Görüşmelere, ziyaretlere nezaketen haber verilerek gidilir.

Hatta randevu saatinde mutabık kalınarak buluşulur.

Bu ziyaretler hatır ziyareti, özlem ziyareti, kız isteme ziyareti vb. olabilir.

Çaylar içilir, ikramlar yapılır.

Sebep-i ziyarete girilir ve yetkili ve sorumlu bir büyük Âdâb-ı Muâşeret kurallarına azami derecede dikkat göstererek meramını anlatır.

Örneğin; kızınız Ayşe’yi ailemize gelin olmaya layık görüyoruz.

Sizleri de ailece böyle bir kız evlat yetiştirdiğiniz için tebrik ediyor ve Allah’ın emri Peygamberin kavliyle kızınız Ayşe’yi oğlumuz Ahmet’e istiyoruz diyerek sözlerini tamamlar ve alınan cevabı bekler. Cevap alınır ve alınan cevaba göre yeni bir yol ve yöntem belirlenir.

Ya hep birlikte şerbetler içilir ya da müsaade istenir; gelenler iyi dileklerle yolcu edilir yola düzülür.

Kimse de eline sopa alarak gidenleri dövmeye yeltenmez.

***

Davetler ise bunun tam zıddıdır.

Layık gördüklerinizi, değer verdiklerinizi yemeğe davet edersiniz, iftara davet edersiniz, çaya davet edersiniz.

Düğüne, konferansa davet edersiniz.

Gelip gelmeyeceğini düşünmezsiniz.

Gelişinden mutluluk ve onur duyarsınız.

Geldiğini fark edemediğinizde yokluğunu hissedersiniz.

Hatta acaba başına bir iş mi geldi diye merak edersiniz.

Davete değer bulduklarınızın bir kısmı ya davete icabet eder ya da etmez.

Davete icabet edemeyenlerin bir kısmı ya telefon ederek mazeretlerini aktarır mutluluk dilerler ya da sonrasında ziyaret ederek iyi dileklerini iletirler.

Bazıları da vardır davete icabet etmek istemezler. Nasıl bir yalan söylesem de, nasıl bir mazeret üretsem de bundan sıyrılsam hesabı yaparlar.

Yani uzun lafın kısası, hiç bir davet izin alınarak yapılmaz.

Yani hiç bir davetli "beni davet etmek için benden izin aldınız mı?" diye sormaz, sorulduğu da görülmemiştir.

***

“Sözümüz Var Hareketi” olarak bir araya gelen arkadaşlar ülkenin, cumhuriyet ve demokrasinin geleceğinden endişelidir.

Gidişatı doğru bulmayarak bir takım çalışmaları aylardan beri maddi ve manevi özverilerle sürdürmektedirler.

Ben de bu hareketin İcra Kurulu Üyelerinden biriyim.

Yakın tarihte bir heyetle sizleri de ziyaret etmişti.

Bu heyetin içinde ben de yer almıştım.

Ne mutlu size ki arkadaşlarımız size değer vermişler, saygı göstermişler, ayağınıza kadar gelerek sizinle istişare etmeye gerek duymuşlar, görüş almışlar.

Sizi ziyarete gelenler Hanya’dan-Konya’dan, ülkenin dört bir yanından, çoluk çocuklarının rızıklarından harcayarak gelmişler.

Memleket meselesi, millet meselesi diyerek gelmişler.

Neler söylediğinizi, sorulan sorulara ne cevaplar verdiğinizi, kimlere ne eleştiriler getirdiğinizi ve ne gibi önerilerde bulunduğunuzu gayet iyi hatırlıyorum.

***

Sözümüz Var Hareketi'nin geçtiğimiz günlerde "Kamuoyuna duyuru" başlığıyla yayınlanan bildirisine Yeniçağ Gazetesi aracılığıyla aktarılan cevap niteliğindeki cümleleriniz, Sizin gibi bir devlet ve siyaset adamına hiç yakışmamış.

Sanki ısmarlama bir yazı gibi geldi bana.

Fotoğrafta bir araya getirilen kişiler arasında onaylamadığınız kişiler olabilir, sizi de onaylamayacaklar olacaktır.

Burada önemli olan niyettir, düşüncedir. Daveti yapma gereği duyan bizleriz.

Çünkü sizleri ayrı ayrı buna değer bulmuşuz.

Doğrusu sizden teşekkür beklerdik.

Teşekkür etmediniz bari sessiz kalaydınız da kul hakkına girmeyeydiniz.

Bizler zaman zaman büyüklerimizi ziyaret eder, ellerini öperiz.

Babalarımızın, dedelerimizin o ziyaretlerde ettikleri sözleri yargılamak, tartmak usulden değildir. Sitem de etseler, yaşına başına bağlar; hoş görür, gülüp geçeriz.

Sözümüz Var Hareketi olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi Türk görür, Türk biliriz.

Yaratılanı da Yaradan'dan ötürü severiz.

Sağlıcakla