Habertürk'te Teke Tek programında Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtlayan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, açıklamalarda bulundu.

NEDEN MANSUR YAVAŞ'I ADAY GÖSTERDİ?

Özdağ'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

Dün bir basın toplantısında bu konuya açıklık getirdim. Burada da tekrarlıyım. Neden Mansur Yavaş Bey'i adaylığa davet ettik? Aday göstermedik. Gördüğümüz bütün temaslarımızdan Mansur Bey'in aday olduğu takdirde kazanma ihtimali çok çok çok yüksek olan tek kişi. Bu doğru mu, yanlış mı onu tartışmıyoruz. Ama Mansur Bey ismini biz göreve davet ettikten sonra yapılan bütün kamuoyu araştırmaları da, muazzam bir destek olduğunu ve bu desteğin sadece bir ittifakın seçmeniyle sınırlı olmayıp, bütün siyasi partilere oy veren AK Parti dahil seçmenden oy alabileceğini gösterdi.

İkinci nedenimiz, Mansur Bey'in aday gösterilmemesi konusunda bir kararın alındığı bilgisinin bize ulaşmasıydı. Gelen tepkilerden de anladık ve teyid edildi ki, Mansur Bey'i aday yapmak istemiyorlar. Bunun detayına girmek istemiyorum.

CHP istemiyor, diğer ortaklardan da istemeyenler var. Bundan sonrası siyasi dedikoduya gireceği için siyasi nezaketsizlik olur. Biz Mansur Yavaş'ın yeniden masaya gelmesini ve kamuoyunda tartışılmasını istedik. Türkiye bir Ekmeleddin Bey meselesi yaşadı. Sonucu hep birlikte gördük.

"TÜRKİYE'NİN DEĞİŞİM ŞANSI ELİNDEN ALINIYOR"

Ekmeleddin Bey açıklandıktan sonra seçmeni 'tıpış tıpış giderler' diye rencide edici cevaplar verildi. Daha sonra Abdullah Gül aday gösterilmek istendi. Ben o zaman İYİ Parti'deydim ve adaylığını ben reddettim Abdullah Bey'in adaylığını. Saadet Partisi CHP onaylı Abdullah Gül'ü aday yapmak istendiği bize söylendi. Durum bu olunca, açık ara kazanacak tek aday Mansur Bey iken, 'O Ankara'da işine devam etsin' diye tasfiye edilmesi, antidemokratik ve Türkiye'nin elinden değişim şansını alıyor, riske atıyor. Türkiye'nin böyle bir riski almaması lazım.

Zafer Partisi Mansur Bey'in ismini açıklanır, Mansur Bey yıpranır deniyor yapmayın! Bundan sonra Mansur Bey'e ne yaparsanız yapın, hadi tutukladınız içeri attınız. Seçim kampanyası yapmadan, bir demeç vermeden hapishaneden Cumhurbaşkanlığı sarayına gider. Artık Türk halkını psikolojik operasyonlarla, 'şunu yaparım, yıpratırım' diye bir Türkiye yok. Yapacakları Ankara hakkında tutmadı. O gün tutmayan 2023 seçimlerinde hiç tutmaz. Biz burada tasfiye edilmek ismi gündeme getirerek, Türk halkının büyük desteğinin nasıl oluştuğunu bütün dünyaya göstermiş olduk.

"MANSUR BEY'İN İSMİ SEÇİLMEYEBİLİR, O MASADAN BAŞKA İSİM ÇIKABİLİR"

Bundan sonra yine Mansur Bey'in ismi seçilmeyebilir; o masadan başka isim çıkabilir. Hangi ismin çıkacağını tahmin ediyoruz. Eğer Mansur Bey'in ismi çıkmaz, kaybetme ihtimali yüksek olan aday ismi çıkmazsa, biz o zaman Mansur Bey'e teklif getiririz. Kabul ederse, onur duyarız, bizim adayımız olur. 100 bin değil, 5 milyon imza toplarız. Kabul etmezse de kaybetmesi yüksek olan bir adayın çıkması durumunda, vatanseverlerin, Atatürkçülerin gönül rahatlığıyla bir adayı çıkarır ve gösteririz.

Basına yaptığı açıklamalardan anlıyoruz ki, aday gösterilirse kabul edecek. Sayın Kılıçdaroğlu'nun 'Mansur Bey Ankara belediyesine devam etsin' deme lüksü yok. Eğer Mansur Bey yerine kendi çıkarsa çok net Erdoğan'dan sonra en iyi AK Partili olanın Kemal Bey olduğunu anlarız. Ben bu açıklamayı yaptıktan sonra CHP Genel Merkezi'nde nefret edildiğimi biliyorum. Orada da dostlarım var. 'Hocam Mansur Bey konusunda ısrarcı olmayın' dediler. Telefonla aradıkları için kayıtlara girmiştir. 'Bizdeki bütün anketler gösteriyor, kim aday olursa olsun kazanır' diyorlar. Bence öyle değil. Bu düşüncenin bizi ikinci Ekmeleddin vakasıyla karşı karşıya bırakacağını düşünüyorum.

"MANSUR BEY, HDP'DEN DE OY ALIYOR"

Ben 90'lı yıllarda çok anket yaptım. Stratejik anketler yaptım ama siyasi partiler analizleri de yaptım. Değişik siyasi partilerden insanlarla temas halinde oluyorsunuz ve seçmenin tepkisini görüyorsunuz. AK Parti'den ayrılıp, Zafer Partisi'ne oy verme kararı almış olan seçmenler var. Bu seçmenin ilk sorusu şu oluyor; ikinci turda Erdoğan'ı mı; yoksa Kılıçdaroğlu'nu mu destekleyeceksiniz? Bu çok stratejik soru. Zafer Partisi'ne oy verecek ama Kılıçdaroğlu'na oy vermeyecek. Kılıçdaroğlu siyasi hayatının en büyük iyiliğini Türkiye ve partisine yapmak istiyorsa aday olmasın. 20 yıldan bu yana Erdoğan yönetiminde çok yorulmuş bir Türkiye'nin vatandaşı olarak söylüyorum. Bu kampanya sürecinin çok sert geçeceği anlaşılıyor.

Dün Gezi ile ilgili çıkan karar bunun göstergesi. Birilerin sokağa çıkması isteniyor ve bu tuzağa anlaşılan düşecekler de var. Bugün Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını izledim. Tam Erdoğan'ın istediğini yapıyor; şöyle yaparız, böyle yaparız' diye. Halbuki Mansur Yavaş, sadece Millet İttifakı'nın adayı değil. Sahada görülen o ki, Rizeli gazeteci bir vatandaş diyelim, "Hocam Fındıklı'nın köylerinde bana Mansur Yavaş'ı soruyorlar" diyor. Mansur Bey AK Parti, MHP, CHP, Zafer Partisi'nden oy alıyor. Ayrıca söylenenin aksine HDP'den de oy alıyor.

"GEÇİŞİ YÖNETECEK BİR KİŞİ OLMASI LAZIM"

Hal böyle iken "Gelin Cumhurbaşkanlığı seçiminde Mansur Bey'i çıkartın" diyoruz. Parlamentoda temsil edilmeyen pek çok parti de Mansur Bey aday olunca çıkacaktır ortaya. Ümit Özdağ 'Mansur Bey için Mansur Bey'den fazla çalışıyor' diyebilirler. Biz Mansur Bey'e değil Türkiye'nin iyiliği için çalışıyoruz. Geçişi doğru yönetecek bir kişi olması gerekir. Biz onun için mücadele ediyoruz.

Gazeteci arkadaş yazdığı ilk yazıda 'Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alevi ve Kürt olduğunu ima edilerek seçilemediğini söylüyor' demiş. Benim aklımdan bile geçmedi. Kendisi iktidara destek vermek için kampanyanın neyin üzerine kurulacağını yazmış. Mansur Bey'in adı artık şimdi 6'lı masada. Kaldırırlar, kaldıramazlar ama durum bu.

"BİZ O MASANIN NE YANINDA, NE SAĞINDA, NE SOLUNDA OLMAYIZ"

Hürriyet ve İhtilaf adem-i merkeziyetçidir, özerklikçidir. Kuvayı Milliye, İttihat Terakki milli ve üniter devletçidir. Biz Zafer Partisi olarak milli ve üniteri tavizsiz savunan partiyiz. AK Parti 2921 Anayası'sını savunarak Hürriyet ve İhtilaf çizgsinde. CHP, İYİ Parti, Saadet, Gelecek, DEVA, Demokrat Parti de 1921 anayasasına atıfta bulunarak Cumhuriyetin öncesine giderek Hürriyet ve İhtilaf zeminine oturdular.

Onun için biz o masanın ne yanında, ne sağında, ne solunda olmayız. AK Parti ile bunlar arasındaki fark; yapıya bakarsanız Gelecek ve DEVA Partisi 2016'ya kadar AK Parti iyiydi. Biz ayrılınca kötü oldu diyorlar. Biz hiçbir AK Parti'yi seçmiyoruz. Biz AK Parti'nin temsil ettiği Müslüman Kardeşler çizgisinin terk edilerek Cumhuriyet felsefesini savunuyoruz.

"BARAJLARI YIKARAK GELİYORUZ"

1921 anayasasına referansla siyaset yapan, bu referansta bulunmadan önce HDP ile görüşüp parlamenter demokrasiye dönüş için HDP'den 1921 anayasasına referans alın tavsiyesi alan hiçbir partiyle birlikte olmayız. Biz ittifakı Türk milleti ile yapıyoruz. O barajları öyle yıkarak geliyoruz ki. Bazıları baraj altında kalacak onlara battaniye tavsiye ediyoruz. Bizim barajları yıkmakla ilgili sorunumuz var altında kalmakla ilgili değil.

Zafer Partisi'ne yönelik dışlamalara, ambargolara, gündeme getirmeme çabasına rağmen en hızlı ilerleyen, mesafe kaydeden, Türk gençliğine en somut ulaşan, onun desteğini alan parti olmak durumunda. Bazıları 'Zafer Partisi bu seçimlerin sürprizi olacak' diyorlar. Biz bunun sürpriz değil doğal sonuç olduğunu düşünüyoruz. Sistem partilerindena farklı bir duruşu temsil ediyoruz. Bir solcu genç 'Ben ve ailem solun solundayız, sosyalistim ben' dedikten sonra uzun mektup yazmış bana. "Arkadaşlarımın bir kısmı beni aforoz eder diye, 'ben zaten Zafer'e oy vereceğim' dedi. Biz hepsi Alevi ve solcu olarak karar verdik, sizi desteklemeye' demiş.

"BİZ SİSTEM PARTİLERİNDEN FARKLIYIZ"

Zaten Türkiye'nin başında Selefi, FETÖ, PKK belasından sonra liberal solcular geliyor. Bunlar FETÖ, PKK ile de işbirliğine geliyorlar. Türkiye aleyhine olsun yeter. Gerçek sola benim saygım var. Netice itibariyle milli. Ama bunların vatanı yok. Çok rahatlıkla söylüyorum; canları cehenneme, cürümleri kadar yer yakar. Biz sistem partilerinden farklıyız. Lafı ağzımızda gevelemiyoruz, sığınmacılara örtülü istila olduğunu, bunun iç savaşa götüreceğini, vatanlarına dönmesi gerektiğini sölüyoruz. Neoiberalizmin çöpe atıldığını Türkiye'de karma ekonomi ve planlı ekonomiye gitmesi gerektiğini söylüyoruz. '90 milyar doları Suriyelilere yedirmeyeceğiz' diyoruz.

Bugün bir doktor aradı. Bir Suriyeli gelmiş, engelli raporu almak istiyormuş. 6 yaşında Suriye'de çocuk felci geçirmiş. Türk vatandaşı da değil bu adam. Biz böyle soyuluyoruz. 64 yaşında bir adam Suriyeli, Kilis'te vatandaş oluyor. 65 yaşında yaşlılık maaşına bağlıyoruz. Biz bu paraları Türk halkı için harcamak gerektiğini söylediğimiz için gençlik bizimle. 'Biz bunları gerekirse zorla yollayacağız' derken, sarı muhalefet mırın kırın ediyor. Zafer Partisi 7 ayda öyle bir muhalefet yaptı ki. 1 ay önce Erdoğan açıkladı.'Muhalefet göndermek istiyor' dedi. Biz sistemli, istikrarlı, her alanı kapsayan muhalefet yapınca AK Parti karar aldı. Şu anda Türkiye'nin değişik unsurları 1 milyon Suriye'nin geri dönmesi için çalışmalara başladılar.

"İNSANLAR NEREDEN GELDİLERSE ORAYA GİDECEKLER"

Buradan uyarıyorum; bu 1 milyon kişiyi AK Parti'nin geri gönderme planı seçimlerle ilgili, gaz almaya çalışıyorlar. Bizim üstümüzden yük kalkmayacak. Gönderdik deyip daha sonra Türkiye'ye geri dönecekler. Rusya ile İran'la Astana'da yaptığınız anlaşma var. İnsanlar nereden geldilerse oraya gidecekler. Beşar Esad rejimi ile görüşüp, anlaşacaksınız ve öyle yollayacaksınız. Türkiye artık Suriyelilere ne Türkiye'de ne de Suriye'de bakmalı.

OSMAN KAVALA HAKKINDA VERİLEN KARAR

Benim ifadem 'canları cehenneme' politik açıklamadır. Türkiye'de katil de, terörist de, bir başka şey de hukuk devletinin şartları altında adil yargılamayı hak eder. Biz Zafer Partisi olarak bugün bir bildiri yayınladık. Osman Kavala davasında alınan kararın adil olmadığını, üst mahkeme tarafından bozulacağını bu kararın ikiye bir çıkmasından ve muhalefet şerhinden anlıyorsunuz. Osman Kavala Zafer Partisi'nin mücadele ettiğini politik çizgi, grup, kişilerin somutlaşmış hallerinden birisidir. Ben Kavala ile televizyonda çok tartıştım.

Hayat görüşümüz, Türkiye'ye bakışımız hiçbir konuda uyuşamayız. Bir tek geçmişte Türkiye'ye yapmış olduğu sanayi konusunda anlaşmıştık. Ama bu kimsenin adil yargılanması hakkını elinden alınması anlamına gelmez. Burada yapılmak istenen aslında Gezi olaylarını ayaklanma gibi gösterip, bundan sonra toplumsal muhalefet olmamasını sağlamaya, bazı grupları tahrik ederek, ki onlar da çok meraklı, insanları sokaklara çıkarıp baskıcı önlemleri almaya dair bir süreç doğuruyor. Buradan bütün vatandaşlarımıza soğukkanlılık çağrısı yapıyoruz.

GEZİ PARKI OLAYLARI

Gezi, Selahattin Demirtaş, HDP ile ilgiliymiş gözüküyor. Gezi'nin ilk üç günü vatansever, milliyetçi, Atatürk sevdalısı Türk gençliğinin Türkiye'deki yağma düzenine tepki koymasıydı. Baktılar ki gençler direniyor, işin içine yabancı servisler girdi hem tetiklenebilen değişik terör örgütleri çıktı ortaya. O gençlik de zaten sahadan çekildi. Sonuçta kriminalize edildi. Biz hukuka saygı çıkarız. Kavala da adil yargılanmayı hak ediyor. Bu Kavala'nın kişiliğinden değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hukuk devleti olmasından kaynaklanır. Biz İstiklal Mücadelisini hukuk içinde verdik. Çerkes Ethem idam ederek gidiyordu. İnönü 'önce yargıla' dedi. Biz devleti hukukla kurduk.

Nebati Bey'e sordular televizyonda ekonomi politikasını. Nebati Beyl 'gözlerime bakın' dedi. İktidarın ekonomi politikası Nebati Bey'in gözlerinde. CHP'ye soruyorsunuz, 'helalleşeceğiz' diyor. Biz neden ağırlıklı olarak sığınmacılar meselesini öne çıkardık. Devlet, milli birlik, ekonomik ve sığınmacılar krizi. Bir tanesi en ağırı sığınmacılar. 8 milyon kişi ekonomik krize, suç artışına, sokakların güvensizliğine, yaşam tarzının değişmesine neden oluyor. Halkın yüzde 85'i gitsin d erken CHP çalıştay yapıyor, Göç ve Entegrasyon Bakanlığı kuracağız bunlara vatandaşlık veriyoruz. İYİ Parti 'Ümit Özdağ kafayı bunlarla bozmuş' diyor. AK Parti 'Yerlileri alıştıracağız Suriyelilere' diyor. Böyle bir ortamda biz Türk milletinin iradesi olduk.

Televizyonlar bize kapalı. Benim dışımda kimseyi çıkartmıyorlar partiden. Eski Dışişleri Bakanı geldi. Konusundaki en iyi akademisyenlerinden bir tanesi. Bizim yaklaşımımız, siz bana iki tane kalem fırlatırsanız, bir tanesini fırlatırım, üç tanesini fırlatırsanız o bir taneyi fırlatırım. Herşeyi bir anda anlatmaya çalışırsanız hiçbir şeyi anlaşılmaz. Bundan sonra diğer politikalarımızı da anlatmaya çalışacağız. Türk kamuoyu bu sorunu en önemli sorun olduğunun siyasette anlatıldığını gördü. Ortaya Anadolu Kalesi adlı geri dönüşü anlatan eylem planı koyduk.

Şükrü Sina Gürel başkanlığında bir heyetin Şam'a gitmesi için Dışişleri Bakanlığımızla görüştük, onlardan gereken bilgiyi aldık. Bunu da devlet sorumluluğuyla yapıyoruz. Şimdi hem İstanbul'da hem Şam'da görüşmeler aşamasına gelindi. Artık Zafer Partisi bir başka konuyu Türkiye'nin gündemine getiriyor; ekonomide Türk halkının aç kalmamasını sağlayacak gıda güvenlik zinciri. Yani mutfaktaki yangını nasıl söndüreceğiz. Sanayiyi bütün Anadolu'ya yaymak. İstanbul 3.0 projemiz var. Ağır sanayiyi Anadolu'ya taşımak, liman kentleriye eklemleyerek. DPT'yi tekrar kurmak, karma ekonomik modele dönmek, vergileri yeniden düzenlemek. Halkın omuzunda yük olan vergi sistemini değiştirmek.

Bugün en zengin de en fakir de ekmeği alıyor, benzini alıyor aynı vergiyi veriylor. Bir de vergisin ödemeyen var. Bütün bunlar için hazırlanmış planlarımız var. Neleri nasıl anlatacağımızı, ambargoları nasıl kıracağımızı anlatacağız. Kamu özel işbirliklerinin hepsini gözden geçireceğiz, halkın soyulması sürecini engelleyecek önlemler alacağız. Bu anlaşmaları yapan avukatlarla birlikte çalıştık. Bunların nasıl geri çevrileceğini gayet iyi biliyoruz. Birileri şöyle zannediyorsa; yahu bunlar böyle sığınmacıları geri yollarız, vurdulu kırdılı, bunların milliyetçilik anlayışı böyle. Çok yanılıyorsunuz beyler. Yanınızdan hızla geçip giden şey Zafer Partisi.

Biz ev ödevimizi çokiyi yaparak, detaylara hakim olarak, devlet nasıl yönetilir bildiğimiz için o esasları uygulayarak çalışıyoruz. Yap-işlet-devretle Türk halkının nasıl yerli Duyun-u Umumiyelere mahkum edildiğini biliyoruz. Buna izin vermeyeceğiz. Tarımda nasıl hamle gerçekleştireceğimizi planladık. Küresel ısınmada Türkiye'de 20 yıldan beri olağanüstü ihmal yüzünden Türk halkı kıtlık ve açlık tehlikesiyle karşı karşıya. Pazara gidin, markete gidin insanlar boş filelerle çıkıyor.

Biz gübreyi yurt dışından alıyoruz. Tohumu dışarıdan alıyoruz. Her artış girdi olarak yansıyor. Mazot aynı şekilde. Büyük marketler çok kârlı satıyorlar vs. diyorlar. Ne pazarcı ne büyük market, kâr marjları düşük ama girdiler çok yüksek. Biz hızlı düzenlemelerle girdiler konusunda tarımın, çiftçinin arkasında olacağız. Bugün Türkiye'de çiftçi sayısı 500 bine düştü. 91 milyon insanı besliyor. Hastane garantisi veriyor, köprüler için araç, havaalanlar için yolcu garantisi veriyor ama çiftçiye alım garantisi vermiyor.

Parti olarak 10 sene süreyle vatandaşlık verilenlerin oy kullanmaması için önerge verdik.Şimdi sizin aracılığınız ile sarı muhalefete çağrıda bulunuyorum, samimi iseniz, sayın Akşener, sayın Kılıçdaroğlu samimi iseniz bizi destekleyin. 900 bin kişi bilgisi bana geldi. BM 600 bin diyor. Süleyman Soylu'nun vermiş olduğu rakamlar TÜİK'in enflasyon rakamları gibi.

Suç sayıları da yalan. Yarın İstanbul'daki, daha önce Ankara'yı açıkladım. İstanbul'daki hapishanelerde ne kadar yabancı yatıyor. Faili meçhuller ne kadar arttı? Faili meçhul değil, yabancılar kayda girmiyor. Bu son alınan kararı izah etmek mümkün değil. Yapılması gereken sınırların kapatılması. Bir gazetecinin ifadesiyle 1400 Afganistan ülkeye giriyor. Milli Savunma Bakanı 'sınırlarımız güvenli' diyor. Biz de bu nasıl devlet diyoruz.

Kaynak: HaberTürk - Teke Tek Programı - Fatih Altaylı