Zafer Partisi'nden Türk Telekom'un Varlık Fonu'na satılmasına çok sert tepki

Zafer Partisi'nden Türk Telekom'un Varlık Fonu'na satılmasına çok sert tepki geldi.

Zafer Partisi'nden Türk Telekom'un Varlık Fonu'na satılmasına çok sert tepki

Zafer Partisi Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Aslan Yaman basın açıklaması yaptı.

Yaman'ın açıklaması şu şekilde:

Geçtiğimiz hafta içinde Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin (TTAŞ) bankalar adına % 55 hissesine sahip olan LYY Telekomünikasyon A.Ş. hisselerinin Varlık Fonu tarafından satın alınacağı haberleri çıkmıştır. Bu haber yumuşak bir dille yalanlanmış olmakla birlikte TTAŞ ile ilgili bu zamana kadar geçirilen süreçler göz önüne alındığında kısa bir süre sonra bu işlemin tamamlanarak hisselerin Varlık Fonuna devredileceğini söylemek yanlış olmaz. Tam bir yolsuzluklar ve rezaletler zinciri olan TTAŞ özelleştirmesinin geçmişine bakıldığında Varlık Fonu’na devir işleminin neden tamamlanacağı anlaşılabilir.

Şöyle ki,

Günümüzden 167 yıl önce Kırım Harbi Sırasında Kurulan Telgraf Hatlarının işletilmesi ile başlayan milli iletişim serüveni 140 yılı aşan gelişmelerden sonra ulaştığı 90’lı yılların ilk yarısında Telekom sektörüne yatırım yapmaya hevesli yabancı yatırımcıların ilgisi nedeniyle 1993 yılında özelleştirme programına alınmıştır. O tarihten itibaren yasal düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesi kararları arasında gidip gelen özelleştirme süreci, çeşitli denemelerine satış ilanları yayınlanmasına rağmen tamamlanamadan 2000 yılına gelinmiştir.

Konu, parça parça kamuoyunun önüne gelse de Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk, usulsüzlük ve akıl dışı işlemleri olarak nitelendirebileceğimiz bu özelleştirme işleminin tam olarak anlaşılabilmesi ve atılan adımların neye hizmet ettiğinin Türk Milleti tarafından tam olarak bilinir kılınması için detayı ile ele alınmalıdır. Çünkü hisse devrinden önce yapılan işlemler, hisse devrinden sonra uygulanacak yolsuzlukların taşlarını döşeyen adımlar olarak aşağıda açıklandığı üzere 100 milyar Dolarlık kamu zararına yol açarak bu günlere gelmiştir.

Hisse Devirlerinin Tamamlanmasından Önce yapılan İşlemlere kısaca bir göz atarsak; 2000 yılında koalisyon hükümetinin Ulaştırma Bakanlığı Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçelerini dikkate alarak hazırladığı bir yasa teklifi ile TTAŞ’ın ancak imtiyaz devri suretiyle özelleştirilebileceği ve verilecek işletme imtiyazının en fazla 25 yıl olabileceğini teklif etmiş ve bu teklif Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek yasalaşmıştır. 2001 yılında TTAŞ ile Ulaştırma Bakanlığı arasında imzalanan Lisans Sözleşmesi ile 2026 yılına kadar sabit hatlı iletişim ve sabit hatlar üzerinden internet hizmeti sağlama yetkisi ve veri saklama hizmeti gibi diğer bazı hizmetlerin yerine getirilmesi için TTAŞ yetkili kılınmıştır. Bakanlık ile TTAŞ arasında imzalanan İmtiyaz Sözleşmesine göre TTAŞ’ın bilançosunda yer alan her türlü varlık, gayrı menkul, şirketin sahip olduğu tüm altyapı, kablolar, stoklar döşeme, demirbaş taşıtlar, markalar, patentler gibi maddi ve gayrı maddi tüm envanter devlete ait olacak ve 25 yılın sonunda eksiksiz olarak devlete teslim edilecektir.

2002 seçimlerinden sonra yeni hükümet tarafından ele alınan TTAŞ’ın özelleştirilmesi için 2003 yılında Bakanlar Kurulu’nun TTAŞ hisselerinin % 51’inin blok % 5’inin halka arz edilerek satılmasına karar verilerek tüm işlemlerin 1 yıl içinde tamamlanmasına hükmedilmiştir. Özelleştirme İdaresi tarafından çalışmaların tamamlandığı ve ihale ilanlarının yayınlanması aşamasına gelindiği bir zamanda Bakanlar Kurulu tarafından 2004 yılında alınan bir başka kararla satış şartları tamamen değiştirilerek satılacak hisse oranı % 55’e yükseltilmiş, kamuda kalacak altın hissenin sahip olduğu veto haklarının en önemlisi olan TTAŞ’ın özelleştirildikten sonra TTAŞ’ın yurt dışında şirket satın alma veya kurma yoluyla iştirak edinmesini veto etme yetkisi yok edilmiştir. Ayrıca, aynı Kararla, o tarihe kadar özelleştirme idaresi tarafından hiç uygulanmamış olan teklif sahiplerinin, hukuki, mali ve operasyonel yeterlilikleri göz önüne alınarak kısa liste oluşturulacağı ve kısa liste dışındaki şirketlerle görüşülmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Bu şartların varlığında 2005 yılında açılan ihale sonucunda Oger Telekom Ltd Şirket hisselerinin % 55’i için 6.550 milyar Dolar bedelle ihaleyi kazanmış ve 24 Ağustos 2005 tarihinde alıcı ile sözleşme imzalanarak TTAŞ’ın hisseleri alıcıya devredilmiştir. Ancak konu hakkında çalışma yapılması için Özelleştirme İdaresinden bilgi ve belge talepleri, 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu’nun 2. Maddesindeki açıklık şeffaflık emrine rağmen İdare tarafından karşılanmamış, Meclisteki soru önergeleri ya cevap verilmeyerek ya da kadük edilerek yok edilmiştir. Bu nedenle yapılan işlemlerin izaha muhtaç yönleri kamuoyu önüne tekrar getirilmeli ve yapılan işlemler tüm açıklığı Türk Milletinin önüne konulmalıdır. Bunlarla sınırlı olmamak üzere öncelikle aşağıdaki soruların cevapları komu oyunun bilgisine sunulmalıdır.

TTAŞ’ın % 51 hissesi yerine % 55 hissesinin satılmasına neden ihtiyaç duyulmuştur, bu kararın alınmasını kimler tavsiye etmiş ve bu konuda Özelleştirme İdaresi ne tür bir gerekçe ile Bakanlar Kuruluna teklifte bulunmuştur?

İhaleyi kazanan Öger ve diğer teklif sahiplerinin hukuki, mali, İdari ve operasyon yeterliliklerinin anlaşılabilmesi ile ilgili ne tür bir çalışma yapılmıştır?

İhaleyi kazandığı ilan edilen Şirket’in var olmayan bir şirket olduğu, Oger’in Hisse Devir Sözleşmesinin imzalanmasından sonra kurulduğu ve o zamana kadar herhangi bir iletişim şirketinde herhangi bir oranda hisse sahibi olmadığı bilinmemekte midir? Bakanlar Kurulu Kararıyla hüküm altına alınan satış şartlarına uyulması zorunlu değilse, Bakanlar Kurulu kararı bazı yatırımcıların ihaleye girmesini engellemek için mi alınmıştır?

Özelleştirme İdaresi sözleşme tarihinde var olmayan bir şirket ile sözleşme imzalamayı nasıl göze alabilmiştir. Bu konuda siyasal bir emir mi verilmiştir?

Alınan kararların devlet ciddiyeti ve kamu yararı ile bağı nasıl kurulmuştur?

Devir Sözleşmesinin imzalanması aşamasında, Danıştay Kanunu gereğince İmtiyaz Sözleşmeleri hakkında Kanun gereğince Danıştay’dan görüş alınması zorunlu olduğundan kuruma gönderilen Taslak İmtiyaz Sözleşmesinde yer alan iki hususun çıkarılmasını şart koşmuş, buna rağmen Özelleştirme İdaresi ve Alıcı tarafından imzalandıktan sonra tekrar Danıştay’a gönderilen taslağa “imtiyaz sözleşmesinde sürenin bitiminde bütün mülkiyetin tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde kamuya devredileceğine ilişkin açık hüküm konulması ve taslakta yer alan uzlaşmazlıkların uluslararası tahkimde çözüleceği maddesinin çıkarılması” na ilişkin Danıştay görüşünde ısrar etmiştir. Buna rağmen alıcı İmtiyaz Sözleşmesine şerh düşmüş Hükümet bu duruma göz yummuştur. Anlaşılmaktadır ki bir oldu bitti ile sözleşme imzalanacak ve devirden sonra Oger istediği mülkü satacak ve şirketi istediği gibi soyacaktır. Konu medya tarafından işlenmeye başlanınca satışın iptal edilmesi zorunluluğu doğmuş, bunun üzerine alıcı koyduğu şerhi bir yazı ile geri çektiğini beyan edince işlem tamamlanmıştır. Bu şerhin neden düşüldüğü aşağıda açıklandığı üzere kısa süre içinde anlaşılmıştır.

Hisse devrinin tamamlanmasından sonra yapılan yolsuzlukların aşağıdaki başlıklar halinde ele alınması konuyu daha kolay anlaşılır kılacaktır.

Hisse Devirlerinin Tamamlanmasından Sonra Yapılan Yolsuzluklar

Türk Telekom’un işletme maliyetinin % 90’ını amortismanlar ve Personel giderleri oluşturmaktadır. Öger Telekom hisseleri devralır almaz 2005 yılı sonunda yasalara aykırı olarak yeniden değerlemeye tabi tutarak devraldığı aktiflerin bilançodaki değerlerini fiktif olarak iki katına çıkarmış ve bu yeni değer üzerinden amortisman ayırarak ödemesi gereken vergileri yarıya indirmiş, Vergi Kanunlarına çok açık bir şekilde aykırı olan bu işlemleri Maliye Bakanlığı yalnızca seyretmekle yetinmiştir.

Öger Telekomun hiçbir hakkı olmamasına ve hisse devirleri tamamlandıktan sonra Danıştay kararına koyduğu şerhi kaldırdığını beyan etmesine rağmen, devlete ait olması gereken eğitim kampları, binalar, depolar, araziler ve stoklar gibi TTAŞ’ın devir bilançosunda yer alan varlıklar satılarak 2,5 milyar Dolar gelir elde edilmiş ve bu para temettü olarak dağıtılıp Öger’in hissesine düşen 1,5 milyar Dolarlık kar payı gecikmeksizin yurt dışına transfer edilmiştir.

TTAŞ’ın faaliyette bulunduğu 160 yıl boyunca döşenen bakır kabloları fiber optik kablo döşeme gerekçesi ile (kaldı ki devredilen tüm varlıklar ve yeni yatırımlar nedeniyle oluşacak yeni varlıklar, kablolar dahil her şey devlete ait olması gerekirken) milyon tona yakın kablo satılmış ve elde edilen 8,8 milyar Dolar şirket hesaplarına hiç girmeden yurt dışında Öger tarafından tahsil edilerek çalınmıştır. Şirket bilançosunda bu hurda ve bakır kırpıkları olarak gösterilip 400 milyon olarak yer almıştır. Dolar Bu işlemlerin yapılması sırasında devletin TTAŞ’da bulunan temsilcileri bu işlemlere tamamen seyirci kalmıştır.

Özelleştirme işlemleri sonrasında Öger tarafından 5 yıl boyunca işten çıkarılan çalışanların kıdem tazminatlarının toplam tutarı olan 1,2 milyar Dolar devlete ödetilmiş, belediyelerin herkesten tahsil ettiği ilan, reklam ve levha vergilerine istisna getirilerek TTAŞ’a 780 milyon Dolarlık Vergi muafiyeti sağlanmıştır.

Kurumlar Vergisi Oranının % 25 olduğu ve Kurumlar Vergisinin % 95’ini en başında TTAŞ’ın bulunduğu 10 büyük kamu şirketi öderken, birden bire vergi oranları % 20’ye düşürülmüş ve Öger’in işletme süresi olan 13 yıl içinde toplam 2,1 milyar Dolar daha az vergi ödemesi sağlanmıştır.

TTAŞ’ın devir öncesi bilançosunda çok küçük miktarlar oluşturan faiz giderleri, satış pazarlama giderleri ve genel yönetim giderleri TTAŞ’ın özelleştirilmesinden sonraki 13 yılda 33 milyar Dolara çıkarılarak şirketten çalınmıştır. Çok açıktır ki bu işlemlere bankacılık terminolojisinde back to back işlemler olarak isimlendirilen işlemlerdir. Yine bu giderlere şirketin yönetim kurulunda devleti temsil eden Yönetim Kurulu Üyeleri ses çıkarmamıştır.

Bakanlar Kurulu Kararıyla imtiyazlı hissenin sahip olduğu yetkilerin daraltılarak yurt dışında şirket satın almak veya iştirak oluşturmak konusundaki veto hakkı kaldırılmış bu durumda TTAŞ yurtdışında ne olduğu belli olmayan 50’den fazla şirketi ya satın alarak yada yeni şirket kurarak milyarlarca Dolar sermayeyi yurt dışına transfer etmiştir. TTAŞ’ın hisseleri Bankalar tarafından devralınınca yurtdışındaki bu şirketlerin bir görevi, herhangi bir varlığı ve işi olmadığı görülerek birçoğu kapatılmış veya tasfiye edilmiş, tasfiye bakiyelerinden tek kuruş para elde edilememiştir.

TTAŞ’ın devredilmesinden sonra özvarlıkları 7 milyar Dolardan 1,3 milyar Dolara indirilmiş, TTAŞ’ın kârı değişik yollardan yurtdışına aktarıldığı için devletin vergi gelirleri düşürülmüştür. Devletin toplam vergi kaybı 2,4 milyar Dolar, Kâr payı kaybı 15,7 milyar Dolara ulaşmıştır.

Vergi Kanunlarında Öger’e özel (!) bir düzenleme yapılarak dağıtılan temettülerden kesilen stopajların önlenmesi için dağıtılan temettüleri tahsil eden bir başka Anonim Şirket olunca kesilen stopaj oranı sıfıra indirilmiş, böylece TTAŞ ‘ın dağıttığı temettüyü tahsil etmek üzere OTAŞ adı ile bir şirket kurularak ödenen temettülerden tek kuruş vergi vermemesi sağlanmıştır. OTAŞ TTAŞ’tan net olarak 6.594.258.262 Dolar temettü tahsil ederek yurt dışına transfer etmiştir.

6,55 Milyar Dolar olan Hisse fiyatının ilk iki taksiti TTAŞ’dan tahsil edilen kâr paylarıyla ödenmiş, geriye kalan 4.7 milyar Dolar Türk Bankalarından borç alınarak Özelleştirme İdaresine yatırılmış TTAŞ hisseleri üzerindeki rehin kaldırıldıktan sonra Öger sahip olduğu hisseleri başkalarına satmak için teşebbüste bulunmuştur. Ancak imtiyaz süresinin 10 yıldan daha az kalması, şirketin aşırı borçlandırılmış olması ve mobil telefon işletmesi hakkındaki sorunlu hali nedeniyle herhangi bir yatırımcı bulamayınca Bankalara olan kredi borcunu ödememiştir. Bankalarla 3 kez borç erteleme anlaşması yapan Öger, TTAŞ’tan kâr payı tahsil etmeyi sürdürmesine rağmen borçlarını ödememiş ve 2018 yılında hisselerini borçlarına karşılık bankalara devrederek kaçmıştır.

Bankalar çok dikkat çekici bir şekilde alacaklarını tahsil etmek için kanuni takip başlatmamış, suç duyurusunda bulunmamış, hiçbir dava açmamış, hatta şüpheli hale gelmiş bu alacaklar için Bankalar Kanununun açık hükümlerine rağmen karşılık ayırmalarına izin verilmemiştir. TTAŞ hisseleri bankalara devredildikten sonra Bankalar % 55 le en büyük hisseye sahip olmasına rağmen TTAŞ’ın yönetim kurulunda temsilci bulundurmalarına izin verilmemiştir.

Bilançolarında TTAŞ’ın 15 yıl boyunca düzenli olarak her yıl 2 milyar Dolar yatırım yaptığı görülürken dünyada ilk kez aktifi büyürken özvarlığı küçülen bir şirket ortaya çıkmıştır. Bu yatırımların hiç birinin şirket karlılığına bir etkisi olmadığı dikkate alınırsa 30 milyar Dolarlık yatırımın fiktif yatırım olduğunu öne sürmek hiç de gerçek dışı olmayacaktır.

Yukarıda her biri tek tek açıklanan ve tümü TTAŞ’ın bağımsız denetim raporlarından alınan bilgi ve verilerden elde edilen rakamlara göre, bu özelleştirme işleminin yarattığı kamu zararı 100 milyar Dolardan fazla iken, ülkemizden çaldığı paralarla Güney Afrikalı genç sevgilisine 80 milyon Dolara malikane alan Hariri, Ülkemize davet edilerek Cumhurbaşkanı tarafından en üst protokolle Sarayda ağırlanmıştır. TTAŞ’ın özelleştirilmesinde öngörülemeyen pek çok noktanın bilerek ve isteyerek açıkta bırakıldığı aleni şekilde ortada durmaktadır. TTAŞ özelleştirmesi ile ilgili verilen hiçbir önerge TBMM’de görüşülememiş, hukuki veya idari hiçbir işlem yapılmamıştır. Bankaların alacaklarını tahsil etmek üzere harekete geçmelerine izin verilmemiş, bu işlemleri yapanlar hakkında idari veya adli soruşturma açılmamıştır. Savcıların ne basında yer alan haberlerden hareketle kendiliğinden, veya suç duyurusunda bulunanların şikayetleri üzerine hiçbir soruşturma açmasına izin verilmemiş ve bu konudaki bilgi ve belge taleplerinin hiçbiri karşılanmamıştır.

TTAŞ’ın değerinin Borsa fiyatlarına göre 1.2 milyar Dolara düştüğü, bankaların 2018 yılından beri aldıkları kar paylarıyla verdikleri krediyi nerede ise geri aldıkları, Lisans süresinin bitmesine sadece 5 yıl kaldığı ve TTAŞ’ın fiilen Saray tarafından yönetildiği şartlarda, Bankalara ödenecek hisse satın alma bedeli neyin karşılığı olarak ödenecektir? Yoksa bu adım baştan beri planlanan bir soygun operasyonunun açıkça oynanacak son perdesini mi oluşturacaktır?

Hükümet 2006 yılında, yılın özelleştirmesi seçtirerek yurtdışında yayınlanan finans dergilerinin kapaklarına taşıttığı TTAŞ özelleştirmesini, şimdi aynı dergilerde yüz yılın dolandırıcılığı olarak yeniden kapak yaptırabilecek midir?

Kamuoyuna saygılarımla arz ederim.

Güncelleme Tarihi: 05 Ekim 2021, 19:31
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet PAMUK
Mehmet PAMUK - 2 ay Önce

Sistemin içindeyim, Malesef baştan belli idi, türkcell başındada Kayyum var her taraf sorun.

akp bu
akp bu - 2 ay Önce

kazanırken özel sektöre kaybederken kamuya kitle nasıl olsa halk ödüyor.


Fatal error: Call to a member function set() on null in /home/habererk/domains/habererk.com/public_html/index.php on line 344