Güllü Yılmaz’ı yakarak öldüren cani koca “servisçiyi” bahane etti!

30 yaşındaki Güllü Yılmaz, 17 Ekim'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki evinde eşi Can Yılmaz tarafından yakıldı. 12 gün sonra, Diyarbakır'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Hakkındaki suçlamaları reddeden Can Yılmaz tutuklandı.

Güllü Yılmaz’ı  yakarak öldüren cani koca “servisçiyi” bahane etti!

Diyarbakır'da eşinin üzerine benzin dökerek yakıp ölümüne, kızının da yaralanmasına neden olan şüphelinin, ifadesinde olay öncesi eşiyle çalıştığı iş yerinin servis aracını kullanan şoförün yanındaki koltukta oturması nedeniyle tartıştığını söylediği ortaya çıktı.

Şirinevler Mahallesi'nde yaşayan 3 çocuk sahibi Can ile Güllü Y. çifti arasında 15 gün önce kıskançlık nedeniyle tartışma çıktı.

Tartışma sırasında Can Y, bidondaki benzini eşi Güllü ve 12 yaşındaki kızı Zeynep'in üzerine dökerek çakmağı ateşledi. Alevler içinde kalan Güllü Y, ikinci kattan atlayarak ağır yaralandı. Olayda Zeynep ve Can Y. de yaralandı.

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan yaralılardan Güllü Y, 12 günlük yaşam mücadelesini kaybetti.

Tedavisinin ardından gözaltına alınan Can Y, Ergani Sulh Ceza Hakimliğince eşine yönelik 'kasten öldürmek' ve kızına yönelik 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçlamasıyla tutuklandı.

'BENİM ZORUMA GİDİYORDU'

Suçunu itiraf eden Can Y., ifadesinde daha önce tartıştıkları konuların olay günü yeniden canlandığını, eşinin çalışmasını istemediğini ama ısrarı üzerine çalışmasına izin verdiğini öne sürdü.

Can Y., tartışma anında yaşananlara ilişkin şunları söyledi:

"Eşim işe gidip gelirken şoför koltuğunun yan tarafında oturuyordu. Bu benim zoruma gidiyordu. Eşimle servis aracında şoförün yanına oturmamasını söylediğim için tartışmaya başladık. Eşim kendisine baskı uyguladığımı, dışarı çıkıp kendisini aracın altına atacağını söyledi. Kızımla bu duruma engel olmaya çalıştık. O sinirle odun kesme makinesi için saklamış olduğum benzini getirerek odaya döktüm. 'Öleceksek beraber ölelim.' dedim. Elimdeki çakmağı çaktığımı hatırlamıyorum. Benzini odaya dökerken benim ve eşimin üzerine sıçramış olabilir.  Birden beni ve eşimi alevler sardı. Suyla kendimi söndürmeye çalıştım. Aşağıya indiğimde eşim aşağıdaydı. Orada bulunan vatandaşlar onu söndürmeye çalışıyordu."

Can Y., pişman olduğunu belirterek, kızının, annesinin üzerine benzin döktüğünü gördüğüne ilişkin ifadesinin gerçeği yansıtmadığını iddia etti.

 Güllü Yılmaz'ın 12 yaşındaki kızı Dilek acısını böyle anlattı

BBC Türkçe’den Hatice Kamer, Diyarbakır'daki taziye evi önünde çiftin kızı Dilek Yılmaz ile Güllü Yılmaz'ın ağabeyi ve yeğeniyle konuştu.

İşte o haber…

"Anneme doğru koşarken alevler bana da sıçradı. Üzerimdeki ateşi söndürmek için banyoya koştum, söndürünce odaya koştum. Annem yoktu. Balkondan bakınca annemi yerde alevler içinde gördüm. Koşarak yanına gittim, bağırdım, yardım istedim, ellerimle üzerindeki alevleri söndürmeye çalıştım, söndüremedim. Komşular yardıma geldi. O sırada babam, üzerimize benzin döktüğü odadan bizi izliyordu..."

Bu sözler, 17 Ekim'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki evinde eşi Can Yılmaz tarafından yakılan Güllü Yılmaz'ın 12 yaşındaki kızı Dilek Yılmaz'a ait.

Dilek, anne ve babasının para mevzusu üzerinden tartışmaya başladığını söylüyor:

"Annem 'Para yok' dedi, parası olmadığı için o gün kahvaltıya ekmek almak için komşumuzdan da borç istedi. Annem 'Para yok' deyince, babam bu sefer de, neden işe gidip gelirken şoförün yanına oturuyorsun, diyerek bağırmaya başladı. Sonra annemi odaya götürdü ve banyoya gidip benzin şişesini aldı, benzini üzerimize döktü. Ben de banyoya gidip üzerimdeki benzini yıkadım, geldiğimde annem alevler içindeydi..."

Dilek, dayısı Mahmut Sayın ile röportaj yaptığımızda yanımıza gelerek, "Annemi öldüren o adam umarım bir daha hapisten çıkmaz" diyor ve kollarında oluşan yanık izlerini gösteriyor.

Dilek Yılmaz

Yanık yarası derin değil, yaşadığı olayın izleri ise bir ömür boyu geçmeyecek kadar ağır.

Annesi, vücudunda üçüncü dereceden yanıklar ile hastaneye kaldırılıncaya kadar bir an olsun onun başının ucundan ayrılmamış küçük Dilek.

Güllü Yılmaz, olaydan 12 gün sonra, Diyarbakır'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. 30 yaşında ve 3 çocuk annesiydi. Salı günü Yolbulan köyünde toprağa verildi.

Güllü'nün akrabalarıyla konuşmak üzere Ergani'deki taziyeye gittiğimizde Belediye Yas Evi önünde bekleyen birkaç akraba ile konuşuyoruz.

'ÖLEN DE BİZİM ÖLDÜREN DE'

Hem Güllü'nün hem eşinin ortak akrabası olan yaşlıca bir adam mahcup ve acılı bir şekilde "Ölen de bizim, öldüren de" diyerek çiftin birbirini sevdiğini, kaçarak evlendiklerini anlatıyor. "2 yıl öncesine kadar Can inşaatlarda çalışan iyi bir sıva ustasıydı. Bu yaşananlar hiçbirimizin aklının ucundan bile geçmezdi ama uyuşturucu ve alkol ile bir aile mahvoldu" diyor.

Güllü'nün abisi Mahmut Sayın'ın taziye evinin 200 metre ilerisindeki evine gidiyoruz.

En küçük kardeşinin vahşice katledilmiş olmasının acısı ile gözleri dolu dolu konuşuyor:

Abisi, "İç organlarına kadar yanmıştı kardeşim" diyerek Güllü'nün büyük acılar içinde can verdiğini anlatıyor:

"Allahü teâlâya isyan edilmez ama o kadar büyük bir acı var ki içimde, isyan ediyorum. Allah'ım o bizim küçüğümüzdü, o benim yasımı tutmalıydı, ben onunkini değil diyorum" diyerek ağlamaya başlıyor.

Mahmut Sayın

Mahmut'un öfkesi de acısı kadar büyük. "Amcam yine benim amcam, çünkü onların bu olayda hiçbir suçu ve günahı yok ama Can denen adam, bizim ciğerimizi söktü. Olay sırasında elime geçirseydim, bize bu acıları yaşatan o adamı sağ koymazdım" diyor.

Abisi ve yeğeni, Güllü'nün 2 yıldan fazla bir zamandır kocasının fiziki ve ekonomik şiddetine maruz kaldığını söylüyor.

Akrabalarının anlatımına göre Can Yılmaz esrar ve eroin dışında, kristal denen sentetik uyuşturucu maddeleri evinde, çocuklarının olduğu ortamda defalarca kullanmış.

Çocukları, uzak durması, bilmemesi gereken esrar, eroin ve kristal denen tehlikeli maddelere dair tahmin edilenden daha fazla bilgiye sahip. Ve anlatımlarından babalarının bu maddeleri kullandığına defalarca tanık oldukları anlaşılıyor.

Güllü'nün akrabaları, Can Yılmaz'ın bağımlılığı artınca, çalışmamaya ve eşinden zorla para almaya başladığını söylüyor.

Mahmut, "Bir erkek, karısının kazandığı parayı içkiye, esrar, alkole harcayıp karı kız peşinden koşuyorsa o erkeklerin yüz karasıdır. Onun gücü ne yazık ki benim bacıma yetti" diyor.

'ANNEMDEN PARA ALMAK İÇİN ÜÇÜMÜZÜ DE GARDIROBA KİTLEMİŞTİ'

O sırada Dilek araya girerek "Bir keresinde babam annemden para almak için üçümüzü de gardıroba kilitlemişti" diyerek yaşadıkları bir başka olayı anlatıyor.

"Babam, anneme, 'Sen kadın sığınma evine gittiğinde çocuklarımı da götürdün. Ben de onları senden kaçıracağım' dedi. Birkaç gün sonra bizi evdeki dolaba kilitledi ve 'Sesinizi çıkarırsanız sizi öldürürüm' dedi. Anneme de bizi Adana'ya gönderdiğini söyledi. 'Eğer 1000 lira para getirmezsen çocukları bir daha göremezsin' diyerek tehdit etti. Annem parayı verince bizi dolaptan çıkardı, annem bize sarılarak ağladı."

Abisi, Güllü'nün 2 yıldır evin, çocukların bütün ihtiyaçlarını, bakımını üstlenmek için gece gündüz bir salça fabrikasında çalıştığını söylüyor. Bundan önce de mevsimlik işlerde tarlada, bağ, bahçede çapa yaparak geçimini sağlıyormuş Güllü.

"Kardeşim, çocukları aç kalmasın, kimseye muhtaç olmasın diye günde birkaç saat uykuyla hem gece hem gündüz vardiyasında çalışıyordu. Ama kazandığı tüm parayı da kocası şiddet uygulayarak ondan alıyormuş. Kardeşim bize son bir seneye kadar bize bir şey yansıtmadı, bütün bu fedakarlığının mükafatı da yakılarak öldürülme oldu" diyor Mahmut.

Güllü'nün yeğeni Hatice ise teyzesinin ona, kendi evinde eşinin onu bir başka kadınla aldatırken yakaladığını anlattığını iddia ediyor. Hatice'nin anlatımına göre o olaydan sonra Güllü eşinden boşanmak istemiş ama Can buna karşı çıkmış:

"Eniştem daha önce de uyuşturucu madde kullanıyordu ama parası olmadığı için arada sırada içiyordu. Ama galiba son 2 yılda zengin arkadaşlar edindi ve sürekli uyuşturucu kullanıyordu. Teyzemden de hep para istiyordu, arada teyzemi dövüyordu, bağırıyor, eşyaları fırlatıyordu" diyor.

Hatice, teyzesinin ölümünden yaklaşık 1 ay önce şiddete maruz kaldığını ve kadın sığınma evine gittiğini söylüyor:

"Teyzem fabrikada hem gece hem gündüz vardiyasında çalışıyor, neredeyse günde 3 saat uykuyla ayakta kalıyordu. Eniştem zaman zaman eve yabancı insanlar getiriyordu, o sabah eve geldiğinde kadın ve erkeklerin olduğu birkaç kişinin evden çıktığını görmüş teyzem. Çocukları anneannemdeymiş ama teyzem evinde uyuşturucu ve fuhuş gibi şeylerin yapıldığından şüphelenmiş. Kavga etmiş kocasıyla. Teyzemin boğazına bıçak dayayıp öldürmekle tehdit etmiş. Teyzem de elinden kurtulunca çocukları alıp karakola gitmiş."

Bu olaydan sonra Güllü hastaneden darp raporu alıp çocuklarıyla beraber sığınma evine gönderiliyor ve Can Yılmaz hakkında "Eşe karşı kasten yaralamadan" dava açılıyor.

Sığınma evinde geçen birkaç günün sonunda Can Yılmaz, eşiyle iletişime geçiyor.

Can Yılmaz'ın mahkemede verdiği ifadeye göre ise Güllü onunla iletişime geçerek eve dönmek istediğini söylemiş. Aile buna karşı çıkıyor ve Can'ın, Güllü'yle iletişime geçerek onu ikna ettiğini savunuyor.

Güllü'nün yeğeni Hatice, ambulansa konulduğunda teyzesinin şuurunun yerinde olduğunu, teyzesinin ona "Çocuklarımı alın" dediğini anlatıyor.

Anneleri öldüğü için çocukların velayeti babalarına geçti. Güllü'nün abisi Mahmut, velayeti almak için dava açacağını söylüyor.

YORUM EKLE