'a Hadi bizler Türkleştirildik... Ya siz hocam. Evladı Fatihan’a bu etiketleri yapıştırmak için Ne’leştirildiniz" ifadelerini kullandı.

Ertuğrul Özkök’ün yazısı şu şekilde:

"Adının önünde Prof. unvanı var...

ODTÜ gibi muhteşem bir üniversitede sosyoloji okumuş...

Gidip Amerikalarda eğitimine devam etmiş....

Bir de İran Araştırma Merkezi’ni kuran kişiymiş...

İşte bu hoca çıkıp televizyonda insanların gözüne baka baka, “Balkan göçmenleri Türk değildir, Türkleştirilmiştir” diyor" diyen Özkök,

"Orada da durmuyor devam ediyor:

“Bunlar Türkçeyi bile sonradan öğrenmiştir” diyor...

Ve sonunda asıl söylemek istediği noktaya geliyor:

“Bunlar Türkiye’ye sığınmacı olarak gelmiştir...”

İşte bu noktada asıl derdinin Suriyeli göçmenleri korumak olduğunu anlıyorsunuz... Demek istiyor ki, “Suriyelilerin de Balkan göçmenlerinden farkı yoktur”...

Hocam...

Çıkın açık açık Suriyeli göçmenleri savunun. Hiiç itirazım olmaz...

Söz konusu insanlıksa, birlikte de yaparız onu.

Ama onu yapacağım diye, bu zırvalara sarılmaya kalkışmayın...

İşte orada itirazım var" ifadelerini kullandı.

Özkök şunları yazdı:

"Türkleştirildi” lafından çok şu laflarına takıldım:

“Bu insanlar Türk diye gelmedi. Sığınmak için geldi. İşgalden kaçtılar. Geldiklerinde Türkçe bilmiyorlardı.”

Neresini düzelteyim bu cehaletin hocam...

Ben, bugün Bulgaristan sınırlarındaki Kırcaali’de doğmuş bir anne ve babanın çocuğuyum. Ne annem ne de babam bir kelime Bulgarca bilmezdi...

Ondan önceki neslimiz...

Dedelerim, anneannelerim, babaannelerim...

Hepsinin tek dili vardı ve o da anadilleri Türkçeydi...

*

Hocam sen hiç Bakü’deki Türk şehitliğine gittin mi...

Yemen’de, Şam’da, Kahire’de bir şehitlik ziyaret ettin mi...

O taşlarda adı yazılı şehitlerimizin nerelerde doğduklarını gördün mü hiç...

Şumnu, Kırcaali, Ohri, Saraybosna, Priştine, Gümülcine, Üsküp....

Daha onlarca Balkan şehrinin çocuklarıdır.

Oralardan gelip de oralarda hayatını kaybeden insanlardır onlar...

O insanlar Mekke’yi, Medine’yi, Şam’ı kaybettikten sonra ülkelerine ne olarak döndüler hocam...

“İşgalden kaçan sığınmacılar” olarak mı...

*

Kaybedilmiş Osmanlı savaşlarının çocuklarıyız bizler hocam... Döndüğümüz yer en az sizinki kadar bizim de anavatanımızdır...

*

Bir süredir “Türkleştirildi” lafının altındaki manayı çok iyi öğrendik.

Çok ıstırabını çekti bu millet böyle ötekileştirmelerin... Artık çok iyi biliyoruz ki, bunun bir adım ötesi “Onlar bizden değildir”e çıkar...

*

Son sözüm de şu olacak:

Hadi bizler “Türkleştirildik”...

Ya siz hocam...

Evladı Fatihan’a bu etiketleri yapıştırmak için “Ne’leştirildiniz”...

Ve nerede “Ne’leştirildiniz”...

Başkanı olduğunuz Ortadoğu Araştırma Merkezi’nde mi...

Kurduğunuz İran Araştırma Merkezi’nde mi...

Durmadan demeç verdiğiniz El Cezire’de mi...

Yoksa Mursi döneminde kitap yazmaya gittiğiniz Mısır’da mı...

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.