Zihniyet Değişmeden Ekonomi Düzelmez

Dolar 6 TL yi,Avro 7 TL yi buldu, hala hamasetle, sloganla bu işi geçiştireceklerini sanıyorlar. Cumhurbaşkanı önceki gün Rize’de;” onların doları varsa bizim de halkımız, Allah’ımız var” dedi. Dövizin yükselişi bu şekilde durdurulur mu?

Neye layıksanız öyle yönetilirsiniz, Allah’ımızın, inançlarımızın ortaya koyduğu düsturlardan biri budur. Sizin işinize ben karışmam, layık olanı seçin ya da kıyameti bekleyin. Bu peygamber sözünde kast edilen kıyamet işte bugün yaşadığımız durum yani siyasi ve ekonomik kaostur.

Bu tür ifadeler ekonomi yönetiminin hala etkili bir tedbir alamadığını işi Allah’a bıraktığını gösterir ki bu daha büyük bir tehlikedir. İşi Allah’a bıraktık demek, yapacak bir şeyimiz kalmadı,bu iş kulun müdahalesi ile önlenecek bir iş değil demektir. Onun için siyasetçilerimiz piyasaya korku pompalayan bu tür beyan ve ifadelerden kaçınmak zorundadır.

Allah’mı israf edin,lükse,gösterişe yatırım yapın dedi?

Allah mı yargıyı siyasetin sopası haline getirin dedi?

Allah mı rüşvete, yolsuzluklara göz yumun dedi?

Bu tür ifadeler inanç açısından da son derece tehlikeli ,insanı çerçeve dışına itebilecek sözlerdir.

16 yıldır bu ülkeyi AKP iktidarı, daha doğru bir ifade ile CB Erdoğan yönetiyor. Hatası sevabı ile bütün sorumluluk ona aittir. Elbette hükümetin gerçekten başarılı olduğu yıllar vardı. Olaylara tek gözle bakmak hem haksızlıktır hem de o tarz bakanların inandırıcılıklarına gölge düşürür. AKP’nin başarı yılları hukuk güvenliğinin kısmen de olsa bulunduğu, farklı fikirlerin demokrasinin bir gereği olarak düşmanca karşılanmadığı, Batı ile kavgaya girilmediği yıllardı. AKP, hukuk ve demokrasiden uzaklaştıkça ekonomi de geriye gitmeye başladı. 2010 referandumundan sonra alınan tedbirler ülkeyi iyi yönetmek için alınan tedbirler değil, iktidarı kalıcı hale getirmek için alınan tedbirlerdi. Bunun için basın susturuldu, rüşvet ve yolsuzluk bataklığına batmış kurumları tespit etmesin diye bir çok kurum Sayıştay denetiminden çıkarıldı, alenen rüşvet aldıkları tespit edilen bakanlar aklandı, yargı siyasallaştırıldı, elinde dövizi olanlar dolar teröristi ilan edildi, seçim kazanmak için batı ile yapay kavgalar yapıldı, yargılamalarda uluslararası anlaşmalar(AİHS/AİHM) devre dışı bırakıldı, muhalifler hem din dışı hem de hin ilan edildi, üretime dönük yatırımlar yerine Ortadoğu kültürünün bir kalıntısı olarak lüks ve tüketime dönük yatırımlar yapıldı, neticede Türkiye batma noktasına geldi. Allah ülkenin bu duruma gelmesinden münezzehtir. Yanlış ve ben merkezli siyaset Türkiye’yi bu noktaya getirdi.

Türkiye bu badireden çıkar mı,çıkar.

Hiçbir sorun, hiçbir problem çaresiz değildir. Lakin öncelikle sorunun nedenlerinin doğru tespit edilmesi gerekir. Krizin nedeni ABD veya Türkiye’ye karşı batının başlattığı ekonomik savaş değildir. Bu, iktidarın başarısızlığını perdelemek için kullandığı bir araçtır. Seçimin erkene alınması bile kriz beklentisi yüzündendi. İktidar bütün araçlarını kullanmış, krizi durduramayacağını anlayınca erken seçime gitmişti. Üstelik ABD iktidar seçimi alsın diye Menbiç’i bile Türk askerine açtı. Türk ekonomisini yanlış yatırımlar, rüşvet, yolsuzluk, batı ile kavga, tek adam yönetimi, ekonomiye piyasanın gerçekleri yerine ideolojik olarak bakmak bitirdi.

Türkiye bu krizden çıkar ama bu iktidarla değil, yeni bir yönetim yeni bir kadro ile…