Dünyada 200 Milyondan Fazla Kişiyi Etkiliyor
Şiddetli kaşıntı ve cilt kuruluğuyla ortaya çıkan atopik dermatit bulaşıcı değil. Hastalık doğru cilt bakımı ve ilaçlarla büyük ölçüde kontrol edilebiliyor.

Halk arasında “atopik egzama” olarak bilinen atopik dermatit, dönem dönem alevlenen kronik bir deri hastalığıdır. Bebeklikten yetişkinliğe kadar her yaşta görülebilen hastalığın en belirgin belirtisi, bazen gece uykusundan uyandıracak kadar şiddetli olabilen kaşıntıdır.
Belirtileri nelerdir?
Atopik dermatitte ciltte kuruluk, kızarıklık, hassasiyet, pullanma ve çatlama görülebilir. Kaşıma sonucunda kanama, sıvı sızması ve kabuklanma oluşabilir. Uzun süre kaşınan bölgelerde deri kalınlaşıp sertleşebilir.
Bebeklerde daha çok yüz ve saçlı deri; çocuklarda dirsek ve diz içleri; yetişkinlerde ise eller, boyun, yüz ve göz çevresi etkilenir.
Neden ortaya çıkıyor?
Hastalığın tek bir nedeni bulunmuyor. Genetik yatkınlık, cildin koruyucu bariyerinin zayıf olması, bağışıklık sisteminin aşırı tepkisi ve çevresel etkenler birlikte rol oynuyor.
Parfümlü sabun ve deterjanlar, sıcak duş, terleme, soğuk hava, yünlü kıyafetler, stres, uykusuzluk ve bazı alerjenler hastalığı alevlendirebiliyor. Atopik dermatit bulaşıcı olmadığı gibi her hastada gıda alerjisi bulunduğu anlamına da gelmiyor.
200 milyondan fazla kişide görülüyor
Araştırmalara göre atopik dermatit çocuk ve ergenlerin yaklaşık yüzde 11,1’ini, yetişkinlerin ise yüzde 6,3’ünü etkiliyor. Dünyada yaklaşık 103 milyon çocuk ile 101 milyon yetişkinin bu hastalıkla yaşadığı tahmin ediliyor.
Günlük hayatı zorlaştırabiliyor
Şiddetli kaşıntı gece uykusunu bozabiliyor; gün içinde yorgunluk, dikkat kaybı ve iş veya okul performansında düşüşe neden olabiliyor. Hastalık sosyal hayatı ve kıyafet seçimini etkilerken kaygı ve utanma duygularını da artırabiliyor.
Kaşımaya bağlı yaralar, bakteriyel ve viral deri enfeksiyonlarına zemin hazırlayabiliyor.
Tedavisi nasıl yapılıyor?
Atopik dermatitin tamamen ortadan kaldırılmasını sağlayan kesin bir tedavi bulunmuyor. Ancak düzenli cilt bakımı ve uygun ilaçlarla belirtiler kontrol altına alınabiliyor.
Ilık ve kısa duş, parfümsüz temizleyici kullanımı ve günde en az iki kez yoğun nemlendirici sürülmesi tedavinin temelini oluşturuyor. Alevlenme dönemlerinde doktor kontrolünde kortizonlu kremler, takrolimus veya pimekrolimus gibi ilaçlar kullanılabiliyor.
Kremlerle kontrol altına alınamayan orta ve ağır vakalarda fototerapi, biyolojik ilaçlar veya bağışıklık sistemini düzenleyen tedaviler değerlendirilebiliyor.
Kaşıntının uykuyu bozması, döküntünün hızla yayılması, sarı kabuk, irin, ateş veya ağrılı su kabarcıkları oluşması durumunda dermatoloji uzmanına başvurulması gerekiyor.

