İsrail Başbakanı Netanyahu’nun iktidarı sarsılıyor
Kendi siyasi bekasını korumak adına hem bölgeyi hem de kendi halkını ateşe atan Netanyahu, savaşın gölgesinde saklanmaya çalışırken ülkesini bütçe krizinden sokaktaki isyana kadar uzanan bir yönetim fiyaskosuna sürükledi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı operasyonun 13. gününde İsrail, hem dışarıdan gelen füze yağmuru hem de içeriden yükselen bütçe kriziyle sarsılıyor.
Güvenlik kaygılarıyla sığınaklara hapsolan halkın öfkesi sokaklara taşarken, Netanyahu hükümetinin 31 Mart’taki bütçe oylamasında devrilme riski en yüksek seviyeye ulaştı.
Orta Doğu’da fitili ateşlenen İran-İsrail savaşı 13. gününü geride bırakırken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu belki de siyasi kariyerinin en zorlu sınavını veriyor.
Dışarıda İran ve Hizbullah’ın koordineli füze saldırılarıyla boğuşan İsrail yönetimi, içeride ise halkın sabrının taşması ve yaklaşan bütçe krizi nedeniyle uçurumun eşiğine gelmiş durumda.

SAVAŞIN ARKA PLANI: TEHDİT ALGISINDAN VAROLUŞSAL KAYGIYA
Hatırlanacağı üzere, ABD’nin müzakere masasını devirip İsrail ile ortak operasyon düğmesine basması, bölgede dengeleri tamamen değiştirdi.
İran’da Mücteba Hamaney’in liderliği devralmasının ardından tırmanan gerilim, Netanyahu tarafından başlangıçta "ulusal birlik" gerekçesiyle kullanılmıştı. Ancak savaşın ikinci haftasına girilirken, halkın "varoluşsal tehdit" söylemine olan inancının yerini, hükümetin beceriksizliğine dair bir öfke aldığı görülüyor.
HAVALİMANLARINDA PANİK: KİM ÖNCE KAÇACAK?
Hava sahasının zaman zaman kapanması ve uçuş iptalleri, Ben-Gurion Havalimanı’nı adeta bir kaos merkezine çevirdi.
Uçaklara biniş önceliği konusunda siviller arasında çıkan kavgalar, halkın orduya ve savunma sistemlerine olan güveninin ne kadar sarsıldığını gözler önüne serdi.
Hayfa gibi stratejik şehirlerde belediye başkanlarının hükümet talimatlarını reddederek okulları açmaması, devlet otoritesindeki çatlağı derinleştiriyor.

EKONOMİK ÇÖKÜŞ VE BÜTÇE ÇIKMAZI
Haberin en can alıcı noktası ise 31 Mart tarihi. İsrail yasalarına göre bütçenin bu tarihe kadar onaylanmaması hükümetin otomatik olarak düşmesi anlamına geliyor.
Savaş harcamalarının katlandığı bu dönemde, özellikle askerlikten muaf tutulan Haredi Yahudilerine ayrılan dev bütçeler, cephede savaşan ve sığınaklarda ekonomik kaygı yaşayan seküler kesimi ayaklandırmış durumda. 15 Mart itibarıyla İsrail genelinde Netanyahu karşıtı dev protestoların başlaması bekleniyor.
HABER YORUMU VE EDİTÖR NOTU
Netanyahu için "savaş" her zaman siyasi bir can simidi olmuştu. Ancak bu kez durum farklı.
Füze savunma sistemlerinin (Demir Kubbe) Hizbullah ve İran’ın eş zamanlı saldırılarında açık vermesi, "yenilmezlik" imajını yıktı. Halkın sığınaklara hapsolması ve ekonominin durma noktasına gelmesi, İsrail toplumundaki sınıfsal ve dini fay hatlarını tetikledi. Bütçe krizi, Netanyahu’nun sadece bir idari sorunu değil, aynı zamanda koalisyon ortaklarıyla olan pamuk ipliği bağının kopma noktasıdır. Görünen o ki; Netanyahu’yu devirecek olan İran füzeleri değil, İsrail sokaklarının açlığı ve bütçe kalemlerindeki adaletsizlik olacaktır.
Haberde yer alan 31 Mart tarihi, İsrail siyasi sistemi için kritik bir "dead-line" (son tarih). Savaş devam ederken bir hükümetin bütçe geçirememesi sebebiyle düşmesi, modern İsrail tarihinde bir ilk olabilir. Bu durum, bölgedeki askeri operasyonların yönetimini de doğrudan kaosa sürükleyebilir. Okuyucuların, özellikle 15 Mart'ta başlayacak olan iç protestoları yakından takip etmesi önerilir; zira cephedeki savaş kadar sokaktaki isyan da bölgenin kaderini belirleyecek güçte.
Bakmadan Geçme
Bakan Fidan: İsrail, Suriye'yi istikrarsızlaştırmaya çalışıyor
İsrail'e şok! Türkiye dahil 8 ülkeden kritik hamle
Türkiye'den yeni ittifak hamlesi! İsrail ve Hindistan alarma geçti
Netanyahu, İran rejimini devirmeyi hedefliyor
İsrail Basınından Çarpıcı İddia: Mossad Binlerce Kürt Militanı Eğitti, Plan ABD Uyarısıyla Durdu
AK Parti sözcüsü Netanyahu'nun sözlerini önemsiz buldu
