Türk Milliyetçileri İstişare Toplantılarının Sonuç Metni Yayımlandı

Türk milliyetçiliğinin ömrü bir asrı aşan örgütlü mücadelesi, nihayet meyvelerini verdi. Bugün Türk toplumunun büyük çoğunluğu kendisini milliyetçi diye tanımlıyor.

Türk Milliyetçileri İstişare Toplantılarının Sonuç Metni Yayımlandı

Türk milliyetçiliğinin güncel meselesi, bu meyvenin hasadını başkalarının yapmasıdır. Toplum milliyetçiliğe meyletse de, örgütlü milliyetçiliğin birlikteliği tahrip edildiğinden, milliyetçi söylemler kirli siyasi hesaplara alet oluyor. Bu kirlilik özellikle entelektüel çevrelerde işlenen “çirkin milliyetçi” algısının yerleşmesini de kolaylaştırıyor.

Tekerleğin icadı ile uçağın icadı arasında birkaç bin yıl geçti. İlk uçaktan ilk uzay mekiğine uzanan serüvense, birkaç on yıldan ibaret. Değişim durmadığı gibi, ivmesini de arttırıyor. Değişen dünya, fikirleri de, insanı da kendine uyum sağlamaya mecbur kılıyor. Dün çare olarak sunulan, bugün belki hastalıktır. Dünün en sıra dışı hayali, bugün sıradandır. Bütün fikirler bunu görmek zorundadır. Türk milliyetçiliği bundan bağımsız değil. Türk milliyetçiliğinin sürekli meselesi, değişen dünyaya uygun bir yenilenmeyi, kendi imkân, irade ve kaynağından sağlamaktır. Temel değerler, temel ülkü değişmeyecek, fakat uygulamamızı her an yenileyeceğiz.

Türk milliyetçiliğini toplumun çoğunluğu olumlu algılasa da, aşılması gereken iki sorun, karşımızda Türk milliyetçiliğinin pratik meselesi olarak duruyor. İlki, milliyetçilikler meselesidir. Birbiriyle zıt, hatta çatışan birçok fikir, Türk milliyetçiliğinin şartı, rüknü yahut gereği diye sunuluyor. Herkes kendisine milliyetçi derken, bu milliyetçiliğin ne idüğüne dair uzlaşılmış bir cevap yok. İkincisiyse, popülerliğine rağmen, Türkçülüğün siyasette belirleyicilik kazanamamasıdır. Türk milliyetçilerini kullanan siyaset oldukça yaygın, ancak milliyetçiliğin taleplerini gerçekleştiren siyaset yok.

Bizler bu sorunlarla nasıl baş edileceğine dair kafa yormak için yola çıktık. Bu safhada, eğer bir yol bulunacaksa, bunun ancak akılcı, bilimsel bir anlayışın, şehirli ve ahlaklı bir davranış modelinin hâkim olduğu bir merkezden çıkacağını düşünüyoruz. Hürriyeti de istiklal kadar önemsiyoruz. Türk milliyetçiliğinden, falancanın filancaya üstünlüğünü anlamıyoruz., Türk milliyetçiliğinden, her hususta, her alanda, bilimin ve ahlakın hakemliğine başvurarak, millet için en faydalı olanı tercih etmeyi anlıyoruz.

Şüphesiz ölçekler daralıp genişledikçe birçok sorun ve engel tespit edilebilir. Ancak asıl mesele, bütün sorunlara bir anda reçete sunmak değil, karşılaşılan her engelde, tespit edilen her sorunda doğru ve verimli çözümler sunabilen bir zihin yapısını, çalışma şeklini hâkim kılmaktır.

Üstelik, yeni nesiller çok daha yüksek nitelikleri haiz, iyi eğitimli ve beceriklidir. Türkiye’nin yeni kuşağı, ilk defa doğuştan şehirli davranış kodları gösteren, Atatürk’ün hayalini kurduğu, medenî bir Türk kuşağıdır. Bu kuşağın doğru, etkili ve kalıcı bir Türk milliyetçiliği ile tanışması, Türk istikbalinin kurtuluşu için hayatidir.

Bu amaçla bir yola çıktığımızı ilan ediyoruz. Yepyeni bir dille, yepyeni bir Türk milliyetçisi tipini, en eski Türk geleneğinin verasetinden beslenerek tesis edeceğiz. Bu yolda bizimle yürümek isteyenleri kardeş görecek, eleştirenleri can kulağıyla dinleyeceğiz. Nerede Türk varsa ona bakacak, onun gözünden göreceğiz. Bütün Türk Dünyası’nın hem istiklali, hem hürriyeti için vazife gördüğümüz her ne varsa, yerine getirmekten kaçınmayacağız. Nihayet, Türk milliyetçiliğinin Türkiye’de, Türk Elleri’nde ve dünyada belirleyiciliğini arttıracağız.

Düzenlediğimiz bir dizi toplantının sonucunda ortaya çıkan manzara budur. Atılması gereken ilk adım, Türk milliyetçilerini birbirleriyle tanıştırmaktır. Benzer kaygıları paylaşan Türk milliyetçilerinin sayısı bir eşiği aştığında, şemsiye bir örgüt kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Bir dizi tüzel kişilik ve Türk milliyetçilerinin fiziken bir araya geleceği toplanma yerlerinin tesisi için bize katılın.

Bu vesileyle sizleri, yer ve zamanını çok yakında duyuracağımız büyük toplantımıza davet ediyoruz.

Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar,
Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten!

Çağrı Heyeti

YORUM EKLE