Bilim ve Teknoloji

Akkuyu NGS, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve diplomatik gücünü yeniden tanımlıyor

Uzman İsmail Cingöz, Akkuyu NGS'nin Türkiye'nin enerji güvenliğini, ekonomik dayanıklılığını ve diplomatik gücünü artıran stratejik bir hamle olduğunu belirterek, projenin küresel enerji trendlerini yakaladığını vurguladı.
DHA
DHA
2 dk Sesli Dinle 0
Akkuyu NGS, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve diplomatik gücünü yeniden tanımlıyor

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz, Mersin'de Rus Devlet Nükleer Şirketi Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin Türkiye'nin enerji güvenliğini, ekonomik dayanıklılığını, bölgesel kalkınmasını, büyük ölçekli yabancı yatırım kapasitesini ve uluslararası diplomatik gücünü aynı anda pekiştiren çok katmanlı bir stratejik altyapı hamlesi olduğunu belirtti. Cingöz, nükleer güç santraline sahip olmanın yalnızca elektrik üretmek anlamına gelmediğini; uluslararası sistemde ülkelere diplomatik ağırlık kazandıran stratejik bir kapasite yarattığını vurguladı.

KÜRESEL ENERJİ SİSTEMİNDE NÜKLEERİN YENİDEN YÜKSELİŞİ

Cingöz, nükleer enerjinin artık ideolojik bir tartışma alanı olmaktan çıktığını, enerji güvenliği-iklim-ekonomi üçgeninin merkezine yerleştiğini ifade etti. ABD, Fransa, Çin ve Güney Kore gibi büyük ekonomilerin nükleeri yeniden enerji politikalarının merkezine aldığını hatırlatarak, Akkuyu'nun Türkiye'nin bu küresel yönelimi doğru zamanda yakaladığını gösterdiğini söyledi. Nükleer enerjinin aynı anda enerji güvenliği sağlamak, fiyat istikrarını korumak ve karbon emisyonlarını azaltmak isteyen ülkeler için gerçekçi bir seçenek olduğunu dile getirdi.

KESİNTİSİZ BAZ YÜK VE YAPISAL İTHALAT İKAMESİ

Akkuyu NGS'nin en kritik katkılarından birinin kesintisiz baz yük üretimi olduğunun altını çizen Cingöz, nükleer santrallerin yüzde 85-90 kapasite faktörüyle çalışan, sistem maliyetlerini aşağı çeken altyapılar olduğunu belirtti. Akkuyu'nun tam kapasiteye ulaştığında Türkiye'nin elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 10'unu tek başına karşılayacağını ve bunun yılda 35-40 milyar kilovatsaat düzeyinde ithal doğal gaz ve kömür ikamesi anlamına geldiğini açıkladı. Bu durumun geçici bir tasarruf değil, Türkiye'nin enerji dış ticaret açığında kalıcı ve yapısal bir kırılma anlamına geldiğini vurguladı.

STRATEJİK YATIRIM VE DİPLOMATİK GÜÇ KAZANIMI

Cingöz, Akkuyu'nun yap-sahip ol-işlet modeliyle, kamu bütçesini zorlamadan finanse edilen ve Türkiye'ye tek kalemde gelen en büyük yabancı yatırımlardan biri olduğunu söyledi. Bu projenin yalnızca bir enerji projesi değil; Türkiye'nin uzun vadeli, büyük ölçekli altyapı yatırımlarını çekebilen bir ülke olduğunu gösteren güçlü bir uluslararası sinyal olduğunu ifade etti. Ayrıca, nükleer santral projelerine sahip ülkelerin uluslararası sistemde enerji üzerinden diplomatik ağırlık kazanan aktörler haline geldiğini, küresel müzakere masalarında daha güçlü olduğunu ekledi.

Bu Yazıyı Paylaş