Bahçeli’yi hedef alan yazılara cevap İsmet Büyükataman’dan geldi

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, “Sayın Genel Başkanımızın ülkü, ülke ve millet sevgisini, ekonomi bilgisini, milletin birliğine olan inancını ve bu doğrultudaki mücadelesini afra/tafra diye ifade edebilecek kadar üslupsuzlaşanların zırvaları mürekkep, kâğıt, zaman israfından başka bir şey değildir” dedi.

Bahçeli’yi hedef alan yazılara cevap İsmet  Büyükataman’dan geldi

MHP Genel Sekreteri Ataman, bazı yazarların MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi hedef alan sözlerine yazılı bir açıklama ile cevap verdi. Ataman, “Kendilerini toprağın kat kat altına kazdıkları odalara kapatıp, burada kurguladıkları şeytani planların sözcülüğünü yapan kimi şahıslar, tecahülüarif sanatına bambaşka manalar yüklemektedirler. Baştan sona doğrusunu bilip de yanlışına halkı inandırma amacı güden bu yazılardaki gizemli koyu tonların ise vurguladığı hiçbir gerçek yoktur” ifadesini kullandı.

“18 Nisan 1999 tarihi ile başlayan ve anlatımındaki tek amaç kendi şahsına puan toplamak olan girizgâhın içerisindeki yanlışlıklar bir yana bu yazıyı kaleme alanın 18 Nisan 1999 tarihinden başlanacak bir portresi bu kişinin hangi odalarda semirdiğini ortaya koyacaktır” diyen Ataman şöyle devam etti:

“Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk siyasetindeki uzlaşmacı tavrı, demokrasimizin önündeki açmazların halli için verdiği mücadele, parlamentonun önündeki tıkaçları açma konusundaki mahareti yalnızca bugün değil kurulduğu günden beri demokrasi düşmanlarının bize dair en iyi bildiği konudur. Hafızaları tazelemek adına 17 Kasım 1977 tarihine, bu tarihin öncesinde yaşananlara dönmekte fayda vardır.

1977 seçimlerinden Cumhuriyet Halk Partisi birinci parti olarak çıksa da Ecevit’in kurduğu hükümet güvenoyu alamamıştır. Hükümet kurma görevini devralan Demirel ise 2. Milliyetçi Cephe olarak da bilinen Adalet Partisi, Millî Selamet Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin birlikte yer aldığı koalisyon hükümetini kurmuştur. Hükümet kurulmuş olsa da Meclis Başkanı uzun bir süre seçilememiştir. Ülkenin o dönem içerisinde bulunduğu keskin siyasi kutuplaşmalara rağmen merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş sorumluluk bilinciyle CHP ile görüşmeler başlatmış ve bu görüşmeler neticesinde CHP’nin teklif ettiği 15 ılımlı isimden Cahit Karakaş’ı destekleyeceğini açıklayarak Gazi Meclisin yeniden çalışmasını sağlamıştır. Cumhuriyet Halk Partililerin bugün utanarak andıkları 2007’de yaşanan 367 krizinde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin demokrasiden yana aldığı tavır, merhum Türkeş’in siyasi geleneğinin devamı olması adına önemlidir. Görebilene, anlayabilene.”

Bugün belli kirli çevrelerin bu durumu bildikleri hâlde Milliyetçi Hareket’in kuyusunu kazmaya çalıştıklarını belirten Ataman, “Sayın Genel Başkanımızın ülkü, ülke ve millet sevgisini, ekonomi bilgisini, milletin birliğine olan inancını ve bu doğrultudaki mücadelesini afra/tafra diye ifade edebilecek kadar üslupsuzlaşanların zırvaları mürekkep, kâğıt, zaman israfından başka bir şey değildir. Birileri kararını vermiş gözükmekte, karanlık odaklardan ’MHP’ye ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye saldırın’talimatı alanlar, bu kirli ve dış mihrağın sözcülüğünü üstlenenler, Devlet Bahçelisiz ve MHP’siz yeni bir çağ başlattığını iddia edenlerin peşine takılanlar birkaç gündür TV ekranlarında, gazete köşelerinde, internet sayfalarında kin kusmaktadır.

Kimi çözüm sürecinde MHP’nin karşı duruşunu, kimi Gezi olaylarında MHP’nin hükümete desteğini, kimi FETÖ’nün üzerine gidilmesi için MHP’nin ısrarını eleştiriyor. Bakarsanız hepsi AK Parti’nin güya güçlenmesi için konuşuyor. Milliyetçi Hareket olarak daima büyük Türk milletinin faydasını gözeten bir siyaset çizgisi takip edeceğimizden aziz milletimizin kuşkusu yoktur ve olmasın. Milliyetçi Hareket, Türk milletine yönelik hain saldırıların bertarafı ve 2023’e giden yolda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin tüm kurum ve kurallarıyla kökleşip yerleşmesi için mücadelesine devam edecektir. Cumhur İttifakı’nın dağılması için mücadele edenlerle Cumhur İttifakı’nın yaşaması için emek verenlerin sahada olduğu bu günlerde necip Türk milletinin gelişmeleri yakından takip ettiğine şüphe yoktur. Ne mutlu Türk’üm diyene” dedi.

Güncelleme Tarihi: 26 Nisan 2019, 14:09
YORUM EKLE
YORUMLAR
Gerçek
Gerçek - 3 ay Önce

Yarbay Mehmet Alkan, dört yıl önce Ağustos ayında Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde PKK'lı teröristlerin saldırısında şehit olan kardeşi Yüzbaşı Ali Alkan’ın cenazesinde sarf ettiği sözleriyle Türkiye'nin gündemine oturdu. Sonrasında ise Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) ihraç edildi.

Yarbay Alkan, Türkiye-Irak sınırında PKK ile girilen çatışmada şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Yener Kırıkcı'nın cenaze töreninde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırı ile ilgili açıklamalarda bulundu.

“EYLEMİN KABUL EDİLEBİLİR BİR TARAFI YOK”
Yapılan saldırının; kişilerin yaşam ve vücut bütünlüğüne yönelik bir eylem olduğunu ve kabul edilemeyeceğini belirten Yarbay Alkan: “Bireylerin, düşünce ve fikir özgürlüğünün yansıması olarak gösteri ve protesto hakkını yasal sınırlar içinde kullanması elbette olağan bir durumdur. Ancak burada barışçıl ve şiddet içermeyen bir protesto değil tamamen şiddet içerikli eylemler söz konusudur. Dolayısıyla olayın basit bir protesto olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Kalkan yumruklar, sopalar, araçlara atılan taşlar kişilerin yaşam ve vücut bütünlüğüne yönelik açıkça suç oluşturan eylemlerdir kabul edilebilir bir tarafı yoktur.” dedi.

“ŞEHİTLERİN HESABINI VERECEK OLAN İKTİDARDIR”
Son günlerde muhalefetin terörü desteklediği şeklindeki söylemlere değinen Alkan, şehitlerin hesabını iktidarın vermesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Diyorlar ki muhalefet terörü destekliyor. Yahu muhalefetin elinde nasıl bir imkân ve yetenek var ki böyle bir şeyi yapsın, yapabilsin. Kaldı ki teröre ve teröriste destek olmak bana göre vatana ihanettir ve ceza kanununa göre suçtur. O halde muhalefetten bu desteği yapanlar kimlerse haklarında adli işlem yapılması gerekir, yapılmıyorsa yetkililer görevini yapmıyor demektir. Bu söylem iktidarın kendi sorumluluğunu başkalarına atma ve hedef şaşırtmasından başka bir şey değildir. Şehitlerin hesabının sorulması gereken ve o hesabı vermesi gereken ancak ve ancak iktidardır.”

“ERDOĞAN'IN ÇELENGİNE ŞİDDET UYGULAYAN İKİ GENÇ TUTUKLANDI”
Kardeşinin cenaze töreninde, 'Recep Tayyip Erdoğan'ın çelengine şiddet uygulayan iki gencin tutuklandığını söyleyen Alkan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öğrendiğim kadarıyla Ankara’daki saldırıda bulunan kişiler şehit yakını değildir. Şehit yakını ise de tepkilerini muhalefete değil iktidara yöneltmeleri gerekir. Ve şehit yakınıysa da bu tepkisini ‘saldırı’ olarak değil ‘düşünce ve fikir açıklaması’ olarak yapması gerekir. Bakınız benim kardeşim Yüzbaşı Ali Alkan, çözüm süreci sırasındaki yanlış politikalar yüzünden 22 Ağustos 2015 tarihinde şehit olduğunda ben bunun hesabını düşünce açıklaması yoluyla sordum. Hiçbir kişiye karşı ne ben ne de başkası şiddet eylemine girmedi. Ancak bugünkü durumla ilgili olarak ilginç bir nokta belirtmek isterim ki o törende Erdoğan'ın çelengine şiddet uygulayan iki genç tutuklandı. Görüyorsunuz işte çelenge şiddete tutuklama var ama ana muhalefete saldırıya tutuklama yoktur.”

“BEN ŞEHİT KARDEŞİ DEĞİL MİYİM?”
İktidara “Hangi suçu işledim?” sorusunu yeniden yönelten Alkan, “Ben bu düşünce açıklamamdan dolayı, görevdeyken disiplin cezası aldığım gibi daha sonra tam da 22 Ağustos 2016 tarihinde yani Ali'nin birinci yılında imzalanan bir kararla “terörist” olarak ihraç edildim ve halen terörist olarak, olmayan eylemlerle, yargılanıyorum. Ben şehit kardeşi değil miydim? Benim ki patlama değil miydi?

Benim buna hakkım yok muydu? Sonra ben ne yaptım, kime şiddet uyguladım kime hakaret ettim, hangi suçu işledim? Sadece ve sadece doğruları söyledim, ‘kral çıplak’ dedim ve halen dediğimin arkasındayım.”

ORHAN KILIÇOĞLU
ORHAN KILIÇOĞLU - 3 ay Önce

Caaaaart kaba kağıt!

SIRADAKİ HABER