Bir Ayetin gölgesinde Ramazan’a tefekkür yolculuğu

Evet, mübarek ayın bitmesine az kaldı. Bir Ramazan’ın da sonuna doğru yol almağa başladık zaman adlı, akıp giden bir nehrin saatlerinden ve günlerinden. Yani sınırları belli, başı, ortası ve sonu bilinen bir zaman dönemini sonlandırma şeridine girdik bileceğiniz.

Şimdi kimileri sevinçle, kimileri hüzünle, kimileri de sır dolu duygularla yolcu etmeye hazırlanıyor, İlahi kudretin en kuvvetli ve en belirgin tecellisini tecessüm ettiren, Zaman adlı büyük sırrın bu mukaddes dilimini.

Kimileri görüşene dek, kimileri ALLAH’a ısmarladık, kimileri de elveda diyerek yolcu edecek Kudreti-Ezeli’nin en parlak işareti olan, Zaman adlı büyük muammanın bu nazenin, ama nazenin olduğu kadar da disiplin, idrak ve Hikmet dolu vakit boyutunu. Kimileri de muhataplarına bağışladığı nimetlerinden, hediye verdiği idrak kazanımlarından, armağan ettiği ruhsal gelişimlerinden dolayı helallik dileyerek, yolcu edecek bu kutsal zaman kesitini.

Ama umulur ki, herkes kendi nasibince nasiplenecek bu Merhamet ayının rahmet yağmurlarından. Herkese bir şeyler düşecek bu mağfiret döneminin damlalarından. Herkes ömür adlı bu zorlu yolculuğun virajlarında hissedecek bu nejat ikliminin hoş rüzgârlarını.

Ama ne mutlu, Ramazanı idrak etme çabası ile İlahi Kudretin en muammalı ve nazenin tecellisi olan, Zaman adlı Hikmet âlemine dalanlara. Ne mutlu o şahıslara ki, onlar aslında Ramazan’a elveda demeyecek, onu yolcu etmeyecekler. Bilakis, kendi kendilerine elveda diyecek ve kendi ömürlerini taşıyacaklar Zaman adlı tecellinin Ramazan adlı dünyasına. Ömürlerini Ramazanlaştıracak, yaşamlarını teslim edecekler onun hikmet ve idrak dünyasına.

Hani denir ya, zaman da bir boyuttur diye. Evrenin yükseklik, derinlik ve genişlik boyutları gibi bir boyut. Birilerine göre değişimin kaynağı. Birilerine göre hareketin en kısa ölçüm birimlerinde kristalize olunan formları. Bazılarına göre bir illüzyon ve algılara göre değişkenlik arz eden bir muamma. Bir diğerlerine göre ise VAROLUŞ boyutunun varlık âlemine ilk temas noktası. Yani varlık âleminde tecessüm eden varlıkların ilk sebebi ve Yaradan’ın muradından zuhur eden “OL” emrinin varlık alemine ilk yansıması.

Şimdi hem Büyük Patlama’nın sebebi, hem derin sırların kaynağı, hem varlık âleminde İlahi Kudretin tecellisi olduğu denilen Zaman adlı bir şey var ya. Hayatın akışı içerisinde bizim için sıradanlaşan, bazen farkında bile olmadan unuttuğumuz, ondan uzaklaştığımız, uzaklaştıkça da her şeyden, hatta kendimizden bile uzaklaştığımız ve ismine Zaman dediğimiz bir muamma var ya.

İşte Ramazan adlı sınırlı bir vakit süresi Zaman adlı o İlahi Kudretin sınırsız tecelli âlemine istikametlendirir bizim algı ve bilinç melekelerimizi. Ufak bir ayna parçasında yansıyan ışınlar idrak dünyamızı Güneşe doğru yönelttiği gibi Ramazan adlı sınırlı vakit dilimi de sonsuzluğun timsali olan Zaman adlı bir esrar’a istikametlendirir akıl ve ruh dünyamızı. Aslında ise bu bir çağrıdır insanoğluna. Bir davettir Âdem evladına. Kendi özüne ve mahiyetine doğru bir çağrı. Mana ve hikmet dünyasına bir davet. Varlık âlemi ile bütünleşmek için bir öneri veya bir emir.

Ama nasıl mı? diye soracaksınız.

İşte Ramazan üzerinden zamanı algılamaya, anlamaya ve anlamlardımaya çağırıyor bizi, kutsal metin; Bakara suresi 185 ayete “O ramazan ayı ki” ifadesi ile başlayarak. Bizim algı melekelerimizi, anlama mekanizmalarımızı ve anlamlandırma kabiliyetlerimizi Zaman adlı Hikmet dünyasına yönlendirmek için. Devamında “o, Ramazan ayı ki, onda Kuran indirildi” diyerek, algı melekelerimizi, anlama mekanizmalarımızı ve anlamlandırma kabiliyetlerimizi nasıl çalıştırmamız gerektiğini öğretiyor bize.

Yani, Varoluşun mahiyetini idrak etmek için, ilk önce kâinat ve yaratılış kitabını okuyama davet ediyor bizi kutsal metin. Hem de bütüncül bir okuma usulü ile. Yani HALIK ve mahluk ilişkisi üzerinden yaratılışın sırrını, hiç hükmündeki şeyler ile muazzam nizam arasındaki bağın anlamlarını, sonsuzluk ile fanilik arasındaki mana ilişkilerini, bilinmeyen âlem ile bilinen arasındaki irtibatın hikmetlerini incelemeğe çağırarak. Hem de doğru yolu bula bilmenin bu okuma ile mümkün olduğunu beyan ederek. Hem de bu okuma yönteminin ve eyleminin adı olan KURAN ile.

Hemen sonraki aşamada ise insani insan yapan en temel özelliğe, “doğruyu eğriden, iyiyi kötüden ayırma” kabiliyetine temas eder yüce beyan. Hem de o özelliklerin elementlerine dikkat çekerek. O, Ramazan adlı zaman dilimi ki, onda Varoluşun İlahi takdirden tecelli etmiş temel şifrelerini ihtiva eden Kuran indirildi, O Kuran ki, doğru ve eğrinin, iyi ve kötünün en temel farklılıklarını arz eder Adem oğlunun algı mekanizmalarına. Mana rüzgarları estiriyor idrak âlemimize. Hikmet yağmuru yağdırıyor anlam dünyamıza. Nur huzmeleri yansıtıyor anlam melekelerimize. Daha sonra ise İyi ve Kötü ayrımı üzerindeki HAKKANİYETİN mührünü taşıya bilecek bir Şahsiyet, yani Furkaniyet özelliği kazandırır İnsan oğluna.

Burada İlahi mesajın inceliklerinden biri de, Yüce beyanın Ramazan üzerinden zamanın sırrına, Kuran üzerinden varlığın hakikatine, beyineler üzerinden hikmetin idrakine çağırdığı insanlara “eğer siz Ramazan adlı bir zaman dilimine” varır, ulaşır veya yetişirsiniz gibi sözler yerine “eğer Şahit olursanız”, -oruç tutun- söylemesidir. Zira insan idrakinin zirvesini ifade eder “Şahit olmak” veya Şahitlik etmek makamı. Varlık ile yokluk, açlık ile tokluk arasındaki farkın idrak makamıdır bu makam. Öz ile nefsin mücadele meydanıdır bu meydan. Fani ile Baki arasındaki tuzakları fark etme alanıdır bu alan. Ebedi âleme uzanan yolda geçici engeller ile mübarize zeminidir bu zemin. Dahası, hem de sahip olduğunu zannettiğin çok şeylerin senin olmadığını idrak etme zamanıdır zaman. Kendini aşıp, özün ile yani ait olduğun yerle bütünleşme anıdır an. Düşünce ile amelin, Ramazan adlı zaman dilimi ile oruç adlı amel üzerinden bütünleştiği vakittir vakit. Aklın, idrakin ve Ruhun Ramazanlaşması, amel, davranış ve yaşamın da oruçlaşması dönemidir dönem. Hem de Ramazan bitip, Oruç da sona erdikten sonra. Hem de hemen…

Hadi, şimdiden bayramın âlemi İslam’a kutlu, tüm insanlığa da hayırlı olması dileğiyle.

NOT-1: Ramazan ve Oruç ile ilgili esas ayetler Bakara suresi 183, 184, 185. 186 ve 187 numaralı ayetlerdir. Buradaki ilk ayet Orucu tanımlar ve çok yönlü ve derin anlamları olan TETTEKÜN kelimesi ile adeta orucun kimliğini ifade eder, 184’cü ayet kaide ve kuralları beyan buyurur, 185’ci ayet hem Ramazanın ve hem de orucun mana ve mahiyetine temas ediyor, 186’ci ayet ibadetler üzerinden Rabbimiz ile bizim aramızda kurula bilecek irtibata değiniyor, 187’ci ayet ise Orucun uygulamasını açıklıyor. Böyle bir metodik sıralamanın konunun bütünlük içerisinde kavranıla bilmesine yardımcı olacağını temenni ediyorum.

NOT-2:Bu mukaddes ayda Azerbaycan’ın ünlü komedyeni Arif Kuliyev, ses sanatçıları Baloğlan Eşrefov ve Aslan Hüseynov, ünlü şairleri Fikret Koca ve Musa Yakup ve yarım asırdan fazladır Azerbaycan’ın başına musallat olmuş Aliyev’ler sülale rejimi tarafından çok erken yaşlarda, uzun süreli hapislere atılan 25 yaşlı genç aktivist Bayram Mammadov muammalı biçimde İstanbul’da vefat etti. RABB’ imin nejat ayında huzuruna aldığı bu insanlara Merhameti ile muamele etmesini umuyor ve onlara rahmet diliyorum.

YORUM EKLE