İsmi Bilinmeyen Bir Ülkücünün Ardından

İsmi Bilinmeyen Bir Ülkücünün Ardından

İsmi Bilinmeyen Bir Ülkücünün Ardından

~~

Ferhat Kırılmazoğlu


.

 

Bir garip öldü duydunuz mu?

 Bir garip öldü duydunuz mu? Adı Uğur'du aynı Talip gibi, aynı Yılmaz gibi öldü gencecik yaşta... Sessiz, kimsesiz, hiç rahatsızlık vermeden... Sadece ocağın soğuk mutfak taşında vurup ta yumruğunu kırdığı soğanı beraber yiyenler bildi öldüğünü...

 Bir garip öldü duydunuz mu? Çağrıldığında gelen, nereye gidiyoruz diye sormayan, beni bir kere kırmayan, yirmi yıldır gözünü gözümden ayırmayan, bir işçi, bir baba, bir ülkücü, yine tek bir gün yüzü gülmeden sessiz, kimsesiz, hiç rahatsızlık vermeden gitti...

 Bir garip öldü duydunuz mu? 94'te ocağıma gelen, mavi gözlü sarışın, acayip afilli bir uşak... Bombalanan, taranan, tehdidin olmadığı günü yaşamayan mekanda gece gündüz kalanlardan biri... Bana göre hareketin gerçek sahiplerinden bir delikanlı. Kimsenin tanımadığı, bir kere genel merkeze uğramamış, bir kere iltifat görmemiş isimsiz bir gönül eri... Düğününe kim gelmiş ki cenazesine gelecek...Sessiz, kimsesiz, hiç rahatsızlık vermeden gitti...

 Bir garip öldü duydunuz mu? Öğrencileri saymazsan topu topu 12-13 kişiden biri... ''Diğer ocaklardan gelecekler topunu duman edeceğiz'' diye 25 yıldır beklerken gitti... Hareketim iktidar olacak bana da düzgün bir iş bulacaklar artık bende 800 tl'den çok para alacağım derken; 41 yaşında iken 55 yaşında gösterdiğini bilmeden gitti... Arkasında üç evlat bırakarak, sessiz, kimsesiz, hiç rahatsızlık vermeden gitti...

 Bir garip öldü duydunuz mu? Can Uğur: Arkasından ''Uğurlar olsun'' diyebilecek bir ozanı olmadan gitti... Delege olmadan, başkan olmadan gitti, bir vekilin yüzünü görmeden gitti, hiç el öpmeden, hiç boyun bükmeden gitti, ülkücü doğdu ve ülkücü gitti... Aynı diğerleri gibi: sessiz, kimsesiz, hiç rahatsızlık vermeden gitti...

 Belki sen görmedin ama kardeşim eminim hissettin, can yoldaşın Neşet yanındaydı, Erol'da geldi duyar duymaz, hiç merak etme Reisinde yalnız bırakmadı seni, Vallahi yanındaydım, bir sedyenin bile olmadığı o lanet yerde zor kaldırdığımız bir tabut ve biz vardık, birde arkadaşın... Hiç üzülme bu dava senin gibi sessiz gidenlerin sırtında yücelmedi mi? Gidişini duymayanlar zaten seni hiç tanımadı ki...Ama biz seni Hiç unutmayacak olsak ta, sen gencecik yaşta bin bir sıkıntının içinde; sessiz, kimsesiz, hiç rahatsızlık vermeden gittin, aynı diğerleri gibi... Talip gibi, Yılmaz gibi...

 Mükafat ise eğer; sana verebileceğim tek şey gözyaşlarım dır! İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Raciûn. Mekanın cennet olsun kardeşim.

Güncelleme Tarihi: 24 Ağustos 2014, 00:33
YORUM EKLE