Sami Yusuf'tan Fethullah Gülen itirafı...

Salaam albümünü tanıtmak için Türkiye’ye gelen, “Dünyanın en etkili 500 müslümanı listesinde” yer alan müzisyen Sami Yusuf, Selin Ongun’un sunduğu Bi Sormak Lazım programına katıldı.

Sami Yusuf'tan Fethullah Gülen itirafı...

TÜRKİYE'DEKİ MÜZİK PİYASASINI ELEŞTİRDİ: ALBÜMLERİMİ İLAHİ RAFLARINDA SATIYORLAR

Yeni albümüyle ilgili olarak ilk kez canlı yayına katılan Yusuf dikkat çekici açıklamalarda bulundu. “Türkiye’de albümlerinin müzik marketlerde ilahi rafında yer almasını yadırgadığını” söyleyen sanatçı, “Albümlerimi ilahi rafına daha çok para kazanmak için koyuyorlar” dedi.“Din şu anda bugün bazı boyutları ile bir işe, ticarete dönüşmüş durumda. Mesela İslami finans, İslami işletmeler var. Örneğin Malezya’daki helal suyu duymuşsunuzdur! Helal ürünler var öne sürülen, biliyorsunuz. İş maalesef işte böyle saçma bir hale geliyor” ifadesini kullanan Yusuf, “Ana akım başarıya ulaştım ancak ana akım bir şarkıcı değilim. Mesela Lady Gaga ile aynı sahnede olmak istemiyorum” dedi.Kendisi için en etkili Müslümanlar listesinde “Yunus Emre ve Mevlana’nın da yer aldığını” söyleyen Yusuf, kendisiyle yapılan bir söyleşide “Yunus Emre’den Mevlana’dan ve Sayın Fethullah Gülen’den nasıl bahsedersiniz diye bir soru sorulduğunu” işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:“Üç kişi yan yana getirilmiş durumdaydı. Şu an Türkiye’de hayatta olan ve oldukça önemli olan kişiler var ve bu insanların çok önemli çalışmalara imza attıklarını söyleyebilirim. Fethullah Gülen şüphesiz onlardan birisi. Onun kitaplarını okudum. Kitaplarından etkilendim. Onun eğitim çalışmaları ve nesillere yaptığı çalışmaları biliyorum. Şu anda onun Mevlevi eğilimi oluğunu da düşünüyorum bir yandan. Burada Türkiye’de bir sürü çok iyi harika insan var. Hükümet içerisinde de bunda söz etmek mümkün. Ben bir politikacı değilim. Politikacıları bireysel olarak tanımıyorum. Politik doğası olan şeylerden kaçıyorum. Sanatı, müziği seviyorum.”Müzik kariyerinin Yusuf İslam’la karşılaştırılması hakkında ise “Yusuf İslam ile karşılaştırılmam saçma” değerlendirmesinde bulundu.

YENİ ALBÜMÜMDE 5 TANE TÜRKÇE'YE UYARLANMIŞ ŞARKI VAR 

Bu şarkının Azeri bir kökeni var. Ben bu şarkıları duyarak büyüdüm. O yüzden özel bir önemi var bu şarkıların. Duygusal, ruhsal bir önemi var, manevi bir değeri var. Tüm Azeriler bence bu şarkıyı biliyorlar. Hayalimde bir gün bu şarkıları seslendirmek vardı. Çünkü bunu İngilizceyle birleştirmek de istemiştim. %70 İngilizce %30 Azerice şeklinde şu anda. Nihayetinde çok şükür Allaha bunu yapmış oldum. Bunun ilk söyleyen şarkıcı bir devdi, bir liderdi. O zaman orkestralar vardı bu şarkıyı gündeme getiren. Çok büyük bir besteydi bu şarkı zamanında. Biz de bu şarkı farklı minimal ve sade bir şekilde yorumlamak istedik. Daha akustik, sese daha çok dikkat ettik. Tüm enstrümanları çalmaya çalıştım. %99 ben çaldım enstrümanları. Bunu yapınca tam kalpten yapmışım gibi hissediyorum. Akustik olarak daha yakın hissediyorum. Eserinizin üzerinde daha çok etkiniz olunca daha yakın hissediyorsunuz o esere. O sebeple bunu böyle yapmış olmak beni memnun ediyor. 

YENİ ALBÜMÜMDE BABAMLA DÜET YAPTIM, O DA ÇOK YETENEKLİ

Babamla beraber çalıştık. Kendisi büyük bir müzik ustası. Hem şair hem de enstrümanlar çalıyor. Onun gibi yetenekli birini açıkçası görmedim. Her çocuğun kahramanı babasıdır ama benim için bu onun da ötesinde. Objektif olarak bakacak olursam babam hem alçakgönüllü hem de yetenekli bir insan. Ancak genelde kendi hayatına çekilmeyi tercih ediyor. Ben de öyleyim. Biz beraber çalıştık. O şu anda yaşlanıyor. Babama dedim ki, eğer sen şarkılarımdan birinde albümde olursan Kendimi çok mutlu hissedeceği dedim. Babam da beni kırmadı ve bu teklifi kabul etti. Benim için çok güzel bir çalışmaya Beraber imza atmış olduk. 

MÜZİĞİ BİR DÖNEM YÜZEYSEL SEKTÖR OLARAK GÖRDÜM VE BIRAKMAK İSTEDİM

Aslında bu kadar büyük bir geleceği beklemiyordum. Ben malum, geldiğim arka plan itibariyle farklıydım biraz. 12 yaşındayken aktif şekilde müzik dünyasının içindeydim. 14 yaşında profesyonel olarak diğer şarkıcılar için eserler geliştirmeye başlamıştım. Kendimin bir şarkıcı olacağımı çok hayal etmemiştim. Yaklaşık 17-18 yaşındayken fark ettim ki bu sektörde olmak istemiyorum, çok sevmiyorum bu sektörü. Çok yüzeysel bir sektör olarak göründü gözüme. Belki yanlıştır bu ama öyle hissettim. Benim açımdan baktığınızda, manevi bir yönü yoktu bunun, manevi bir eksiklik vardı bu sektörde. Ün vardı, şöhret vardı, ego vardı ve bunlar yüzeysel şeylerdi. Ben o sebeple hukuk çalışmak istedim. Müzik sektörünü bırakmak istedim. Arkadaşlarımdan bazıları Allahın sana bir lütuf verdi neden bunu kullanmıyorsun diye sordu. Peygamberimizi Hz. Muhammed’i düşün dediler. Ben de ondan sonra Muallim’i hayata geçirdim. 

MÜZİK BÜYÜK ÖLÇÜDE PARA İŞİ OLDU, HAYRAN DEĞİL AVUKATLARIN SÖZÜ GEÇİYOR

11 Eylül büyük bir felaketti, herkes için. Ancak bence, El Muallim ile ilgili ve benim müzik videolarımla ilgili düşünecek olursak, şarkılarıma bakacak olursak. Bence bunla 11 Eylül öncesine giden şeyler. Bunlar önemli eserler. Bu eserler 11 Eylül’ün öncesine hitap eden eserler. Sadece Müslüman dünyasına da hitap eyitmiyor, dünyada 11 Eylül’ün getirdiği bir etki oldu bunu inkar edecek değilim. Bazı politik etkiler oldu, ancak şu anda müzik büyük anlamda para işi olmuş durumda. Kayıt stüdyolarının para çalışmalarına dönmüş durumda. Burada Türk ya da başka şirketlere laf atmak istemiyorum. Ama böyle bir sıkıntı var. Burada hayranların değil avukatların sözü geçiyor.  Eskiden böyle değildi belki de. Bu sebeple son 40 yıldır bence müzik sektörü genelde yüzeysel şeylerin etrafında döndü durdu, sanat üzerinde olmadı. Müzikten bahsedilmedi. 

ADELE MÜZİK DÜNYASINA ORGANİK ESERLER SUNDU, BU ÇOK ÖNEMLİ

Nasıl göründüğünüze bakıldı, güzel görünüyor musunuz, şirin misiniz? Bu sıra bir şey değişti mesela Adele geldi müzik dünyasına. Her şeyi değiştirdi. Paradigmayı değiştirdi. İnsanların bakış açısını değiştirdi. Çünkü organik bir eser sundu.  Hayatından kendinden gerçeklerden şeyler sundu. Aynı şey bir açıdan benim sektörüme de benim durumuma da benzer görünüyor. Ben belki çok doğal, organik görünmüyor olabilirim müzik sektörü açısından, müzik sektörüne uymaya çalışmıyordum, birini kopyalamaya çalışmıyordum. 

YUSUF İSLAM İLE KARŞILAŞTIRILMAM SAÇMA

Bence Yusuf İslam’la beni karşılaştırmak biraz saçma. Çünkü bu karşılaştırmanın Türkiye’de ortaya çıkmamızın sebebi isimlerimizin bazen biraz benzer olması. Bildiğiniz gibi o çok saygıdeğer, yaşı ilerlemiş bir sanatçı. O da çok iyi bir sanatçı. Ben belki onun kadar iyi değilim. Ben daha gencim, elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Büyüklerimize saygı duymak gerektiğini düşünüyorum. Kendisiyle arkadaşız, damadını tanıyorum, Dubai’de görüştük kendisiyle. 

İSLAMİ POP TERMİNOLOJİSİNİ SEVMİYORUM 

Sami Yusuf “Sizden Batı medyasında olduğu gibi Türkiye medyasında da “Müslümanların pop starı”  gibi yakıştırmalarla söz ediliyor. Bu yakıştırmaların sizdeki karşılığı nedir?” sorusu üzerine şu yanıtı verdi: 

İlk önce, bence sanatçılara bir alan tanımalıyız. Çünkü bence bu yakıştırmayı ilk kez yazan Time’daki kişiyi hatırlarsak, ön sayfada değildi, öne çıkan bir makale şeklindeydi. Benim o zamanki müziğimin etkisindeydi makalenin yazarı. Çok şaşırmıştı. Daha öncesinde böyle bir etki görmemişti. Pop starlar, Esselatu Vesselam diyerek çıkmıyorlar ortaya. Bu yaptığımız eser çok duygusaldı, insanları çok etkilemişti. Yazar bunu görünce şaşırdı, gerçekten çok şaşırdı. Bunu görünce bir İslam pop starı olarak düşündü belki de 10 yıl önce. Ancak bu yazının içeriğine bakacak olursak, yazar güzel şeylerin yapıldığının farkındaydı bizi takip ediyordu. 10 yıl sonrasında benim yaptıklarımın birçok sanatçıyı ruhsal manevi oluşturmaya yöneltmiş olmasından memnunum. İslami pop terminolojisini sevmiyorum. Bu bence mantıksız bir söylem. Bu Yahudi popu demek gibi. Mantıklı değil çünkü İslam’ın kendi müziği var. Sufi, Mevlevi müziği var. Kendi gelenekleri var. Bir dünya görüşü var İslam’ın. O yüzden her şeyin üzerine etiket çekip böyle söylemek doğru değil. Bu bence bir pazarlama çalışması. Benim müziğimin bir ismi var adı da spiritik. Yani manevi müzik. Benim için çok önemli bir kategori. 

YAŞADIĞIMIZ DÜNYADA MANEVİ UNSURLARI MAALESEF KAYBEDİYORUZ 

El Muallim’den bu ana gelene kadar ki sesim, işaretlerim, şarkılarım hep bu ruh hali içerisinde oldu. Çünkü yaşadığımız bu dünyada manevi ruhsal şeyleri kaybediyoruz maalesef bu böyle. Be sebeple benim gibi sanatçılar burada küçük bir rol oynayabiliriz. Maneviyatı, ruhsal dünyayı yeniden dünyaya getirebiliriz.  Birbirimizi daha iyi tanıyabiliriz. Böyle bir şey yapmak benim için büyük memnuniyet. 

HİÇ KİMLİK ÇATIŞMASI YAŞAMADIM

Konserlerimde dans ediyorlarsa o benim sorunum değil aslında. Ben onlara dans etmelerini söylemedim. Ben onlara illa bunu yapın demiyorum. Benim konserim illa manevi ve ruhsal değil. Ruhsal ve manevi öğeler var içerisinde ancak gerçeklik anlamında bakarsak bu konuya insanlar müziği seviyorlar ve müzik duyunca tepki veriyorlar, harekete geçiyorlar. Ben bu müziği herkes için yapıyorum, sadece Müslümanlar için değil herkes için yapıyorum. Bizi dinleyen çok büyük bir kitle var. Farklı insanlar var. Ben manevi müziği dünyaya getirmek istiyorum. İngiliz vatandaşlıyım Azeri bir kökenim var ve yaşadığım bu çağda ben buradaki değerleri bir araya getirebileceğimden, insanları bir araya getirebileceğimden memnuniyet duyuyorum. Herkese saygı duyuyorum. Ancak daha çok kendi felsefemi takip etmek istiyorum. 

BEN İNGİLTERE DEVLETİ VATANDAŞIYIM AMA İNGİLİZ DEĞİLİM 

Aslında hiç kimlik çatışması yaşamadım. Ben geleneklere inanıyorum, geleneksel müziği seviyorum. Burada belki de mutsuz olduğum bir şey hayatıma bakacak olursam, ben Azeri dilini pek bilmiyorum. Arapça biraz konuşabiliyorum ancak Türkçe tam konuşamıyorum. Bundan biraz pişmanım. Felsefi açıdan bakacak olursak, İngiltere çok güzel bir ülke, seviyorum, İngiltere’de büyüdüm caddelerini, mahallelerini biliyorum, araları dolaşmayı seviyorum. Oralarda hikayelerim var bir sürü hikayem var ancak ben İngiliz değilim ve olmak da istemiyorum. Ben İngiltere Devleti vatandaşıyım. Ben kendi kökenlerine sahip bir insanım. Buradaki sıkıntılardan birisi genç insanlar bence onlar geçmişleriyle kökleriyle ilgili bağlantılarını kaybetmiş durumdalar. Mesela gençler iyi gördükleri şeylere yöneliyorlar, televizyonu kopyalıyorlar. 

ALBÜMLERİM  TÜRKİYE’DE İLAHİ MÜZİK RAFLARINDA YER ALIYOR. 

ALBÜMLERİMİ İLAHİ RAFINA DAHA ÇOK PARA KAZANMAK İÇİN KOYUYORLAR

Benim şarkılarımı farklı raflara koyuyorlar. Hem ilahiler kısmına, hem manevi ve dünya müziği kısmına koyuyorlar. Aslında ilahi kısmına koymalarının sebebi daha çok para kazanmak. Hangi kısımda daha çok para geliyorsa o kısma koyuyorlar. İnsanlar bunu istedikleri gibi adlandırabilirler. Bu biraz politik aslında. Ben politika ile ilgilenmiyorum, ben sanatla müzikle ilgileniyorum. Benim için önemli olan bu. Müzik yapmak istiyorum, doğru dürüst müzik yapmak istiyorum. Ve gelenekleri desteklemek istiyorum. Gelenekler artık değer görmüyor. 

DİN TİCARETE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA. ÖRNEĞİN HELAL SU, İŞ SAÇMA BİR HALE GELDİ

(…) Din şu anda bugün bazı boyutları ile bir işe,ticarete dönüşmüş durumda. Mesela İslami finans, İslami işletmeler var. Örneğin Malezya’daki helal suyu duymuşsunuzdur! Helal ürünler var öne sürülen, biliyorsunuz. İş maalesef işte böyle saçma bir hale geliyor. Bu tip nedenlerle benim albümlerim de bazı yerlerde, farklı kategorilerde pazarlanıyor. 

LADY GAGA İLE AYNI SAHNEDE OLMAK İSTEMİYORUM

Ayrıca Batı ekolünde bir ana akım sanatçı gibi de görünmek istemiyorum. Kendi müziğimi sürdürmek istiyorum, bildiğim gibi. Ana akım başarıya ulaştım ancak ana akım bir şarkıcı değilim. Mesela Lady Gaga ile aynı sahnede olmak istemiyorum.

EN ETKİLİ MÜSLÜMAN LİSTEMDE BİR NUMARALI İSİM KUŞKUSUZ HZ. MUHAMMED 

Benim için en etkili Müslüman listemde ilk beş sırada; şüphesiz bir numara HZ. Muhammet. Sonrasında kategoriler dersem Sahabeleri koyardım, sonra evliyaları koyardım. Sonra velileri koyardım Yunus Emrelerden Mevlanalardan bahsederdim. Sonrasındaysa, akıllı, bilge insanları o listeye hediye derdim. İslami dünya pek çok dahiler dünyaya hediye etti. Türkiye’de de var bunlardan. Tarihiniz var ve maalesef tüm geçmişiniz bilmiyorum. Ancak Mevlevi geleneğinin sahibi Mevlana bunlardan birisi. Yunus Emre akla gelen kişilerden birisi. Mevlana’nın fars dünyasında büyüdüğünü biliyoruz ancak onun Türkiye sevgisi çok büyüktü. 

FETHULLAH GÜLEN'İN KİTAPLARINI OKUDUM VE ETKİLENDİM

Yunus Emre’den Mevlana’dan ve Sayın Fethullah Gülen’den nasıl bahsedersiniz diye bir soru soruldu bana. Üç kişi yan yana getirilmiş durumdaydı. Şu an Türkiye’de hayatta olan ve oldukça önemli olan kişiler var ve bu insanların çok önemli çalışmalara imza attıklarını söyleyebilirim. Fethullah Gülen şüphesiz onlardan birisi. Onun kitaplarını okudum. Kitaplarından etkilendim. Onun eğitim çalışmaları ve nesillere yaptığı çalışmaları biliyorum. Şu anda onun Mevlevi eğilimi oluğunu da düşünüyorum bir yandan. Burada Türkiye’de bir sürü çok iyi harika insan var. Hükümet içerisinde de bunda söz etmek mümkün. Ben bir politikacı değilim. Politikacıları bireysel olarak tanımıyorum. Politik doğası olan şeylerden kaçıyorum. Sanatı, müziği seviyorum.”

“SUUDİ ARABİSTAN’DA BİLE İNSANLAR KONSERİMDE ŞARKI SÖYLÜYOR”

“Zaman zaman bazı ülkelerde, genç kızların ve kadınların konserlerinizde gönüllerinde şarkı söylemesi, dans etmesi tartışma konusu oluyor. Örneğin Türkiye’deki ilk konserinizden sonra benzer eleştiriler olmuştu. Bu tip eleştirilerin sizdeki karşılığı nedir?” sorusu üzerine şu yanıtı verdi: 

Sudi Arabistan’da vize alarak orada şarkı söyleyen, bildiğim kadarıyla tek sanatçıyım. Oraya destek için gitmiştim, oradaki sıkıntıları gördüğümde üzüldüm. Ancak genel anlamda baktığımda, insanlar her yerde sahiden, konserlerimde gönüllerinden geçtiği gibi şarkı söylüyorlar. Sudi Arabistan’da bile bu böyle oluyor. 

YORUM EKLE