Atalar Ne güzel söylemiş, “Tekeden süt çıkarmak” diye.

Türkiye son yıllarda iç ve dış siyasette oldukça yalpaladı; yapmayacağı/yapamayacağı söylemlerle hem içte hem de dışta oldukça yıprandı.

Soru: Saddam yaşasaydı, Esad güçlü olsaydı bizim güney sorunumuz olur muydu? Türkiye “Fırat’ın doğusu” sıkıntısı, “Menbiç, İdlip” endişelerini yaşar mıydı?

Türkiye 35 milyar dolarlık bir “Suriyeli Göçmen” harcaması yapar mıydı?

AKP, “Sıfır sorunlu komşuluk” iddialarıyla, “Bir adım önde olma” hayalleriyle ülke yönetmeye çalıştı.

Geldiğimiz nokta kocaman bir “0” değil mi?

Eskileri “Monşörler” diyerek küçümseyen AKP ve kurmaylarının, geldiği nokta ve Türkiye’yi getirdikleri konumdan memnun musunuz?

Türkiye’nin bugünkü siyasal sıkıntısı, ideal ve ideolojisi olmadan ülkeyi hayallerle ve varsayımlarla yönetmeye çalışmanın sonucu değilse nedir? Türkiye akıllıca bir siyasetle Irak-Suriye ve bu ülkelerin yöneticileri ile iyi ilişkiler kurmak zorundadır. Türkiye derhal “Esad takıntısından” kurtulmalıdır. Ya değilse başımız daha çok ağrır.

DÜNYA BEŞTEN BÜYÜK VE KÜRESEL SİSTEM

Sn. Erdoğan haklı olarak sık sık, “Dünya beşten büyük” ve “Küresel Sistem Zayıflamakta” demekte. Haklı ve doğru söylemekte: dünyanın kaderi beş ülkenin “Evet” ya da “Hayır” demesine bağlı olmamalı. Günümüz küresel sistemi maalesef adaletten ve eşitlikten çok uzaklaşmıştır. Zayıflar ezilmekte dünyanın nimetleri gelişmiş ülkelerin çıkarına kullanılmaktadır.

İyi güzel de bu sistemin yerine ne koyacağız? Örneğimiz nedir, nasıl bir sistem uygularsak “Küresel Sistem” adaletli olur?

Türkiye’den hangi sistemi örnek göstereceğiz?

Adalet ve hukuk sistemimizi mi? Ne yazık ki Türkiye’de son 10 yılda adalete güven % 30’lara kadar gerilemiştir.

Ekonomik sistemimizi mi? Ne yazık ki bu konuda da sınıfta kalmış durumdayız. Son 10 yıllık maliye sistemimiz sayesinde vergide adalet çökmüş, orta sınıf kaybolmuş, zengin daha zengin, fakir ise daha da fakir konuma gelmiştir.

Basın özgür değil, güdümlü hale getirilmiş, biraz eleştiren, azıcık doğruyu yazan ve söyleyen işinden olmuştur.

Türkiye, hukukun üstünlüğünden hızla uzaklaşarak üstünlerin (güçlünün) hukuku haline getirilmiştir. İddialar bu yönde.

Demokrasiden ve çok partili demokratik sistemden vaz geçilerek denetimsiz, sorgulanamayan bir tek adam sistemine geçilmiştir.

Vasiyet hukukuna tecavüz başlamış. İş Bankası hisselerinin hazineye devri çalışmaları ile Türkiye’ye güven azalmıştır.

Söylem çok güzel ve doğru; “Dünya beşten büyük” ve “Küresel Sistem” zayıflamakta ve çökmekte!..

Ama yerine nasıl bir sistem önereceğiz, hangi uygulamamızı örnek olarak göstereceğiz?

Esen kalınız.