Siyaset

Öznur’dan Yanardağ’a: “Yazıcıoğlu çizgisini hiç bozmadı”

Hakkı Öznur, gazeteci Merdan Yanardağ’ın Muhsin Yazıcıoğlu hakkındaki sözlerine geniş bir açıklamayla yanıt verdi: “Doğrular var ama yanlışlar daha çok.”
Haber Merkezi
5 dk Sesli Dinle 1
Öznur’dan Yanardağ’a: “Yazıcıoğlu çizgisini hiç bozmadı”

Ülkücü hareketin tarihini yazan araştırmacı-yazar Hakkı Öznur, merhum BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun en yakın dava arkadaşlarından biri olarak, gazeteci Merdan Yanardağ’ın 22 Ağustos 2025’te Tele1’de yayımlanan 4 Soru 4 Yanıt programında dile getirdiği açıklamalara karşı kapsamlı bir yanıt verdi.

Öznur, “Merdan Yanardağ’ın sözlerinde doğrular da var, yanlışlar da…” diyerek başladığı açıklamasında hem tarihsel hem de ideolojik temeller üzerinden bir değerlendirme yaptı.


“Mamak Cezaevi Gerçeği Doğru Ama Eksik Anlatılıyor”

Öznur, Muhsin Yazıcıoğlu’nun 12 Eylül 1980 darbesi sonrası Mamak Cezaevi’nde kaldığı dönemi anlatarak, dönemin koşullarına dair önemli bilgiler verdi:

“Muhsin Yazıcıoğlu, 31 Ocak 1981’de Cunta rejiminin özel olarak kurduğu, asker ve polisten oluşan, tamamı Ülkücü düşmanı bir ekip tarafından Ankara’da yapılan bir operasyonla gözaltına alınmıştır.
1 ay boyunca 4. Kolordu içindeki C5 İşkence Merkezi’nde sorguda kalmıştır. Bu sorgulara Komünist POL-DER mensubu polislerle ülkücü düşmanı askeri savcı Albay Nurettin Soyer de katılmıştır.”

Öznur’un açıklamasına göre Yazıcıoğlu, ağır işkencelerin ardından önce Mamak Cezaevi B Blok’ta bir koğuşa, ardından A Blok Tecrit hücrelerine konuldu ve tahliyesine kadar hücrede kaldı.

“12 Eylül sonrası cunta rejimi ‘karıştır-barıştır’ uygulamasını başlattı. Ülkücüler ve Devrimciler aynı hücrelerde tutuldu. Ancak iddia edildiği gibi Muhsin Yazıcıoğlu hiçbir zaman Sırrı Süreyya Önder’le aynı koğuşta kalmadı.
Mamak A Blok Tecrit arka 14 numaralı hücrede kaldı.”


“Nasuh Mitap ile Aynı Hücredeydi ama Etkilenen O Değildi”

Öznur, Yanardağ’ın “Yazıcıoğlu, Dev-Yol’un 2 numaralı ismi Nasuh Mitap ile aynı hücrede kaldı ve ondan etkilendi” sözlerine yanıt verirken şunları söyledi:

“Evet, aynı hücrede kaldıkları doğrudur. Ancak etkilenen Yazıcıoğlu değil, Nasuh Mitap’tır.
12 Eylül öncesi, Muhsin Yazıcıoğlu’nu öldürmek için emir veren örgütlerden biri Dev-Yol’du. Ama Mamak’ın ağır şartlarında, vicdanı güçlü bir insan olarak yaralı, beli kırılmış Mitap’a yardım etti. Bu insani bir davranıştı, ideolojik bir yakınlaşma değil.”

Öznur, “Muhsin Başkan’ın devrimci hareketlere sempati duyduğu” iddialarını reddederek, “Yazıcıoğlu sosyalist sistemin çökeceğini ve SSCB’nin dağılacağını 12 Eylül’den yıllar önce Ülkücü gençliğe anlatan bir liderdi” dedi.


Sivas 1993: “BBP’nin Rolü Yoktu, Tam Tersine Can Kurtardı”

Öznur açıklamasında, Merdan Yanardağ’ın Sivas/Madımak olaylarına ilişkin sözlerini doğru bulduğunu vurguladı ve o döneme dair detaylı bilgiler paylaştı:

“Merdan Yanardağ, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan Madımak olayında BBP’nin herhangi bir rolü olmadığını, aksine BBP’lilerin bazı kişilerin otelden çıkarılmasına aracılık ettiğini belirtmiştir.
Otelden çıkarılan kişilerin otelin yanındaki BBP İl binasına götürüldüğünü söyleyen Yanardağ, bu müdahalenin yapılmaması durumunda ölen kişi sayısının 35 yerine 70 olabileceğini şu sözlerle ifade etmiştir:
‘Sivas Katliamı'nda Büyük Birlik Partisi'nin hiçbir rolü yok. Tam tersine Madımak Oteli'nden insanların yarısının kurtarılmasını sağlayan Büyük Birlik Partisi'dir. Otelden Büyük Birlik Partisi İl binasına geçiyorlar ve kalabalığa teslim etmiyorlar.’”

Hakkı Öznur, bu tespiti teyit ederek şöyle dedi:

“Bu sözler doğrudur. Aralarında türkücü Arif Sağ’ın da bulunduğu 35 kişinin hayatını BBP’liler kurtardı.
Keşke Türk solu bu konuda daha fazla itirafta bulunsa; sosyalist gazeteci Merdan Yanardağ gibi gerçekleri söyleyip, yıllarca iftira attıkları Muhsin Yazıcıoğlu ve BBP’den özür dileseler. Siyasal ahlak bunu gerektirir.”

Öznur, Yazıcıoğlu’nun olaylar öncesinde valiliği ve partililerini “provokasyona izin vermeyin, kalabalıkların içine girmeyin” diyerek uyardığını, yangın çıktığında ise “sığınanların tamamını kurtarın, zarar görmesinler” talimatı verdiğini belirtti.


“Sola Kaymadı, Siyasal İslam’a Hiç Yaklaşmadı”

Öznur, Yazıcıoğlu’nun 40 yıllık siyasi yaşamı boyunca ne sola yöneldiğini ne de siyasal İslamcı çizgiye kaydığını vurguladı.

“Yazıcıoğlu, siyasal İslamcılarla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir Türk milliyetçisidir.
İslam’ı bir ideoloji değil, hayat nizamı olarak görmüştür. Vehhabi, Harici, Selefi ve İrancı akımlarla, siyasal İslamcılarla mücadele etmiştir.”

Ayrıca, 1979 İran Devrimi sonrası Türkiye’de güçlenen siyasal İslamcı hareketlere karşı da Yazıcıoğlu’nun açık bir duruş sergilediğini hatırlattı:

“80 sonrası ‘İrancı’ yayınlar ve radikal dergilerle gelen sapmalar karşısında, Yazıcıoğlu Anadolu’yu dolaşarak ‘Türk-İslam ülküsü’ anlayışını anlatıyordu.
O, ideolojilere değil değerlere bağlıydı. İslam’ı siyasi bir slogan değil, ahlaki bir ölçü olarak savundu.”


“Türk Milliyetçiliği, İslam’ın İmanı İçinde Yücelir”

Hakkı Öznur açıklamasında, Yazıcıoğlu’nun milliyetçilik anlayışına da geniş yer verdi. 2007 yılında yaptığı bir konuşmadan alıntı yaparak şunları aktardı:

“Türkler, tarihte bilinen ilk devirlerden beri milliyet şuuru ve istiklâl fikrine sahip bir millettir.
Türk milliyetçileri biliyor ki, dinimizi milletin aleyhine kullananlar din istismarcısıdır.
Türk milliyetçiliği, İslam’ın iman ve şuuru içinde yücelmeyi gaye edinen bir ülküdür.
Bizim milliyetçiliğimiz ırkçılık değil, adalet, hak, hukuk ve insanlık temellidir.”

Öznur, Yazıcıoğlu’nun askeri vesayete, bürokratik oligarşiye ve parti devletine karşı olduğunu, “Demokrasisiz cumhuriyet, militarist rejimden farksızdır” sözleriyle özetledi.


“Milli ve Yerli Bir Liderdi”

Öznur, Yazıcıoğlu’nun hayatını “ülküye, millete ve adalete adanmış bir ömür” olarak tanımladı:

“55 yıllık ömrünü davasına, milletine ve Türklüğe adadı.
Gizli ajandası olmayan, inandığı yoldan dönmeyen, şeffaf, dürüst bir liderdi.
Ne darbecilerle, ne çıkar çevreleriyle uzlaştı.
O, kişilerin değil, milletin adamıydı.”

Yazıcıoğlu’nun şu sözleriyle açıklamasını tamamladı:

“Kendimi bildim bileli Ülkücüyüm. Türk milliyetçisiyim.
Hiç kimsenin çantasında beni tehdit edecek tek belge yoktur.
Baskıya, zulme, emperyalizme, çetelere boyun eğmedim.
Biz dik duracağız, doğru söyleyeceğiz, düz yürüyeceğiz.”


Bir Dava Adamının Ardında Kalan Miras

Hakkı Öznur’un açıklaması, hem Muhsin Yazıcıoğlu’nun insani yönünü, hem ideolojik duruşunu, hem de tarihi olaylara yaklaşımını yeniden gündeme taşıdı.

Bu kapsamlı metin; 12 Eylül Mamak hücrelerinden Sivas 1993’e, 1980’lerin siyasal İslam tartışmalarından 2000’lerin milliyetçilik anlayışına uzanan bir çizgide Yazıcıoğlu’nun tutarlılığını, ahlaki sağlamlığını ve milliyetçi kimliğini vurguladı.

Öznur’un sözleriyle:

“Muhsin Yazıcıoğlu, siyasal İslam’a teslim olmayan, sola savrulmayan, tavizsiz bir Türk milliyetçisidir.
Onun hayatı, imanla yoğrulmuş bir dava adamının destanıdır.”

Bakmadan Geçme

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Tuncay ÖZFİDAN

    Kalemine yüreğine sağlık kardeşim. Allah razı olsun.

Bu Yazıyı Paylaş