DİSK'ten NATO Zirvesi'ne sert tepki: Ankara'daki yasaklar kabul edilemez!
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, NATO Zirvesi bahanesiyle Ankara'da getirilen yasak ve kısıtlamaların kabul edilemez olduğunu belirterek, emekçilerin haklarının ve demokratik özgürlüklerin korunması gerektiğini vurguladı.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi nedeniyle alınan yasak ve kısıtlamalara sert tepki gösterdi. Çerkezoğlu, bu durumun demokratik özgürlükler ve sendikal haklar açısından kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, "hiçbir şekilde kabul edilemez" ifadelerini kullandı.
NATO ZİRVESİ BAHANE EDİLDİ
İstanbul'da Taksim'den Dolmabahçe'ye yürüyen DİSK üyeleri adına açıklama yapan Çerkezoğlu, NATO'nun emperyalist bir savaş örgütü olduğunu belirterek, zirve hazırlıkları kapsamında yapılanların, iktidarın emekçi halklara bakışını gözler önüne serdiğini söyledi. Emekçilerin yaşamının abluka altına alındığını, kamusal alanın daraltıldığını ve temel demokratik hakların askıya alındığını dile getirdi. NATO zirvesini protesto etme ihtimaliyle birçok kişinin evinin basıldığını, gençlerin, akademisyenlerin ve hatta ekoloji gönüllülerinin tutuklandığını, gazetecilerin engellendiğini sözlerine ekledi.
ANKARA'DA ABULKA VE MAKSAJ OPERASYONU
Çerkezoğlu, Ankara'nın NATO zirvesi için adeta bir abluka ve makyaj operasyonuyla hazırlandığını, Ankaralıların kendi başkentlerinde önlemlerin esiri haline getirildiğini belirtti. Yabancı devlet başkanları için vitrin haline getirilen kentte, çözülemeyen sorunların görünmez kılınmaya çalışıldığını ifade etti. DİSK olarak NATO zirvesinde yeni savaş politikalarının konuşulacağını ancak kendilerinin barış istediğini vurgulayan Çerkezoğlu, dünyanın dört bir yanındaki savaşların, çatışmaların ve silahlanma yarışının bedelini emekçilerin ve halkların ödediğini söyledi. Bütçe vurgusu yapan Çerkezoğlu, artan savunma harcamalarının sosyal koruma sistemlerini tehdit ettiğini, savaşın ölüm, yıkım, göç, yoksulluk ve sömürü anlamına geldiğini belirtti. Daha fazla silahlanmaya değil, daha fazla barışa, işe, aşa, sosyal güvenliğe, okula ve hastaneye ihtiyaç duyduklarını haykırdı. Silahlanmaya ayrılan her kuruşun işçinin ücretinden, emeklinin aylığından çalındığını dile getirdi. Son olarak, Türkiye'de, bölgede ve dünyada savaş politikalarının değil, barışın, dayanışmanın ve ortak yaşamın egemen olmasını istediklerini ve bunun için mücadele ettiklerini sözlerine ekledi.

