ABD'li Büyükelçi ile Bartholomeos ne görüştü: Ayasofya ile birlikte nerenin de açılması planlanıyor

Odatv yazarı Müyesser Yıldız dikkat çeken bir bilgiyi kaleme aldı.

banner311
ABD'li Büyükelçi ile Bartholomeos ne görüştü: Ayasofya ile birlikte nerenin de açılması planlanıyor

Odatv yazarı Müyesser Yıldız Sincan Cezaevi'nden "ABD'li Büyükelçi ile Bartholomeos ne görüştü... Ayasofya ile birlikte nerenin de açılması planlanıyor"  başlıklı yazısını kaleme aldı.

Yıldız, dikkat çeken yazısında, "Ayasofya’ya karşılık Ruhban okulu gibi bir denklem-pazarlık söz konusu olmaz herhalde!" ifadelerini kullandı.

Yıldız'ın yazısı şu şekilde:

29 Mayıs İstanbul’un fethinin yıl dönümünden beri Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasını konuşuyoruz. Nefesler tutuldu Danıştay’ın 10-15 gün sonra açıklayacağı karar bekleniyor.

Oysa birkaç gün önce Sözcü’den Saygı Öztürk yazdı; geçmişte bu konuda dava açılmış Danıştay reddetmiş. Üstelik Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemler. Başbakanlık avukatları Ayasofya’nın mevcut statüsünün devamı yönünde görüş bildirmiş.

Kaldı ki uzun zamandır AİHM dahil yargı kararlarını takan mı var ki Ayasofya için Danıştay kararı bekleniyor. Danıştay bu kadar dikkate alınıyorsa, okullarda andımızın yeniden okutulması kararı neden uygulanmıyor örneğin.

Herkes bu konunun hukuki değil siyasi olduğunu ve bir Cumhurbaşkanı kararnamesiyle halledilebileceğinin farkında. Nitekim Hürriyet’in yazdığına göre konu AKP MYK’da gündeme gelmiş. Danıştay’dan beklenen karar çıkmadığı takdirde “B” planı devreye sokulup cumhurbaşkanı kararnamesi hazırlanacakmış. Öyle ise niye bu zamana oynama?

ABD’YE MESAJ MI

Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton’un Beyaz Saray’da geçirdiği dönemi anlattığı “Olayların Yaşandığı Oda” isimli kitapta yazılanları takip etmeye çalıştım.

Gördüğüm kadarıyla Trump-Erdoğan görüşmelerinde bölücü terör örgütü PKK YPG’den çok Halkbank davası ve S-400 yaptırımları konuşulmuş. Trump bu konularda Ankara’yı oyalarken rahip Brunson’un “kurtarılması” başta olmak üzere epey “taviz” koparmış. Özetle ABD’nin PKK’dan sonra ikinci bir “altın yumurtlayan tavuk” bulduğu anlaşılıyor.

Ayasofya ile özellikle Halkbank davasının ne alakası olabilir derseniz…

ABD’nin Ayasofya’nın mevcut statüsünün korunmasını istediği biliniyor. Dışişleri Bakanlığı’nın Nisan sonunda açıkladığı ve Türkiye’nin “izleme listesine” alınmasının önerildiği Dini Özgürlükler Raporunda bu görüş bir kez daha vurgulandı.

Ankara’nın Ayasofya’nın ibadete açılmasını gündeme almasıyla birlikte de ABD’den peş peşe açıklamalar geldi. Tam bu günlerde Anadolu Ajansı bir haber geçti. Halkbank davasında savunma avukatları 15 Temmuz da redd-i hakim talebinde bulunacak ve söz konusu talep Ağutos’ta karara bağlanacakmış.

Türkiye’de Ayasofya, ABD’de Halkbank takvimlerindeki bu çakışma dikkat çekici değil mi? Halkbank ve S-400 yaptırımlarına karşı Ayasofya kartı mı oynanıyor bilmiyorum ama Saygı Öztürk’ün aynı yazısında “Ayasofya’nın müze olmaktan çıkarılmasının ardından, Ruhban Okulu’nun açılmasının da gündeme gelebileceği" notunu düşmesi ilginç.

RUHBAN OKULU NE ALAKA

Biliyoruz ki ABD ve AB başta olmak üzere tüm emperyalistler burasının “devlet içinde devlet” konumunda açılmasını istiyor.

Zaten ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Dini Özgürlükler Raporunda Ayasofya’nın yanısıra bu konuya da değinilmiş ve “Haziran 2019’da Dışişleri Bakanı Pompeo ile Dini Özgürlükler Özel Temsilcisi Büyükelçi Samuel D. Brownback’in Ruhban okulunun yeniden açılması için Türk Devleti’ne baskı yaptığı” kaydedilmişti.

Yetkililerin belirttiği gibi Ayasofya tamamen egemenliğimizi ilgilendiren bir iç meselemiz. Ruhban okulu ile ilgili talepler ise doğrudan egemenliğimizi hedef alıyor.

Ayasofya’ya karşılık Ruhban okulu gibi bir denklem-pazarlık söz konusu olmaz herhalde!

O BÜYÜKELÇİ

Yukarıda ABD’li büyükelçi Brownback’ten söz ettim ya, Ayasofya konusunda ondan da bir çağrı geldi. Yaptığı paylaşımda Ayasofya’nın Dünyanın dört bir yanındaki farklı inançlara sahip milyarlarca inanan için muazzam bir manevi ve kültürel öneme sahip olduğunu belirten Brownback, müze statüsünün korunmasını istedi.

Brownback’e Dışİşleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran şu karşılığı verdi: “Ayasofya Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesidir. Kullanımı ile ilgili herhangi bir karar bizim iç işimizdir. Türkiye 18 Dünya miras alanımızın korunmasına aktif katkıda bulunmaktadır. Endişelenmeyin Brownback…”

Hem nalına hem mıhına bu cevaptan bir şey anlamadım ya neyse!

Brownback’e ilişkin başka bir ayrıntıyı hatırlatmak istiyorum. ABD dini özgürlükler raporunda, Brownback’in o rapor hazırlanmadan kısa bir süre önce 16 Ocak’ta Türkiye’ye gelip Fener Rum Patriği Patrik Bartholomeos ile dini özgürlükler sorunlarını görüştüğü, ayrıca İstanbul ve çevresindeki önemli dini mekanları ziyaret ettiği anlatılmıştı.

Brownback İstanbul’a gelmeden önce de Vatikan’ı ziyaret edip “Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’ın dini liderleri tarafından düzenlenen bir diyalog olan İbrahimi inançlar girişiminin lansmanına” katılmıştı.

Bildiğiniz, FETÖ’nün ülkemizde önce alkışlanan, sonra ihanet projesi ilan edilen dinler arası diyalog toplantısı…

Ben de 1 Mayıs’taki “ABD’ye de bu rapor dinimize devletimize ve milletimize saldırıdır denecek mi?” Başlıklı yazımda bu ayrıntıları aktarıp Büyükelçi Brownback’in İstanbul’a gelişinden ve temaslarından devletin haberi ve izninin olup olmadığını sormuştum. Tabii ki cevap veren olmadı.

BARTHOLOMEOS’A SORABİLİR MİSİNİZ

Brownback- Bartholomeos görüşmesi demişken Ayasofya konusunda Bartholomeos da konuştu. Malum Patrik Türk vatandaşı, Patrikhane de Fatih Kaymakamlığına bağlı bir Türk kurumu.

Peki Bartholomeos nerede nece konuştu? Feriköydeki 12 Havariler Kilisesinde düzenlenen ayinden sonra sadece Yunanca ve İngilizce olan bir metin okundu.

NELER SÖYLEDİ

AKP Hükümetinin Ayasofya’yı camiye çevirme planını hayata geçirmesinin, milyonlarca Hristiyanın miyonlarca Müslümana sırt çevirmesine yol açacağını… “Aklı selimin üstün gelmesini” umduğunu… ve Türk halkının bu anıtın evrenselliğine sahip çıkma sorumluluğunun olduğunu…

Kazara muhalif siyasetçiler veya yazarlar bu uyarı ve itirazları yapsa nasıl bir lince maruz kalırdı düşünmek bile istemiyorum. Ama en azından Fatih Kaymakamı olmadı, İçişleri Bakanı Bartholomeos’u çağırıp, “ABD’li Büyükelçi Brownback’le ne görüştünüz? ABD adına mı çalışıyorsunuz?” diye sorması gerekmez mi?

Sincan’dan Silivri’deki Barış Pehlivan’a, Hülya Kılınç’a, Murat Ağırel’e ve açık cezaevindeki tüm dostlara kucak dolusu sevgiler…

Müyesser Yıldız

Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

G4 Blok

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.