İran'dan Hürmüz Boğazı kararı
İran Devrim Muhafızları Ordusu, stratejik Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine tamamen kapatıldığını duyurarak küresel enerji piyasalarında deprem etkisi oluşturdu.

İran ile Batı arasındaki tansiyon, Orta Doğu’nun en kritik su yolu olan Hürmüz Boğazı’nda fiili bir ablukaya dönüştü.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından yapılan resmi açıklamada, boğazın her türlü deniz trafiğine kapatıldığı ve yasağı ihlal etmeye çalışan gemilere "sert bir yanıt" verileceği ilan edildi.
Tahran yönetimi, özellikle "İsrail-ABD ittifakı" ile bağlantılı limanlara giden veya bu limanlardan gelen tüm gemilerin rotasının engelleneceğini vurguladı.
GEÇMEYE ÇALIŞAN GEMİLERE MÜDAHALE
İran’ın bu kararı sadece kağıt üzerinde bırakmayıp sahada uygulamaya başlaması oldu. Edinilen bilgilere göre, sabah saatlerinde boğazdan geçmeye çalışan üç farklı ülkeye ait konteyner gemisi, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin müdahalesi ve uyarıları sonucunda rotalarını değiştirerek geri dönmek zorunda kaldı. İranlı yetkililer, "ABD'nin 'boğaz açık' yönündeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını, bölgenin tamamen kendi kontrolleri altında olduğunu" sert bir dille ifade etti.

20 BİN DENİZCİ VE BİN 900 GEMİ AÇIK DENİZDE MAHSUR
Krizin insani ve lojistik boyutu ise korkutucu seviyelere ulaştı.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) verilerine göre, boğazın kapatılması nedeniyle yaklaşık bin 900 gemi ve bu gemilerde görevli 20 binden fazla denizci bölgede mahsur kaldı.
Erzak sıkıntısı ve güvenlik endişesi yaşayan denizcilerin büyük çoğunluğunun Hindistan ve Filipinler asıllı olduğu belirtilirken, bölgedeki GPS sinyallerinde yaşanan kesintiler seyrüsefer güvenliğini imkansız hale getiriyor.
KRİZİN PERDE ARKASI: SÜREÇ NASIL BU NOKTAYA GELDİ?
Hürmüz Boğazı’ndaki bu radikal karar, bir gecede alınmadı. Sürecin öncesinde, ABD ve İsrail’in İran’daki nükleer tesislere ve askeri noktalara düzenlediği hava operasyonları bulunuyor.
İran, bu saldırılara balistik füzeler ve İHA’larla karşılık vermiş; ardından bölgedeki gerilim topyekûn bir savaş riskine evrilmişti. Tahran, Hürmüz kartını her zaman "nihai silah" olarak masada tutuyordu.
Dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin, sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) ise beşte birinin bu ince koridordan geçmesi, İran’a küresel ekonomiyi kilitleme gücü veriyor.
EKONOMİK KIYAMET SENARYOLARI
İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, boğazın kapatılmasının ardından petrol fiyatlarının kısa sürede 200 dolara ulaşabileceği uyarısında bulundu.
"Bölgeden tek bir damla petrolün çıkmasına izin vermeyeceğiz" diyen Cebbari, sadece gemilerin değil, bölgedeki enerji boru hatlarının da hedef alınabileceğini ima etti. Bu durum, küresel piyasalarda stagflasyon korkusunu tetiklerken, nakliye ve sigorta maliyetlerinin de fırlamasına neden oldu.
GELECEKTE BİZİ NE BEKLİYOR?
Uluslararası toplum, İran’ın bu hamlesini "serbest ticaret ve seyrüsefer özgürlüğüne indirilmiş bir darbe" olarak nitelerken; Tahran yönetimi, egemenlik haklarını koruduklarını savunuyor. Uzmanlar, boğazın kapalı kaldığı her günün küresel tedarik zincirinde onarılmaz yaralar açacağını belirtiyor. Şimdi gözler, ABD ve müttefiklerinin bu ablukayı kırmak için askeri bir koridor açıp açmayacağına çevrilmiş durumda.

