Türk Devletler Teşkilatı Kazakistan İçin Derhal Devreye Girmelidir

Türk Devletler Teşkilatı’nın Azerbaycan, Kırgızistan ve Türkiye ile birlikte dört kurucu ülkesinden birisi olan Kazakistan zor günlerden geçiyor.

Birkaç gün önce Hazar Denizi kıyılarında başlayan enerji fiyatlarındaki artışa karşı hoşnutsuzluk kısa sürede ülkenin büyük çoğunluğuna yayıldı. Daha önceki dönemlerde ülkenin batısında meydana gelen hükümet karşıtı gösteriler bu sefer ülkenin güney bölgesinde ve iç kesimlerinde de karşılık buldu. Gelinen noktada eylemler bağımsız Kazakistan’ın ilk başkenti Tanrı Dağları’nın eteklerindeki Almatı şehrinde yoğunlaştı.

Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev nispeten sembolik olan hükümeti görevden aldı, sıvı yakıtlara yapılan artışın ertelendiğini duyurdu ve ülke genelinde olağanüstü hal ilan etti. Hatta kurucu lider Nursultan Nazarbayev’in son görevi olan Kazakistan Güvenlik Konseyi Başkanlığından da ayrıldığını açıkladı. Türk Keneşi’nin onursal başkanı Nursultan Nazarbayev 2019 yılında Cumhurbaşkanlığını ve 2020 yılında ise iktidardaki Nur Otan Partisi Genel başkanlığını bırakmıştı.

Gösterilerin Motivasyon Kaynağı

Kazakistan’daki eylemler ülkenin batı kesiminde Hazar Denizi’nin doğusundaki Mangistau vilayetinin Aktau ve Janaözen şehirlerinde başladı. Bu bölge Kazakistan ekonomisini ayakta tutan zengin yeraltı ve yer üstü zenginlerine sahiptir ve ticaret yolları üzerindedir dolayısıyla işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı yerlerdir. Bu bölgelerde daha önce de (2011 yılında) eylemler olmuş ama her seferinde yerel kalan eylemler hükümet tarafından zaman zaman sert bir şekilde bastırılmıştı. Bu sefer eylemler Almatı başta olmak üzere ülkenin birçok yerine yayıldı.

Algı Olgunun Önüne Geçmişti

Türkiye’de birçok kişinin Kazakistan’da yaşananlar karşısında şaşırdığı görülüyor. Bunda dış politikada çok başarılı olan Kazakistan’ın oluşturduğu algının ülkenin iç işlerindeki olgu ile örtüşmediğinin yani ülke içinde gelir adaletsizliği, artan işsizlik, Sovyet Döneminin etkisinden halkın tamamen kurtulmak istemesi gibi taleplerinin varlığından Türkiye başta olmak üzere dış dünyanın habersiz olduğu gerçeğidir.

Eylemcilerin Talepleri

Doğal gaz, akaryakıt, barınma, gıda fiyatlarındaki artışı protesto etmek için başlayan eylemler hızla yayıldı. Göstericiler artık yönetimin tümden değişmesini, 1993 yılındaki Anayasaya dönülmesini, yolsuzluklara son verilmesini, Kazak dilinin ülkenin tek resmi dili olmasını, ülke topraklarının yabancılara satılmamasını, 1917’de kurulmuş olan Alaş Devletinin fikirlerinin benimsenmesini, eğitimin millileştirilmesini, yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin Kazak halkının yararına kullanılmasını, seçkin azınlığın ayrıcalığına son verilmesini talep ediyor.

Bu taleplerinin karşılanması konusunda Tokayev yönetimi ılımlı davranırken göstericilere karşı sert güç kullanılmamıştı. Ancak 5 Ocak 2022’den itibaren barışçıl gösterilerin vandalizme dönüşmeye başladığı Kazakistan’da eylemcilerin içerisine muhtemelen provokatörlerin de sızmış olması işin rengini değiştirmiştir. Bu noktada iki yüz yıl evvel Fransız toplum bilimci Gustave Le Bon, Kitle Psikolojisi adlı eserinde söylediği ”Kitle halinde olmanın etkisiyle ferdin akli seviyesi önemli bir seviyede düşer” sözünü unutmamak lazım.

Keneş Derhal Devreye Girmelidir

Türk Devletler Teşkilatı’nın kurucu ülkesi Kazakistan’daki karışıklığın sonlandırılması için Keneş’in acil devreye girmesi gerekmektedir. Sadece gaz fiyatlarının artışıyla anlaşılamayacak kadar derin problemlerin olduğu Kazakistan’da sorunun çözümünde Türk Konseyi aktif rol almalıdır. Rusya’nın içinde olduğu Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütünün bu rolü üstlenmesi durumunda Kazakistan Türk Dünyasından uzaklaşacaktır.

Son Sözüm!

“Pençesini kaldırmış ayı kapıda ateş kusan ejder pencerede beklerken Alaş’ın aslanları artık evlerine dönmelidir”