Siyaset

İYİ Parti'den çarpıcı uyarı: Ankara BAM kararı tüm siyasi partileri ilgilendiriyor, seçim yargısının sınırları tehlikede!

İYİ Parti YSK Temsilcisi Öztürk, Ankara BAM'ın CHP kurultay kararıyla seçim yargısının yetki alanının tehlikeye girdiğini, tüm siyasi partileri ilgilendirdiğini ve YSK'nın nihai karar merci olduğunu vurguladı.
ANKA
ANKA
3 dk Sesli Dinle 0
İYİ Parti'den çarpıcı uyarı: Ankara BAM kararı tüm siyasi partileri ilgilendiriyor, seçim yargısının sınırları tehlikede!

İYİ Parti'nin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) temsilcisi Avukat Mustafa Tolga Öztürk, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin aldığı kararın, sadece CHP'nin iç meselesi olmadığını, tüm siyasi partilerin geleceği açısından kritik sonuçlar doğurabileceğini belirtti.

SEÇİM YARGISININ YETKİ ALANI TARTIŞMAYA AÇILDI

Öztürk, yaptığı değerlendirmede, bu kararın 'genel görevli mahkemeler'in seçim yargısının denetiminden geçmiş ve kesinleşmiş süreçleri yeniden tartışmaya açabileceği tehlikesini barındırdığını vurguladı. Siyasi partilerin kongre ve kurultaylarının hangi yargı merciinin denetimine tabi olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyan bu durumun, ileride diğer partilerin de benzer hukuki süreçlerle karşı karşıya kalabileceği anlamına geldiğini kaydetti. Mutlak butlan kavramına değinen Öztürk, siyasi parti seçimlerine ilişkin uyuşmazlıklarda mutlak butlan hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağına dair açık bir yasal düzenleme olmadığını, bu noktada genel hükümlere başvurulmasının mümkün görünmediğini ifade etti. YSK'nın daha önce bu konuya ilişkin verdiği kararları hatırlatan Öztürk, seçim hukukunun öngördüğü denetim yollarının işletildiğini ve ilgili merciler tarafından karar verildiğini belirtti. Ancak asıl tartışmanın, YSK'nın kesinleşmiş kararlarının genel görevli mahkemelerce yeniden değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplandığını dile getirdi.

ANAYASAL GÜVENCELER VE YSK'NIN SON SÖZÜ

Anayasa'nın 79. maddesine işaret eden Öztürk, seçimlerin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili tüm işlemleri yapma, yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleyerek kesin karara bağlama görevinin YSK'ya ait olduğunu hatırlattı. YSK'nın kararlarının aleyhine başka bir mercie başvurulamayacağına dair hükmün altını çizen Öztürk, seçim uyuşmazlıklarında son sözün YSK'da olduğunu ve bunun seçim sonuçlarının belirsizlik içinde kalmasını önlemeyi amaçladığını vurguladı. YSK'nın 22 Mayıs 2026 tarihli kararıyla Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nden gelen yazıyı işlem yapılmaksızın iade ettiğini belirten Öztürk, kurulun hukuk mahkemelerinin kararlarının icrası konusunda yetkisi bulunmadığını belirttiğini aktardı. Kemal Kılıçdaroğlu imzasıyla yapılan başvurunun değerlendirmeye alınmasının tek başına YSK'nın Kılıçdaroğlu'nu genel başkan olarak tanıdığı anlamına gelmediğini, karar metninde bu yönde açık bir değerlendirme bulunmadığını kaydetti.

PARTİLERİN SEÇİME KATILMA YETERLİLİĞİ RİSK ALTINDA

Kararın olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Öztürk, siyasi parti kongre ve kurultayları hakkında seçim yargısının verdiği kararların ardından genel görevli mahkemeler tarafından mutlak butlan incelemesi yapılabileceğinin kabul edilmesi halinde, bunun gelecekte tüm siyasi partiler açısından emsal teşkil edeceğini savundu. Bu durumun, partilerin seçime katılma yeterliliğini dahi tartışmaya açabileceğine dikkat çekti. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddelerine atıfta bulunarak, siyasi partilerin seçimlere katılabilmeleri için belirli teşkilatlanma ve büyük kongre şartlarını yerine getirmeleri gerektiğini hatırlattı. Eğer kurultayların hukuken geçersiz sayıldığı bir yorum benimsenirse, CHP'nin son geçerli büyük kongresinin tarihinin önem kazanacağını ve bunun seçime katılma yeterliliği açısından değerlendirilmesi gerekeceğini belirtti. Ancak Öztürk, bu durumun doğrudan CHP'nin seçimlere katılma hakkını kaybettiği anlamına gelmediğini, böyle bir sonuca ulaşılabilmesi için kurultayların hukuki statüsüne ilişkin tartışmanın kesin biçimde sonuçlanması ve seçim mevzuatının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Nihai olarak, Anayasa'nın 79. maddesi ve Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, siyasi parti seçimlerinde nihai değerlendirme ve karar yetkisinin YSK'ya ait olduğu kanaatinde olduğunu belirtti. Tartışılan konunun, sadece bir partinin iç meselesi değil, seçim hukukunun sınırları ve seçim yargısının yetki alanı ile ilgili olduğunu sözlerine ekledi.

Bu Yazıyı Paylaş