Yaş altmış beş, depreş derdim depreş!

Abone Ol

Virüs belasına uğradıktan bir süre sonra 65 yaş üstüne getirilen “Sokağa çıkma yasağı” üzerine sosyal medyada oldukça dikkat çekici ve ibretlik iki resim yayınlanmıştı. Birinci resimde yaşı 65 olduğu için evden çıkamayan bir vatandaşımız kendisinden yalnızca bir yaş küçük olmasına rağmen rahatça gezip dolaşarak evinin önüne gelen arkadaşı ile balkondan yere, yerden balkona konuşuyorlardı. Oldukça dramatik değil mi? Ama ondan daha dramatik olanı ikinci resim… Aynı sebeple camiler ibadete kapatıldıktan sonra kademeli olarak açılmaya başlamış ama 65 yaş ve üstünde olanlar yasaklı oldukları için Cuma namazına bile gidemiyorlardı. Yasaklı olmayanlar açık alanda namaz kılarlarken yasaklı olan bir amcanın balkonda diz çökmüş haldeki mahzun bakışı herkesi etkiledi.

Gel zaman git zaman kısıtlamaların çoğu kaldırıldı, geç de olsa 65 yaş üstüne de rahatlama getirildi ama onlar yine “Çocuk muamelesi” görmekten kurtulamadılar. Seyahat izni, refakatçi, gidecekleri yerde en az bir ay kalma şartı gibi sebepler oldukça kafa karıştırdı, karıştırmaya da devam ediyor. Turizm sezonu açıldı, yurt dışından gelişler serbest. Düğün sezonu açıldı ama dedelerle ninelere “Akşam saat 20.00’de evinizde olacaksınız” dendiği için torunlarının düğünlerine katılamıyorlar. Belki anlayış gösteriliyordur ama kural bu ve kurala uymak gerekiyor.

Bir başka dert daha var… Mesela ben 70 yaşına geliyorum, Memlekette doksan küsur yaşında annem var. Anacığım her telefon edişimde haklı olarak “Ne zaman geleceksiniz” diye soruyor ve net bir cevap veremiyorum. İzin alıp gitsem mevcut uygulamaya göre orada bir ay kalmam gerekiyor. Kalamam, çünkü kurulu düzenim Ankara’da. Oysa mesela anacığımı ziyaret için değil de turizm amaçlı olarak tatil beldelerinden birinde rezervasyon yaptıracağım otele gidecek olsam iş daha kolay. Yani beni ve aynı durumda olanları değil, turizm sektörünü kollayan bir uygulama, bir anlayış. ALO 199’u arayınca, ziyaret için ancak il sınırları içine izin verildiğini öğrendim. Sadece, “İl dışı ziyaretler için de talimatlar gelebilir. Biliyorsunuz, zaman zaman güncelleme yapılıyor” gibi umut ışığı saçan bir cevap alabildim, o kadar. Kaldı ki bu konudaki bürokratik engellerin aşılamadığı ve işleyişin bütün birimler tarafından bilinmediği de anlaşılıyor. Dedik ya, yurt dışından gelişler serbest. Zeki Önsöz isimli arkadaşımız ailesiyle birlikte Almanya’dan uçakla hareket ederek Bodrum Havaalanı’na inmişler. Sonrasını kendi anlatımından aktaralım:

“26 Haziran’da Düsseldorf Hava Alanı'ndan Türkiye’ye seyahat için, bir sorunla karşılaşmadan uçağa bindik. Son koltuğuna kadar dolu uçakta yol boyunca maske ile oturduk.

İndiğimiz Bodrum Hava Alanı’nda kimse ‘test yaptıracaksınız, karantinada kalacaksınız’ demediği gibi ateşimiz bile ölçülmedi.

30 Haziran’da Ankara’da bir hasta yakınımızı ziyaret etmeyi planladık. THY Ankara uçuşu için bizden bir tek HES kodu istedi. E-Devlet’ten temin edip, biletimizi aldık.

30 Haziran günü Bodrum Hava Alanı’nda bavullarımızı kontrolden geçirip Türk Hava Yolları’na teslim ederken görevli memur, bizden 65 yaş üstü için “seyahat izni” istedi. Hes kodunu göstermeme rağmen, ayrıca seyahat izni gerektiğini söyledi. Alo 199’a telefon ederek, seyahat izni istedim. Bu iznin ancak Ankara’da 1 ay kalmam koşuluyla verilebileceği, daha önce gelmem durumumda geri dönemeyeceğim söylendi.

Karantina süresinin bile 15 gün olduğu halde, gittiğimiz yerde bir ay kalmamızın mantıksızlığını anlatmaya çalıştık. Türk Hava Yolları yetkililerinin bilet satarken bu konuda bir hatırlatma yapmadığını, kimsenin önceden bizi uyarmadığını söylesek de netice değişmedi.

Uçak biletimizi ve Ankara’da otel rezervasyonumuzu iptal edip evimize döndük.

Korona günlerinde Türkiye’de yurt dışından gelene sesini çıkarmayan, ama kendi vatandaşı yurt içinde seyahat etmek isteyince eziyet eden ve HİÇBİR ÜLKEDE olmayan bu uygulamayı protesto ediyorum.”

Bilgi, görgü, tecrübe bakımından en üst noktada olmanız, elinizin ayağınızın tutması, zekânızın işlemesi, hafızanızın yerinde olması ve hatta “taşı sıkıp suyunu çıkaracak güçte” olmanız bile kâr etmiyor:

  • Hemşerim yaş kaç?
  • Altmış beş!
  • Dön geriye, geçemezsin arkadaş!

Durum bundan ibaret…

Mademki yaşın altmış beş

Sanma ki hayatın beleş

Engel üstüne engel var;

Hadi, depreş derdim depreş!

Dileğim odur ki, 65 yaş üstündekilere hiç değilse kendi araçları ile yurt içi seyahat izni verilmeli, yarı açık cezaevinden çıkıp hürriyetlerine kavuşturulmalıdırlar. Göreceksiniz ki onlar kendilerini daha iyi koruyacaklardır. Hem, turizmcilere sağlanan imkânları ve ayrıcalıkları “yaşlı” sınıfına koyduklarınızdan esirgemek onlara reva mıdır?