Sanatçının hakkını zil takıp oynayarak yiyorlar

Abone Ol

Değerli müzisyen ve Sanatçı arkadaşlarım: Son Cumhurbaşkanı , “Müzik yayınlarının saat 24.00 sona erecek” kararından sonra; siz müzik camiasını temsil edenler ve müzik sever tüm vatandaşların, “kişisel hakların engellenmesinin kabul edilemeyeceğini” haykıran tüm insanların, isyanlarına bire bir katılıyorum. Zira Bu uygulamanın istisnaları olsaydı (Bölgesel farklılıklar gibi)konu farklı bir şekilde tartışılabilirdi.

On bin dolar aldığı iddiası ile ön plana çıkan, Sayın Metin Külünk “Hukuk varsa eğer, kişilik haklarıma, temel hak ve hürriyetlerime saygı duyun. İstirham ediyorum. Allah’a emanet olun.” diyerek, işlediği suça saygı beklemektedir!

Sanırım müzisyenlerinde (Bu sektörde emek sarf eden, birçok izin ve ruhsat alıp çalışabilen kişilerin) bu sözden ilham almaları gerekecek; “Hukuk varsa eğer, kişilik haklarıma, temel hak ve hürriyetlerime (çalışma haklarıma) saygı duyun. İstirham ediyorum. Allah’a emanet olun.” diyerek, çalışmaya başlamaları gerekiyor…

Türkiye’de temel hak ve özgürlükler, suç işleyenlerin sığınma alanı olurken, çalışma hayatında tamamı iş yeri ve eğlence ruhsatlı mekânların, rahatsızlık yarattığını ifade etmek, T.C anayasa 49: “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.”

Buradan da anlaşılacağı gibi, devletin görevi çalıştırmamak değildir, çalışma hayatı T.C Anayasa 49 ile güvence altına alınmıştır!

Ama asıl mesele devleti yönetenlerin yaptığı hata değildir!

Şimdi bu kadar mağdur edilen bu kesim, Türkiye’de yapılan genel ve yerel seçimlerde nasıl tavır sergilemiştir?

Bir araştırılsın bakalım, seçim günü oy vermeye gitmeyen, dört milyona yakın insanların ne kadarı bu isyankârlardan oluşuyor?

Tabii ki birçoğu, ses yâda saz sanatçısı, belki de sabahlara kadar müzik yapıyordu.

Uykuda olabilirler!

Hatta iktidar lehine borazancılık yapan, reklamlarında oynayan (sözüm ona ses sanatçıları) bu sorun için ne kadar sorumluluk aldılar?

Hani sanatçı topluma mal olmuş insandı!

Yoksa toplumun yarısına mı mal olmuşlardı!

Seçim günü sıcak yatağından kalkamayıp oy kullanmayan, bir partinin borazancılığını yapan (sözde sanatçılar) şapkanızı önünüze koyup düşünme zamanı gelmedi mi hala?

Çünkü seçimde oy kullanmayan yaklaşık dört milyona yakın insan var.

Bu vurdumduymaz seçmenden ne kadarı bu arkadaşlarımızdan?

“Şezlong Atatürkçüleri ve Cumhuriyetçileri” denmesine kızanlar; kıçını güneşe verip, cumhuriyeti ve Atatürkçülüğü rakı,şiş kebaptan ibaret görmeyi şimdi anladınız mı? Seçtiklerimiz hayatımızdan ne alıp/veriyor?

Bugünkü kötülüklerin ortağı, kötülük yapılmasına fırsat tanıyan, bir günlük fedakârlık göstermeyip “seçim sandığını küçümseyenlerdir”…

Bir sandık ile çözülecek sorunları, nerde ise “cezaevlerine tıkılarak” çözmeye çalışmanın çaresizliğini, çeken bilir!

Hakkında, bir suç örgütünden paralar aldığı iddiasına “temel hak ve özgürlüklerime saygı duyun” sözü ile karşılık veren siyasetçileri seçmeye devam mı edeceksiniz?

“Davul/zurna ile hakkını arayamamanın hakkını, zil takıp oynayanlar yer…”

Bu söz de benden; bu sanatçı kardeşlerime “ikaz” olarak, “hediye” olsun…