Taha Akyol'dan Meral Akşener yazısında dikkat çeken detay

Karar Gazetesi yazarı Taha Akyol, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in Karar TV'de katıldığı programla ilgili yazı kaleme aldı. Yazısında dikkat çeken bir ayrıntı gündem oldu.

banner311
Taha Akyol'dan Meral Akşener yazısında dikkat çeken detay

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in sözlerinden kesitlere yer veren Karar Gazetesi yazarı Taha Akyol yazısında, "Herkes partisini tutsun ama Sayın Akşener'in 'ihtilaf sahaları derinleşti' sözünün üzerinde çok düşünmeliyiz" ifadelerini kullanması dikkat çekti.

Taha Akyol ayrıca Milli birlik ve beraberliği güçlendirmenin yolunun öfkeli nutuklar değil, 82 milyonun kendini kanun karşısında eşit, ay yıldız altında hukuken güvende hissetmesi olduğunu ifade etti.

Akyol'un Karar gazetesinde ‘İhtilaf sahaları yeniden derinleşti’ başlığıyla yayınlanan yazısı şu şekilde:

Yukarıdaki başlığı, İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Karar TV’deki konuşmasından aldım. Şöyle diyordu Akşener:

“Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan ihtilaf sahaları çok uzun sürdü. Bu barışmayı sağlayamadık… Bu iktidar döneminde bütün ihtilaf sahalarımız yeniden derinleşti. Böyle dil olmaz…”

Akşener “böyle dil olmaz” diyerek Erdoğan’ın bilinen konuşma tarzını eleştiriyordu.

Siyasi tartışmalar bir kenara, Akşener bu konudaki sözleriyle “uluslaşma” ya da “milletleşme” tarihimizin hâlâ devam eden önemli sorununa parmak basmıştır: Bu sorun bizim hâlâ temel değerlerde ve temel kurumların işlevlerinde uzlaşmayı başaramamış olmaktır. 

AŞİRETTEN DEVLETE

Kavimlerin tarihi binlerce yılı kapsar.  Fakat kavim içinde aşiretler, hanedanlar birbiriyle savaşır. 16 Türk devletinden 14’ünü ya diğer Türk aşiretleri yıktı ya da bu çatışmaların doğurduğu zafiyetten yıkıldılar.

Hocam ve ağabeyim Erol Güngör “aşiret, boy, budun” gibi yapıların nasıl çatışmacı olduğunu ta Orhun kitabelerinden Osmanlı’ya tarih içinde tahlil eder. 

O çağlarda aynı dili konuşup aynı dine inanan aşiretler arasında ortak siyasi değerler ve ihtilafları çözecek kamu kurumları yoktu.

Sıffin Savaşı’nın sosyolojik sebebi de aynıdır.

Kurallar ve kurumlar fikri modernleşmeyle gelişti. Milliyetçilik hareketleri bir bayrak altında aynı kurallar ve kurumlarla yönetilen “milli devlet” ya da “ulus devlet” haline gelmeyi amaçladı.

Milliyetçi düşünce tarihimizin büyük hocalarından Mümtaz Turhan, modern “millet olma cehdi”ni anlatırken, manevi ve kültürel değerlerde ortaklık yetmeyeceği için “idari mekanizma, herkesin dahil olduğu her nevi teşekkül ve teşkilatlar, sosyal guruplar… kaideler, nizamlar, örf ve adetler, anlaşma vasıtaları” gibi faktörlerin mevcudiyetini vurgular.

Aşiret beyliklerinden kurumlaşmış devlete yükselmenin de sosyolojik yolu budur.

Bu yolda çok mesafe aldık fakat hala ciddi “ihtilaf sahaları”mız var.

İHTİLAF SAHALARI

Cumhuriyet tarihini dolduran belirli “ihtilaf sahaları” din ve laiklik gerilimidir, mezhepsel ve etnik kimlik meseleleridir, hukukun siyasi iradeden üstün olamamasıdır…

28 Şubat’ta “ihtilaf sahaları” muhafazakarlar aleyhine derinleştirildi. Kabaca 2010’a kadarki süreçte “Avrupa Standartları” yolundaki açılımlarla bu ihtilafı aşıyorduk. Fakat 2011’den itibaren gelişen kutuplaştırıcı dil ve kamu kurumlarındaki “bizden” uygulamasıyla bu defa muhalifler aleyhine derinleşti.

Merhum Mümtaz Turhan “kaideler, nizamlar, örf ve adetler, anlaşma vasıtaları” diyordu.

Yargı dün “anlaşma vasıtası” değildi, bugün öbür yönde “anlaşma vasıta”sı değil!

Tarihe bakışta mesele adalet ise, geçmişe dönük rövanş kavgası yaparak ihtilaf sahalarını derinleştirmek yerine, ülkenin geleceği için siyasetin bugün adaletin gerçekleşmesini sağlamasına ihtiyaç yok mu?

Siyasi iradenin ihtilaf sahalarını kaldıracak bir reformlar projesi ortaya koyması gerekmiyor mu?

Ama Akşener’in dediği gibi ihtilaf sahaları derinleştiriliyor.

Partileri “siyasi aşiret” gibi algılıyoruz. 

Bu yolla “gelişmiş ülke” olamayız. Hukuktan ekonomiye bütün indekslerde geriye gidiyoruz zaten.

BÜTÜNLEŞME VE KAYNAŞMA

Erol Güngör “Sosyal Meseleler ve Aydınlar” adlı kitabında, aşiret bağlarını çözen merkezi yönetimlerin (devlet) ve şehirleşmenin milletleşme açısından önemini anlatır. Millet kavramını “sosyal bütünleşme ve kaynaşma” kavramlarıyla izah eder. 

Bu çok önemli; Sosyal bütünleşme ve kaynaşma!

Erol Güngör, “fikir hürriyeti, hoşgörü, açıklık, genişlik” kavramlarını savunur, “partizanlığın olduğu yerde fikir olmaz” diye vurgular. 

Mümtaz Turhan “Garplılaşmanın Neresindeyiz” adlı kitabında modern medeniyetin üç unsurdan oluştuğunu yazar: “İlim, pratik hayata tatbikinden ibaret olan teknik, insan haklarını teminat altına alan hukuk ve hürriyet.”

Bu yolun neresindeyiz?!

Partimizin, davamızın, devrimimizin kavgasını yaparken Türkiye’yi nasıl frenliyoruz, farkında mıyız?

Herkes partisini tutsun ama Sayın Akşener’in “ihtilaf sahaları derinleşti” sözünün üzerinde çok düşünmeliyiz.

Milli birlik ve beraberlik diyoruz ya, bunu güçlendirmenin yolu öfkeli nutuklar değil, 82 milyonun kendini kanun karşısında eşit, ay yıldız altında hukuken güvende hissetmesidir.

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2020, 16:00

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.