Analiz

Maden işçilerinin tarihi direnişlerinden Ankara'ya Haber Analiz...

Ankara’da Doruk Madencilik işçileri, tarihi maden kazalarının acısıyla yoğrulan işçi hakları mücadelesini Kurtuluş Parkı’nda sürdürüyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek isteyen madenciler, polis barikatıyla engellendi.
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
3 dk Sesli Dinle 0
Maden işçilerinin tarihi direnişlerinden Ankara'ya Haber Analiz...

HABERERK / HABER ANALİZ

Ankara’nın Kurtuluş Parkı’nda 20 Nisan’dan beri oturma eylemi ve açlık grevi yapan Doruk Madencilik işçileri, 26 Nisan’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek istedi.

Polis barikatı ve abluka ile karşılaştı; park çevresi çevik kuvvet ekiplerince kuşatıldı, işçilerin çıkışına izin verilmedi

 Açlık grevinin 7-8. gününde üç işçi fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Bağımsız Maden-İş Sendikası’na bağlı yaklaşık 113 madenci, “Haklarımızı alana kadar buradayız” diyerek kararlı duruşunu koruyor. Eylem, Eskişehir’den 13 Nisan’da başlayan ve 20 Nisan’da Ankara’ya ulaşan kilometrelerce süren yürüyüşün devamı niteliğinde.

İŞÇİLERİN TALEPLERİ: ÖDENMEYEN HAKLAR VE KAMULAŞTIRMA

Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik’te çalışan işçiler, aylardır ödenmeyen ücretlerini, kıdem ve ihbar tazminatlarını, ikramiyelerini ve sendikal faaliyet nedeniyle işten çıkarılanların iadesini talep ediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın açıkladığı 36 milyon TL’lik kısmi ödemeyi yetersiz bulan işçiler, “Alacaklarımızın tamamı yatana kadar direnişi bitirmeyeceğiz” diyor. Talepler arasında ücretsiz izinlerin kaldırılması, iş güvenliğinin güvence altına alınması ve madenin kamulaştırılması da yer alıyor. Bu, işçilerin beşinci kez Ankara’ya yürüdüğü eylem; önceki oyalamalara karşı artık “sözlere karnımız tok” tepkisi gösteriyor.

TARİHİ BAĞLAM: TÜRKİYE’DE MADEN KAZALARININ KARANLIK BİLANÇOSU

Doruk Madencilik direnişi, Türkiye madenciliğinin kronik yaralarını bir kez daha açığa çıkarıyor. Cumhuriyet tarihinden bu yana maden ocaklarında 3 binden fazla işçi yaşamını yitirdi, 100 binden fazla işçi yaralandı. En büyük facialar şöyle sıralanıyor: 2014 Soma Katliamı’nda 301 madenci yangın sonucu hayatını kaybetti; aynı yılın Ekim ayında Karaman Ermenek’te su baskını 18 işçiyi yuttu; 1990 Amasya Yeniçeltek’te grizu patlaması 68 can aldı. Zonguldak’tan Bartın’a, Kastamonu’dan Manisa’ya uzanan kazaların ortak nedeni, yetersiz denetimler, özelleştirmelerle artan maliyet baskısı ve iş güvenliği önlemlerinin ihmal edilmesiydi. Her facianın ardından yas ilan edildi, sözler verildi; ancak madenlerde risk ve hak gaspları sürüyor.

GEÇMİŞ MÜCADELELER: MADENCİLERİN YILLAR SÜREN DİRENİŞİ

Madencilerin mücadelesi Doruk ile sınırlı değil. Soma ve Ermenek’te yakınlarını kaybeden aileler tazminat ve adalet için yıllarca meydanlarda direndi.

Bağımsız Maden-İş gibi sendikalar, örgütlenme özgürlüğü, insana yakışır ücret ve can güvenliği için mücadele etti. Doruk işçileri de bu zincirin yeni halkası. TMSF devri öncesi ve sonrası dönemde biriken alacaklar, sendikal baskılar ve güvencesiz çalışma koşulları, sistematik bir sorunun parçası. İşçiler “Vatan haini değiliz, alın terimizin karşılığını istiyoruz” diyerek hem ekonomik hem de yaşama hakkını savunuyor. Destek ziyaretleri, diğer sendikaların dayanışması ve kamuoyu ilgisi eylemi güçlendiriyor.

SONUÇ: İŞÇİ HAKLARI VE GÜVENLİ MADENCİLİK İÇİN ACİL ÇAĞRI

Polis engeliyle sonuçlanan yürüyüş, Türkiye’de işçi haklarının hâlâ koruma altında olmadığını gösteriyor.

Maden sektörü en riskli iş kollarından biri olmayı sürdürürken, işçilerin sesini bastırmak yerine taleplerini karşılamak, hem adaleti hem de gelecekteki faciaları önlemenin anahtarı.

Doruk Madencilik direnişi, geçmiş acıların ışığında “madende işçi ölmesin, hakkı yenmesin” çağrısını bir kez daha yükseltiyor.

Eylem 14. gününde devam ederken, çözümün kalıcı olması için tüm alacakların ödenmesi ve madende gerçek reformlar şart.

Bu Yazıyı Paylaş