Prof. Dr. Kürşad Zorlu Habertürtük'te, "Türkiye’nin siyasi eğilimi ve son araştırmadan yansıyanlar…" Başlıklı yazısı şu şekilde:

Ülkemiz insanının temel meselelere olan yaklaşımı bilimsel ve belirli bir sistematik içerisinde irdelenebildiğinde, yönetenlere ve yönetime talip olanlara ciddi bir dayanak teşkil eder.

Olası bir seçime yönelik matematiksel değerlendirmelerden daha çok, tartışmalı meselelere verilen cevaplar aslında geleceğe yönelik daha sağlıklı değerlendirme yapmamızı sağlar. Çünkü vatandaşın gündemi ve bu gündeme ilişkin tutum ve algısı en çok da oy verme davranışını etkiler.

Bu araştırmalardan biri de Kadir Has Üniversitesi'nin her yıl gerçekleştirdiği “Türkiye’nin Eğilimleri” araştırması. Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın uyumlaştırması ile ciddi bir ekip çalışmasının ürünü. Prof. Dr. Mitat Çelikpala, Prof. Dr. Erinç Yeldan, Prof. Dr. Murat Güvenç, Prof. Dr. Osman Z. Zaim, Prof. Dr. Banu Baybars Hawks, Dr. Öğr. Üyesi Kerem Yıldırım, Dr. Öğr. Üyesi Berkay Ayhan, Dr. Öğr. Mehmet Kerem Çoban araştırmaya katkı sağlayan isimler.

Araştırma 26 ilde kent merkezlerinde ikamet eden 18 yaş ve üzeri 1.000 kişi ile görüşülerek gerçekleştirilmiş. Veriler 23 Ekim-5 Kasım tarihlerinde toplanmış. Bu sebeple Kasım-Aralık ayında ülkede yaşanan gelişmeleri de dikkate alarak sonuçları yorumlamak gerek.

Gelelim sonuçlara…

Öncelikle Türkiye’nin en önemli sorunu olarak Ekonomi (%22,7) geliyor. İkinci sırada Mülteciler (%17,9), ardından ise Salgın (%15,8) süreci.

"Aylık ihtiyaçlarınızı karşıladıktan sonra tasarruf yapma imkanınız oluyor mu?" sorusuna %74,4 “hayır” cevabını verirken, “bazen” diyenler %20 oranında.

İlgimi çeken başlıklardan biri, Merkez Bankası’nın bağımsız kararlar alabildiğini düşünenlerin oranı %27,9.

Türk halkının siyasi yelpazede kendisini nasıl gördüğü belki de bu araştırmanın en ayırt edici yönü.

Kendisini dindar ve/veya siyasal İslamcı olarak görenlerin oranı 2018’de %30.8 iken 2021’de %9’a gerilemiş. Aynı dönemde Kemalist ve/veya Milliyetçi cevabını verenler %36,7’den %39,1’e çıkmış. Muhafazakarım diyen seçmen de %27,5 düzeyinde. Bu son boyuttaki insanların ikinci bir seçme hakkı olsa ne olurdu merak konusu…

Araştırmada bu soru genel olarak sorulmuş ve tüm katılımcıların verdiği ikinci cevapta “siyasal İslam” %30’5, Sosyalist/Komünist %13,6, Kemalist/Cumhuriyetçi %12,9 ve diğerleri olarak sıralanmış.

Yine de Türkiye’nin kimlik olarak ağırlıklı kesimi yukarıdaki ilk 3 boyutta beliriyor ve siyasal İslam tercihi birinci cevap olmaktan uzaklaşıyor.

Burada bir başka detay bulgu da insanların namaz kılma sıklığı ile ilgili.

%41,6 “Namaz Kılmam “ derken, "Yalnıza cuma/bayram/şükür namazlarını kılarım" diyenler %37,2, "Tüm vakit namazlarını kılarım" diyenler %21,2 olarak kayıtlara geçmiş. "Kendinizi dindarlıkta düşük, orta, yüksek olarak nerede görüyorsunuz" sorusunda tüm yaş gruplarında “Orta Düzey” öne çıkıyor. Sağ/sol kavramında da tahmin ettiğim dağılım var. %29,2 Solda, %39,1 Sağda ve %31,7 “Ortadayım” diyor.

Her ne kadar kutuplaşma çok yüksek olsa da Türk halkı makuliyet ve merkez ekseninde kümeleniyor diyebiliriz. Katılımcıların %40,6’sı Türkiye’de siyasi kutuplaşma olduğuna inanıyor ve muhalefet partilerinde ise bu oran %50’nin üzerinde.

İnsanların etnik kökeni konusuna çok farklı bakan birisiyim, birleştirici unsurun Türk Milleti çatısı olduğuna inanıyorum. Araştırmada işte bu kapsamda da soru sorulmuş ve katılımcıların %88,6’sı “Türküm” cevabını vermiş. "Çocukken konuştuğunuz dil nedir?" Sorusunda da benzer şekilde %93 “Türkçe” demiş.

Sığınmacılardan memnun olanların oranı %4’e kadar gerilemiş. Bu oran 2017’de %17,5 imiş. Suriyelilerin geri döneceklerine inanların oranı %21. Ve “Esad ile görüşülmeli” diyenlerin oranı artarak Kasım başı itibariyle %27’ye gelmiş.

İç siyasi eğilimler kısmına ayrı bir yazıda girmek daha faydalı olacaktır. Ancak burada sadece mevcut yönetim sistemiyle ilgili katılımcıların tutumunu paylaşmak istiyorum.

“Ülkenin yönetim tarzının nasıl olması gerektiğini düşünüyorsunuz?” sorusuna Cumhurbaşkanlığı sistemi veya Parlamenter sistem diyenler birbirine yakın gözüküyor. Daha önce yapılan bazı araştırmalarda bu oran mevcut sistemin aleyhine bir oranı yansıtıyordu. Özellikle Millet İttifakı’nın bu başlığı temel bir seçim vaadi haline getirdiği düşünüldüğünde önemli kabul edilebilir.

Elbette tüm bu bulgu ve sonuçların başka araştırmalarla da karşılaştırılarak yorumlanması çok daha katkı sağlayıcı olacaktır.