Gündem

İBB dosyasında ifade krizi: Bir sanık daha beyanlarını geri çekti

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında yargı sürecini etkileyecek kritik bir geri adım atıldı. Etkin pişmanlıktan yararlanan bir sanığın, cezaevi baskısı ve tahliye vaadiyle yönlendirildiğini öne sürerek ifadesini geri çekti.
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
2 dk Sesli Dinle 0
İBB dosyasında ifade krizi: Bir sanık daha beyanlarını geri çekti

Kamuoyunun yakından takip ettiği İBB davası, iddianamenin hazırlandığı ilk günden bu yana "etkin pişmanlık" beyanları ve tanık ifadeleri üzerinden şekilleniyordu. Sanıkların bir kısmının itirafçı olmayı kabul etmesi, soruşturmanın derinleşmesini sağlamış ancak savunma tarafı bu ifadelerin hukuki geçerliliğini sürekli tartışmaya açmıştı. Özellikle tutukluluk sürelerinin uzamasıyla birlikte gelen itirafçı beyanları, davanın temel taşlarından biri haline gelmişti. Ancak son duruşmalarda peş peşe gelen "ifade geri çekme" hamleleri, davanın gidişatını yeni bir boyuta taşıdı.

YARGI SÜRECİNDE YENİ DÜĞÜM: İFADELER GERİ ÇEKİLİYOR

İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında yargılama süreci devam ederken, mahkeme salonunda davanın seyrini kökten değiştirebilecek hukuki bir kırılma yaşandı. İtirafçı statüsündeki sanıkların savunma stratejilerini değiştirmesi, iddia makamının delil zincirinde sarsıntıya neden oldu.

BİR SANIK DAHA BEYANINDAN VAZGEÇTİ

Davanın son celsesinde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren tutuklu sanıklardan biri daha verdiği beyanı geri çekti. Duruşmada söz alan avukatlar tahliye taleplerini sürdürürken, iş insanı Vedat Yılmaz’ın avukatı Muhittin Arık, müvekkilinin beyanlarına dair çarpıcı iddialar ortaya attı.

“EN GEÇERLİ İFADE İLK VERİLEN”

Savunmasında usul tartışmalarına değinen Avukat Arık, müvekkilinin bugüne kadar toplam dört ayrı ifade verdiğini hatırlattı. Arık, hukuki olarak “Yalnızca emniyet ve savcılıkta verilen ilk ifadenin geçerli olduğunu” savunarak, cezaevi sürecinde verilen diğer ifadelerin psikolojik baskı altında oluşturulduğunu öne sürdü. Müvekkiline bazı meslektaşları tarafından “Bu şekilde ifade verirsen tahliye olursun” şeklinde telkinler yapıldığını iddia eden Arık, bu durumun sanık iradesini sakatladığını belirtti.

“BASKI ALTINDA İFADE VERİLDİ” İDDİASI

Savunma makamı, itirafçı beyanlarının özgür iradeyle verilmediğinin altını çizdi. Mahkeme huzurunda, müvekkilin sonraki ifadelerinin tamamen yönlendirme ve baskı sonucu alındığı ileri sürüldü. Avukat Arık, savcılık aşamasında da benzer bir yönlendirme mekanizmasının çalıştığını ve gerçeği yansıtmayan beyanların bu yolla dosyaya girdiğini iddia etti.

DİĞER İFADELER DE TARTIŞMA KONUSU

İddianamedeki diğer delillere de değinen Arık, aleyhte ifade veren tanıkların konumunu sorguladı. Müvekkili aleyhine beyanda bulunan kişilerin de etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen isimler olduğunu hatırlatarak, bu kişilerin kendi istikballeri için verdikleri beyanların güvenilir olmadığını savundu. Mahkemenin, bu itirazlar ışığında davanın temelini oluşturan tanık ifadelerini nasıl değerlendireceği merak konusu.

Bu Yazıyı Paylaş