Akşener’in danışmanı Hakan Ünser “Bahçeli’nin durumu ancak tıbbi açıdan açıklanabilir”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in danışmanlarından Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Hakan Ünser Halk Tv'ye verdiği özel röportajda çok önemli açıklamalarda bulundu.

Akşener’in danışmanı  Hakan Ünser “Bahçeli’nin durumu  ancak tıbbi açıdan  açıklanabilir”

İşte Halk Tv'nin özel röportajı;

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye’nin Afrin bölgesinde PYD/YPG terör yapılanmasına karşı “Zeytin Dalı Harekatı” devam ederken en çok dikkat çeken olaylardan biri askerlerin sık sık “Bozkurt” işareti yapıyor olmalarıydı. Bu süreçte tartışılan bir konu da Cumhurbaşkanlığı Sarayında düzenlenen Güvenlik Zirvesinde SADAT Başkanının katılmasıydı. Ayrıca AKP-MHP ittifakı da gündemdeki sıcaklığını koruyor…. Yaşanan gelişmeleri İYİ Parti kurucu üyesi ve Genel Başkanı Meral Akşener’in Başdanışmanı Hakan Ünser ile değerlendirdik.

Hakan Ünser, MHP’den engellenen kurultay süreciyle İYİ Parti’ye uzanan yolda dikkat çeken isimlerden biri. Aynı zamanda Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanıydı. Özel söyleşide çarpıcı açıklamalarda bulunan Ünser, Afrin’e yönelik harekatta dikkat çeken askerlerin bozkurt işareti yapmalarını komutanların isteği doğrultusunda yaptığı ileri sürerek, “Komutan izin vermiyorsa bozkurt çekemezsin. Ordunun izin vermesinin sebebi de özellikle Afrin operasyonunu sahiplenmek ve milli bir operasyon olduğunu belli etmek, bir de AKP-MHP başarısıymış gibi lanse edilmesinin önüne geçmektir” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sarayındaki Güvenlik Toplantısına SADAT Başkanının katılmasını da ilginç bir şekilde yorumlayan Ünser, “Diyelim ki saraya saat alınacak. Saat alma komisyonunda Zafer Çağlayan’ın yer alması ne ise, Milli Güvenlik toplantısında SADAT Başkanının yer alması odur diyeyim” ifadelerini kullandı.

“AKP-MHP İTTİFAKI, KOLTUK İTTİFAKIDIR”

– AKP-MHP ittifakı konusundaki görüşleriniz nedir? Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı olarak bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu ittifakın muhalefet kurumuna ne gibi etkileri var?
MHP ile AKP arasındaki “Koltuk ittifakıdır”. MHP son dönemde ahlaki çöküş yaşamıştır. Antidemokratik uygulamalardan rahatsızlık vardı. Kurultay sürecinde de bu net olarak ortaya çıktı.

Türkiye’deki muhalefet, ahlaksızlığın yayılmasına hizmet ediyor. İnsanlar artık meseleleri bu ahlaki midir, bu hukuki midir diye ölçmüyorlar, bu çok tehlikeli. Kopkoyu bir faydacılık, ahlaksız, hukuksuz bir “işini bilme” tavrı iktidar kadar muhalefet yüzünden siyasete hakim olmuş durumda.

“DEVLET BAHÇELİ’NİN DURUMU ANCAK TIBBİ AÇIDAN AÇIKLANABİLİR”
– Devlet Bahçeli’nin söylemlerindeki değişikliği neye bağlıyorsunuz? Bahçeli’nin, 2014 yerel seçimlerindeki söylemleri ve 7 Haziran’dan sonra koalisyona sıcak bakmaması ile referandum ve 2019 seçimleri için Erdoğan’a destek vermesinin nedenleri ne olabilir?
Bahçeli’nin durumu ancak tıbbi açıdan açıklanabilir. Ameliyat geçirdi biliyorsunuz, belki kullandığı ilaçların yan etkisidir.

Bahçeli’deki değişimin sebebi tehdit veya ellerinde bir şey olmasından değil, “paradandır” demek de mümkün, kendisi de ifade etti. “Hazine yardımından mı olalım?” dedi…

– Neden İYİ Parti’yi kurma ihtiyacı oluştu? MHP’de ülkücüleri rahatsız eden neydi? Ülkücülük, İYİ Parti’de nasıl konumlanıyor?
MHP, parti olma vasfını yitirmiştir bir kere, onu söyleyelim. Türkiye gündemini uzun süre meşgul eden bir Kurultay süreci yaşandı. Antidemokratik şekilde, hukuksuz bir şekilde Kurultay süreci engellendi. Bu antidemokratik uygulamalardan rahatsızlık duyanlar, partide barınamayacaklarını düşünenler İYİ Parti’ye geçti. Biz de onlara mağdur oldukları için öncelik verdik. Ama tamamen tabanımız, teşkilatlarımız onlardan oluşmuyor. Bir denge gözetiyoruz. Birçok ilçe teşkilatının kuruluşunda partinin genel politikasına uygun davranılıyor. İYİ Parti ülkücü partisidir bir şey yok. İYİ Parti, “ülkücüleri de barındıran” bir partidir. Çünkü, biz tüm seçmenlerin oyuna talibiz, sadece MHP değil. Daha önce AKP’ye, CHP’ye ve HDP’ye oy vermiş bütün vatandaşlarımızın oylarına talibiz. Zira Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan ve oy verme hakkı olan kimseye “sen oy verme” deme lüksümüz yok.

– HDP’li seçmenlerin de oylarına talip olduğunuzu söylüyorsunuz. Bunun için özel bir yöntem uygulayacak mısınız? İYİ Parti’nin Kürt politikası var mı? Akşener’in Doğu turları ne kadar ve nasıl etikili olur?
Her kesimin oylarına talibiz, tabii önceliğimiz gençler, kadınlar ve şehirliler. Etnik kör bir partiyiz. Zaten ülkücülükte de etnisiteye bakılmaz. Türkeş’in damadı da Kürttür, fakat kimse bilmez çünkü belirtme ihtiyacı hissetmezler. Benim de çevremde çok fazla Alevi ve Kürt arkadaşım var. Fakat çoğunu sonradan öğrendim, çünkü ön plana çıkarma ihtiyacı hissetmiyorlar, ben de merak etmiyorum. Kürt kökenli vatandaşlarımızın oylarını almak için özel bir yöntemimiz yok, herkesin oylarına olduğu gibi onların da oylarına talibiz. Sayın Akşener’in Doğu turlarında öne çıkan, “bayram sofrası” tabiri… Birlik, beraberlik mesajı veriyor. Bölgeye dair ekonomik politikalarımız var, bunlar bölge sakinleri tarafından beğenilirse, oylarını da kazanırız. Ama “Kürtlere özel” bir politika geliştirmeyeceğiz.

– Kadın bir genel başkan ile çalışmak nasıl? Parti içinde kadın genel başkana nasıl bakılıyor? İYİ Parti’ye göre kadının siyasetteki yeri ne olmalı? Kadınların siyasette aktif yer almaları sağ gelenekte pek alışıldık bir durum değil…
Kadın siyasette her alanda yer alabilmelidir, yıl olmuş 2018, kadın yadırganmamalıdır. Daha önce de kadın siyasetçiler vardı, evet hiç kadın Cumhurbaşkanı olmadı inşallah Meral Hanım ilk olacak… Parti içinde de ben zannetmiyorum ki rahatsız olanlar olsun, varsa da zaten partide yeri yoktur… Sağ ülkücü gelenekte kadının geri planda kalıyor gibi görünmesinde bizim de etkimiz oldu, mesela ben kız kardeşlerimi eylemlere götürmezdim, muhtemelen korumak adına ama bu onların siyaseten etkin olmadığı ve görev almadıkları anlamına gelmiyor… Düzen kurulduktan sonra ( partiden bahsediyor) yer aldı birisi, partide görevli, aktif…

“AFRİN ÇOK GEÇ KALMIŞ BİR OPERASYON”

– Afrin’e yönelik Zeytin Dalı Harekatına bakış açınız nedir? Hükûmetin “tercih değil, zorunluluk” ifadelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Afrin operasyonu gerekli ve çok geç kalmış bir operasyon. Şanlı ordumuz şuan orayı teröristlerden temizliyor, geç kalındığını da bölgeye ve sınıra bakarak anlayabilirsiniz. Geç kalmanın sebebi sadece hükûmetin politikaları değil, Rusya’nın da tutumu… Rusya izin vermese, girebilecekler miydi?

– Savaş karşıtı söylemleri, paylaşımları nedeniyle bazı gazeteci ve parti üyelerinin (HDP’liler) gözaltına alınmasını tutuklanmasını nasıl karşılıyorsunuz?
Savaşa karşı çıktığını söylemek düşünce ve ifade özgürlüğüdür. Fakat, bunu savaş başladıktan sonra söylerseniz, bu artık hainliktir ve gereği yapılır.

– Bozkurt işareti son zamanlarda çokça karşımıza çıkıyor. Bu işaret siyasi anlamından sıyrılmalı mıdır? Bozkurt işaretini siz de sık sık kullanıyorsunuz, neden? Afrin operasyonunda şehit olan askerlerin bu işareti kullanmalarını, askerlerin hala kullanıyor olmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bozkurt işaretini siyasal anlamda kullanan ilk isim Alparslan Türkeş. Benimsendi, sevildi, yurt dışında da Türklük simgesi oldu. Sonra milli maçlarda gördük, ülkücü olmayanların da yaptığını gördük. Daha sonra Kılıçdaroğlu’nun da, Binali Yıldırım’ın da yaptığını gördük (Gülüyor). 

.Afrin’deki şehitler hepsi bizim çocuklarımız. Bu bozkurtların gündeme gelmesinin en etkili sebeplerinden biri de sosyal medya, onların hikayelerini görüyor olmamız. Önceden böyle bir şey yoktu, fotoğraflarına evde eşiyle dostuyla çekilmiş hallerini göremiyorduk. Sosyal medya sayesine bunlara da ulaşılır oldu ve bunlar da gündeme geldi…

Bir diğer sebebi de askeriyenin buna izin veriyor olması, askerlerin görüşleri olabilir fakat bunu ordu içinde yansıtmaları normalde hoş karşılanmaz. Komutan izin vermiyorsa bozkurt çekemezsin. Ordunun izin vermesinin sebebi de özellikle Afrin operasyonunu sahiplenmek ve milli bir operasyon olduğunu beli etmek, bir de AKP-MHP başarısıymış gibi lanse edilmesinin önüne geçmektir. Bozkurt milli bir simge, ordunun bu harekete izin vermesinin nedeninin bu olduğunu düşünüyorum… Bu hükümetin yahut bir partinin değil, milletin operasyonudur.

“SARAYA SAAT ALIMINDA ZAFER ÇAĞLAYAN NE İSE, SADAT BAŞKANI DA GÜVENLİKTE O’DUR”
 
– SADAT Başkanının Cumhurbaşkanlığındaki Güvenlik toplantısına katılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Adnan Tanrıverdi, kendisi emekli bir Tuğgeneral. Ordudan irtica nedeniyle atılmış askerlerin de içinde barındıran bir şirket kuruyor. Eğer Cumhurbaşkanlığındaki o toplantıya SADAT Başkanı olarak katılmışsa bu ayrı bir skandal. Ancak kendisi aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın askeri konulardaki başdanışmanı.  Ya Başdanışman olarak devam edecek ve SADAT’ın başkanlığını bırakacak ya da Erdoğan’ın başdanışmanlığını bırakacak. Olaya ticari olarak bakacak olursak, benzer amaçlı kurulmuş diğer şirketlere  karşı da haksız bir rekabet de söz konusu.

Bunun yanında, diyelim ki saraya saat alınacak. Saat alma komisyonunda Zafer Çağlayan’ın yer alması ne ise, Milli Güvenlik toplantısında SADAT Başkanının yer alması odur diyeyim.

– Mevcut hükumetin politikaları nedeniyle cemaatlerin devlet içine yerleştiği biliniyor. İYİ Parti iktidara geldiğinde bununla ilgili nasıl bir çalışma yürütecek, bu devlet kadrolarındaki cemaatçiler nasıl temizlenecek? Cemaatlerle nasıl mücadele edilecek?
Sosyal devlet ilkesini hayata geçireceğiz… Vatandaşı yurt için yemek için burs için cemaatlere muhtaç etmeyeceğiz, ıslah politikası biraz, rehabilitasyon gibi… Devlet olmanın gereğini yerine getirirseniz vatandaşınız bu tuzağa düşmez. Yoksa, bütün cemaatler paraleldir, yalnızca bazıları henüz belli safhaları tamamlamamışlardır.

KANAL İSTANBUL PROJESİ: BENCE YAPAMAZLAR!
– Kanal İstanbul projesi sizce gerçekçi bir proje mi? 65 milyar TL’ye mal olması beklenen projenin geri dönüşümü nasıl olur mu? Bu proje başladıktan sonra İYİ Parti iktidara gelirse projeyi tamamlamayı düşünüyor musunuz?

Ben Yüksek Jeoloji Mühendisiyim, biraz anlarım diyeyim bu işten. İstanbul’un bir adaya döneceği, ve bölgenin yeraltı suları ve diğer kaynaklarının zarar göreceği sürekli vurgulanıyor. Doğru bir proje değil. Bence yapamazlar, göreceğiz. 65 milyar lira kaynak ayrılacağı belirtiliyor. İhalesinin nasıl yapılacağı ve geri dönüşün ne kazandıracağı da şüpheli. Yakın zamanda yapılan yap-işlet-devret modelindeki köprülerin, tünellerin ihalelerinde şirketlere araç geçiş garantisi verildi. Hatta bir çok kentte yapımı devam eden şehir hastanelerine hasta garantisi verildi. Burada da boğazı trafiğe kapatıp, ihaleyi üstlenen firmaya gemi geçiş garantisi verilirse şaşırmamak lazım. 2019 seçimleri öncesine yetiştirmeye çalışsalar da ben projenin gerçekleşeceğini düşünmüyorum.

– Kanal İstanbul projesinin, Erdoğan’ın sık sık dile getirdiği “2023, 2053, 2071 projeleri”ndeki 2053 ile alakası olduğunu düşünüyor musunuz?

Sayın Cumhurbaşkanı iç siyasette karşıtlıktan, kutuplaşmadan nemalanıyor. Ülkede yapılanlarla ilgili muhalefeti bilgilendirmiyor. Muhalefet ancak duyumlarla hareket ediyor ve çoğunda haklı olmakla birlikte karşı çıkıyor. Erdoğan da bunu kullanarak tabanını korumaya çalışıyor. Şimdi Kanal İstanbul projesi için 65 milyar lira harcanacağı söyleniyor. Büyük bir rakam, bu konuda muhalefetin bilgilendirilmesi lazım. Doğru bir projeyse muhalefetin de desteğini zaten alacaktır. Ancak yıllardır bir konuda muhalefete bilgi verilmiyor ve gizlenmeye çalışıyor.

“ATTAN DÜŞMÜŞ DE Mİ GAZİ OLMUŞ?”

– Bir AKP milletvekilinin Erdoğan’a gazilik unvanı verilsin önerisi peki?
Attan düşmüş de mi gazi olmuş? Sayın Genel Başkanımız Meral Akşener de açıkladı; Gazilik er meydanında olur.

Bugün gazi ilan edilmesine sesimizi çıkarmazsak yarın halife, öbür gün mehdi, hatta (haşa) peygamber ilan ederler. En başta buna dur demek lazım.

– Afrin konusunda hükûmet ve operasyonu yönetenler aynı şeyi söylüyor; “Suriye’ni toprak bütünlüğüne saygılıyız”… Buradan Türk vatandaşları ne anlamalı? Hükumet operasyon bittikten sonra veya gelen süreçte Esad ile barışacak mı? Bu barışma veya diyalog buradaki Suriyeliler ile ÖSO’yu kızdırır mı?

Diyalog demek barışmak veya aynı görüşlere sahip olmak değil. Bir diyalog süreci olacak, ÖSO ile bu iş olmaz. ÖSO daha çok geçiş elemanı gibi… Buradaki Suriyeliler konusunda o kadar uzun zamandır buradalar ki, Suriye’ye giderlerse yabancı bir memlekete gitmiş gibi olacaklar. Burada doğanlar ve büyüyenler var, bazıları burayı vatanı bellemiş… Nasıl göndereceğiz bunları? Büyük bir sorun olarak bu karşımızda duruyor.

Nihayetinde Esad ile görüşmek zorunda kalacaklarını düşünüyorum, her ne kadar bizce meşru değilse de Suriye’de başka muhatap alınabilecek meşru yapı yok.

– Son söz olarak, ne söylemek isteriniz?

Türkiye’de insanlar bastırılmış durumda. Erdoğan yarın çıkıp kendisi peygamber ilan etse sesini çıkaramaz. Bu daha böyle devam edemez. Vatandaşların artık iyi bir seçeneği var. Bu seçeneği değerlendirirlerse Türkiye ferahlayacak, kamplaşanlar birbirine yakınlaşacak, yeniden millet olmayı başaracağız.

Türkiye yenilenip niteliğin, inceliğin, ahlakın ve bilimselliğin kıymet gördüğü bir ülke olmaya hazırlanıyor. Sosyolojimiz değişiyor örneğin, yeni bir sosyoloji, yeni siyaset anlamına gelecek. İYİ Parti bunun bir habercisidir. Genç arkadaşlarımızla kurduğumuz, bir think-tank olma yolunda ilerleyen Siyasa Topluluğu bunun bir habercisidir. Biz yalnızca günlük politikaya dair hesaplar yapmıyoruz, Türkiye verdiği 16 yıllık aradan sonra yeniden muasır milletler arasında haklı bir gururla yer alma vizyonunu kazansın diye mücadele ediyoruz.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER