Seçimin üzerinden neredeyse bir hafta geçti. Hala Ankara, İstanbul gibi illerin kesin sonuçları açıklanmadı. Bunda itirazlar kadar, İlçe seçim kurullarının yanlı tutumlarının da büyük etkisi var. AKP'nin itirazlarına başka öteki partilerin itirazlarına başka cevaplar veren bir yargı sadece kendini tahrip etmez, devlete olan güveni de aşındırır.

Düne kadar millet iradesine saygı gösterin diye nutuk atanlar ne yazık ki  büyük illerin sonuçları gelince millet iradesine saygıyı unuttular. Belli ki Ankara ve İstanbul'u Millet İttifakının kazanacağını düşünmüyorlardı. Bu illeri Millet İttifakı alınca ayak sürçmeye başladılar. Bu süreç  uzadıkça Yavaş'la, İmamoğlu'na duyulan ilgi de artacaktır. Yarın seçim olsa bu iki  adayın daha fazla oy alacağını bilmek için kahin olmaya gerek yok.

Mesele demokrasi kültüründe düğümleniyor. İktidara gelen oturduğu koltuğu bir gün devredeceğini düşünmüyor. Yasalar, kanunlar ülke ve milletin çıkarları için değil, iktidarı kalıcı hale getirmek için çıkarılıyor. Böyle olunca da  bir kaç yılda bir sistem krizi ile karşı karşıya kalıyoruz.

Şu seçim o kadar çok şey gösterdi ki  umarım herkes kendi adına bazı dersler çıkarmıştır.  Çok kırıcı çok ayrıştırıcı bir dil kullanıldı. Eni sonu bir seçim. Kim kazanırsa kazansın  nihayetinde bu ülkenin partileri. Ne milliyetçilik ne de İslam kimsenin tekelinde değildir. Hele vatan sevgisini belli gruplara hasretmek bizi çıkmaz sokaklara götürür. Değerler üzerinden siyasi rekabetin yerini projeler üzerinden rekabet almadıkça bu kavga siyaseti devam eder.

Bu seçimin bir diğer göstergesi de  partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin  ülkeyi bütünleştirmedeki başarısızlığıdır. Herkesi temsil etmesi gereken bir makam  partisini savunma adına ötekileri  aşağılar, karalar  hatta tezyif ederse onların sevgi ve saygısını kazanma imkanını kaybeder. CB Erdoğan, CHP ve İYİ parti için o kadar ağır ifadeler kullandı ki bu partilerin mensuplarının gönlünde Cumhurbaşkanım diyecek bir sempati kırıntısı bırakmadı. Bir CB partili de olsa herkesi temsil eder ve söz ve hitabetinin de buna göre olması gerekir.

Cumhur İttifakının bütün bir seçimi HDP yandaşları ve karşıtları üzerinden kurması yanlıştı. HDP, terör örgütünün siyasi uzantısı buna şüphe yok. Ancak bölge halkının gayreti milliyesini harekete geçirecek bir dilden de kaçınılması gerekirdi. Millet İttifakının adayları HDP ile irtibatlandırıldı, seçimden sonra her şeyi açıklayacağız denildi. Seçim bitti e hadi açıklayın. AKP adayları içinde HDP kökenli, yakınları dağda veya cezaevinde olan bir sürü isim vardı. Kimse de bunlar üzerinden AKP'ye yüklenmedi. Muhalefet sorumlu davrandıkça iktidar daha da pervasızlaştı. HDP'yi bırakıp şu veya bu partiye giden her insan bir kazançtır. Bu partilerin kazandığı oy ayrılıkçı etnik siyasetin kar hanesine yazılmaz. Etnik siyasetin tabanı küçüldükçe iddialarını da küçültmek zorunda kalır. Dünyaya dönüp bölgede çoğunluk oyu bizden yana diyemezler. Onun için bırakalım bu tarafa gelen gelsin, gerisin geri HDP'nin kucağına itmeyelim.

Millet ittifakı daha iyi bir sonuç alabilir miydi, alırdı. İyi, etkili, tabandan gelen ortak irade ile çıkarılan adaylarla çıtayı daha da yükseltebilirdi. Bazı illerde İYİ partinin, bazılarında CHP'nin teşkilatları çok zayıf kaldı. Bu iktidar 4.5 yıl sürmez, en geç iki-iki buçuk yıl içinde tekrar sandığa gideriz.Daha iyi bir sonuç  için  şimdiden kollar sıvanmalıdır.