Cumhuriyet’in derlediği habere göre, zeytin ağacının efsanelerle dolu öyküsü şöyle…

Adem ile Havva'ya kadar uzanan zeytin ağacının yaradılış efsanesi, zeytinin bütün ağaçların ilki olduğunu söyler. Öyle ki, Havva ile beraber yasak meyveyi yiyerek cennetten kovulan Hz. Adem, 930 yaşına geldiğinde öleceğini anlar.

Öleceğini anladığında Adem, kendisinin ve tüm insanlığın affını dilemeye karar vererek oğlundan yardım ister. Bunun üzerine tüm tek tanrılı din inançlarında Adem peygamberin üçüncü oğlu olarak bilinen Şit'i çağırır. Şit babasına yardım etmeyi kabul ederek cennet bahçesine gider. Cennet bahçesinin ise bir bekçisi vardır. Şit'in dileği üzerine bahçenin bekçisi ona 'İyi-Kötü Ağacı'ndan aldığı üç farklı tohumu verir. Şit'e, babası yaşamını yitirene kadar beklemesini, ardından tohumları babasının ağzında toprağa gömmesini söyler.

Şit ve ailesi, bundan kısa süre sonra hayatını kaybeden Hz. Adem'i, Tabor Dağı yakınındaki Hebron Vadisi’ne gömerken ağzına bu üç tohumu koyarlar. Anlatıya göre bu üç tohumun gömüldüğü yerden üç ağaç yetişir;zeytin, sedir ve selvi.

ZAFER VE BARIŞIN SİMGESİ

Klasik Yunan mitolojisinde oldukça önemli yeri olan zeytin ağacı, bu anlatılara bakıldığında yerleşik yaşama geçişin bir sembolüdür aslında...

Anlatıya göre, Atina kentinin koruyucusunun belirlenmesi için bir yarışma düzenlenir. Tanrılar tanrısı Zeus, zorlu bir yarışma düzenlemek için elinden geleni ardına koymaz, kendisine en güzel ve en kıymetli hediyeyi getireni şehrin koruyucusu olarak ilan edeceğini söyler. Denizlerin tanrısı Poseidon ve zeki savaşçı tanrıça Athena bu yarışmadaki iki büyük rakiptir. Tanrıların güçlü rekabeti karşısında gittikçe zorlu bir mücadele olacağı bellidir.

Tolstoy’a göre güçlü insanların 7 özelliği Tolstoy’a göre güçlü insanların 7 özelliği

İlk olarak denizlerin tanrısı Poseidon hediyesini ilan etmek için mızrağıyla bir kayaya vurur. Kayadan denizlerin gücünü simgeleyen tuzlu su fışkırır. Herkesin şaşkınlığını ve beğenisi kazanan bu hediyenin ardından muhteşem tanrıça Athena hediyesini vermek için yere vurur. Athena’nın vurduğu kayadan bir zeytin ağacı çıkar.

Athena ağacı, "Bunun gölgesinde dinlenebilirsiniz, meyvesini yiyebilirsiniz ve meyvesinin yağıyla tüm yiyeceklerinizi saklayabilirsiniz ve o yağ ile aydınlanabilirsiniz" diyerek tanıtır. Bunun üzerine herkes büyülenmişçesine ağaca ve faydalarına hayran kalır. Öyle ki çok sinirlenip üzülen Poseidon bile ağacın üstünlüğünü kabul eder. Oldukça büyük beğeniyle karşılanan zeytin ağacı ile hayranlık uyandıran Athena böylece hem şehrin koruyucusu ilan edilir hem de şehre onun ismi verilir.

Poseidon ile aralarında düşmanlık ve kırgınlık kalmasını istemeyen Athena, ağaçtan bir dal kırarak Poseidon'a uzatır. Ağacın kutsallığı sayesinde aralarında bir kırgınlık kalmaz. Böylece günümüzde bile hâlâ anlamını yitirmeden kullanılan "zeytin dalı uzatmak" deyimi doğmuş olur. Bu olaydan sonra zeytin dalının anlamı Antik Yunan'da gelenekselleşir. Antik Olimpiyat Oyunları'nda birinciler zeytin dalıyla ödüllendirilirken gelinlere zeytin ağacından yapılma bir taç takılmaya başlanır.

TUFANA DAYANAN AĞAÇ

Eski Ahit’te yer alan efsanelerden birinde Hazret-i Nuh ve Nuh Tufanı'ndan bahsedilir. İnsanoğlunun dünyaya yaptığı kötülükleri gören Tanrı, insanlığın başına bir felaket getirmeye karar verir. Tanrıya duyduğu saygıyı ise hiçbir zaman kaybetmemiş Hz. Nuh’a; bir gemi yapılması ve ardından yeryüzünde bulunan her canlı türünden bir çiftini gemiye bindirilmesi emredilir. Son hayvanı da gemiye koyduktan sonra gerçekten büyük bir tufan başlar ve böylece kısa süre içinde tüm dünya sular altında kalır.

Tufan durduktan günler sonra Hz.Nuh suyun geri çekilip çekilmediğini anlamak için güneşe doğru bir güvercin yollar. Güvercin gemiye geri döndüğünde suların hala çekilmemiş olduğunu anlar. Yedi gün sonra tekrar bir güvercin yollar ve bu güvercin ağzında zeytin dalı ile geri gelir. Böylece suların çekildiğini anlayan Nuh, gemisinin takıldığı Ağrı Dağı’nda tüm hayvanları gemiden indirip dünyadaki hayatı bir anlamda yeniden başlatır.

İnsanlığın bu halini görüp çok üzülen Tanrı ise bir daha dünyaya tufan göndermemeye karar verir. Bu büyük tufanda yeryüzünde canlı kalabilen tek şey ise zeytin ağacı olarak anlatılır. Zeytin dalını gagasının ucunda tutan güvercin sembolü ise bu hikayeye dayanarak barışın simgesi haline gelir. Tufanın yok edici gücüne karşı direnen zeytin ağacı ise ölümsüzlüğün sembolü haline gelir.