Sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için seçimin üzerinden bir haftanın geçmesini bekledik.

Son dönemlerin en ilginç, ilginç olduğu kadar da en hırçın seçimini geçirdik .

Bildiğimiz gibi bu seçim bir ittifaklar mücadelesi olarak geçti.

Ak parti-MHP'nin oluşturduğu Cumhur İttifakı ile CHP-İYİ partinin oluşturduğu millet ittifakı arasında geçmesi beklenen ittifaklar mücadelesinde HDP başlangıçta 11 büyük ilde aday çıkarmayıp sonradan ilâveten bazı illerde adaylarını geri çekerek 20 civarında ilde millet ittifakı lehine çok önemli bir katkı sağlayarak büyükşehirlerdeki güç dengesini Millet İttifakı lehine değiştirdi.

Öyle ki seçim sonuçlarında Türkiye'nin en büyük ilk 7 ilinden altısını millet ittifakı kazanırken Cumhur İttifakı sadece 4. büyükşehir Bursa’yı kazanabildi

Bu şehirlerin millet ittifakı tarafından kazanılmasının önemli bir etkeni millet ittifakına HDP'nin oylarının blok olarak akması ise de tencerenin boş kalması ekonomik sıkıntılar , geçimin zorlaşması, kuru soğanın ve patatesin yükselen astronomik fiyatlarıyla ülke gündeminin bir numaralı konusu haline gelmesi de aynen iktidarın hanedan görüntüsü vermesi hazinenin maliyenin damat berat’a teslim edilmesine halkın büyük tepkisi gibi sebepler birleşince işsizlik ve geçim sıkıntısının depremini çok şiddetli hisseden büyük sanayi şehirleri sandığı 6 şiddetinde bir depremle sarsınca seçim öncesi 26 mart’ta yazdığımız son yazıdaki tespitlerimiz gerçeğe dönüştü.


26 MART’TA YAZDIKLARIMIZA BİR BAKALIM

Bildiğiniz gibi bu mahalli seçimlerde de 24 Haziran genel seçimlerinde olduğu gibi siyasi partiler ittifaklar kurarak gidiyorlar.

İttifaklar aynen 24 Haziran seçimlerindeki gibi(Ak Parti-MHP) ve (CHP-İyi Parti-dolaylı Saadet Partisi) ittifakları şeklinde oluşmuşken süreç içinde HDP çok stratejik bir hamle ile seçimin kaderi üzerinde hayati önemde bir karara imza attı

On bir büyük Ege-Akdeniz-Marmara ilinde aday çıkarmayıp demokratik güçleri (!) destekleyeceklerini açıkladılar. Daha sonra peyderpey bir o kadar Batı ilinde de il ve ilçe adaylarını çekip demokratik güçleri (!) buralarda da destekleyeceklerini deklâre ettiler.

HDP eş başkanı Sezai Temelli bu konuyu gayet net bir şekilde Tv kanallarında dillendirip “ Kürdistan’da biz kazanacağız, Batı illerinde de Ak Parti ve MHP yi kaybettireceğiz" şeklinde dillendirmesine rağmen CHP-İYİ Parti bloğu bu konuda ısrarla Millet ittifakı CHP-İYİ Parti arasında imzalanmış ve tescil edilmiştir Millet ittifakının bu iki partinin ve kısmi Saadet Partisinin işbirliği dışında başka partilerle işbirliği yoktur şeklinde açıklamalar yapıyordu.

En son HDP eşbaşkanı Sezai Temelli partisinin Hakkari mitinginde Batı illerinde CHP-İYİ Parti lehine aday çıkarmadıklarını ve bazı Batı il ve ilçelerinde çıkardıkları adayları yine CHP-İYİ Parti bloğuna destek için çektiklerini açıklarken hayati önemi haiz bir açıklama daha yaptı. Bu gibi illerin bazılarında Belediye Meclisi üyelikleri üzerinde müşterek çalışmalar yaptık.

HDP'nin bu kararı düşünceleri doğrultusunda sandığa yansıtılırsa bu seçim büyük sürprizlere gebe olabilir.

BU GÜNE GELELİM VE DEVAM EDELİM

HDP öteden beri Türkiye partisi olmayı denememiş ve adeta PKK'nın siyasi temsilcisi gibi politikalar üretmiş nihai hedefte Türkiye'nin Güneydoğusundan koparmayı düşündüğü topraklar üzerinde bağımsız bir Kürdistan kurmayı hedefleyen görünüşte legal ABD'nin ve AB'nin koltukladığı bir siyasi parti idi ve ak partinin geçmiş dönemde ki akıl almaz hoşgörüsü ile Ak Parti- PKK açılım görüşmelerinde katalizör rolünü oynuyor.

Ak Partinin fahiş hatasıyla terör örgütüyle yaptığı pazarlıkta elçilik yapıyordu.

Ta ki Ak Partiyi ve Tayyip beyi uyandıran Hakan Fidan operasyonuna 17-25 aralık olaylarına kadar !

Bu süreci yakından izleyen milli sistemler bütünü Ak Partiyi içine girdiği bu gaflet ve dalâlet sarmalından çekip almak için o zaman dilimi içinde bir yol haritası çizdiler.

Yüzde yüz olmasa bile hükümette FETÖ ve HDP'ye karşı bir teyakkuz bir uyanış hareketi başlamıştı.

Ardından gelen 15 Temmuz ihaneti darbe teşebbüsü sonrası artık milli sistemin doğruları Tayyip beyin de Ak Partinin de doğruları olmuştu.

DÖNELİM 26 MART’TA YAZDIKLARIMIZA

AK Parti çok değil 4 sene önce ABD ting tanglarında Henri Barkey-Devid Philips tarafından hazırlanan Türkiye Cumhuriyeti devletini eli kanlı terör örgütü PKK ile pazarlığa zorlayan Açılım. politikalarını uygularken , Megri-Megri nağmelerinde sarhoş olup Habur rezaletini yaşatırken, Oslo,Dolmabahçe,Yassıada Öcalan protokollerini görüşürken PKK'nın siyasi ayağı görünümündeki HDP böyle bir AKP'yi kendilerine çok yakın görüyordu.

Ayni dönemlerde AKP'nin ABD'nin yaramaz çocuğu FETÖ örgütü tarafından da kuşatıldığını yurtsever Türk Subay ve üst rütbeli generallerinin de CİA istihbaratı ve sanal delilleriyle ERGENEKON-BALYOZ adı altında operasyonlarla zindanlarda çürütüldüğünü bir kenara yine not düşelim.

İşte o şartlarda öyle bir AKP HDP ye ve FETÖ ye çok sempatik geliyordu.

Dünya ve Türkiye konjüktürü ani ve çok hızlı gelişti sınırlarımız ötesinde "Arap Baharı" denen kirli Amerikan oyunu içte 17-25 Aralık olayları MİT Darbesi Operasyonu-ve nihayet direkt ABD patentli Amerika'nın piyonu 15 Temmuz FETÖ Darbe Teşebbüsü içte ve dışta siyaseti yeniden dizayn etti.

O zamana kadar uygulanan bu AÇILIM VE CEMAATE DEVLETİN NEREDEYSE TÜM ERKLERİNİ TESLİM ETME POLİTİKALARINI şiddetle eleştiren Türk Milli Güçleri Başta sayın Devlet Bahçeli devletin içinde bulunduğu vahim durumda çok sert bir şekilde eleştirdikleri hükümet , AK Partiyi, ve Tayyip beyi çok ciddi bir şekilde içinde bulunduğu sarmaldan çıkarabilmek için destekleyerek tehlikenin büyüklüğü karşısında birlikteliğin şart olduğunu ve uygulanan AÇILIM ve CEMAAT politikalarının sonlandırılması konusunda ikna edip uzlaştılar.

15 Temmuz sonrası hükümet politikalarında ve özellikle Tayyip beyin politikalarında Açılımın yerini Türk devletinin varlığını bekasını devam ettirebilmek için yalnız sınırlarımız içinde değil sınırlarımız ötesinde de Afrin'de, Suriye'de Kuzey Irakta Şahinleşen terör örgütünle pazarlık yerine onları son teröriste kadar yok etmeyi amaçlayan bir politika hakim oldu.


BU GÜNKÜ YAZIMIZA DEVAM EDELİM

Ak Partinin partneri artık HDP değil Türkiye'de Milliyetçi Ülkücü dünya görüşünün temsilcisi MHP idi.

Ve Devlet bey artık Türk Milli politikalarının üretim merkezi gibi çalışıyor Ak Parti ve Tayyip bey geçmişin aksine MHP'ye ve Devlet beye olağanüstü bir değer veriyorlardı.

Devlet beyin fikirleri çerçevesinde yeni dönemin siyaseti şekilleniyordu.

Ve 24 Haziran seçimleri geçildi dünyanın içinde bulunduğu kaotik duruma Türk ekonomisinin kötü yönetilişi ve Trump sarmalı da eklenince kritik mahalli seçimler arifesinde ittifaklar şekillenirken, HDP , MHP'ye olan Türk alerjisi ve Tayyip beyin Devlet beyle özdeşleşmesi tepkisi ile MHP-Ak Parti birlikteliğine karşı CHP -İyi Parti cephesinin yanında yer almaya karar vermenin ötesinde batıda önce 11 ilde sonrasında da yeni ilâvelerle 20 civarında ilde millet ittifakı lehine seçimlere katılmadı.


DÖNELİM 26 MART’TA YAZDIĞIMIZ YAZIYA;

Önemli bir konuyu not etmeden geçmeyelim

AKP'nin HDP ile sarmaş dolaş olduğu tüm dönemlerde yapılan tüm seçimlerde HDP seçimlere tüm illerde tek başına girip oyunu belli etme politikası uyguladı.

Yani hiç bir seçimde o çok iyi anlaştığı AKP yi desteklemek uğruna "HDP batıda aday çıkarmayıp AKP'yi destekleyecektir"demedi

Oysa şimdi çok net ve açık bir şekilde oylarının çok yüksek olduğu Batı ve Akdeniz illerinde aday çıkarmayıp adaylarını çekerek CHP-İyi Parti bloğunu desteklediklerini açıklıyorlar.

%18'lere yakın oy aldıkları merkez ilçelerden birini Akdeniz’i kazandıkları Mersin’de HDP'nin aday çıkarmaması ve üstüne üstlük Mersin’de İYİ PARTİ-CHP ittifakı yapılamamışken İYİ Parti seçime kuvvetli bir aday mevcut başkan Burhanettin Kocamazla girecekken HDP'nin aynI gün on bir ilde aday çıkarmayıp, Demokratik Güçleri(!) destekleyeceğini açıkladığı gün sayın Burhanettin Kocamaz’ın adaylık başvurusunun 17:25'te yapılıp devre dışı bırakılmasının faturasını bağırıp çağırıp MHP'ye kesme çabaları olayın gerçek manipülasyonunun üstünü örtme gayretinden başka bir şey değildi .

Yapılmak istenen HDP'nin talebi doğrultusunda İYİ partinin adayı sayın Kocamazın çekilip MHP-AKP adayı Hamit Tuna'nın karşısında CHP adayının tek bırakılıp CHP-İYİ-HDP oylarının CHP adayında toplanmasıydı ve bu yapıldı.

İYİ Parti bu manevra ile aday çıkaramayınca DP den eski bakan Ayfer Yılmaz aday yapıldı ki bu tam bir göstermelik organizasyon oldu.

Ayfer Yılmaz’ın aldığı oyu görünce 31 Mart gecesi yazdıklarımın haklılığını anlayacağınıza eminim.

Seçimin kaderini HDP'nin tayin edeceğini hep birlikte göreceğiz.

Yazımızın başlığı "İtirafname" idi

Baştan CHP-İYİ Parti bloğu HDP desteğini işbirliğini sürekli reddedip belge gösterin dediler .

HDP eş başkanı Sezai Temelli "Batıda bazı şehirlerde listeleri beraber yaptık" deyince İstanbul, Denizli, İzmir, Antalya, Adana, Mersin Belediye meclislerinde HDP ilçe başkanları netleşince tavırlar değişti ve dün konuştuğum bir büyük Ege ilçesinin önemli bir CHP yetkilisi oyları sayarken CHP'nin şu kadar İYİ Partinin bu kadar HDP'nin bu kadar oyu var şu kadar eder %10 fire verse yine seçimi rahat kazanırız derken 'İtirafname' birden aklıma düştü!

Eğer HDP genel merkezi tabanına gerçekten %80 hakimse MHP'nin elindeki Adana, Mersin CHP'ye geçer AKP'nin elindeki Antalya CHP'ye geçer İzmir zaten CHP, Ankara'da HDP oyu çok etkili değil ama Mansur Yavaş Faktörü burun farkı ile CHP'yi öne çıkarıyor.

İstanbul'da HDP'nin büyük oy potansiyeli İmamoğlu'nu Binali Yıldırım'la eşit şansa götürüyor . Kıl payı bir yarış olabilir Bursa'da da yarış burun farkıyla bitecek.

Manisa'da HDP oyu İYİ Partiye yetmiyor, yarışı MHP adayı Cengiz Ergün kazanacak.

Balıkesir ve Denizli'de AK Parti-İyi Parti yarışı yine kıl payı bitebilir.

Eskişehir'de bir sürpriz olabilir benim çok takdir ettiğim sayın Büyükerşen kaybedebilir.

Kocaeli-Trakya illeri-Çanakkale değişmez.

Muğla'da CHP'nin sancısı bağımsız adaylar Behçet Saatçi ve Mehmet Kocadon.

Unutmadan yazalım bu seçimin 1 değil 3 anahtarı var .

Biri HDP'nin Millet İttifakı lehine yarıştan çekilmesi.

İkincisi bozulan ekonomi yanan mutfak tencerelerin boş kalması.

Üçüncüsü halkın Berat Albayrak tepkisi maliyenin başında damadı görmek istememesi.

AKP-MHP bloğu seçimi kaybederse bu üç faktör yüzünden kaybedecek.

VE BU GÜNKÜ YAZIMIZIN FİNAL BÖLÜMÜNE GELELİM

Hep beraber gördüğümüz gibi seçim sonuçlarını neredeyse birebir doğru tahmin edip doğru yorumlamışız burada sandığın verdiği mesajları.

Siyasi partilerin başarı sıralamalarını adaylardan öne çıkanları inceleyerek yazımızı bitireceğiz.

Siyasi partilerin sözcüleri her ne kadar kendilerine yontarak yorumlasalar da buradan kulaklara bir büyük gerçeği fısıldayalım;

Bakmayın siyasi parti sözcülerine !

Bu seçimde hiç bir partinin oylarını kesin olarak hesaplamak neredeyse imkânsız.

Örneğin 30 Büyükşehirden Cumhur İttifakında MHP yalnız üç ilde “Adana, Mersin, Manisa” girerken 27 ilde ittifak ortağı Ak Parti seçime katılmış .

MHP 27 ilde sıfır çekerken, Ak Parti de 3 ilde sıfır çekmiş bu durumda MHP'nin oy oranı önemli ölçüde Düşerken Ak Partinin oy oranı da önemli ölçüde artmış oluyor.

Aynı durum millet ittifakında da görülüyor.

Orada da 25 büyük ilde ittifak yapılmış CHP 14 Büyükşehirde seçime girerken 11 Büyükşehirde seçime ittifak Ortağı İyi Parti girdi.

İyi Parti 14 Büyükşehirde CHP 11 büyükşehirde sıfır çekmiş oluyor.

Büyükşehir olmayan diğer 51 ilin bazıları da ittifaka konu olduğu için iller bazında da net bir oy yüzdesi hesaplamak imkânsız.

HDP'de de durum aynı, 20 civarında Büyükşehir ve ilde seçime girmedikleri için oralarda sıfır çekmeleri Türkiye yüzdelerini çok aşağıya çekti.

HDP için önemli bir not ise Güneydoğuda çok iddialı oldukları Bitlis, Ağrı ve Bingöl’ü Ak Partiye kaybettiler.

Teröre karşı çıkan devlete bağlı mütedeyyin ve PKK'ya sıcak bakmayan Kürt etnisitesinden vatandaşlarımız PKK baskısı devletin gücü ile kırılınca HDP'ye oy vermemeye başladılar.

Batı da ve Akdeniz'de de millet ittifakına destek için aday çıkarmadıklarından Türkiye ortalamaları çok çok aşağılarda kaldı.

HDP yöneticileri tavır ve politikalarını değiştirmezlerse ilerideki seçimlerde de parti bağlılığı ve disiplinini kaybedecek bir seçmen kitlesi ile aşağılarda yer almaya devam edecek.

Her ne kadar Cumhur İttifaki %52, Millet İttifakı%38 ise de Cumhur İttifakının çok başarılı olduğunu söyleyemeyiz.

Zira büyük şehirleri sanayi şehirlerini CHP li belediye başkanlarına kaptırdılar.

İttifakların dışında partileri ayrı ayrı değerlendirirsek seçimin kazanan partileri MHP ve CHP olurken kaybeden partileri ise İyi Parti ve Ak Parti oldular.

Ekonomik kriz yakın çevrenin hanedan görüntüsü vs sebeplerden Ak Partiden uzaklaşan seçmenlerin direkt tercihinin MHP olduğu görüldü.

Seçenek arayan Ak Partili seçmenin CHP ve İyi Partiye oy vermediğini rahatlıkla görebiliyoruz.

İttifak dışında Ak Parti ve MHP'nin yarıştığı illerde MHP'nin bariz üstünlüğü görüldü.

Seçimin diğer kazanan partisi CHP'de özellikle Büyükşehirlerde aday belirleme de genç dinamik ilçe belediye başkanlarının tercih edildiğini ve bu adayların halkla ilişkilerde çok başarılı oldukları görüldü.

CHP açısından önemli bir tespitte Büyükşehirleri kazanan Kılıçtaroğlu'nun yerini sağlamlaştırdığıydı.

İyi Parti ise seçimin en net kaybeden partisi oldu.

CHP ile ittifak pazarlıklarında İyi Parti yöneticileri son derece başarısız bir sınav verdiler .

CHP kurmayları asla CHP'nin kazanamayacağı iller ve büyükşehirleri iyi partiye bırakmışlar(!)

Sonuçta sıfır il, sıfır büyükşehir ve sadece 18 ilçede kazanan bir iyi parti !

Önümüzdeki süreçte İyi Partinin bir yaşam savaşının içine gireceği ortaya çıktı.

Önümüzdeki seçimlerde iyi partinin taban profili de değişebilir ve merkez sağa oturan bir taban görebiliriz

Ülkücü kökenli İyi Partililerin ise süreç içinde MHP ye geri döneceğini düşünüyoruz.

Bu arada seçimin seçmen tarafından verilen en önemli mesajı ise iktidara bir yerde hatalar yapıyorsun , dikkat et ve birlikte yönet mesajı verirken muhalefete de sizin devleti yönetebilecek duruma gelmediğinizi düşünüyorum onun için dikkatli ol ve iktidarla ortak yönet dercesine çok önemli büyükşehirde CHP'li başkanlar seçerken belediye meclislerinde cumhur ittifakına büyük çoğunluk verdi.

Seçimin çok önemli 2. mesajı ise

17 yıldır merkez sağ radikal İslâmcı sağ kırması bir iktidar ve güçsüz muhalefet tablosu çizen seçmenin solsuz topal demokrasinin sol bacağını sağlamlaştırarak demokrasimize yeni bir soluk getirmesiydi.