Daha önce partisine yönelik eleştirileriyle dikkat çeken Bülent Arınç, gündemi sarsacak bir açıklamada daha bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik yaptığı açıklamada mafya vurgusu yapan Arınç, Erdoğan'ın kendisini çok kıran bir konuşma yaptığını söyledi.

DW Türkçe'den Can Bursalı'ya açıklamalarda bulunan Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile arasındaki buzların eriyip erimediğine dair soruya "Bizim dava arkadaşlığımızı, başkalarının mafya liderleriyle veya suç örgütü liderleriyle bir aradaki fotoğraflarına bakarak değerlendirmeyin" dedi. 

"ÇOK ZOR BİR SEÇİM"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üçüncü kez aday olabileceğini düşünen Arınç, "Cumhurbaşkanlığı seçiminde ben Sayın Erdoğan'ın seçimi kazanmaya çok yakın olduğunu görüyorum" diye konuştu. Arınç, ama "Çok zor bir seçim olduğunu söylemeli" diye de ekledi. Resmi enflasyonun yüzde 80, gayrı resmisinin 180 olduğunu ifade eden Arınç, muhalefetin ise "bu dağınıklıkla giderse cumhurbaşkanlığı seçiminden netice alamayacağını" savundu. Arınç, Kılıçdaroğlu'nun çabalarının diğer liderler tarafından desteklenmediğini söylüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'la ilişkisini de "Bizim dava arkadaşlığımızı, başkalarının mafya liderleriyle veya suç örgütü liderleriyle bir aradaki fotoğraflarına bakarak değerlendirmeyin" ifadelerini kullandı.

“TAYYİP BEY İLE ÇOK GÜZEL BİR DAVA ARKADAŞLIĞIMIZ VARDI”

Arınç, “Ben 1978'den beri Tayyip Bey'in gerçek dava arkadaşıyım. Aynı ideal için birlikte omuz omuza çalıştık. Allah rızası için siyaset yaptık. Milletimizin önünü, bahtını açmak için gayret ettik. Bizim dava arkadaşlığımızda hep güzel şeyler vardır. Evet, beni çok kıran, üzen bir konuşma yaptı. Ama biz birbirimizi her zaman bağışlayabiliriz. Bunun yolunu, yöntemini bilen insanlarız. Bizim dava arkadaşlığımızı, başkalarının mafya liderleriyle veya suç örgütü liderleriyle bir aradaki fotoğraflarına bakarak değerlendirmeyin. Dava dediğimiz şeyin aslını, biz kardeşler olarak bugüne kadar bilerek ve isteyerek uyguladık.” açıklamasında bulundu.

“ÜÇÜNCÜ DEFA ADAYLIK MUHALEFETİN MAĞLUBİYETİNE ZEMİN HAZIRLAMAKTIR”

“Partinizin ve içinde bulunduğu ittifakın mevcut politik atmosferdeki tavrı ile seçime girmesi halinde nasıl bir sonuç elde edeceğini bekliyorsunuz?” sorusuna Arınç şöyle yanıt verdi:

AKP ilk seçimine 2002'den 2015'e kadar eski, 2018'den sonra yeni sistemde seçimlerde birinci parti hüviyetini korudu. Yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve ittifaklarda durum farklı cereyan etti. Şimdi milletvekili seçimi ittifaklar içerisinde olabiliyor. Bu seçimde Haziran ayının uygun bir tarih olmadığı anlaşıldı. Ben buna tarihlerin uyuşmaması sebebiyle erkene alınmış bir seçim olarak bakıyorum. Belki ikincisi de şu olabilir, sayın Cumhurbaşkanının üçüncü defa seçilmesine karşı bir kampanya yürütülüyor. Bunu da boşa çıkarmak amacıyla işte Haziran'dan önce yapılacak bir seçimle Cumhurbaşkanımızın tekrar aday olma ihtimali kendiliğinden kuvvet kazanacak. Seçimin erkene alınması bu tartışmaları sona erdirmek adına da faydalı olabilir. Ben Sayın Erdoğan'ın bunu düşündüğünü zannetmiyorum. O çünkü üçüncü defa da belli şartlar oluştuğunda tekrar aday olabileceğini zaten baştan kabul ediyor. Üçüncü kez adaylık tartışmasını muhalefetin, yani Millet İttifakı'nın muhtemel bir yenilgiye karşı zemin hazırlama amacıyla çıkarıldığını düşünüyorum.

Ahmet Hakan: ''Tutarsızlığın yargılanmaması gerekir'' Ahmet Hakan: ''Tutarsızlığın yargılanmaması gerekir''

“‘YSK KARAR VERECEK”

Arınç, “Siz hukukçu kimliğinizle Cumhurbaşkanı'nın üçüncü kez seçilmesine yönelik tartışmaya ne diyorsunuz?” sorusuna ise “Bu tartışmayı yersiz buluyorum. Diyelim ki bir itiraz vaki oldu. Bu itiraz hakkında herhalde Yüksek Seçim Kurulu karar verecek. Yüksek Seçim Kurulu'nun da "aday olabilir" şeklinde bir karar vereceğine ben bugüne kadarki kararlarına bakarak ikna oluyorum. Dolayısı ile muhalefet de "olamaz" diyerek itirazını son noktaya kadar götürmesin, seçimlerde de mücadelesini tam yapsın. Yani pehlivanın yenileceğini anlayınca bahane bulmasına gerek yok. Er meydanına çıkıp üçüncü defa da beşinci defa da olsa "ben seninle mücadele edeceğim" derlerse halkta ayrıca bir güven oluşturur. Yıllardan beri süren bir diploma tartışması var ama artık o konulara bile girmiyorlar. Bu da onun gibi bir tartışma gibi geliyor bana. Geçmişte yaşadığım bir tecrübemi anlatayım. Sayın Ahmet Necdet Sezer'in görev süresi Mayıs 2007'de bitiyordu. Ağustos ayına kadar, fazladan Cumhurbaşkanlığı yaptı. TBMM Başkanı olarak göreve benim vekalet etmem gerekiyordu. Bugün seçilme tartışması yapanlar, o günlerde bunu dile getirmedi. Ben birkaç defa gündeme getirdim, sonra "makamda gözü var" diyecekler diye utandım.” Şeklinde yanıt verdi.

"MİLLET İTTİFAKI DAHA FAZLA MİLLETVEKİLİ ÇIKARABİLİR"

Arınç seçimle ilgili, “Muhalefet Nisan ayının başındaki bir seçime onay vereceklerine, bu yönde oy vereceklerini söylüyor. Siz buna nasıl bakıyorsunuz?” sorusuna ise “O maksatlı ama... Eski, yani mevcut sistemle seçime gidelim, yenisi sonra yürürlüğe girsin istiyorlar. Cumhur İttifakı'nın bunu kabul etmesi mümkün değil. Bence Mayıs ayı içerisinde bir seçim olma ihtimali çok yüksek. Cumhurbaşkanlığı seçimini ve milletvekili seçimini ayrı mütalaa edeyim. Milletvekilliği seçiminde bir yıldan bu yana takip ettiğim kadarı ile Millet İttifakı'nın daha fazla milletvekili çıkarabileceği, ama bu sayının hiçbir zaman 320 - 330'u aşmayacağı şeklinde bir kanaat var. Yani kritik sayı olan 360'ı geçmiyor. Bu sayıyla Millet İttifakı'nın parlamentoda etkinlik sağlaması mümkün değil, Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiği takdirde. Ayrıca son zamanlarda AK Parti'nin oyunu yükselttiğini gösteren anketler de var. Ama önemli olan bence Cumhurbaşkanlığı seçimi, çünkü yeni sistemde Cumhurbaşkanı yürütmenin başı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde ben Sayın Erdoğan'ın seçimi kazanmaya çok yakın olduğunu görüyorum. Çok zor bir seçim olduğunu söylemeli. Millet daha rahat nefes alabileceğine inanırsa, Sayın Erdoğan'ın yaptıklarını alkışla karşılarsa bunun oya döneceğini hepimizin bilmesi lazım. Millet geçmiş hizmetleri sebebi ile Sayın Erdoğan'ı seviyor, "O güzel işler yaptı. İsterse yine güzel işler yapar. Biz ona güveniyoruz" diyen ciddi bir kitle var.

“HAMASET İLE BU İŞ OLMAZ”

Birtakım yeni destekler ile veya yeni icraatlar ile 51'in üzerine çıkaracağına ben şahsen inanıyorum. Tabii Tayyip Bey'in bu kadar güçlenmesinin halkla yeniden güçlü bir lider konumunda görünmesinin ve bir sebebi de şu: Millet İttifakı henüz adayını tespit edemedi, aday konusuna hâlâ giremiyorlar kendi aralarındaki konuşmalarda. Ve son dönemleri de kendi içindeki tartışmalarla geçiyor. Oy oranı ne olursa olsun oradaki altı liderden bazıları işi birbirlerini rencide edecek sözler söylemeye kadar götürüyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu'nun tek başına çabası, diğer liderler tarafından çok açık bir şekilde desteklenmiyor. Siz yaklaşık 1,5 sene önce katıldığınız bir televizyon programında telefon ile bağlandığınızda dindar seçmenin ekonomik koşullar kötüleştiğinde nasıl tepki verebileceğini tariflemiştiniz, bir hac ziyaretine giderken karşılaştığınız bir örnek üzerinden. Hamaset ile bu iş olmaz. Çok açık. Resmi enflasyon yüzde 80, gayrı resmisi yüzde 180 yani bu çok açık.” Diye cevap verdi.

"İŞLERE FİSKE VURMAK BİLE MİLLETİN ÜMİDİNİ TOPLAYABİLİR"

Arınç kendisine yöneltilen Mevcut sistemde bir revizyon ihtiyacı var mı” sorusuna “Yahu onu kendileri düşünsün canım. Ben Cumhurbaşkanı mıyım? Cumhurbaşkanlığı seçimini bu hale getirenlerin neyi düşünerek yaptıklarını hâlâ anlayabilmiş değilim. Onu düzeltecek zaman önümüzdeki beş aylık zaman değil. Gerçekleri görmemiz lazım. Yani KHK'lılar konusu, adli yargılamalar konusu. Annesi içeride, çocuk dışarıda hasta... Ölenler, ölmek üzere olanlar. 84 yaşına gelmiş 21 tane hastalığı var üstünde, hâlâ cezaevinde kalmaya devam edenler. Bütün bunların acılarını da görüp onlara da şefkatle yaklaşacak bir planlama veya bir organizasyon yapılabilirse bu iş yüzde 100 kazanılır. Beş günde bile mümkün. İklim değişikliği, üslup değişikliği, yerine göre kadro değişikliği, yapılacak işlere şöyle bir fiske vurmak bile milletin ümidini toplayabilir.

"ADAY OLMAYACAĞIM"

Sahada görecek miyiz sizi? Bir de iklim değişikliği dediniz. AK Parti şu anda MHP ile BBP ile resmi olarak, Vatan Partisi ile de gayrı resmi olarak bir ittifakın içinde. AK Parti kurucusu olarak içinize siniyor mu bu ittifak modeli? Şimdi bu soruya ben cevap vermemiş olayım. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımız Cumhur İttifakı'nı çok önemsiyor. Buna yönelik eleştirileri arzu etmiyor. Ben de onu seven bir insan olarak yani methetmediğim, övmediğim kişileri de şu anda eleştirmemek durumundayım. Sahalara dönmeyeceğim. Ben beş dönem, 20 sene milletvekilliği yaptım. Beş sene TBMM Başkanlığı yaptım. Yedi sene Başbakan Yardımcılığı yaptım. Şimdi bana tekrar ilkokul öğrencisi gibi gel milletvekili ol demek, iyi insanların gönlünden geçendir de ben böyle bir şeyi düşünmem. Partinizin seçimi kazanması halinde kabineye girmeyi düşünür müsünüz? Ben kabineye girmeyi, şunu bunu falan düşünmem. Sayın Cumhurbaşkanımıza da söyledim. Yapılacak görevler var. Bu görevleri hiçbir unvan beklemeden dahi yapmak isterim.” Şeklinde yanıt verdi.

"SİNAN ATEŞ CİNAYETİ ÇOK ALÇAKÇA İŞLENMİŞ BİR CİNAYETTİR"

Ankara’da silahlı saldırıya uğrayarak öldürülen Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş’le ilgili Arınç şunları söyledi:

Bir defa bu çok alçakla işlenmiş bir cinayettir. Özellikle eşi ve iki tane kız çocuğu ile fotoğraflarını görünce fevkalade üzüldüm. O kız çocuklarının babasız kalmalarından kahpece bir cinayetle kasten öldürülmesinden fevkalade üzüntü duydum. Yapabileceğim tek şey onun hakkında bir Fatiha okumaktı, Yasin okumaktı. Bunu da yaptım. Bunun dışında bir yorum yapmayı çok şeyler bilsem de doğru bulmam. Çünkü birilerinin hedefi olmak istemem. Ama bu konuda benim, yani samimi olarak duyduğum kadarı ile Sayın Cumhurbaşkanı da fevkalade üzülmüş, neye mal olursa olsun bu işin bütün yönleri ile araştırılmasını istemiş. Kendisinin, Sinan Ateş'in ailesiyle görüştüğünü ifade ediyorlar. Belki de belli bir projenin sonucu olarak öldürüldü. Kızlarının hatırına, eşinin hatırına bu cinayetin sonuna kadar aydınlatılması lazım. Cumhurbaşkanımızın talimatının "Bu olayı aydınlatacaksınız" şeklinde olduğunu çok yakınlarından duydum, bu da beni çok mutlu etti. Erbakan Hoca, karşı tarafta kendi aralarında bir tartışma olur da bize bir şey sorarlarsa "Onlar birbirlerini bizden iyi tanırlar ve genelde iki taraf da doğru söyler" derdi. Ben de Erbakan Hocamızın sözüne uygun olarak, o taraftaki tartışmalara katılmak istemiyorum.

BÜLENT ARINÇ NE DEMİŞTİ

Ankara’da Türk Demokrasi Vakfı tarafından organize edilen toplantıda AKP'ye sert çıkan TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç’ın, “Majestelerinin gazetecilerine havanın güzelliğinden, suyun berraklığından bahsetmek yeterli değil. Bağırmanın zamanıdır, 'kral çıplak' demenin vaktidir…” sözleri dikkat çekmiş ve tepki toplamıştı.

Öte yandan Erdoğan’ın eski doktoru ve AKP eski Milletvekili Turan Çömez, “Ah Bülent Bey ah!, Ne olurdu bunları Meclis başkanıyken söyleseydin. Zamanında konuşan, eleştiren bizlere, darağaçları kurulurken susmasaydın. Söylediklerin doğru. Doğru da, çok geç kalmadın mı?” diyerek destek çıkmıştı.