Hollanda'da BinBin skandalı: Binlerce scooter ortada kaldı, belediyeler 614 bin euro zararda!
Hollanda'da BinBin firması, binlerce elektrikli scooter'ın ortada kalması ve belediyelerin 614 bin euro zarara uğramasıyla ilgili ciddi iddialarla karşı karşıya. Firma borçlardan kaçmakla suçlanırken, yetkililer sessizliğini koruyor.

Hollanda'da faaliyet gösteren Türk şirketi BinBin'e yönelik ortaya atılan ciddi iddialar, binlerce elektrikli scooter'ın akıbetini ve belediyelerin uğradığı devasa kamu zararını gündeme getirdi.
İflas eden Go Sharing üzerinden gelişen olaylar zincirinde, BinBin'in borçlardan kaçtığı öne sürülüyor.
Kuzey Hollanda'daki bir sanayi bölgesinde aylardır kaderine terk edilmiş halde bekleyen binlerce elektrikli scooter, bu skandalın somut kanıtları olarak duruyor. Hollanda Belediyeler Birliği'nin uğradığı zarar şimdiden 614 bin euroyu aşmış durumda ve bu rakamın artmaya devam etmesi bekleniyor.
BinBin yönetimi ise Hollanda yayın organlarının sorularına yanıt vermekten kaçınıyor.

GÖZLER BORÇLAR VE GİZEMLİ SATIŞTA
İflas yöneticisi Marc Udink'in açıklamalarına göre, Türkiye merkezli BinBin, Go Sharing'in sahibi olarak 1 Mayıs 2025'e kadar dosyada yer aldı. Ancak ardından şirket, "katvangerconstructie" olarak tabir edilen ve borç yükü altındaki bir şirketin sorumluluktan kaçmak amacıyla zayıf veya sembolik bir alıcıya devredilmesi anlamına gelen bir yöntemle Hollandalı Bezorgmaat B.V.'ye devredildi.
Bu durum, BinBin'in Hollanda'daki mali sorumluluklardan kaçtığına dair iddiaları güçlendiriyor. BinBin'in arkasındaki yapı, borsaya açılmış bir Türk şirketi olan Bin Ulaşım ve Akıllı Şehir Teknolojileri A.Ş. olarak biliniyor. Bu durum, konunun sadece küçük bir girişimin ötesinde, kurumsal bir itibar ve sorumluluk meselesi olduğunu gösteriyor.
KAMU ZARARI BÜYÜYOR, DENETİM SORUNU ORTADA
Bu olay, sadece bir şirketin iflasıyla sınırlı kalmayıp, Hollanda'daki yerel yönetimlerin paylaşım ekonomisi projelerine yaklaşımını da sorgulatıyor. Belediyeler, çevreci ve yenilikçi olarak görülen bu sistemlere başlangıçta yeşil ışık yakarken, şirketlerin olası batması durumunda ortaya çıkacak maliyetlerin nasıl karşılanacağına dair yeterli güvence mekanizmalarının kurulmadığı görülüyor. Bu eksiklik, kamu riskinin doğrudan yerel yönetimlerin üzerine kalmasına yol açmış durumda.
Elektrikli scooterlardaki lityum bataryaların oluşturduğu yangın riskine karşı araçların açık alana taşınması ve depolanması süreci de belediyeler için ek maliyetler yaratıyor. Henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmasa da, iflas yöneticisinin iddiaları ve belediyelerin uğradığı zarar, bu dosyanın uzun süre daha gündemde kalacağını gösteriyor.
