Akit yazarından sarsacak Taraf iddiası!

Hocaefendi’nin böyle dostları olacağına!..

Akit yazarından sarsacak Taraf iddiası!

ALİ KARAHASANOĞLU/YENİ AKİT
Samanyolu Haber’de, Derin Bakış isimli program… Canlı yayınlanıyor. Gültekin Avcı yönetiminde… Misafirleri de Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt, Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Kazım Güleçyüz, ceza hukukçusu Prof. Ersan Şen, eski Yargıtay Savcısı Ahmet Gündel..

Konuları ise, “Taraf gazetesini nasıl pir-ü pak gösterebiliriz?”

Taraf gazetesi kim?

“Spekülasyon” diye bir tanımlama varsa.. Bunun kralını borsada yapan gazete.

Birileri bunlara para pompalıyor.. Derin operasyonlara imza atmaları için..

Onlar da “yalan” demiyorlar, “çarpıtma” demiyorlar, “vicdansızlık” demiyorlar.. Atıyorlar ha atıyorlar..

Kuruluşundan bu yana, iş tam profesyonelce kurgulanmış.

Devirlerini tamamlamış olan darbecilerin, nasıl olsa ortaya çıkacak planlarını yayınlayarak isim yaptılar..

Şimdi bunlara verilen görev ise.. Darbecileri zaten bir şekilde içeriye tıkacak olan AK Parti hükümetini devirmek.. Bunun için kumpas kuruyorlar..

İşte bu gazetenin pisliğinde, bizim dindarlar da altın boncuk bulmuş olmalılar ki..

“Taraf’ın MGK haberi de doğrudur.. Fişleme haberi de doğrudur..” diye peşine takılmış, bedava avukatlığını yapıyorlar..

Nerde ise, o gazetenin iç sayfada attığı “eşcinsellik haberleri” için de “Doğrudur” diyecekler..

Gidiş, bu yönde..

“Hükümete kurulan her kumpası da biz mi bozacağız.. Hükümettekilerin elleri de var, ayakları da. Biraz da kendileri çabalasınlar” deyip geçeceğim de..

Araya sıkıştırıyorlar.. Alayvari tavırlarla, “Vakit de, 2010’da Taraf’taki MİT haberine benzer bir haber yapmış..”

İşte o anda.. Sinirleniyorum..

“Gazetede yazdık. Haydi en iyimser bakışla, görmemiş olmalılar.. Şimdi hatırlatayım bari, şu din kardeşlerimize” diyorum..

Açıyorum telefonu..

Tam da reklam arasında..

Canlı yayına bağlanmak istiyorum..

Santraldeki arkadaş, “Yok , bağlayamayız” deyip kesip atıyor.

“Siz yönetmene, rejiye, birisine söyleyin.. Canlı yayında gazetemize iftira ediliyor.. Cevap vermemiz lazım” dedim.

Israr edince, “Bir sorayım” dedi santral görevlimiz.

Cevabı, “Bağlayamıyoruz. Program zaten bitiyormuş” oldu.

“Sağlık olsun” deyip devam ettik izlemeye..

“Belki kendileri, yalanların bir kısmını düzeltirler” diye..

Ama “birkaç dakikada biteceği” söylenen program, “yarım saat” daha devam etti. Düzeltme falan da yok..

Bir de kapanış cümlesi, “Rasulullah Efendimiz buyuruyor ki” diye olunca..

“Devletleri adalet ayakta tutar” deyince..

“İnsanları da. Cemaatleri de.. Grupları da.. Her şeyi, adalet ayakta tutar” dedim kendi kendime.. “Ve adalet olmayınca, bunların hepsi çöker!”

Tek taraflı atıp tut..

Bağlanmak isteyen dindar kardeşin olunca “Program bitiyor” de.

Darbecilerden birisi olunca bağla..

Sonra da “Adalet” de..

İşte bu noktada.. Ben hükmümü verdim..

Hocaefendi’nin, böyle dostları olacağına..

Cumhuriyet’teki Hikmet Çetinkaya gibi düşmanı olsun..

Bence daha iyi..

Niye?

Hocaefendi daha o gün geceden, 2004 MGK kararları ile ilgili olarak açıklama yapmış..

“Ben hükümettekilere ‘Niye imzaladınız’ diye bir itirazda bulunmadım” demiş.

“Hatta ‘Bazen bir geri adım, on ileri adımdan daha önemlidir’ dedim” demiş..

“Kolum kanadım kırıldı” ifadesine bile izahat getirmiş..

“Hükümettekiler için değil, sonraki yıllarda fişleme yapan bazı işgüzarlar için dedim” açıklaması yapmış.

Ben şahsen, Hocaefendi’den alacağım mesajı alıp, “Sen dedin, ben dedim. Öyle dedin, böyle demedin” kısır tartışmasını bitirip, kendimce başka konulara atlamışım..

O günkü yazımı, bambaşka bir konuya hasretmişim.

Geceyarısı açtığım canlı yayınlanan programda ise, Hocaefendi’nin kanalındakiler Hocaefendi’den habersiz, oturmuşlar “2004 MGK kararlarını imzalayacaksın.. Sonra da..” türünden efelenmeler içinde, hükümete döktürüyorlar da döktürüyorlar..

Hani, “Siz Hocaefendi’yi izlemez misiniz? Haydi izlemediniz. Ajanslara, internet sitelerine düşen haberleri de mi görmezsiniz” diyeceğim de..

Diyemiyorum..

“Hocaefendi’nin böylesi dostları yerine, akıllı düşmanı olsun, daha iyi” diyor, kapatıyorum konuyu..

ALİ KARAHASANOĞLU/YENİ AKİT
Samanyolu Haber’de, Derin Bakış isimli program… Canlı yayınlanıyor. Gültekin Avcı yönetiminde… Misafirleri de Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt, Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Kazım Güleçyüz, ceza hukukçusu Prof. Ersan Şen, eski Yargıtay Savcısı Ahmet Gündel..

Konuları ise, “Taraf gazetesini nasıl pir-ü pak gösterebiliriz?”

Taraf gazetesi kim?

“Spekülasyon” diye bir tanımlama varsa.. Bunun kralını borsada yapan gazete.

Birileri bunlara para pompalıyor.. Derin operasyonlara imza atmaları için..

Onlar da “yalan” demiyorlar, “çarpıtma” demiyorlar, “vicdansızlık” demiyorlar.. Atıyorlar ha atıyorlar..

Kuruluşundan bu yana, iş tam profesyonelce kurgulanmış.

Devirlerini tamamlamış olan darbecilerin, nasıl olsa ortaya çıkacak planlarını yayınlayarak isim yaptılar..

Şimdi bunlara verilen görev ise.. Darbecileri zaten bir şekilde içeriye tıkacak olan AK Parti hükümetini devirmek.. Bunun için kumpas kuruyorlar..

İşte bu gazetenin pisliğinde, bizim dindarlar da altın boncuk bulmuş olmalılar ki..

“Taraf’ın MGK haberi de doğrudur.. Fişleme haberi de doğrudur..” diye peşine takılmış, bedava avukatlığını yapıyorlar..

Nerde ise, o gazetenin iç sayfada attığı “eşcinsellik haberleri” için de “Doğrudur” diyecekler..

Gidiş, bu yönde..

“Hükümete kurulan her kumpası da biz mi bozacağız.. Hükümettekilerin elleri de var, ayakları da. Biraz da kendileri çabalasınlar” deyip geçeceğim de..

Araya sıkıştırıyorlar.. Alayvari tavırlarla, “Vakit de, 2010’da Taraf’taki MİT haberine benzer bir haber yapmış..”

İşte o anda.. Sinirleniyorum..

“Gazetede yazdık. Haydi en iyimser bakışla, görmemiş olmalılar.. Şimdi hatırlatayım bari, şu din kardeşlerimize” diyorum..

Açıyorum telefonu..

Tam da reklam arasında..

Canlı yayına bağlanmak istiyorum..

Santraldeki arkadaş, “Yok , bağlayamayız” deyip kesip atıyor.

“Siz yönetmene, rejiye, birisine söyleyin.. Canlı yayında gazetemize iftira ediliyor.. Cevap vermemiz lazım” dedim.

Israr edince, “Bir sorayım” dedi santral görevlimiz.

Cevabı, “Bağlayamıyoruz. Program zaten bitiyormuş” oldu.

“Sağlık olsun” deyip devam ettik izlemeye..

“Belki kendileri, yalanların bir kısmını düzeltirler” diye..

Ama “birkaç dakikada biteceği” söylenen program, “yarım saat” daha devam etti. Düzeltme falan da yok..

Bir de kapanış cümlesi, “Rasulullah Efendimiz buyuruyor ki” diye olunca..

“Devletleri adalet ayakta tutar” deyince..

“İnsanları da. Cemaatleri de.. Grupları da.. Her şeyi, adalet ayakta tutar” dedim kendi kendime.. “Ve adalet olmayınca, bunların hepsi çöker!”

Tek taraflı atıp tut..

Bağlanmak isteyen dindar kardeşin olunca “Program bitiyor” de.

Darbecilerden birisi olunca bağla..

Sonra da “Adalet” de..

İşte bu noktada.. Ben hükmümü verdim..

Hocaefendi’nin, böyle dostları olacağına..

Cumhuriyet’teki Hikmet Çetinkaya gibi düşmanı olsun..

Bence daha iyi..

Niye?

Hocaefendi daha o gün geceden, 2004 MGK kararları ile ilgili olarak açıklama yapmış..

“Ben hükümettekilere ‘Niye imzaladınız’ diye bir itirazda bulunmadım” demiş.

“Hatta ‘Bazen bir geri adım, on ileri adımdan daha önemlidir’ dedim” demiş..

“Kolum kanadım kırıldı” ifadesine bile izahat getirmiş..

“Hükümettekiler için değil, sonraki yıllarda fişleme yapan bazı işgüzarlar için dedim” açıklaması yapmış.

Ben şahsen, Hocaefendi’den alacağım mesajı alıp, “Sen dedin, ben dedim. Öyle dedin, böyle demedin” kısır tartışmasını bitirip, kendimce başka konulara atlamışım..

O günkü yazımı, bambaşka bir konuya hasretmişim.

Geceyarısı açtığım canlı yayınlanan programda ise, Hocaefendi’nin kanalındakiler Hocaefendi’den habersiz, oturmuşlar “2004 MGK kararlarını imzalayacaksın.. Sonra da..” türünden efelenmeler içinde, hükümete döktürüyorlar da döktürüyorlar..

Hani, “Siz Hocaefendi’yi izlemez misiniz? Haydi izlemediniz. Ajanslara, internet sitelerine düşen haberleri de mi görmezsiniz” diyeceğim de..

Diyemiyorum..

“Hocaefendi’nin böylesi dostları yerine, akıllı düşmanı olsun, daha iyi” diyor, kapatıyorum konuyu..

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2013, 13:38
YORUM EKLE